6 Sayfadan 5. İlkİlk ... 3456 SonSon
Toplam 53 sonuçtan 41 ile 50 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Küçük İskender Şiirleri

  1. #41
    asdjklm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2009
    Bulunduğu yer
    sürgün. kamp çantam ve ben
    Mesajlar
    67
    Konular
    9
    Evet, bilmiyordum. Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama, seni seviyordum.! Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum.

    Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. Evet, bilmiyordum. Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama, seni seviyordum. Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, farketmiyordu hiçbir şey. Küçük bir ateş. Küçücük bir ateştin sen. Sönmekten ürken bir ateş. Bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. Aşkın mecali kalmamıştı. Sessizce sokuldum yanına. Acıyla irkildin. Gülümsedim. Gülümsememe anlam veremedin elbette. Kimdi bu? Ne istiyordu? Tanımadığın biri. Hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. Fuzuli bir beden, karşındaki. Usulca uzandım,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. Uzayın adını ben koymadım. Uzayın adını yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. Rahatlatır beni o. Bütün yağmurlar, uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. Yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. Romantizme uyum sağlamak için de değil. Öyle. İşin gerçeği budur. Yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. Bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. Lekesiz bir yalnızlık. Lekelenmeye müsait bir yalnızlık. Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. Pişmansın. Pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. Elinde olsa, avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘Neyim ben? ! ’ diye haykıracaksın. Olmuyor tabii. Olmuyor. Sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. Beni anlayacağın günler gelecek. Beni de göreceksin. Benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. Korkma lütfen,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin... hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan, bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. Endişelerim, ideallerim, halletmeye çalıştığım meselelerim var. Başkalaşmaya çalışıyorum. Gözardı edilmiş tutumlar edinmek hoş. Değişmek, hiç de zor değil. Yalnızca özgür olabilsem, sorun kalmayacakmış gibi sanki. Anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. Evet, tıpkı bu. Sese, ahenge kapılırken, kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. Birlikte dansedebilmek gibi. Sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. Arada bir alnındaki teri silmesi, üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. Bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. Ölmek için değil, yaşamak için uğraşmak gibi. Ummadan, hayal etmeden, sıradan, olduğu gibi.doğal. Ve ciddi. Ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. Bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneği. Ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana. Masallarla geliyorum. Efsanelerle geliyorum. Herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. Artniyetsizim. İnan,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. Soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam, cehalet mi sanıldı acaba? ! Bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhların, ruhlardan çıkarttıkları, karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. Aklıma yayıldın. Ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artık: Ortadaydım işte! Bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. Hayır! Melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. Her kadın gibi doğurmak hevesi, her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. Kusura bakma, kafam biraz dağınık,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. Kızmamalısın. Darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. Sevgi, hoşgörü takıntıları da değil. Bir elmanın kırmızı olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. Aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? Neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği, az biraz sergüzeşt olmayı? ! Ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? Alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zorluğu, belayı? Demokrasi, senin saçlarından güzel olamaz. Senin yüzünden daha güzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller. Dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terkettiğin gecedir. Beni üzdüğün, yorduğun, yıprattığın gecedir. Bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek? ! Gerçekten kırıyorsun beni,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. Sessizliğin doyurduğu, biçimli ve endişeli birinin. Düşüncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin. Yanında huzurlu uyuduğum, mutlu uyandığım birinin. Onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. Onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. Bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. Cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. Bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. Hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. İnsanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. Bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. Yapacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorum

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş, biraz fazlayı aşırılıkta aramayan, ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. “Rüzgara dur, yağmura yağma, mevsime değiş” demeyi; doğru, hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. Bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. Hırslarımızın, çekincelerimizin odağı burası. Kazanmaktan çok, kaybetmeyi göze alabiliyoruz. Çikolata bile kurtlanabilir. Dondurma erir. Çiçek solar. Galiba önemli olan, onları yerinde yaşamak, yerinde korumak! Birer hatıraya dönüşseler bile! Kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? Sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktır da.

    Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. Çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını, hatta bunu önemsemediğini biliyorum. Aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. Hafızasızlığı, gurur saymanın adil yanı! . Hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. Hangimiz daha özveriliydik; bunun da.. umarım mutlu olursun. Bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. Hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . Yüzüme öyle bakma nefretle,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Benden uzaklaştıkça, bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını, herşeye yeniden başlayabileceğini sanıyorsun. Kimbilir, doğrudur belki de! . Adımın yaşamadığı, adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin esrarı büyüleyici! Romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve hırslı!
    Ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. Maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması, donanımımızla ilişkiliydi. Ynni, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar yıpratıcıysam.. o da o kadar mükemmeldi. Özveri denebilir buna. Evet, buna özveri demek beni mutlu ediyor. İnsan, özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor. Bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. Sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben, çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla, kan şekerim düşüyor, ağzım düşüyor, ellerim.. en çok da ellerim düşüyor! . Sakın ha üstüne alınma,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Ben seni kırmak için yaratılmadım. Uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı, tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! Belki; seni çok yıprattığımın, bıraktığımın elbette farkına vardım, ama herşey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? ! Beni, başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? Seni kaybettim. Bunu biliyorum. Seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. Ortadaydı. Bedel ve kefalet ortadaydı.. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? ! Sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. Hala da saygıyla ağlıyorum. Büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığıma kızıyorsun: Tedirginliğime, seni kaybetme endişeme, telaşıma, şaşkınlığıma, titreyişime, ürpermem, anlamlarını anlamamış kelimelerle yetinmeme, müzakerelerde bulunmama, buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama, bilincimi sana yönlendirmeme, sürekli sürekli içmeme, kelimlerin kifayetsiz olma durumuna, vesaireye vesaireye.. İnadıma öfkeleniyorsun. Seni bırakmama, seni özgürlüğüne salmama hiddetleniyorsun. Bu da aşk işte! Bu da entrika! Bu da soysuzlaşmanın, aşkın getirdiği dalaveralarla kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi! Peki anahtar nerede sevgilim? ! peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri? ! Dur, dur, bağırma,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Bunlar da geçecek şüphesiz. Seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme, bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. Yaralandım. Bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. Çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. Bir gerçek aramıyorum felakete. Bir bahne göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. Ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. Ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak.. Eğer hissediyorsan,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

    Ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. Ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. Şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. O rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. Dokunamadım sana. Parmakuçlarım neşterdi çünkü. Kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.





  2. #42

    Üyelik tarihi
    Eyl-2009
    Bulunduğu yer
    Antalya
    Mesajlar
    551
    Konular
    0
    hakikaten süper paylaşım olmuş.. çok saolun

  3. #43
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672
    Bu gezegenin tozuyum kendimi yine sileceğim
    Sana gelmiyorum bu yara başka hastalıktan
    Bir hatıra bile değilsin ben içeri girerken
    Ben dışarı çıkarken fil mezarlığı artık yüzün


    ...

  4. #44
    asdjklm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2009
    Bulunduğu yer
    sürgün. kamp çantam ve ben
    Mesajlar
    67
    Konular
    9
    sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden ağlıyorum...
    acizim işte kabul ediyorum, hıçkıra hıçkıra ağlarken
    esrar gibi çekiyorum burnumu.
    yanağımı siler misin? Biraz kan kalmış.
    seni öpmek, bir sigaradan nefes çekmek gibi bu son gecede, tuzlu
    bir sigarayı basmaksa gözlere, sen olmayan bir cümle kurmak gibi, biliyorum
    bu aşkta biraz ayrılık kalmış.
    bize kalan tek renk kırmızıyken, mavi bir oğlumuz olsun isterdin, neyse
    bırak annenin okuttuğu dualar avuçlarında dursun
    ve sus, lütfen, içimde biraz umut kalmış.
    bir rüya için ağıt yaktım, bak uçuşuyor hala külleri... yeter,
    okşadığın tetiğe bas artık bende biraz can kalmış...

    sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden kayboldum.


    sana ölüyorum
    Böyle kanar bir olmaz'ın analistliği, böyle susar kalırsın tek sözcük suçluyorsa içnde saklandığı cümleyi
    SEVMEK TANRIYI TANIMAMAZLIKTAN GELMEKTİR...

    ........................................ ..............

    Gecenin kasları erimiş!
    karanlığın ayakları yerden kesik!
    taşa saplı altın bir kılıç gibi yalnızlık!
    Sebep değilim hüzün mücewherine,
    ben bir gerdanlıksam katrandan
    süslüyorsam dişi yaraların boynunu

    Durma geri çekil acı! Kan çıkmaz bu aşktan!

