mukpeor Nickli Üyeden Alıntı
Neden bir kesim insan, insan zekasını yetersiz bulmaktadır ki, insanları küçük görmek ve daha büyük bir zeka ile yönlendirilmesini istemek bana göre yanlıştır, ne yani bir dönem dünyayı değiştirmiş kişiler aptal insanlarmıydı, nereden biliyorsunuz onların zekasını? bana göre tarihti yapılmış her yeniliği ve gelişimi insanlar zekaları ile rahatça yapabilirler, böyle irtibatlarla yönlendirilmeleri en azından bazı şeyleri başarmış insanların iletişim kurmuş olması bence o insanlara hakarettir.... tabi bu düşünceyle ben seçilmeye layık biri değilim sonuçu çıkıyor ama ben insan olarak evrende yaratıcı dışında benden daha üstün bir varlık olduğuna inanmıyorum... ki tabi bu benim inancımdır ve konuda karşıt bir düşünce olsun istedim...
Burada insan zekasından üstün olabilecek zekaların da varlığından bahsediliyor. İnsanların da gelişerek bu gelişkin varlıklardan tebliğler ve rehberlikler alabileceğinden, herkesin zeka ve kavrama becerilerinin de bu kadar gelişmemiş olduğundan bahsediliyor. Sanırım buna hiç birimizin itirazı yok? Her insan aynı ölçüde zeki, yüksek kapasiteli ve anlama becerisine sahip değildir. Dışardan müdahale eden yüksek zekaların da bunlarla vakit harcamadığından bahsediliyor.
Yaratan-Yaratılan kavramları karşılaştırınca, kavramsal düzeyde elbette hiç bir yaratılan bir diğerinden üstün değil, her biri yaratılandır. Ama ne yazık ki bu kadar basit değil olay, siz de biliyorsunuzdur. Herkes işçidir ama kimileri tuvalet temizler, kimileri tuvaleti temizleme görevi verir, kimileri tuvaleti temizleme görevi verme yetkisi verir ve liste böyle uzar. Ama en nihayetinde bunlardan her biri işçidir. Tutup da ''Yaratıcıdan başka benden üstün varlık yok!'' demek biraz ütopik kaçmıyor mu sizce de? Kavramsal olarak, evet yok! Ama bunun dışında kabul etmek ''zorundayız'' ki yaratılışta bizden ileri olan, daha zeki, daha gelişmiş ve daha yüksek kapasiteye sahip olan yaratılmışlar olması durumu söz konusu. Bu durum da insan zekasının geriliğinden değil, insanın yaşadığı realiteden kaynaklanıyor. Madde ve maddesel kuralların hüküm sürdüğü bir realite ile, bu kurallardan ve kanunlardan arınmış ve yoksun olan bir realite arasındaki farkı eminimki herkes tarafından anlaşılırdır. Bizler, maddenin esareti ve kanunları altında yaşayan ve bu kanunlara esir düşmeden yaşamaya çalışan varlıklarız. Bu bizi, ne yazık ki, belki de ne mutlu ki, diğer varlıklardan rehberlik alma durumunda bırakıyor. Bu rehberliği alırken de aşağılık kompleksi biraz konu dışı kalmalı. Onların var olmasının amacı rehberlik vermek ve kendilerince tekamül etmeye devam etmek, onların rehberlik vermesinin amaç haline gelmesinin sebebi bizim varlığımız ve tekamül sürecimiz. Bu durumda onların rehberliği ve bizim varlığımız, kopamaz bağlar halinde. Bir gün biz olmadığımızda, onların da olmasına gerek kalmayacak. Bir gün onlar olmazsa, bizim de olamamız geremeyecek. Bütünün parçaları her zaman bütüne varmak için mücadele eder. Dişli çarklar halinde gidiliyor kısacası. Çarkların dişlerinden birinin eksikliği sistemi aksatır, ve benim inancım(ayrıca bir çok ruhsal kişinin de inancıdır sanırım); bu sistemin mükemmel işlediği ve çarkların sürekli eksiksiz döndüğü yönündedir.