Nasıl Öğrenileceğini Öğrenmek
Bu bölümde, ilerideki kısımlarda verilen lüsid rüya tekniklerini uygulamayı kolaylaştıracak tamamlayıcı bilgi ve alıştırmalara yer vereceğiz. Lüsid rüya âlemini araştırmaya koyulmadan önce, uyku sırasında beynin ve bedenin durumu konusunda bazı temel şeyleri bilmek gerekiyor. Daha sonra da, kişileri rüyalarında bilinçli olmaktan alıkoyan, sık rastlanan bazı "zihinsel dirençler" konusunda bilgi edineceksiniz.
Uyuyan Beyin, Rüya Gören Zihin
İnsanlar uyku ihtiyaçlarını çok abartabilmektedirler. Neden her yirmi dört saat içinde sekiz saat "ışıkları söndürmek" gerekmektedir? Bu soruya, bedeni ve zihni dinlendirmek gerektiği ya da karanlık saatlerde kendimizi güvenceye almak gerektiği gibi cevaplar verilebilir. Ancak uykuyu esrarlı bir şey gibi yorumlamak, çok daha önemli bir soruyu gündeme getirir: Peki, uyanık olmakla neyi kastediyoruz? Uyanık olmanın basit bir tanımı, farkında olmaktır. Ancak farkında olunan nedir? Uyku ve uyanıklıktan bahsettiğimizde, dış dünyayla ilgili bir farkındalığı kastederiz.
Ancak kişi uyurken ve dış dünyanın hemen hiç farkında değilken; kendi zihni içindeki bir âlemin farkında olabilir (ki bu da "uyanık" olmaktır). Uyanıklığın dereceleri vardır. Lüsid rüyacılar, gerçek durumun daha iyi farkındadırlar; rüya gördüklerini bilmektedirler; bu nedenle "rüyaları içinde uyanık" olduklarını söyleyebiliriz. Yüksek şuur hâllerine ulaşma konusunda geleneksel yöntemleri izleyenler bir "uyanış" hâlinden bahsederler; bunun anlamı kişinin Kozmos'ta nasıl bir yer işgal ettiği konusunda farkındalığını artırmasıdır.
Peki, bir kişinin ya da bir şeyin "farkında" olmak ne anlama gelmektedir? Biyolojik organizmalarda farkındalık beynin bir fonksiyonu olarak ele alınır. Duyu organları dünyadan bilgi toplarlar (ışık, ses, sıcaklık, yüzey dokusu, koku) ve bu bilgileri beyne aktarırlar. Beyin bu bilgileri yorumlar ve dış dünyada neler olduğu konusunda kavramsal bir senteze ulaşır. Fakat içsel farkındalık olarak da ifade edilen şuursal farkındalık ise çok daha kapsamlı bir farkındalığı beraberinde getirir.
Kişinin kendi varlığını dış etkilerin ve olayların içerisinde yitirmemesi anlamına gelir. Günlük yaşamında uyanık ve her şeyin farkında olduğunu zanneden insan, Dördüncü Yol ekolünün mimarı büyük filozof Gürciyef e göre "çok derin bir uykuda"dır. Gürciyef e göre insan normalde gözleri açıkken de uyumaktadır. Uykudan uyanmak için mutlaka ekstra bir çaba ve çalışma içerisine girmelidir. Bu farkındalık hâli başta Krişnamurti, Ouspensky gibi yeni çağ filozoflarına göre an'ı yaşamak, şimdide bulunabilmek, iç özgürlüğe ulaşabilmek olarak da nitelendirilmiştir.
Günlük yaşamda durum böyle iken uyku sırasında farkındalığını meydana gelebileceği düşüncesi pek çok insana inandırıcı gelmeyebilir, fakat lüsid rüya çalışmaları gösteriyor ki, insanın uyku sırasında günlük farkındalığının ötesinde bir farkındalığa ulaşabilmesi mümkündür. Çünki duyular aracılığıyla dış dünyadan gelen etkiler uyku sırasında minimuma iner. Zihin iç varlığının çok daha ince ve hassas etkilerine açık olduğu kadar ruhsal dünyaya uzanıp o farklı boyutların titreşimlerini çözümleyebilecek bir seviyeye ulaşır.
