6 Sayfadan 2. İlkİlk 1234 ... SonSon
Toplam 53 sonuçtan 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Küçük İskender Şiirleri

  1. #11
    Elesis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    Palanthas
    Mesajlar
    887
    Konular
    75
    Yazma isteği uyandıran insanüstü adam...Konu için Vhercle'e katkıları için Losteirosss'a teşekkürler...





  2. #12
    losteirosss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    cehennemdeki lethe ırmagında.....
    Mesajlar
    2.604
    Konular
    42
    aklıma geldi...rivayet edilir ki bi gün küçük iskender can baba nın cinsel organına elini atmış da can babanın tepkisi:'' yapacak olsam seni değil büyük iskenderi....'' demiş can baba.paylaşmak istedim

  3. #13
    vhercle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    dünyadan
    Mesajlar
    2.838
    Konular
    210
    Özel hayata girmeyelim lütfen Töbe töbe

  4. #14
    losteirosss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    cehennemdeki lethe ırmagında.....
    Mesajlar
    2.604
    Konular
    42
    vherc inan anlatıyım mı anlatmıyım mı diye çok arada kaldım ama...yaz gitsin dedim.

  5. #15
    sacrifice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2007
    Bulunduğu yer
    cehennemin dibi ;p
    Mesajlar
    13
    Konular
    2
    BİR GECE ŞAH’ESER İMPATARORU FUZULİ BİR DELİKANLILIK YAPTI İSE BEN BUNU YAZDIM

    beni bir pazar gecesi siyanürle vurun!
    gölgemi bir vapurun saadetine vermişken,
    zeki müren’den hicaz makamı şarkılar dinlediniz
    ama dönüp arkama bakabilmeliyim kaç kişisiniz
    nerden gelmişsiniz neler giymişsiniz
    elimde bir demet letafet çiçeği de,

    tavanı kırmızı, duvarları beyaz badanalı
    bir odada bir arada bir ara olmalıyız, hatırladınız
    bıçak sapı gibi gülümsememe de izin vermelisiniz
    - babam bana küstü, döv onu babaanne
    çıngıraklı yılanlar almıştın hani bana yaşgünümde -
    gerdanımda genç kızların çılgın tortusu ve soğuk su,
    oramda buramda buram buram ilkaşk kokusu,
    işte ben trenleri biraz da bu yüzden severim
    ne çok severim bilemezsiniz

    beni bir pazar gecesi siyanürle vurun!
    palyaço makyajı yapmış olayım, gülün önce
    amuda da kalkayım, telde de yürüyeyim filan
    size nadide karanfil kolleksiyonumu göstereyim
    kayısı gülü çocuklarımı, arılarımı da,
    tenezzüllerimi, biliyorum:
    zeki müren’den hiç şarkı dinlemediniz
    radyoda jean-sebastian bach çalıyor, bakınız
    cam pervazındaki baykuşun
    yok bir ayağı da...
    --------------------
    "Bazıları dağlarda gerilladır,bazıları ise vadilerde kurt.Bazıları masa başında gamze boşluklarını dolduramaycak aşk romanları yazar, bazıları sokakta sevdiğini haykırır.Bazıları kuş tüyü yastıklarda uyur, bazıları kuş gribinden ölür.
    Bazıları hep terkeder,kaçar gider; bazıları hep terkedileceklerini bile bile yaşar gider. Bazıları bilim adamıdır; bazıları film adam, bazılarıysa fil adam. Bunca adamın arasında adam gibi yaşamak ise herşeyden önce ’ne yaptığını,ne yapacağını’ bile bile adım atmakla koşuttur. Yoksa seksen dört olmuş, sex’n dirt olmuş, farketmiyor; onlar kafasına göre takılıyor; galiba en fazla ’s.ksen g.t’ olmuş olanlardan korkacaksın!"
    (Rahibinden Satılık Kilise)
    Konu sacrifice tarafından (26-Eyl-2007 Saat 05:05 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  6. #16

    Üyelik tarihi
    Ara-2007
    Mesajlar
    36
    Konular
    0
    Bir arkadaşım bu adamla çok sık görüşüyor ve söylediğine göre forumlarda şiirlerinin yayınlanmasını hiç istemiyormuş hatta bizzat girip inceliyormuş bazen.Burayı görmedi herhalde :] Kendi sitesi varmış, oradan ziyaret edilmesi daha makbule geçermiş.Sayın Över öyle diyormuş.

