Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Loki

  1. #1
    Loki AurorA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2010
    Bulunduğu yer
    Gnoxis
    Mesajlar
    11.925
    Konular
    1612

    Loki


    İskandinav mitinde anlatılan Loki, gerçekten de şeytanidir. Yok etme arzusuyla hareket eden ve tanrıların düşmanı olan bir simadır. Dünyanın düzenine son verecek savaş sırasında, bu düzeni yok etmek isteyen güçlerin safında yer alacaktır. Loki, doğal olarak Hıristiyan mitlerindeki şeytan ile belli birtakım benzerlikler sergilemektedir. Bu yüzden, şeytan hakkındaki Hıristiyan mitleri, daha yakın dönem İskandinav bakış açısı üzerinde etkili olmuş olabilirler. Bu bakımdan Idunn'un devler tarafından kaçırılmasının anlatıldığı öyküde belki biraz oyunbozanlık yapıyor olsa da, içine düştüğü sıkıntılı durum onu öyle davranmaya zorlamıştır. başka zamanlardaki davranışları ise şeytani olmaktan ziyade haylazcadır. kimileyin önemli birtakım sonuçlar doğurabilen, fitne fücur işlerle uğraşır.


    Snorri, Skaldskaparmal şiirinde "Altına niçin Sif'in saçları denir?" diye sorar ve sorduğu soruyu yine kendisi yanıtlar. Bir gün Loki Sif'in saçlarını keser. Bunu til laevisi yapar. Sif'in kocası Thor buna çok sinirlenir ve onun üzerine yürür. Köşeye sıkışan Loki, hemen son derece hünerli zanaatçılar olan cücelere gidip sif için altın saçlar yaptıracağına söz verir. Bu saçlar Sif'in kafa derisinden adeta ilk saçları gibi doğal yollarla çıkacaklardır. Böylece, Loki cücelere altın saç, bir gemi (Skidbladnir) ve bir de mızrak (Gungnir) ısmarlar. Loki, sonuçtan öylesine etkilenir ki, Eitri adında zanaatçı bir biraderi olan Brokk adlı cüceyle düşüncesizce bir bahse tutuşut. Üzerine bahse girdikleri şeyse, Eitri'nin birbirleriyle aynı güzellikte üç farklı şey yapamayacağıdır. Eitri hiç vakit kaybetmeden işe koyulur. Ocağa bir yaban domuzu postu koyar ve kardeşi Brokk'tan ocağın ateşini, kendisi dur diyene dek körüklemesini ister. Brokk ateşi körüklemeye başlar. Eitri'nin dışarı çıkmasıyla birlikte içeri giren bir sinek Brokk'un koluna konar ve onu ısırmaya başlar. Brokk hiç oralı olmaz. Eitri geri dönüp ocağı açar ve içinden en karanlık geceleri dahi aydınlatabilecek parlaklıkta altından kılları olan bir yaban domuzu çıkarır. Ardından, Eitri ocağa bu kez bir külçe altın koyar ve kardeşi Brokk'u yine ateşi körükleme işiyle görevlendirir. Aynı sinek yine ortaya çıkar ve bu kez Brokk'u boynundan ısırır. Brokk ısırığa aldırmaz ve işine devam eder. Eitri geri dönüp ocaktan bu kez Draupnir denen altın bir yüzük çıkarır. Her dokuz gecede bir, bu yüzükten ağırlığınca sekiz yüzük daha peyda olur. Üçüncü kez işe koyulduğunda ise ocağa demir koyar. Bu kez sinek Brokk'u göz kapağından ısırır. Brokk, gözüne damlayan kanı silmek için ateşi körükleme işini bir anlığına boşlar. Eitri geri döndüğünde ona az kalsın işi berbat ediyordun diye çıkışır.Yine de ocaktan ham demir değil, bir çekiç çıkarır. Sinek işe karıştığı için çekicin sapı çok kısa olmuştur. Ama çekiç, bu haliyle, hedefinden asla şaşmayan ve onu atan ele geri dönebilen ve sapının küçüklüğünden ötürü gömleğin cebine dahi sığabilen muhteşem bir silaha dönüşmüştür. Snorri açıkça söylemez ama sineğin kılık değiştirmiş Loki olduğuna hiç kuşku yoktur.