Beynimiz, dünyada neler olduğu konusunda, sürekli yeni bilgilerle tazelenen bir model oluşturur ve gelecekte neler olabileceği konusunda da tahminler yürütür. Tahmin işlemi, şu an elde bulunanın ötesinde önceden edinilmiş bilgilerin kullanılmasını gerektirir ve duyuların algı kapasitesiyle sınırlıdır. Beş duyunun ötesinde kullanılmayı bekleyen pek çok algı ve yeteneklerle donanmış olan insan için lüsid rüya çalışmaları kendi iç potansiyelini görmesini engelleyen kapının aralanmasında kullanılan yöntemlerden biridir.
Zihnin Uykudaki Durumu
Uyanıklık durumunda ya da bir çeşit etkinlikle meşgul olunduğunda (yürüyüş, kitap okuma, vb.), beyin çevreden gelen duyusal verileri değerlendirmekle meşguldür; bu süreç, hafızada bir araya gelince, bir dünya modeli oluşturacak ham maddeyi meydana getirir. Uyanık ve etkin durumda, bu model doğru bir biçimde dış dünyayla ilişkiyi yansıtır.
Uyanık olmakla birlikte fiziksel bir faaliyet içinde olunmadığı durumda, girdi dengesi, dışarıdan içeri doğru kayar. Belli bir ölçüde, düşünme biçimi, dışsal uyaranlardan bağımsızlaşmış durumdadır; zihin başıboş dolanır, hayal kurar; gündüz düşlerine dalınır. Zihnin bir kısmı ile, o anki fiilî çevre yerine, olması mümkün dünya modelleri inşa edilir. Ancak dış dünyanın basit bir modeli yine de korunur. Örnek olarak, bir çeşit tehlike işareti ortaya çıktığında, dikkat kolayca dış dünyaya döner.
Uykuda ise, dış dünyadan çok az miktarda duyusal girdi söz konusudur ve dış dünyanın bilinçli bir modeli artık korunmaz olur. Uyku moduna geçen beyin, bilinçde bir dünya modeli oluşturacak kadar uyarılmışsa, bu model büyük ölçüde çevrede olup bitenlerden bağımsızdır. Diğer bir deyişle bir rüyadır. Uyuyan beyin her zaman çok boyutlu bir dünya modeli yaratmaz. Bazı hâllerde sadece düşünmekle ya da çok az bir şeyler üretmekle yetinir. Uyku sırasındaki zihin faaliyetindeki farklılıklar büyük ölçüde, uyuyanın beyin durumundaki farklılıklara dayanırlar.
Uyku, bilim adamlarının 20 yy'a dek düşündükleri şekilde, tek tip, pasif bir dünyadan çekilme hâli değildir. Birbirinden farklı iki tip uyku vardır. Uykunun sakin kısmı ile aktif kısmı; biyokimya, fizyoloji, psikoloji ve davranış olarak birçok farklılıklar sergilerler. Bu iki farklı uyku durumunu tanımlamak için beyin dalgaları (saç derisi düzeyinde ölçülen elektrik faaliyeti), göz hareketleri ve kas gerilimi gibi ölçütler kullanılmıştır. Uykunun sakin aşaması, uykuyu, dinlenmeye yönelik bir faaliyetsizlik olarak anlayan genel görüşe çok uygundur. Yavaş ve derin nefes alınır; zihinde çok az faaliyet vardır; metabolizma hızı minimuma inmiştir ve tamir süreçlerini kolaylaştırmak üzere büyüme hormonları salınmış durumdadır. Kişiler bu durumdayken uyandırıldıklarında biraz sersemlemiş gözükürler. Rüya gördüklerini hatırladıkları da pek olmaz. Bu hâli, kedi ya da köpeklerde de kolayca gözleyebilirsiniz; hayli gevşemiş bir pozisyondadır ve yavaş ve düzenli nefes alıp verir. Uykuda konuşma ve uyurgezerlik de bu hâlde meydana gelir.
Sakin uyku hâlinden aktif uyku hâline geçiş bir hayli çarpıcıdır. Aktif uyku aşamasında, genelde hızlı göz hareketleri (rapid eye movement) ya da REM uykusu adı verilen bir durum söz konusudur: Gözler, sanki uyanıkmışçasına hızlı hareketler sergilerler. Aradaki tek fark, göz kapaklarının kapalı oluşudur. Nefes hızlanır ve düzensizleşir; beyin tıpkı uyanıkmış gibi yoğun enerji tüketmeye başlar ve bu esnada yoğun olarak rüya görülür. Beyinde bu faaliyetler meydana gelirken, beden neredeyse tamamen hareketsiz durumdadır (sadece ufak tefek kasılmalar olur); REM uykusu sırasında beden rüya görme hâline engel olmasın diye geçici olarak hareketsizleştirilmiştir.
