11 Sayfadan 1. 123 ... SonSon
Toplam 109 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Nazım Hikmet Ran Şiirleri

  1. #1

    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Mesajlar
    175
    Konular
    40

    Nazım Hikmet Ran Şiirleri




    MEMLEKETİMİ SEVİYORUM

    Memleketimi seviyorum :
    Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
    Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
    memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

    Memleketim :
    Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
    kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
    benim o kendi kendinden bile gizleyerek
    sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

    Memleketim.
    Memleketim ne kadar geniş :
    dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.
    Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.
    Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
    ve güneye
    pamuk işleyenlere gitmek için
    Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye
    utanıyorum.

    Memleketim :
    develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,
    kavak
    söğüt
    ve kırmızı toprak.

    Memleketim.
    Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven
    alabalık
    ve onun yarım kiloluğu
    pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla
    Bolu'nun Abant gölünde yüzer.

    Memleketim :
    Ankara ovasında keçiler :
    kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.
    Yağlı, ağır fındığı Giresun'un.
    Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması,
    zeytin
    incir
    kavun
    ve renk renk
    salkım salkım üzümler
    ve sonra karasaban
    ve sonra kara sığır
    ve sonra : ileri, güzel, iyi
    her şeyi
    hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır
    çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
    yarı aç, yarı tok
    yarı esir...






  2. #2

    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Mesajlar
    175
    Konular
    40

    Nâzım ile kardeşi Samiye.

    DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

    Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
    allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
    oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
    dünyayı çocuklara verelim
    kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
    hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
    dünyayı çocuklara verelim
    bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
    çocuklar dünyayı alacak elimizden
    ölümsüz ağaçlar dikecekler

    21 Mayıs 962, Moskova


  3. #3

    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Mesajlar
    175
    Konular
    40
    ÖLÜME DAİR

    Buyrun, oturun dostlar,
    hoş gelip sefalar getirdiniz.
    Biliyorum, ben uyurken
    hücreme pencereden girdiniz.
    Ne ince boyunlu ilâç şişesini
    ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
    Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
    başucumda durup el ele verdiniz.
    Buyrun oturun dostlar
    hoş gelip sefalar getirdiniz.

    Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
    Osman oğlu Hâşim.
    Ne tuhaf şey,
    hani siz ölmüştünüz kardeşim.
    İstanbul limanında
    kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
    kömür küfesiyle beraber
    ambarın dibine...

    Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
    ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
    simsiyah başınızı.
    Kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
    Ayakta durmayın, oturun,
    ben sizi ölmüş zannediyordum,
    hücreme pencereden girdiniz.
    Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
    hoş gelip sefalar getirdiniz...

    Yayalar-köylü Yakup,
    iki gözüm,
    merhaba.
    Siz de ölmediniz miydi?
    Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
    çok sıcak bir yaz günü
    yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
    Demek ölmemişsiniz?

    Ya siz?
    Muharrir Ahmet Cemil?
    Gözümle gördüm
    tabutunuzun
    toprağa indiğini.

    Hem galiba
    tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
    Onu bırakın Ahmet Cemil,
    vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
    o ilâç şişesidir
    rakı şişesi değil.
    Günde elli kuruşu tutabilmek için,
    yapyalnız
    dünyayı unutabilmek için
    ne kadar çok içerdiniz...
    Ben sizi ölmüş zannediyordum.
    Başucumda durup el ele verdiniz,
    buyrun, oturun dostlar,
    hoş gelip sefalar getirdiniz...

    Bir eski Acem şairi :
    "Ölüm âdildir" - diyor, -
    "aynı haşmetle vurur şahı fakiri."

    Hâşim,
    neden şaşıyorsunuz?
    Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
    herhangi bir şahın bir gemi ambarında
    bir kömür küfesiyle öldüğünü?...

    Bir eski Acem şairi :
    "Ölüm âdildir" - diyor.
    Yakup,
    ne güzel güldünüz, iki gözüm.
    Yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
    Fakat bekleyin, bitsin sözüm.
    Bir eski Acem şairi :
    "Ölüm âdil..."
    Şişeyi bırakın Ahmet Cemil.
    Boşuna hiddet ediyorsunuz.
    Biliyorum,
    ölümün âdil olması için
    hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...

    Bir eski Acem şairi...
    Dostlar beni bırakıp,
    dostlar, böyle hışımla
    nereye gidiyorsunuz?
    <div align="center"></div>
    <div align="right">YAŞAMAYA DAİR

    1

    Yaşamak şakaya gelmez,
    büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    bir sincap gibi meselâ,
    yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
    yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

    Yaşamayı ciddiye alacaksın,
    yani, o derecede, öylesine ki,
    meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
    yahut, kocaman gözlüklerin,
    beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
    insanlar için ölebileceksin,
    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    hem de en güzel, en gerçek şeyin
    yaşamak olduğunu bildiğin halde.

    Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
    yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
    yaşamak, yani ağır bastığından.

    1947

    YAŞAMAYA DAİR

    2

    Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
    yani, beyaz masadan
    bir daha kalkmamak ihtimali de var.
    Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
    biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
    hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
    yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
    en son ajans haberlerini.

    Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
    diyelim ki, cephedeyiz.
    Daha orda ilk hücumda, daha o gün
    yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
    Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
    fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
    belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

    Diyelim ki, hapisteyiz,
    yaşımız da elliye yakın,
    daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
    Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
    insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
    yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

    Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
    hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

    1948

    YAŞAMAYA DAİR

    3

    Bu dünya soğuyacak,
    yıldızların arasında bir yıldız,
    hem de en ufacıklarından,
    mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
    yani, bu koskocaman dünyamız.

    Bu dünya soğuyacak günün birinde,
    hattâ bir buz yığını
    yahut ölü bir bulut gibi de değil,
    boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
    zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

    Şimdiden çekilecek acısı bunun,
    duyulacak mahzunluğu şimdiden.
    Böylesine sevilecek bu dünya
    "Yaşadım" diyebilmen için...</div>

    Şubat 1948

  4. #4
    Düş Sokağı Sakini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2006
    Bulunduğu yer
    Düşler Sokağı
    Mesajlar
    445
    Konular
    13
    HOŞGELDİN KADINIM

    Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
    yorulmuşsundur;
    nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
    ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
    susamışsındır;
    buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
    acıkmışsındır;
    beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
    memleket gibi yoksuldur odam.

    Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
    ayağını basdın odama
    kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
    güldün,
    güller açıldı penceremin demirlerinde
    ağladın,
    avuçlarıma döküldü inciler
    gönlüm gibi zengin
    hürriyet gibi aydınlık oldu odam...

    Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

  5. #5
    Düş Sokağı Sakini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2006
    Bulunduğu yer
    Düşler Sokağı
    Mesajlar
    445
    Konular
    13
    VATAN HAİNİ

    "Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
    Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
    Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
    bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson&#39;un
    66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
    Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
    "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

    Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
    hainiyim, ben vatan hainiyim.
    Vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim.
    Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

  6. #6
    Düş Sokağı Sakini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2006
    Bulunduğu yer
    Düşler Sokağı
    Mesajlar
    445
    Konular
    13
    HOŞGELDİN...
    Hoş geldin&#33;
    Kesilmiş bir kol gibi
    omuz başımızdaydı boşluğun...
    Hoş geldin&#33;
    Ayrılık uzun sürdü.
    Özledik.
    Gözledik...
    Hoş geldin&#33;
    Biz
    bıraktığın gibiyiz.
    Ustalaştık biraz daha
    taşı kırmakta,
    dostu düşmandan ayırmakta...
    Hoş geldin.
    Yerin hazır.
    Hoş geldin.
    Dinleyip diyecek çok.
    Fakat uzun söze vaktimiz yok.
    YÜRÜYELİM.....


  7. #7
    doors - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Mesajlar
    177
    Konular
    17
    O bu gece ölebilir.
    Ceketinin göğsünde bir kurşun yanığıyla,
    O bu gece gitti ölüme,
    Kendi ayağıyla........

    -Cigaran varmı ? dedi.
    -Var dedim.
    -Kibrit ?
    -"Yok,cigaranı kurşun yakar "dedim.

    Aldı cigarayı,gitti &#33;&#33;&#33;&#33;

    Belki şimdi upuzun yatıyor,
    Dudaklarında yanmamış bir sigara,
    Göğsünde bir yara.

    Gitti - Darp işaret - Bitti ..................

    (N.H.Ran 1936)

  8. #8
    doors - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Mesajlar
    177
    Konular
    17
    Kendi kendimizle yarıştayız gülüm.

    Ya ölü yıldızlara hayat götüreceğiz,

    Ya dünyamıza inecek ölüm ..........

    (N.H.Ran 1958)

  9. #9

    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Mesajlar
    175
    Konular
    40
    <div class='quotetop'>ALINTI(doors &#064; 11 10 2006, 14&#58;44 ) [snapback]16976[/snapback]</div>
    O bu gece ölebilir.
    Ceketinin göğsünde bir kurşun yanığıyla,
    O bu gece gitti ölüme,
    Kendi ayağıyla........

    -Cigaran varmı ? dedi.
    -Var dedim.
    -Kibrit ?
    -"Yok,cigaranı kurşun yakar "dedim.

    Aldı cigarayı,gitti &#33;&#33;&#33;&#33;

    Belki şimdi upuzun yatıyor,
    Dudaklarında yanmamış bir sigara,
    Göğsünde bir yara.

    Gitti - Darp işaret - Bitti ..................

    (N.H.Ran 1936)


    her bir kelimedeki gizli mana insanın içine derinden işliyor. Teşekkürler güzel paylaşımın için
    [/b]

  10. #10
    bolsoru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    Denizli
    Mesajlar
    416
    Konular
    13
    Hepiniz saolun hızır gibi yetişdiniz edebiyatcıda nazim hikmet diyordu burdan çekerim artık yeniden saolun


11 Sayfadan 1. 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Nazım Hikmet RAN
    Konuyu Açan: Sepia, Forum: Yazarlar.
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 08-Mar-2018, 09:24
  2. Öz Türkçe Düşünceler - Nazım Hikmet...
    Konuyu Açan: raskolnikov, Forum: Not Defteri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25-Tem-2008, 00:11
  3. Oyunlarım Üstüne-Nazım Hikmet..
    Konuyu Açan: pithc, Forum: Tiyatro ve Sahne Sanatları.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 15-Şub-2008, 11:46
  4. Nazım Hikmet
    Konuyu Açan: Düş Sokağı Sakini, Forum: İlginç ve Komik Resimler.
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 11-Eki-2006, 20:49