    Peki, bu durumda bahsi kimin kazandığına nasıl karar verilecektir? Odin, Thor, Freyr hakemlik yapar. Loki, mızrağı Odin'e, altın saçları Thor'a, gemiyi ise Freyr'e verir. Ardından, sıra Brokk'a gelir. Brokk, yüzüğü Odin'e, yaban domuzunu Freyr'e, çekici ise Thor'a verir. Tanrılar, kendilerini devlerden koruyabilecek bir silah aradıkları için, çekicin bu hazinelerden en değerlisi olduğuna karar verirler. Loki bahsi kaybetmiştir, dolayısıyla kellesini de kaybetmesi gerekmektedir. Böylece kendi hayatını satın almaya çalışır ama Brokk her defasında "kesinlikle olmaz" der.


    Loki bir yolunu bulup oradan kaçar. Ama Thor onu yakalayıp cücelere teslim eder. Brokk tam onun kellesini kesmeye hazırlanırken, kanunlara riayet etmeyi pek seven tanrının aklına birden ilham gelir: Kellesini kaybetse bile boynu yine ona kalacaktır. Bu yüzden Brokk, muhtemelen ilerde boşboğazın teki olmasın diye, onun kafasını kesmek yerine ağzını diker.


    Snorri'nin de belirttiği gibi, bu öykünün İskandinav mitlerinin oluşturduğu ardışık dizi içerisinde anlaşılır hale gelen yapısal bir amacı vardır: Tanrıların büyük hazinelerinin nasıl ortaya çıktığını açıklamak. Bu öykünün nereye kadar Viking Çağı mitlerinin özgün bir parçası olduğu bilinmemektedir. Öyküde Loki'nin herhangi bir tanrısal niteliği yoktur. Sahip olduğu tek doğa üstü nitelik, diğer yaratıkların kılığına girebilmesini sağlayan şekil değiştiriciliğidir; ama İskandinav mitlerinde bunu ölümlü insanlar bile yapabilmekteydiler.


    Snorri'nin Loki hakkında anlattığı öykülerden bir diğeri de Thor'un dev kral Utgard-Loki'nin sarayına yaptığı uzun ve maceralı yolculuk hakkındadır. Loki, bu öyküde, deyim yerindeyse daha mülayim bir halet-i ruhiyeye sahiptir. Aslında Thor'un böylesi bir ziyaret çin yola çıkmasının belirli bir sebebi yoktur.Yoldaşları ise Loki ve yolculuğa daha sonra dahil olan Thialfi'dir. Üç kafadar, Skrymir adındaki bir devle yaşadıkları beklenmedik bir maceranın ardından, Utgard-Loki'nin onları hilebazlığıyla aciz durumda bırakacağı sarayına varırlar.. Utgard-Loki, kendi tutsakları ile farklı alanlarda yarışmaları için onlara meydan okur. Herkesten hızlı koşabildiği için, Thialfi atletizmi seçer. Ama yerel şampiyon Hugi onu kolayca alt eder. Zira Hugi aslında "düşünce" demektir ve düşünce her şeyden hızlıdır. Thor, yarıştığı üç müsabakada da sonuncu olur. İlk olarak boynuzdan su içme müsabakasına katılır. Boynuzun içindekileri içmeye çalışır, ama perişan halde başarısız olur. İlerde, o boynuzun bir ucunun denize çıktığını öğrenecektir. Boynuzdan aldığı yudumlar, deniz suyunun biraz çekilmesine sebep olmuştur, ama hepsi o kadar. İkinci müsabaka ise biraz aptalcadır. Thor'un, Utgard-Loki'nin koca kedisini kaldırabilmesi gerekir. Ama bunu bir türlü başaramaz zira o hayvan aslında kedi kılığına girmiş Dünya Yılanı Iormungard'ın ta kendisidir. Iormungard o kadar uzundur ki, onu hiç kimse, hatta Thor tek başına bile kaldıramaz. Üçüncü müsabaka için Thor güreş tutmayı önerir. Dev, onunla alay edip güreşsin diye karşısına yaşlı bir kadın olan Elli'yi çıkarır. Kadın, Thor'un sırtını yere getirir, zira Elli nihayetinde en güçlü olanı bile devirebilecek 'ihtiyarlık' anlamına gelmektedir.