REM uykusuna has "uyku felci" (bedenin hareketsizleşmesi) uyanınca hemen ortadan kalkmaz; bu yüzden uyandıktan sonra bir iki dakika hareket edemediğiniz olmuştur. Uyku felci rahatsız edici bir tecrübe olmakla birlikte aslında tamamen zararsızdır ve lüsid rüya oluşturmakta kullanılması da mümkündür.
Uyuyan Kişinin Gece Yolculuğu
Sakin uykunun da üç alt aşaması vardır. Birinci aşama, rehavet içinde bir uyanıklıkla hafif uyku arası bir geçiş hâlidir; bu aşamanın karakteristik özellikleri, yavaş seğirme gibi göz hareketleri ve uykuya götüren imgeleme adı verilen canlı, kısa rüyacıklardır. Normalde, kişi, birinci aşamadan ikinci aşamaya hızla geçer. İkinci aşama, tam anlamıyla uykudur ve "uyku kıvrımları" (sleep spindle) adı verilen tek düze beyin dalgası örüntüleri şeklinde karakteristikler sergiler. Bu aşamada zihinsel etkinlik oldukça az ve sıradandır; düşünce akışını andırır.
Tipik olarak yirmi ilâ otuz dakika içinde, kişi "delta uykusuna" çok daha derin bir biçimde dalar. Bu isim, sakin uykunun bu aşamasını karakterize eden düzgün, geniş, yavaş beyin dalgalarından adını almaktadır. Delta uykusunda pek az rüya görülür. İlginç bir biçimde, spirituel çalışmalarda ve bazı mistik tradisyonlarda, rüyanın bulunmadığı bu derin uyku durumu, en derindeki şuurumuzla temas kurulan bir hâl olarak ele alınmıştır. Svami Rama'ya göre "bu, iç âlemimizin, en yüksek evrensel şuurun tam ışığıyla dolabildiği bir andır." Uyanık bilincin ego hâli artık yoktur. Dahası, sınırları tam olarak bilinmeyen zihnin kişisel yönleri de geçici olarak bir yana bırakılır. Anılar, sorunlar, problemli rüya görüntüleri, geride kalmıştır. Kişisel bilinç dişinin bütün sınırlılıkları, en yüksek şuurun eksiksiz ışığında kaybolurlar."
Psişik araştırmalar bu durumu, ruhsal dünyanın etkilerini algılayabilmeye en uygun durum olarak izah eder. Bu durumda zihindeki algı kalıpları, entellektüel sınırlar ve duyular dünyasının etkileri insanın gerçek yönüne uzanması için bir engel teşkil etmez. Psişik çalışmalarda ortaya çıkan fenomenlerin meydana geliş anlarında süjenin içine girdiği şuur durumunun da delta uykusu durumuna çok benzediği yönünde sağlam kanıtlar elde edilmiştir. Parapsikologların yaptıkları çalışmalar sonucunda psişif fenomenlerin meydana geliş anında ve rüya modunda beyin alfa dalgaları yayınlamaya başlar.
Uyku boyunca gerçekleşen bu gece yolculuğunda lüsid rüya uykusunun hangi aşamada gerçekleştiğini merak edebilirsiniz. Bu soruya nasıl cevap arandığı, tekrar tekrar anlatılmaya değer bir öyküdür.
