yazılanların çoğunu okudum..
şimdi burada özellikle bir iki noktaya dikkatlerinizi çekmek istiyorum. çünkü söylemleri kabullenilmesi zor noktalara varmış..
1- özellikle son yıllarda "tanrıların arabaları" adlı kitapla başlayıp günümüze kadar gelen bir ufoları kutsal kitaplarla ilişkilendirme çabası var.. bu özellikle iki kesim çok kullanıyor.. birinci kesim safdilliğinden bu tür şeylere alet oluyor. gerçekten herkeste ilgi uyandıran bir mesele.. dünya dışında da hayat olması ihtimali herkesi heycanlandırıyor.. bir acaba diyenler bilmeden bu vartaya düşüyor..
ikinci kesim ise bunu bilinçli yapıyor. güya yaratıcı bir tanrı yok. tanrı diye inandığımız şey dünya dışı ve medeniyetçe bizden çok ileride uzayda yolculuk yapabilen bir ırktan bahsediyor.. dünyamızı ve bizi sözde kurallarını bizzat kendilerinin koyduğu ve bizim kutsal kitap ve ya din dediğimiz aracı bir kanunlar silsilesi ile yönetiyorlar.. eğer buna karşı gelirsek bizi cezalandırıyorlar. bu sayede tanrının aslında olmadığı hatta gerek bile olmadığını ilan etmeye çalışıyorlar.. bizde bu durumda aldanmış insanlar oluyoruz. kula çok güzel bir kurgu ve acabaya düşürecek bir seneryo gibi geliyor. ama işin aslı öyle değil.
gelelim 2. nokatya...
2- bir bilimsel olarak zaten bu imkansız.. nasılmı...
güneş sistemimiz tirilyonlarca yıldızın barındığı saman yolu denilen bir galaksi içinde orta boylu bir yıldız. ve etrafında bilinen 9 büyük gezegen onlar uydu, binler küçük gezegen ve milyarlarca kuyruklu yıldızı barındırıyor.. galaksimizde bize en yakın diğer güneş sistemi yaklaşık 42 IŞIK YILI uzaklıkta bu şu anlama geliyor. ışık hızıyla bile giteseniz ancak 42 yılda varıyorsunuz.. bilindiği üzere ışıktan daha hızlı bir madde yok.. gelelim gezegenlere... asıl ilginç olan burası. eskilerde söylenenin aksine güneşin etrafındaki 9 gezegen güneşten kopupta oluşmuş değiller. dışarıdan gelip güneşin yörüngesine oturmuşlardır. bu ispatı şöyle. 9 gezgenin hepsinin açısal hızı güneşten büyük olduğu ispatlanmış fizik kanunlarına göre dönen bir cisimden kopan parça ondan daha hızlı dönemez.. oysaki 9 gezegen güneşten daha hızlı dönmektedir..(bunu bir yere koyun aklınızda

)
birde kütle çekim kanunu var.. formülünü çoğunuz bilirsini belki.. f=k.m1.m2/r2 buradaki m=cismin kütlesi. bilindiği üzere uzayda kütleye sahip her şeyin bir çekim kuvveti vardır.. güneş 9 gezgeni kendine çeker ancak dönen cisim dışa kaçtığı için çekim kuvveti ile kaçma kuvveti dengelenir ve gezegen belli bir mesafede kalarak güneş etrafında dönmeye başlar.. buda yörüngeyi belirler zaten..
diğer önemli bir mesele ise kütlenin büyüklüğüdür.. bir cismin kütlesi ne kadar büyük olursa çekim kuvveti o kadar artar...
şimdi gelelim gerçeklere...
dünya gibi bir gezgenin oluşması için şu ihtimalerin hepsinin aynı anda olması gerekir..
-güneş büyüklüğünde bir yıldız...
-9 tane gezegen ve milyarlarca diğer cisimler...
-ve her gezegenin kütleside şu anki kadar olmalıdır..
mesela bu sistemden mars gezegenini çıkardığımız farzedelim.. güneş çekim kuvvetini 9 yerine 8 gezegene dağıtacaktı.. buda dünyanın biraz daha güneşe yaklaşıp daha hızlı dönmesine sebeb olacaktı ki aşırı ısı yüzünden yaşamdan bahsedemiyecektik... yada tam teresi bu siteme fazladan bir gezegen eklerseniz bu seferde çekim kuvveti 10 gezegen dağılcaktı dünya uzaklaşacak ve aşırı soğuk yine yaşama izin vemiyecekti...
birde gezegen büyüklükleri var tabi.. dünya biraz daha büyük olsa güneşe yaklaşacak... küçük olsa uzaklaşcak... yine yukarıda belirttiğim durumlar yaşncak... bu sadece dünya için geçerli değil.. sistemdeki her hangi bir gezegen bile bu günkünde büyük yada küçük olsaydı çekim kuvvetinin dengesi değişcek ve dünya bundan etkilenecekti..
daha ilginci ise galaksi içindeki her yıldız(güneş) sistemi bir birini bu şekilde çekim kuvveti ile etkilemektedir. bunlardaki bir değişiklik her cismi etkileycektir... neyse çok uzun oldu..
uzun lafı kısası şu.. eğer bilimsel kurallarla bakacak olursanız dünya gibi bir gezegenin oluşma ihtimali tirilyon çarpı tirilyon yıldız içinde bile nerdeyse yüzde sıfır bir ihtimaldir.. o yüzden dünya dışında bir yaşam fromundan bahsetmek çok iddialı bir tezdir. bilimsel ispat ister..
gelelim işin psikolojik yönüne.. ben çok üstün bir medeniyet olsam ve uzayda sistemler arası yolculuk yapabilsem ve karşımda her yönüyle aciz bir medeniyet bulunsa.. kendimi gizleme gereği duymam.. neden duyayımki.. neden kutsal kitaplar yada dinler uydurarak gizli bir şekilde hükmedeyimki.. gider açıkca istila ederdim.. eğere kötü niyetli olsaydım... yada iyi niyetli olup bu insanlara medeniyetimi öğretirdim.. koca uzay hatta sonsuz onlarada yeter banada

gelelim işin özüne bir yaratıcıyı inkar etmek için bu tür şeylere bel bağlamaya gerek yok.. inanmazsın olur biter.. ama bitmiyo değilmi.. çünkü şu sonsuz uzay.. muhteşem denge.. izahı zor görülen yaşam ve dünyanın güzelliği bir izah istiyor.. inançsızlığın bile bir izahı olmalıki inkar eder vicdanen rahat olsun.. ama bu yol inançsızı rahatlatmaz.. hadi diyelim dünya dışı varlıklar olsun.. sonuçta sonuçta bu oralarda da yaşamın nasıl meydana geldiğini şuurlu varlıkların nasıl oluştuğunu izah etmez.. probleme bir problem daha ekler.. oysaki şu kusursuz dizayn her şeyin üstünde bir yaratıcının varlığını ispatlamaya yetmezmi.. asıl vicdanları rahatsız eden şey bu.. ya varsa... yer yüzündeki gelmiş geçmiş bütün düşünürlerin çıldırasıya cevabını aradığı şey bu.. nerden geldik.. neden geldik ve ölünce nereye gidicez.. bu kadar şey sonuçta mutlak yokluk içinmi.. ebedi yok olacaksak varlığın ne anlamı var.. evet tekrar vicdanlarımıza soralım... ya varsa... ne kaybedersinki.. YA DA KAYBEDECEK NEYİN VARKİ.. DOĞDUĞUN KAYBETMEYE MAHKUMKEN....