    Loki ise bir yemek yeme müsabakasına katılır. Yemeği herkesten daha hızlı yiyeceğine dair bahse girer. Utgard-Loki, onun karşısına kim olduğu bilinmeyen Logi diye birini çıkarır. iki yarışmacı masaya otururlar ve ortalarına içi dolu, tahtadan bir et teknesi getirirler. Kurt gibi acıkmış olan iki rakip hemen yemeği yemeye koyulurlar. Teknenin kenarlarından başlayıp ortaya doğru ilerlerler, ve ortada karşı karşıya gelirler. Loki tüm etleri kemiklerine kadar yemiştir. Oysa Logi, etleri, kemikleri ve hatta et teknesinin bir bölümünü bile yemiştir. "Ve genel kanı, Loki'nin yarışmayı kaybettiği yönündedir." Tanrılar, daha sonraları, Logi'nin aslında doğadaki tüm öğelerin en doymak bilmezi olan ateş anlamına geldiğini fark edeceklerdir.


    Loki'nin bu yönü -bir tanrı gibi davranmayan eğlence düşkünü kişiliği- elbette hesaba katılmalıdır ama ben onun daha karanlık ve güçlü olan yanının daha önemli olduğu kanısındayım. Ne yazık ki bu tanrının maceralarını anlatmış olan -ki bir zamanlar mutlaka vardılar- mitler hakkında bugün pek az şey biliyoruz. Bildiklerimiz ise çeşitlilik gösteriyor ve onun hakkında yalnızca bir taslak oluşturabilmemize izin veriyor. Söz gelimi, dünyanın sonu geldiğinde Loki ile gizemli tanrı Heimdall arasında hortlayacak kan davası ya da kavga hakkındaki öykülere yapılan göndermeler oldukça kafa karıştırıcıdır. Bu mit hakkında İzlandalı şair Ulf Uggason tarafından MS 1000 yılında kaleme alınmış olan Husdrapa şiirinde önemli bir dize yer almaktadır. Snorri, Ulf'un bu şiirde söz konusu öykü hakkında pek çok şey yazmış olduğunu dile getirir, ama bize kalanların ne anlama geldiği tam bir muammadır;


    Tanrıların şanlı muhafızı, hikmetiyle göze çarpan,
    Gitmek için Sigastein'a, çıktı yola Farbauti'nin kurnaz oğluyla.
    Sekiz anadan doğduğu halde akillikte tek olan,
    İşte ilk o sahip oldu parlak hafnyra'ya.

    Bu şiirde de yapılan göndermeleri yine dinleyicinin tespit etmesi gerekmektedir. Heimdal tanrılara giden yolların bekçisi, muhafızıdır. Dünyanın sonu geldiğinde düşman kuvvetlerin yaklaştığını bildirmek için borusunu üfleyecektir. Heimdall, tuhaf bir doğum olayıyla aynı zamanda sekiz anneye doğmuş olan kişidir. Farbauti'nin oğlu diye anılan kişi ise Loki'den başkası değildir. Böylece her nasılsa Loki ve Heimdall birlikte Singastein'a hafnyra toplamaya giderler. Bu tuhaf bir sözcüktür, kelimesi kelimesine çevirecek olursak, "deniz böbreği" gibi bir anlamı vardır ve buradan ne olduğu tahmin edilebilir. Snori Skaldskaparmal'da buna bir yanıt verir aslında. "Heimdall... Singanstein'a gider. Bu onun Brisingamen için Loki ile dövüştüğü zamandı... Her ikisi de fok kılığına girmişti." Singanstein'ın okyanus ortasındaki kayalıklar olduğu aşikardır. Tanrılar da bu yüzden fok kılığına girmişlerdir. Brisingamen'in ne olduğu ise gayet iyi bilinmektedir. Bu bir ara Freyia'nın sahip olduğu meşhur ve fevkalade bir altın gerdanlıktır. Nispeten yakın tarihli bir metne göre, bu gerdanlık dört cüce tarafından yapılmıştır. Ona sahip olmayı çok isteyen tanrıça, sırayla dört cüceyle yatmış ve karşılığında gerdanlığı almıştır. Bu tam da Freyia'nın kalkışacağı türden bir davranıştır. Bu öykü hakkında bundan daha fazlasını bilmiyoruz. Tek bildiğimiz dünyanın sonu yaklaştığında Loki'nin Heimdall'ı bulacağı ve bu ezeli düşmanların ölesiye çarpışacağıdır.