Rüyalar Dünyasıyla İletişim
"Diyelim ki uyudunuz ve diyelim ki uykunuzda bir rüya gördünüz; rüyanızda da cennete gidip garip ve güzel bir çiçek kopardınız. Peki.... uyandığınızda çiçek elinizde duruyorsa ne olacak? Siz söyleyin bakalım, ne olacak? "
Samuel Taylor Coleridge
Tarih boyunca şairler, düşünürler ve rüyayla ilgilenen diğer kişiler, rüyalar dünyasından bir şeyler getirmek gibi fantastik bir düşünceyle ilgilendiler. Bu Coleridge'in çiçeği kadar somut ve gerçek bir şey olmalıydı. Rüyanın en az bu yaşam kadar gerçek olduğunu kanıtlamalıydı. 1970'lerin sonlarında, Stanford Üniversitesi'nde lüsid rüyalarla ilgili doçentlik üstü çalışmalarına başlayan Stephen LaBerge kendisini ilk bakışta çok daha umutsuz gözüken başka bir işle karşı karşıya buldu: Lüsid rüyaların gerçek olduğunu kanıtlamak. O günlerde uzmanlar, rüya görme ile rüya gördüğünün bilincinde olma hâllerinin bir arada olmasının, eldeki bilgilerle tam bir çelişki sergilediğinden emindiler; bunun imkânsız olduğunu düşünüyorlardı. Fakat LaBerge, bu felsefî önermelerden fazla etkilenmedi, çünki bizzat kendisi lüsid rüyalar görmekteydi.
Lüsid rüyanın gerçek olduğunu diğerlerine kanıtlayabilmek için gördüklerinin gerçekten bilincinde olduğuna dair rüya dünyasından kanıtlar getirmeye mecburdu. Uyandıktan sonra, bir rüyada lüsid rüya yakaladığını rapor etmek gerçek bir kanıt sayılmıyordu. Uykuda olunduğunu gösteren bir kayıt üzerinde, lüsid rüyanın zamanını, bir şekilde işaretlemek gerekiyordu.
Önceki çalışmaların, rüya görenlerin REM sırasındaki fiziksel göz hareketlerinin; rüyalarda baktıklarını bildirdikleri yönle tıpatıp aynı yönde gerçekleştiklerini kanıtlamış olduğu biliniyordu. Öncü bir uyku ve rüya araştırmacısı olan Dr. William Dement'in aktardığı ilginç bir örnekte; rüya gören denek, yirmi beş kadar düzenli sol-sağ-sol-sağ şeklinde gelişen bir göz hareketleri serisi gerçekleştirdikten sonra uyandırılır. Denek, rüyasında bir masa tenisi maçı gördüğünü aktarır. Tam uyandırılmadan önce, rüyadaki gözleriyle uzun bir voleyi izlemektedir.
Lüsid rüya görebilen denekler üzerinde yapılan laboratuar çalışmaları kısa zamanda lüsid rüya periyodunun varlığını kanıtladı. Beyin dalgalarını, göz hareketlerini ve kas gerilimlerini ölçen elektrotların bağlandığı deneklerin uyku sırasındaki lüsit rüya faaliyetleri polifraf kayıtları sayesinde incelenebildi. İncelenen polifraf kayıtlarında, bir REM periyodu ortasında göz hareketi sinyalleri saptandı. Aynı çalışma pek çok lüsid rüyacı üzerinde de başarılı biçimde yapıldı ve bu rüyaların neredeyse sadece REM uykusu sırasında ortaya çıktığı anlaşıldı.
Rüya dünyasıyla bu şekilde kurulan iletişim, lüsid rüyalar ve rüya fizyolojisiyle ilgili ileriki çalışmalarda son derece yararlı oldu. Lüsid rüyacıların rüyalarında önceden kararlaştırılmış bazı hareketler yapmaları ve bu şekilde uyanık dünyaya işaretler göndermeleri rüya araştırmalarında yepyeni yaklaşımlara olanak tanıdı.
Stanford Uyku Araştırma Merkezimde yürütülen bu çalışmalar rüya sırasında zihin/beden ilişkileri haritasını oluşturmada ilk adımları meydana getirdi.
Göz hareketleri vasıtasıyla lüsid rüyacıların rüya dünyasından işaret vermeleri metodu; rüyacıların rüya içindeki bakışları ile kapalı göz kapakları ardındaki gerçek göz hareketleri arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu kanıtlamıştır.
Rüyada gerçekleştirilen hareket, beyin ve beden üzerinde gerçek etkiler meydana getirir.