  7. #17
    Kinyas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Mesajlar
    1.676
    Konular
    265
    Molekül Buketi

    el kararı bir
    ruhla öperken seni
    nesnenin tanrıyla atıştığı
    uzun gözlere ait urlarda, bilemem
    rolümüzdü bilgi;
    el kararı bir
    ruhla öperken seni
    cismin hacimle seviştiği
    ani panikatak şovlarında, bilemem
    neredeydi yüzümüzdeki bitkinin kökü.

    öğrendim, ki veda
    ve kıymettir
    ergeç birbiriyle vuruşacak olan, bilirim
    renkler arasında adı onun da anılsın diye.
    üstünkörü!

    Gece Kuklalaları

    çelişkili kuvvete dönen yapışkan bir ölü var
    korkulan otobanın ortasında viraj yaratan.
    bir dedektif hissiyle yaklaşırken dünyaya ay
    toprak tutarken elini cetvelle çizilmiş suyun
    gözlerini düşürmüş bir genç kız gibi mağrur
    ve diken diken; arabanın bagajında bir ölü
    var
    direksiyondaki cesetle hayatı tartışan.

    Ay

    Yürek kemiğiyle lades tutuşuyor iki çocuk!
    misafir oyuncu bir terkediş biçimi
    ile ellerim vücudunun prömiyeri!

    Aynı ahır adına koşan acılarımız var bizim!
    amatör balıkçının leğeninde iki istavritiz seninle
    ölüme beş kala ölümle canlı telefon bağlantısı kuran!

    dibi senin aşkında gizlenen kırılgan bir aysberg bu tufan!
    Konu Kinyas tarafından (05-Eyl-2009 Saat 16:38 ) değiştirilmiştir.

  8. #18

    Üyelik tarihi
    Haz-2008
    Mesajlar
    49
    Konular
    1
    her zamanki gibi yazmış ne denir başka yazıyor işte helallllllll

  9. #19
    mysteriouslady - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2007
    Mesajlar
    1.499
    Konular
    191
    'Ben bir silahım! Ama hiçbir silah yaralamaz insanı, bir başka insan olmadan!'


    Harika bir paylaşım olmuş serena.....her satırda hayatı nasılda güzel tanımlamış İskender....
    Konu mysteriouslady tarafından (28-Haz-2008 Saat 14:32 ) değiştirilmiştir.

  10. #20
    Kinyas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Mesajlar
    1.676
    Konular
    265
    Ben Bu Şehri Bir Gün Sana Anlatacaktım

    Kel kadınlar tanıdım insafsızca
    Her sokak başında bir ekip otosu vardı
    Kaç paraya öpüştük durduk asitli homojen
    Ne çok insandılar öyle yıkılası acılı
    öyle kırkayak kimlikli. Sahi,
    bana ait bir sürü sevgiliyle dolaşırlardı!

    Dolaşırdı ayaklarım - babam kimdi, belki
    birikimler yalnızca, yalnızca itilişler!
    Annem: O, yalnızlığım olacak!
    Sarhoş çocuklar gibiydim, dirilen bir ceset
    gibiydim - yüzümde bir gri saten bıçak! Saat bozuk
    gibiydim, imdat polis gibi! Saçmalayacak gibiydim
    beni bir bıraksanız, ah bir bıraksanız,
    ödünç bir tutku, özürlü bir rüzgar misali
    dağılıp gidecek gibiydim!

    Oğlum eşkalim İstanbul, yine katildi.
    Kızım
    son vitrinin son beyaz gelinliğinde!
    Yaşları, toplasan en fazla on üç, on dört
    en azından milattan önce yirmi! Bir zaman
    efkarla makyajını tazeledi içimdeki ölü helvası
    Ölü helvası ve kör çiçekler satan çok kalibre çingene!
    Ve horgörülen aşklar bazen sahte.. abazan..
    Biraz daha öpüşebilsek, ah bir de
    öpüşmeleri, sevişmeleri, logaritmayı bilsek
    alkol komalarımıza hafif inceden
    profesör bir zencefil kokusu inecekti!

    Kel kedımlar tanıdım insafsızca
    Her sokak başında bir ekip otosu vardı
    Hatırlar mısın, yazmıştım sana, her otel odasında
    filtresi bekaret kanıyla lekeli
    yanan bir ****** sigarası.
    Ah, göğsüm,
    sen, kurşuna dönmüş zalim gözlerle
    delik deşik edilmiş bir erkek fanilası!