    R.I. Page - İskandinav Mitleri





  2. #2
    Loki şeytanın İskandinav versiyonu değildir.Hileci bir tanrı olduğu ,hoş olmayan şeyler yaptığı doğru ama her zaman bu yaptıklarının sorumluluğunu almıştır.Yarattığı kaos ortamını her seferinde düzeltmeye çalışmıştır.Şeytani de değildir.Belirtmek istedim.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    Haz-2014
    Bulunduğu yer
    Defolu Caddeler
    Mesajlar
    5.611
    Konular
    116
    Aklıma floki geldi lokiyle bütünleşmiş karakter
    gustaf-skarsgard-floki-vikings-history.jpg

  4. #4
    chesterfield - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2008
    Bulunduğu yer
    Anahita
    Mesajlar
    3.672
    Konular
    144
    Loki Laufeyjarson veya Loki İskandinav mitolojisinde kötülük tanrısıdır. Kimi tasvirlerde boynuzludur. Bir dev olan Laufey ve Farbauti’nin oğludur. Savaş sonrası henüz bir bebekken ortada kalmıştır. Odin onu orda bırakmaması gerektiğini düşünüp onu yanına alıp Asgard’da Thor ile birlikte kardeş olarak büyütmüştür. Kendisine büyük bir sadakat ile bağlı olan Sigyn ile evliliğinden Nari adında bir evladı varken, dişi dev Angrboda (uğursuz bir addır ve “Kader Habercisi” anlamına gelir) ile yaşadığı bir kaçamağın meyveleri olan ve kötü niyetli, uğursuz oldukları bilinen üç çocuğu daha vardır:
    Kurt Fenrir, Dünya Yılan Jörmungandr ve yer altı diyarının yönetici olan doğaüstü yaratık Hel.
    Loki, atılgan, hazırcevap, kurnaz ve Thor’u bir yandan kollayan, diğer bir yandan onunla dalga geçen bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Üvey kardeşinin popülerliği ve üstünlüğünü düşünürsek ikili oynaması doğal geliyor. Verdiği kararların çoğu akıllıca olmayan, hilebaz birisi olarak betimlenir. Loki, aynı zamanda dünyanın sonunu getirecek olan savaşta, tanrılara karşı çarpışacak ordunun komutanlarından birisi olacaktır. Ayrıca Heimdall’ın da baş düşmanıdır.
    Loki yakışıklıdır, göze hoş görünür fakat yaradılış itibarıyla günahkar ve kötü huyludur. Diğer tanrıların hepsini suya götürüp susuz getirebilecek kadar kurnazdır. Her konuda fesat düşünür. Aesir’in başını sıklıkla belaya sokar ve yine kurnaz tasarıları sayesinde onları bu belalardan kurtarır. Loki doğal olarak Hıristiyan mitlerindeki şeytan ile belli bir takım benzerlikler sergilemektedir. Bu yüzden, şeytan hakkındaki Hıristiyan mitleri, daha yakın dönem İskandinav bakış açısı üzerinde etkili olmuş olabilirler. Bu bakımdan Idunn’un devler tarafından kaçırılmasında oyunbozanlık yapıyor olsa da içine düştüğü sıkıntılı durum onu öyle davranmaya zorlamıştır.