Yukarıda ele alınan deneyler, uykuda ve rüya görürken yaşanılan olayların, sanki bu olayları uyanıkken yaşamışsınız gibi; beyniniz (ve biraz daha az olmak üzere, bedeniniz) üzerinde etkiler meydana getirdiği görüşünü desteklemiştir. Lüsid rüyacılar, rüya sırasında nefeslerini tuttuklarında ya da hızlı hızlı nefes alıp verdiklerinde; gerçek nefes alıp vermeleri de buna uyar; yani soluklarını gerçekten tutar ya da hızlandırırlar. Ayrıca, uyanık durumda şarkı söyleme ve sayı sayma faaliyetlerinin beynin çalışmasında sebep olduğu farklılıklar (Günümüzde çok kesin olmamakla birlikte, şarkı söyleme sağ yarım küreyi, sayı sayma ise sol yarım küreyi çalıştırma eğiliminde olduğu kabul edilmektedir) lüsid rüyalarda neredeyse iki katma çıkmaktadır. Kısaca, beynimiz açısından, bir şeyin rüyada yapılması; gerçekten yapılmasıyla aynı şeydir. Bu bulgu, rüyaların neden bu denli gerçek göründüklerini açıklamaktadır.
Rüya hâlinin neden olduğu fizyolojik etkiler; rüyaları, imajinasyonumuzun "asi çocukları" gibi bir yana atmamızın mümkün olmadığını göstermektedir. Kültürümüzün genel eğilimi, rüyaları yok sayma şeklinde olmakla birlikte; rüya deneyimleri de en az uyanık yaşantılar kadar gerçektir. Yaşamlarımızı iyileştirmek istiyorsak; bu gayretlerimize rüya yaşantılarımızı da eklemek çok yerinde olacaktır.
Sosyal Değerler ve Lüsid Rüya
Lüsid rüyalara ilgi duyan ve bu tip rüyalar gören kişiler, bu konuda kimseyle konuşamadıklarından, rüyalarında neler yaptıklarını insanlara açıklamaya çalıştıklarında karşılarındaki kişilerin kendileriyle alay ettiklerinden yakınırlar. Kültürümüz, zihinsel hâller üzerinde çalışanlara pek az sosyal destek veriyor. Bu direncin kökleri belki de psikolojideki davranışçı bakış açısında yatmaktadır. Davranışçı anlayış, insanlar da dahil olmak üzere bütün hayvanları birer "kara kutu" şeklinde ele alır. Hareketlerinin tamamen dışsal girdilere bağlı olduğunu kabul eder. Bir hayvanın "zihin" içeriğinin ölçülebilir bir şey olmadığı ve bu nedenle de bilimsel çalışmanın sınırları dışında kaldığı farz edilir.
Ancak 1960'lı yılların sonlarından itibaren, bilim yeniden bilinçli deneyim alanını araştırmaya başlardı. Lüsid rüya çalışmaları buna bir örnektir. Ancak kültürel anlayış normalde bilimsel anlayışı biraz geriden izler. Bu yüzden bazı bilim adamları da dahil olmak üzere; insan varlığının yeni bazı yeteneklerinin, bilimsel araştırma yoluyla keşfedilip kanıtlanmasına bazı kişiler direnmeyi sürdürmektedirler.
Lüsid Rüyalarla İlgili Kaygılar
Soru ve Cevaplar
Lüsit rüya gören kişilerin zihinlerine takılan ortak bazı sorulara uzmanların verdikleri cevaplar:
S. Lüsid rüya nedir?
C. Lüsid kelimesi, saydam, berrak veya şeffaf anlamına gelmektir. Lüsid rüya terimi araştırma çevrelerinde özel bir kavram olarak literatüre girmiştir. Lüsid rüya ile anlatılmak istenen, rüya sırasında rüya görüldüğünün farkına varılıp, rüyanın bilinçli olarak yönlendirilmesidir.
S. Lüsid rüyalar bazı kişiler için zararlı olabilir mi?
C. Lüsid rüyaların neredeyse tamamına yakını, olumlu, ödüllendirici deneyimlerdir ve bu konuda sıradan rüyalardan çok üstün oldukları söylenebilir. Uzmanlar, "normal ölçüde nörotik" olmanın dışında bir sorunu olmayanlar için, lüsid rüyaların tamamen zararsız olduğunu ifade etmektedirler.
S. Kişi rüyada ölecek olursa; gerçekten de öleceği söyleniyor. Bu doğru mudur?
C. Eğer doğru olsaydı, bunu nasıl bilecektik? Tam aksi yönde doğrudan kanıtlarımız vardır: Birçok kişi rüyalarında öldüklerini görmüşlerdir; uyandıktan sonra sapasağlam biçimde verdikleri kendi raporlarına göre; bu rüyaların üzerlerinde hiçbir olumsuz etkisi olmamıştır. Dahası, ölüm rüyalarını yeniden doğuş rüyalarına dönüştürmeniz de mümkündür.