    Delikanlılığım aşka aç
    aşka muhtaç
    aşka mecburdu!
    Ve yüreğim!
    Yaşlandıkça memeleri sarkar oldu!
    Bana bir haller oldu / bana filmler bir tuhaf olur!
    Sarkaçlar bana pek bir dar oldu / kuyular pek bir sığ olur
    Bakın! Kızkardeşim gitti gecenin dul eşi oldu
    Abim miyop dudaklarıyla kendi yılanında küçülür küçülür mahfolur!
    Ah! Çıtır hüznüm, asil acılarım, dikkat edin!

    İstanbul bu! Genç bedenlere aç
    dinç cesetlere muhtaç
    hürriyete mecburdur!



    Alpha

    Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
    ağır ağır akarak kanıma karışmakta
    yokluğun!

    Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
    aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
    güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:

    aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!



    Adrena-Line


    aldırılan çocukları örgütleyen uyarıcı rengi smo
    kinleriyle birşeye karşılık gelmeyen yabancı tesad
    üfler odanın deniz gören pencerelerinden en zor
    lusunun önünde bir
    kaç saniye anlamı olmayan bir ad gibi durup yüzüstü
    terkler ya da kendisinden geçmiş deli hiç'in
    kullanmadığı süre için sınıflandırılmış rakslara
    verili balolarda sezilen ölümün içyüzü; ders;
    kim geri gider orada sakınıp kutsanılmayan ve
    paramparçalanmış bir teklifsiz gözde hala aranılan kent
    kentler göze girince gözbebeği acıya kan ilham eder;
    yorumlanması güç yeryüzüyle aynı seviyede bir aşkı
    altına batırarak ihtirasın değerini yükseltmen, ah zafer!
    ah zaferlerle dönecek bir orduda tek ok çekmemiş asker
    gibi biraz mahcup, biraz utanmış, biraz kalender!
    ihtirası sesinde kilitli kalmış olanın sığındığı
    mecburi çilingir!
    denenen maymuncuk
    denenen yumuşak topraktan anahtarlar
    denenen, cinnet de denen makber
    sen misin o büyücü meleğin gaspettiği çaresiz misafir!
    bilmez gibisin
    çaresiz misafirler, konakladıkları gece,
    konakladıkları geceyle katledilirler!

    sen de içermişsindir
    hoş katliamlardaki yoksul hayvanları bir bir,
    onlar ki göğe, okyanuslara ve ihanete hep söz verirler!
    sen neredeydin? sen hangi çöküntüydün? ağlama.
    sen bunu o gövdeyle mi kanıtladın yüzeyde? yazık. bağışla.
    mesela sersemlemiş ruhların çarpıştığı yarım kurander
    kaybolmuş inançların ardından yeşil bir pardesü
    giymiş ve oturmuş bir orman gibi ansızın
    çıkagelen kiralık peygamber! sen tanrının
    ötdeliğinde bir siyah gelincik diye biten kıl,
    tıraşlandığı aksiseda cehennemler sürükleyen!
    ağzından yakalayıp ite kaka sürükleyen! önlem
    alınamayan o dökülüşün, o içgeçirmenin, nefessizliğin
    sınıra dayandığı muhteşem şölen! öl! işmdi sen öl! ve
    ilk sen ol ölürken arkasına bakıp da, Utanın!
    Utanın! diye seslenen!


    Birbirimizi Öldüreceğimizi Kimseye Söylemeyeceğim! ..

    seni seviyordum ve
    çocuk bahçelerinde intiharı düşünmek de artık yasaktı! ..

    burnu kanayan bir lise öğrencisi taşıyordum kucağımda; galiba yaz da yeni başlamıştı; sıcaktı; sıcak, çırılçıplaktı!
    Rıhtımda Göksel Arsoy'un artizini dövüyorlardı; yönetmen, sigarasını suya bıraktı
    -avuçlarımdaydın, avuçlarım çisildiyordu- ötedeki kahvede Alice, üç iskambiladam arkadaşıyla oynuyordu.
    Seni kalkan üsküdar vapurunun ardından denize fırlattım.
    Hüznümü karanlığa kotlayacağım.
    Düğün salonunun kapısından elinde
    kanlı bir baltayla damat kıyafetli bir delikanlı çıktı, koştu koştu, kollarını çırpıyordu-sonra havalandı, uçtu gitti.
    Korkulu gözleriyle son karısını imzaladı.. Beşiktaş, baktı!

