Bu konuda söyleyecek çok sözüm var aslında.
Türkiye de çok zorlanıyorum, dünyanın heryerinde bu kadar zor mudur bilemiyorum.
Benim inançlarım farklı, hayata bakış açım farklı,
yaşayış şeklim farklı, değer yargılarım farklı,yemek alışkanlıklarımdan
uyku düzenime göre farklıyım işte.
Bunu sürüyü-sistemi rahatsız etmeden, çoğu zaman da gizleyerek
yaşamama rağmen, insanların ilgisini çekiyorum malesef.
Tuhaf görünüyorum, yabancı, biraz öteki biri.
Yakın arkadaşım olduğunu düşünüp birazcık üstü kapalı
paylaştığım kişiler olunca fikirlerimi falan bakıyorum garipleşiyorlar.
Sen bizim Tanrımıza inanmıyor musun bile, düşmanlık nedeni bir yerde.
Sisteme uymamak= dışlanmaktır.
Neyin kavgasını yaptığımızı anlamıyorum.
Ben kavga da etmiyorum ki kimseyle.
Amacım muhalefet olmak değil ki.
Sisteme uymamak = sevilmemektir.
'' Ellerimizi birlikte kaldırıp çekici yenmekten korkuyorlar. '' demiş konuyu açan arkadaş.
Ama çekiç bir tane değil ki, hangi birisine.
Benim karşı durduğum 20-30 çekiç vardır mesela.
Dünya çapına genele vurursak belki 2000 çekiç demek oluyor bu.
Tek başına sürüye karşı, belki de dünyaya karşı bir
duruş sergilemek çok zor bir durum.
Benim şimdiki halim şuan öyle.
Bunun ne biçim bir güç gerektirdiğini anlatamam ki.
Ruhum kaç kere kırılma noktalarına gelip gitti.
Maddi manevi yıpratıldım.
Bende güçlü olduğum için değil; mecbur olduğum için yapıyorum zaten.
Kaderimizi teslim edip dayabileceğimiz bir Tanrıya veya Tanrılara inanmadığım için,
hani daha doğrusu da güvenmediğim için yapıyorum.
Yalnız bir savaşçı olarak, yel değirmenleriyle savaşıyor gibi hissediyorum aslında.
Sistemler konusunda son birşey daha diyeceğim.
İnsanların sürülere-güdülmeye ihtiyacı vardır.
En minik sürü örneğiyse, aile kurumu değil midir?
Madem sürü olmak zorunda; o halde bari çobanları iyi seçmeli.
Veya iyi ve zararsız sürüler kurulmalı.
Bu sürü-sistemi olayı dünyada 5 kişi olsa dahil devam edicek gibi duruyor.
Ama ben içimi döktüğüm için rahatlamış bulunuyorum.