S. Rüya farkındalığı kazanmayla ilgili tüm bu gayret ve alıştırmalar, uyku kaybına yol açmaz mı? Rüyalarımda uyanık kalmayı başarırsam, daha fazla yorulur muyum? Daha çok lüsid rüya görme adına, gündüz yaşantılarımdaki zindeliğimi kaybetmeye değer mi?
C. Lüsid rüyalar da en az diğer rüyalar kadar dinlendiricidir. Lüsid rüyalar genelde olumlu deneyimler oldukları için, kalktığınızda kendinizi güçlenmiş hissedersiniz. Bir rüya sonrasında ne ölçüde yorgun olduğunuz, rüyada neler yaptığınızla ilgilidir.
Lüsid rüya görmeyi öğrenmek için, bu konuya ayrılacak zaman ve enerjiye sahip olduğunuz bir dönemi seçmelisiniz. Rüyalarınızı hatırlama ve lüsid rüya oluşturma çalışmaları geceleri daha uzun süre uyanık kalmanızı gerektirebilir. Daha uzun süre uyumanız söz konusu olabilir. Eğer, uykuya daha çok zaman ayıracak vaktiniz yoksa ya da uykuda geçirdiğiniz her küçük süre sizin için çok değerliyse; şu anda lüsid rüyalar üzerinde çalışmanız doğru bir seçim olmayabilir. Çalışmalar sadece stresinizi artırır ve pek iyi sonuçlar da alamazsınız.
S. Lüsid rüyalar görebilmek için yetersiz olmaktan korkuyorum. Önerdiğiniz alıştırmaları yapıp hayli zaman harcadıktan sonra lüsid rüya görmeyi başaramazsam ne olacak? Uzun zaman ayırdıktan sonra hiçbir sonuç alamazsam, kendimi başarısız hissederim.
C. Konu ne olursa olsun, bir şey öğrenirken, öğrenmeye engel teşkil eden bir numaralı şey, aşırı derecede çaba sarf etmektir. Lüsid rüyalar konusunda bu daha da önem kazanır. Çünki uykunuzu iyi almanız ve dengeli bir bilinç durumuna sahip olmanız, bu çalışmalarda çok önemlidir. Sonuç alamadan lüsid rüya görme konusunda büyük çaba sarf ederken uykunuzdan oluyorsanız, bu çabalarınızı bir süre durdurun. Gevşeyin ve birkaç gün ya da birkaç hafta boyunca lüsid rüyalar konusunu tamamen unutun. Bazen', lüsid rüyalar siz çaba göstermekten vazgeçince kendiliğinden doğal olarak meydana çıkarlar.
S. Lüsid rüyalar o kadar ilgi çekici ki ve kişi kendini o kadar iyi hissediyor ki; karşılaştırıldığında gerçek yaşam çok soluk kalıyor. Kişi lüsid rüyalara bir bağımlılık geliştirir de her şeyi bir yana atarsa ne olacak? Böyle bir şey söz konusu olabilir mi?
C. Yaşamı son derece monoton olan bir kişinin lüsid rüyalara saplantı derecesinde bağlanması elbette söz konusu olabilir. Her durumda, lüsid rüyalar için "yaşamlarını uykuda geçirme" fikrine sıcak bakan kişilere, lüsid rüyalar sırasında öğrendiklerini gerçek yaşamlarına uygulamaya çalışmaları önerilebilir. Eğer lüsid rüyalarınız çok daha gerçek ve çok daha heyecan vericiyseler; yaşamımızı rüyalarımıza benzetmeye çalışmak, çok daha canlı, yoğun, zevkli ve ödüllendirici hâle getirmek en iyisidir. Her iki dünyada da deneyiminiz, davranışlarınızdan büyük ölçüde etkilenir.
Tüm bireysel gelişim çalışmalarında unutulmaması gereken ilkeler lüsid rüya çalışmalarında da geçerlidir: Abartmamak, akıl ve vicdan hükümlerinden uzaklaşmamak, aracı amaç hâline getirmemek, yani yapılan şeyin içinde kaybolmamak ve yaşamın bir esneklik ve uyum süreci olduğunu unutmamak.
Rüyalarınızı Tanımaya Başlamak
Rüyalarınızı Nasıl Hatırlayacaksınız?