    Idunn’un devler tarafından kaçırılması

    Aesir’in üçü -Odin, Loki ve Hoenir- uzun bir yolculuk yapmaktadırlar. Akşam yemeği için bir öküz yakalayıp öldürürler. Öküzü pişirmeye çalışırlar fakat ne zaman etin hazır olup olmadığına baksalar, bir türlü pişmemiş olduğunu görürler. Neden sonra, altında konakladıkları meşe ağacının dalları üzerine bir kartalın tünemiş olduğunu fark ederler. Kartal yemeğin bir türlü pişmemesinin sebebinin kendisi olduğunu tanrılara söyler; yemekten kendisine düşen payı alamadığı sürece de et asla pişmeyecektir. Tanrılar, kartalın talebini kabul ederler ve yemeği pişirirken kendilerine yardımcı olması için kuşu yanlarına davet ederler. Bu duruma öfkelenen Loki, bir sopayı kaptığı gibi kuşa savurur ve sopa kartalın kanadına saplanır. Kartal can havliyle kaçarken Loki de sopanın ucunu bırakmadığı için kartalla birlikte havalanır. Loki, kartala kendisini yere indirmesi için yalvarırken kartal ona bir şart koşar. Idunn’u tanrılar diyarındaki kalesinden elmalarıyla birlikte ve gönül rızasıyla kendisine getirmesi şartıyla Loki’yi serbest bırakmayı kabul eder. Böylece Loki ve diğerleri güven içinde evlerine geri dönerler.
    Loki, anlaşmasına sağdık kalır ve Idunn’u baştan çıkarıp ağaçların arasına götürür. Aslında kılık değiştirmiş Thiazi adında bir dev olduğu ortaya çıkan kartal, hemen Idunn’un üzerine çullanır ve onu kaçırıp Thrymheim’daki evine götürür. Tanrılar, gençlik elmalarını kaybettikleri için yaşlanmaya ve güçsüzleşmeye başlarlar. Tanrıların kafası Idunn’un başına ne geldiği konusunda karışıktır fakat içlerinden biri Idunn’u en son Loki ile birlikte gördüğünü anlatınca ne olduğunu hemen anlamışlardır. Hemen Loki’yi yakalarlar ve Idunn’u geri getirmediği takdirde ölümle tehdit ederler. Loki derhal bir şahine dönüşür ve Thrymheim’a uçar. Şansına dev o gün balık avına çıkmıştır ve Idunn evde yalnız başınadır. Loki, Idunn’u bir fındığa dönüştürür ve pençeleri arasına alıp oradan uzaklaştırır. Eve geri döndüğünde Idunn’un gitmiş olduğunu gören Thiazi, kartala dönüşüp ikilinin peşine düşer. O kadar sert ve hızlı kanat çırpar ki, kanat çırpışları fırtınalara sebep olur. Aesir kartalı görünce saraylarının avlusuna derhal odun yığın kartalın yaklaşmasını bekler. Loki uçarak güvenle saraya girdiği anda, odunları ateşe verirler. Kartal öylesine hızlı uçmaktadır ki, durmayı başaramaz. Alevlerin arasına dalar ve kanatları yanar. Böylece Aesir, Thaizi’yi öldürür ve Idunn kurtulmuş olur.
    Loki ile anlatılan öykülere bakıldığında onun herhangi bir Tanrısal özelliği yoktur. Sahip olduğu tek doğa üstü nitelik, diğer yaratıkların kılığına girmesi ve dönüştürmesidir. Yani şekil değiştiriciliğidir; ama İskandinav mitlerinde bunu ölümlü insanlar bile yapabilmektedir.