  5. #45
    dawn_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2009
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    39
    Konular
    2
    acınası tesadüflerle ayrılıyorsun molekülden,
    hüzün hastası bir hayvansın
    şiddetli baş ağrılarıyla çalkalanan
    çok kurak iklimlerde, büyük sinir krizlerinde
    ağır işkence görmüş şehirlerde
    saadetin zarif, adaletin ince.

    bir miktar alkol ve ürperti alıyorsun
    kelimelerin karardığı peşin hükümlerde.
    şahsi sevişiyorsun şiddetin bütün bitki örtüsüyle.
    gözlerin ucuz, tutkun ucuz, direncin ucuz
    tehlikeli bir yalan gibi duruyorsun
    ruh yoksulluğunun harikulade iskeleti üzerinde.

    tutulamayacak yeminsin, yemin ederim,
    her insana gerçek aşkı öğretecek bir külfetin var
    ve
    alelacele asılmış bir çocuk militan
    gibi şaşkın ama onurlu bakıyorsun
    yükseldiğin gökyüzüne.
    ...

    (bir nedeni yok yalnızca öptüm)

  6. #46
    asdjklm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2009
    Bulunduğu yer
    sürgün. kamp çantam ve ben
    Mesajlar
    67
    Konular
    9
    His ile beton, duyu ile ünvan, yasal ile uygun, mıh ile örs, medeniyet ile ahlak, ideoloji ile alkol arasında gidip gelen çatlak bir taşmisket bu benim intiharım. Bir makas saplı intibahıma. Paslandığım ilkgençlik. Köreldiğim arzular. Şimdi uzağa ağlayan hangi yanılmış delikanlının trajedisidir? Çapkın közün uluması. Sancının bir salgı, cinnetin bir tedavi biçimi olduğunu iddia eden ilahi mahkumiyetim. Nedir bizi hayatın basit duruluğundan alıkoyan müzikkutusu? Yoksayılan hacmim ve cismim, kimin ayyukundadır ki sözümün ölümle zafer aralığında bir bağlaç (k.i.) riskini göze almasına ses çıkaramam? Entarisinde menekşe lekesi şiirin.

  7. #47
    roxelane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2010
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    187
    Konular
    61
    ''Evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş, biraz fazlayı aşırılıkta aramayan, ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. “Rüzgara dur, yağmura yağma, mevsime değiş” demeyi; doğru, hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. Bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. Hırslarımızın, çekincelerimizin odağı burası. Kazanmaktan çok, kaybetmeyi göze alabiliyoruz. Çikolata bile kurtlanabilir. Dondurma erir. Çiçek solar. Galiba önemli olan, onları yerinde yaşamak, yerinde korumak! Birer hatıraya dönüşseler bile! Kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? Sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktır da.

    Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. Çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını, hatta bunu önemsemediğini biliyorum. Aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. Hafızasızlığı, gurur saymanın adil yanı! . Hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. Hangimiz daha özveriliydik; bunun da.. umarım mutlu olursun. Bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. Hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . Yüzüme öyle bakma nefretle..''

    paylaşım için teşekkürler

  8. #48
    asdjklm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2009
    Bulunduğu yer
    sürgün. kamp çantam ve ben
    Mesajlar
    67
    Konular
    9
    Lanet bir kasırga mıdır? Ayrılık bilanço mu? Ben kimi üzersem serinlerim,sersemlerim? Ruhu bozuklarla hangi yanlışı doğruya çevirebilirim ; ben , gidebilir miyim?
    Kısa filmler var hayatımda, yönetmeni özürlü.Yönetmeni ruha özürlü. sevmek,vakitsiz misafir: Kanıtlanamayacak yaranın su gibi geceye karışıp akışı.Oturup yazmış bir sarı tavşan:S a n a
    sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden sesleniyorum...
    seni seviyorum demek bu kadar basite alınmışken hazır, bende kek yaptım.
    evet fırsatçı sevgilim demen gibi hoş değildi, güvenemiyorum demen
    ama ben yine küçükken oynadığım çubuklarıma göz attım
    susmak, oyun oynamaktan daha zordu, kaçındım.

    sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden bakıyorum...
    dişlerin çürümüyor, dudakların hep güzel, saçın boyada olsa idare eder
    zaten kadavra aşkları yaşatmaya çalışmıştık, ben dürüstçe soluyordum, sende neşter.
    ben umarsamazca ağlarken içimde,
    sen üç nokta bir okulundan mezun olmuşçasına coşkulu,
    tersten bakmak tersliğin iki uzvu.

    sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden kızıyorum...
    serin kumlardan, kızgın denizlere atlamak gibidir
    idealist yaklaşımlarla sosyopat bakmak aşklara, anlamadın,
    zaten benim ki musalla taşına ağlayan bir çocuğun kalbinden akan umuttu.
    yanaklardan özgürlük aksın diye şakaklara dayanır mı ki silah, dayamadım,
    isteklerimi keşke müsvette bir kağıda yazmasaydım.
    gördün mü yine kızamadım....

    sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden itiraf ediyorum...
    ben yavaş yavaş sokarken silahı ağzıma, tetik yumuşuyor, okşuyorsun.
    yapma bileklerimi bile yanlış dikiyorsun.
    evet seni seviyorum diye bitmeyecek
    ve evet yastığımda tek bir çapak bile yok sana adanan.

    sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden ağlıyorum...
    acizim işte kabul ediyorum, hıçkıra hıçkıra ağlarken
    esrar gibi çekiyorum burnumu.
    yanağımı siler misin? Biraz kan kalmış.
    seni öpmek, bir sigaradan nefes çekmek gibi bu son gecede, tuzlu
    bir sigarayı basmaksa gözlere, sen olmayan bir cümle kurmak gibi, biliyorum
    bu aşkta biraz ayrılık kalmış.
    bize kalan tek renk kırmızıyken, mavi bir oğlumuz olsun isterdin, neyse
    bırak annenin okuttuğu dualar avuçlarında dursun
    ve sus, lütfen, içimde biraz umut kalmış.
    bir rüya için ağıt yaktım, bak uçuşuyor hala külleri... yeter,
    okşadığın tetiğe bas artık bende biraz can kalmış...

    sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden kayboldum.


    sana ölüyorum
    Böyle kanar bir olmaz'ın analistliği, böyle susar kalırsın tek sözcük suçluyorsa içnde saklandığı cümleyi
    SEVMEK TANRIYI TANIMAMAZLIKTAN GELMEKTİR...

  9. #49
    asdjklm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2009
    Bulunduğu yer
    sürgün. kamp çantam ve ben
    Mesajlar
    67
    Konular
    9
    de gülüm! De ki: ela bir günde gelecegim
    istanbul darmadagin olacak, saçlarim
    darmadagin. Hepsi, darmadagin!
    üzülme gülüm! Toparlanacagiz, birlikte,
    ayaga da kalkacagiz, yürüyecegiz de gülüm
    hem de çelikten topragini dele dele hayatin!

    de gülüm! De ki: bitmistir umut, bitmistir
    sevgi, bitmistir güven!
    güven bana gülüm!
    sana bitmemisligi ögretecek, tattiracaktir
    hasretten-hakikaten-ten degistiren yüzüm!

    göreceksin gülüm! Bekle!
    hirslarimiz, acilarimiz gitgide ihanetlere
    hainlere, ezilmelere alisacak..
    göreceksin-sevinçten aglayacaksin gülüm-ki
    iste o vakit bana-dogrudur!-
    sair olmak, seni sevmek pek çok yakisacak!

    bak! siirler var, mektuplar var, çocuklar var,
    sokaklar var, kediler!
    inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
    ölüm inananlar için sessizce
    kara kapli kitaplardan çikartilacak..
    göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
    artik hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
    bu dünyada, yapayalniz, umarsiz kalmayacak

  10. #50
    Ben Ölürsem

    ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
    ne bir ask zerafeti
    ne bir hayal tabiri.. küçücük ömrüm
    hep rüzgar gülleri kokacak !

    bir sinek cenazesinden dönmüsüm de sanki
    agzim burnum kanyak
    denizden yeni çikartmislar yagmurun ölüsünü
    mevsimlerden napalm günlerden ilkbahar

    hummali sabrimin glayöllü dag köyleri
    sana hasret sakimak mi yakisacak
    çok arayacak çocuklugum esas sirrini
    benim yüzüm bir kedi amipidir
    ben ölürsem o kendiliginden çogalacak !

    ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
    ne bir buz yorgunlugu
    ne bir sinema perdesi yirtik.. küçücük kabrim

    bir çocuk kalbi gibi haylaz olacak !


6 Sayfadan 5. İlkİlk ... 3456 SonSon

Benzer Konular

  1. Küçük İskender Söyleşilerinden Seçmeler
    Konuyu Açan: raskolnikov, Forum: Yazarlar.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 02-Ağu-2008, 09:32
  2. Pesimist;Küçük İskender
    Konuyu Açan: Lorelei, Forum: Not Defteri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19-Tem-2008, 00:31
  3. Küçük İskender Kitaplığı
    Konuyu Açan: birunsatan, Forum: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05-Mar-2008, 02:10
  4. Küçük İskender
    Konuyu Açan: sacrifice, Forum: Yazarlar.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 26-Eyl-2007, 05:08
  5. Poetika / İskender PALA
    Konuyu Açan: KATA, Forum: Not Defteri.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 16-Ağu-2007, 00:43