"Her şey hatırlamakla başlar" diye bir söz vardır ve bu söz, lüsid rüyalar konusunda kesinlikle doğrudur. Lüsid rüya görmeyi öğrenmenin ilk şartı görülen rüyanın hatırlanmasıdır.
Rüyalar tam olarak hatırlayıncaya dek, çok sayıda lüsid rüya görme şansı azdır. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi, hatırlanmadığı takdirde bir lüsid rüya yaşansa bile, bunun fark edilemeyeceğidir. Gerçekten de, yaşamın normal akışı içinde unutmuş olduğumuz binlerce rüya arasında hepimiz bir çok lüsid rüyayı da fark etmemiş olabiliriz. İkincisi, lüsidleşmek için, rüyanın bir rüya olduğunu, rüyanın içinde fark etmek gerekir ki; bu da iyi bir rüya hafızası gerektirir. Farkına varılmaya çalışılan kendi rüyamız olduğu için; rüyayı tanımak, anlamak zorunludur.
Genel olarak, rüyanın nasıl bir şey olduğunu biliriz. Ancak rüya öykülerini, gerçekten olmuş olay aktarımlarından ayırmak, her zaman kolay olmaz. Rüyalar genelde yaşamı andırırlar. Ancak bu benzeyişin önemli bazı istisnaları vardır. Bu istisnalar, dünyanın nasıl olduğuyla ilgili beklentilerimizi ihlâl ederler. Bu yüzden, rüyaların nasıl şeyler olduğunu bilmeye çalışmamız ve özellikle de onları rüya yapan şeyin ne olduğunu kavramamız gerekir.
Lüsid rüya oluşturma yöntemleri için zaman ayırmaya geçmeden önce, her gece en az bir rüya hatırlayacak duruma gelmek gerekir. Aşağıdaki öneriler bu amaca ulaşmamıza yardımcı olacaktır.
İyi bir rüya hafızası için ilk adım, düzenli bir uykudur. Dinlenmiş durumda, rüyaların hatırlanma amacına daha kolay odaklanıldığı saptanmıştır.
Genelde uyku araştırmacıları, uyuyan kişi, uykunun diğer aşamalarına geçmeden; doğrudan rüya safhasından uyanmadığı takdirde; rüyaların hatırlanmadığını kabul ederler.
Rüyaları hatırlama konusunda bir başka önemli önkoşul da motivasyondur. Pek çok kişi için rüyalarını hatırlamaya niyetli olmak ve yatağa girmeden hemen önce niyeti kendi kendilerine hatırlatmak yeterli olmaktadır.
Hepimizin bildiği gibi uykudan uyanıldığı an zihindeki bir rüya veya rüyalar birkaç saniye içinde zihinden uçup gider. Çünki zihin ve duyular, uyanıklık dünyasının detaylarına hızla adapte olur. Bu problemi aşmak için uzmanlar, uyanma anında kendimize şu soruyu sorma alışkanlığını geliştirmemiz gerektiğini vurguluyorlar: "Nasıl bir rüya görüyordum?" Bu soru sorulmadığı taktirde diğer düşüncelerin araya karışması sonucu rüyaların bir kısmı ya da tamamı unutulabiliyor.
Hatta uyanma anında yapılan herhangi bir beden hareketi bile rüyanın hatırlanmasını zorlaştırabilir. Hele gündelik kaygılar da devreye girerse rüya anıları anında silinip gider. Eğer hiçbir şey hatırlamıyorsanız, hareket etmeden ve başka bir şey düşünmeden birkaç dakika daha hatırlamayı deneyin. Genelde rüyayı meydana getiren parçalar, öğeler hatırlanmaya başlanır.
Eğer hiç rüya hatırlamıyorsanız, kendinize şu şekilde sormalısınız: "Uyandığımda ne düşünüyordum?" ve "Uyandığımda neler hissediyordum?". Düşünce ve hislerinizi gözden geçirmek, sıklıkla bütün rüyayı hatırlamanızı sağlayacak ipuçlarını sağlayacaktır.
Bütün diğer çalışmalarda olduğu gibi, rüya hafızasını geliştirmekte de gelişme bazen yavaştır. Fakat uygulama yoluyla herkes gelişme gösterebilir. Lüsid rüya araştırmacılarına göre her gece gördüğü bir rüyayı hatırlayabilen her insan; lüsid rüya görmeye hazır hâldedir.