    Lanetli Hazine

    Bu öykü aslında Hreidmar adındaki zengin bir çiftçiden söz ederek açılır. Hreidmar, büyücülük konusunda oldukça hünerli birisidir ve üç oğlu vardır. Oğullarının üçünün de kendilerine özgü yetenekleri vardır. Bunlardan Fafnir ve Otr, şekil değiştirebilme yeteneğine sahiplerdir. Regin ise bir cücedir ve bütün cüceler gibi o da hünerli bir zanaatçı, özellikle de çok iyi bir demirci ustasıdır. Bazı kaynaklarda (Codex Regius) ondan “zeki, yırtıcı ve büyücülük konusunda fevkalade hünerli” diye söz etmektedir. Otr, azgın bir nehirde avladığı balıkları yiyerek hayatını sürdüren bir susamuruna (ki adının anlamı da budur) dönüşmek gibi tuhaf bir alışkanlığa sahiptir. Bu, onun felaketi olacaktır.
    Günün birinde, Odin, Hoenir ve Loki uzun bir yolculuğa çıkarlar. Adet olduğu üzere Loki, onların başını yine belaya sokar. Ama bu kez fesatlığından değil, düşüncesizliğinden ötürü yapar bunu. Bir şelaleye gelir ve nehrin kıyısında alabalık yiyen bir susamuru görürler. Loki susamuruna bir taş atıp onu öldürür. Böylece, bir taşla hem samur postu hem de alabalık kazanmış olur. Tanrılar, Hreidmar’ın evine varıp orada bir gece konaklamak için rica edene dek bunun ne kadar şanslı bir vuruş olduğunu düşünürler. Susamurunun postunu Hreidmar’a gösterip bir de bu yaptıklarıyla övünmeye kalkarlar. Çiftçi ve oğulları, talihsiz susamurunun öz kardeşleri olduğunu anlayıp ondan geriye kalanı tanrıların elinden alırlar ve tanrılardan derhal tazminat talep ederler. Aesir, postunu içini altınla doldurup üzerine de postu tamamen örtecek şekilde altın yığmaya kadar verirler. Gerekenleri temin etmesi için Loki’yi gönderirler.
    Neyse ki Loki, Andvari adında bir cüce tanımaktadır. Cüceler usta zanaatkarlar olduklarından, etraflarında çokça altın vardır. Yine, bu cüce de biraz tuhaf bir simadır. Bir turna balığı kılığına girip yakınlardaki bir şelalede diğer balıkları avlayarak yaşamaktadır. Bu yüzden, Loki deniz tanrıçası Ran’dan bir balık ağı ödünç alır ve bu ağı kullanarak turnayı yakalar. Loki şöyle sorar:
    Ne biçim bir balıktır ki bu; akıntıda yüzdüğü halde,
    Kendisini yine de koruyamamaktadır felaketten?
    Hayatını ölüler ülkesinden kurtarmak için fidye ver
    Ve bana çil çil altın bul.

    Andvari’dir benim adım; Oin’fit babamın ki de,
    Pek çok akıntıda yüzdüm.
    Kadım zamanlarda kasvetli bir yazgı,
    Buyurdu ki suda yüzmeliyim.

    Loki, bunun üzerine fidye olarak Andvari’nin bütün altınlarını talep eder. Cüce, fidyeyi öder ama tek bir yüzüğü kendine saklamaya çalışır. Bu yüzüğün kaybettiği serveti telafi etmesine yardımcı olacak özellikleri vardır. Ama Loki, yüzüğü de Andvari’den zorla alır. Cüce, kayaların içindeki güvenli evine dönmeden önce, bu hazineyi elinde tutacak olanları lanetler:
    Gust’un bir zamanlar sahip olduğu o altınlar
    Sonu olacak iki kardeşin,
    Çöküşü olacak sekiz prensin.
    Servetim sevindirmeyecek hiçbir adamı.

    Loki, fidye niyetine topladığı ganimeti getirir. Yüzükte gözü kalan Odin, onu kendisine saklar. Aesir, hazinenin geri kalanının susamuru postunun içindi doldurmak ve üstünü de altınla örtmek için kullanır. Hreidmar, onların yaptıkları işi denetler ve üzeri örtülmemiş tek bir susamuru kılı tespit eder. Odin, gönülsüzce kendisine sakladığı yüzüğü çıkarır ve onunla kılın üstünü örter. Tanrılar Hreidmar’ın salonundan ayrılır ayrılmaz, Loki cücenin okuduğu laneti onlara açıklar:
    Senin için şimdi altın, büyük bir fidyedir,
    Yaşamına karşılık.
    Oğulların için bir gelecek yok senin
    Zira bu yaptığın her ikisine ölüm getirecek.

    Aynen öyle olur. Fafnir ve Regin, kan parasından kendi paylarını isterler, fakat Hreidmar onlara tek kuruş dahi vermez. Bunun üzerine, Fafnir babasını öldürür, hazineyi alır ve kırlara götürüp oraya gömer. Ve Regin’in onu öldürmeyi başaracağı güne dek, bir ejderha kılığında lanetli hazinesini korur.

