@Lair_of_Lizbeth @mksubzero349
Öncelikle benim sistemden anladığım şeyle sizin anladığınız şey arasında fark olduğunu inanıyorum. Bu durumda asgari müşterekte buluşulması önerilebilir ancak bunun hiç bir anlamı olmaz. Sistem dediğiniz şey ekonomik temellere dayanan ve bu temeller çerçevesinde toplumu şekillendiren karmaşık bir yapıdır. Eğer sistemin geneline yani "Kapitalizme" karşı değilseniz, onun altında yer alan tali problemleri revize etmek için çabalamaktan öteye gitmez yaptıklarınız. Bunun yerine ne koyduğunuzda çok önemlidir. Mesela; 18. yüzyılın sonlarına doğru köle sahibi kuzey Amerikalılar devrim diye adlandırdıkları bir şey yaptılar. Devrim dedikleri İngiliz efendilerine haraç vermekten kurtulmaktı ancak bu ne onların siyah kölelerine ne de köle gibi çalışan işçilere bir fayda sağladı. Anlayacağınız neyi neyle ikame ettiğiniz de önemli. Küstahlığımı bağışlarsanız bide bana öğretilen iktisat tanımı üzerinden bir şeyler söylemek istiyorum. İktisat; kaynakların kıt, insan ihtiyaçlarının sınırsız olduğunu bunun dengesinin de iktisat bilimi tarafından kurulduğunu söyler ( Bazılarına göre insan ihtiyaçları sınırsız değil tarihsel ve toplumsaldır) Bu pekte önemli değildir önemli olan kıt kaynakların paylaşılmasıdır. Amerika’daki çocukların temel sorunu obezite iken Somali’de 6 dakikada bir çocuk açlıktan ölüyor. Bu oran dünyada 8 dakikada bir. Dünya da 1 milyar insan açlık sınırında yaşarken, her gün binlerce çocuk/bebek açlıktan ölürken -yani piramidin ilk halkası olan temel yiyecek içecek/barınma ihtiyaçlarını karşılayamazken bizim düşünce anlamında özgürlükten bahsetmemiz biraz lüks diye düşünüyorum. Sistem çıkarcılıktır denmiş; İnsanları şiddet eğilimli, kendine yabancılaşmış, bencil, tüketici yapan bu sistem, insanlarının gerçek doğasının bu olduğunu ısrarla vurgulayıp bunun üzerinden insanları kullanıyor sadece.. İnsan özünde iyidir, daha doğrusu insana faşist bir eğitim (ya da topyekün eğitim) dayatılmadığı sürece insan iyidir. Eğer insanların çıkarcılığından şikayet eder ve sistemin böyle insanlar yaratmak için çabaladığını -bunu çok iyi başardığını- görmezsek bizim problemimiz çıkarcı insanlar çözümümüzde çıkarcı insanlara karşı olmak olur. Ancak bu sorunun kaynağından uzaklaşmamızı dolayısıyla sağlıklı bir çözüm üretememizi beraberinde getirir. Aşamalardan bir tanesi de iş aşamasıdır.. İnsanlar hayatlarını idame ettirebilmek için ihtiyaçlarından çok daha fazla efor sarf etmek zorunda bırakılıyor - bu oran dünyanın çok büyük bir kısmına tekabül ediyor- ve parayı elinde bulundurun iktidar sahipleri ihtiyaçlardan arta kalan parayı da tekrar almak için bir ton bilimsel, psikolojik ve sosyolojik yöntem kullanıp Tüketim Toplumu oluşturuyorlar. Bunun altında kullanılan tali binlerce hatta onbinlerce konu var.. Din, milliyet, aile, gelenek, modern olma.. İnsan haklarını korumak çoğunlukla zenginin malını korumak anlamına geliyor. Bir de son olarak asgari müşterek konusunda bir not düşmek istiyorum; sadece milli çıkarları söz konusu olduğunda emperyalizm karşı olan ama bunun yanında kapitalizmden rahatsız olmayan biriyle benim sistemden rahatsızlığım çok farklı.
Zorlayıcı, zorba devlet, özel mülkiyet, din milliyet hep ilkel aşamanın kurumlarıdır ama insanlık azda olsa gelişmiş(!), bu kurumların zamanı geçmiştir; dolayısı ile kaldırılmaları gerekir.