    Loki, yerinde durmayan, Tanrıların başına sürekli dert açardı. Bir gün Thor’un meşhur çekici (Mjöllnir) çalındığında da aklımıza hemen “bak bak, kesin Loki’nin parmağı vardır bu işin içinde” demek geliyor. Bir göz atalım işin aslı neymiş:
    Bir gün Thor yatağından uyandığında her zaman yanı başında duran ve kendisine güven veren kudretli çekicinin yerinde yeller estiğini görür. Çekiç çalınmıştır! Onu bir an önce bulması gerekmektedir, yoksa devler, tanrılar diyarını istila edip bütün tanrıları yok edeceklerdir. O ve kişilik özellikleri arsızlık ve haylazlıktan şeytaniliğe kadar değişen yoldaşı Loki, bu duruma çare aramaya koyulurlar ve nihayet çareyi güzeller güzeli Tanrıça Freya’dan yardım istemekte bulurlar. Freya’dan giyenin uçabilmesine izin veren kuş kıyafetini ödünç vermesini isterler; böylece, içlerinden biri çekici aramak amacıyla dünyanın üzerinde uçabilecektir. Freya kıyafeti memnuniyetle onlara ödünç verir. Loki kıyafeti giyer ve hiç zaman kaybetmeden Asgard’dan (yani Tanrılar Diyarı’ndan) devler diyarına (Jotunheim) uçar. Yolda tesadüfen dev Thrym ile karşılaşır. Thrym, çekici Thor’dan nasıl çaldığını anlatıp keyifle böbürlenmekte ve tanrıça Freya’yı -arsız bir üslubla- yollamadıkça, çekici asla geri vermeyeceğini anlatmaktadır. Bunu duyan Loki, derhal geri dönüp olan biteni Thor’a anlatır. İki kafadar, Freya’yı tekrar ziyaret etmeye karar verirler.
    Durumu tanrıçaya anlatırlar ve Jotunheim’a, Thyrm’a gelin olarak gitmesi gerektiğini, bu yüzden hemen bir gelinlik bulsa iyi olacağını söylerler.
    Freya hiddetle kükredi.
    Büyük tanrıların salonu, ayaklarının altında titredi.
    Parıldayan gerdanlığı paramparça oldu.
    “Sırf bir adamı baştan çıkarmak için,
    Sizinle Jotunheim’a gelecek kadar deli miyim ben!” dedi.

    Bunun üzerine tanrılar meclisi derhal toplandı ve içlerinden biri ileri görüşlü Heimdall, bir öneride bulundu. Thor’un, kadın kılığına bürünüp Freya’nın yerine geçerek Jotunheim’a gidebileceğini söyledi.
    O vakit tanrıların en cesuru olan Thor dedi ki:
    “Tanrılar benim bir dönme olduğumu düşünecekler,
    Bu gelinliği giyersem eğer.”

    Bütün itirazlarına rağmen, tanrılar ne yapıp edip Thor’u gelinlik giymeye razı ederler ve Loki’yi de gelinin nedimesi kılığına sokup ikiliyi Jotunheim’a gönderirler. Devler, beklenmedik bir şekilde, onları gayet sıcak karşılarlar. Kurt gibi acıkmış olan Thor, düğün şöleni sırasında bir ara kendisini yemek yemeye öyle kaptırır ki, kurdukları tuzak neredeyse bozulacak olur. Thyrm gelinin doymak bilmez iştahı karşısında dehşete kapılmıştır. Neyse ki kurnaz Loki’miz her zamanki gibi bir yolunu bulup Thor’un durumunu toparlar. Thrym’a, gelinin onun için adeta deli divane olduğunu, bu yüzden yemeden içmeden kesildiğini, günlerdir ağzını bir lokma yiyecek koymadığını söyleyerek, “Freya” adına kendisinden özür diler. Evliliğin bir an önce gerçekleşmesi için sabırsızlanan Thrym, daha fazla dayanamaz ve gelini kutsayabilmek için kutsal çekicin derhal getirilmesini emreder. Çekici gördüğü anda, Thor’un kalbi adete yerinden fırlayacak gibi olur. Thor, ani bir hamleyle, kutsal çekici kaptığı gibi oradaki bütün devleri yere serer. Böylece çekicine kavuşmuş olur.
    Hepiniz bu hikayeyi daha ilk okumaya başladığında “kesin Loki yapmıştır ya, kurnaz herif” diye içinizden geçirmiş olsanız bile aslında tam aksine bu sefer kahramanlık yapıyor hilebaz tanrımız.


    Kaynak : Yazan İrem Özkaya Mitoloji 31/03/2014

  5. #5

    Üyelik tarihi
    Şub-2014
    Mesajlar
    1.181
    Konular
    41
    filmdeki loki karakterini canlandıran adam gerçekten rolünün hakkını veriyor bence.