    şiirlerimi yakmaktan vazgeçtim
    senden sözetmeyi özlüyorum yalnızca
    birbirimizi öldürmek için verdiğimiz söz, karşılıklı yemin
    kimseye söylemedim
    kimseye de söylemeyeceğim!
    hep bir bukalemunu
    ölümle yer değiştirmek için yaşadım ben...
    gün oldu sarıdan tiksindim, ottan ürktüm
    zamanı geldi içimde
    burnu kanayan bir lise öğrencisi yarattım
    ne kadar hırpalarsan hırpala bedenini
    bir canı kendinden silkip atamazsın
    insanı adaletle
    aşkı herhangi bir çocukla değiştirmek için yaşadım..
    uyruğum oldu sarı (saçların) , ota (gözlerine) taptım
    küfrettim sana, lanet ettim, unuttuğunu sandım çoğu kez
    ama ihanet etmedim verilen söze, edilen yemine
    birbirimizi tanıdığımızı kimseye söylemedim
    söylemeyeceğim de kimseye!

    çocuk bahçelerinde intiharı düşünmek de artık yasaktı
    seni seviyordum ve.

    Gülten

    ensenden öptüm seni. Çok fena!
    rüzgar gibi geçti beykoz vapuru
    kulakmemenden süt sağdı dudaklarım
    sağanak halinde seviyorum bütün ******ları
    preveze'den dönüyor prezervatifli donanmam
    domalıp duruyor İstanbul, osmanlı paşası terbiyeme
    hem, kime ne? Olası ki elim bacaklarınla aynı burçtan
    aaa! tüyler. Zıp zıp zıplıyor apışaram A-Rh pozitif

    gülten temizlikçi kız. Temiz kız. Nazsız!
    hiç temyiz edilebilir mi kızlık zarı
    caaart! diye girdim içeri bir bahar sabahı
    adım fatih sultan penis, tevellüt tereddütsüz on yedi!

    evlenemeyiz gülten. Güldürme beni şimdi
    tam boşalmak falan üzereyken.
    korkudan altına kaçırıyor bak galata köprüsü
    köprüaltı çocukları sidikten yağmurla usanmış
    tam bütün hırsımla
    abazanlığımın basur memelerini emerken
    boşuna okutmuyorlar adama okulda fiziği, coğrafyayı
    dayılanma bana gülten. Tenin dayısı olmaz
    kayısı gibi bir aşk kaçırılmaz mı, ara beni..

    ensenden becerdim seni gülten. Çok fena!
    denize parça koydu makinist beykoz vapuru!

    Vampir Rotası


    yalnızca iki el ateş edeceksin
    çünkü aşk, israf değil!

    içinde gizlenen siyah beyaz hayvan
    haplanmış gözlerine çöken terk-i diyar
    kalbinin çıkışındaki esrarlı sudan sebep
    ve tetikteki on birinci parmak
    bir kancalı kurdun yorgun kayalıklara oturup
    aşağılardaki kalın ve büyük bağırsakları seyrettiği
    gecenin tamamlanışında senin cesaretinle
    senin yüzünü bir cerrah ustalığıyla değiştiren
    o yüce kinle, o masum şiddetle
    yeniden
    hep hep
    yeniden tanımlanacak!
    bir başka deyişle sen olan karşındaki cesedin
    iri ve patlak göğüslerine gömülü dişlerinin arasından
    kendi sahte varoluşunun
    kendi kanlı spermlerinin
    zamklı suretlerine doğru sürükleneceksin sersefil!

    korkma!
    yalnızca iki el ateş edeceksin
    çünkü intihar, menzil değil!






6 Sayfadan 2. İlkİlk 1234 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Küçük İskender Söyleşilerinden Seçmeler
    Konuyu Açan: raskolnikov, Forum: Yazarlar.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 02-Ağu-2008, 09:32
  2. Pesimist;Küçük İskender
    Konuyu Açan: Lorelei, Forum: Not Defteri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19-Tem-2008, 00:31
  3. Küçük İskender Kitaplığı
    Konuyu Açan: birunsatan, Forum: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05-Mar-2008, 02:10
  4. Küçük İskender
    Konuyu Açan: sacrifice, Forum: Yazarlar.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 26-Eyl-2007, 05:08
  5. Poetika / İskender PALA
    Konuyu Açan: KATA, Forum: Not Defteri.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 16-Ağu-2007, 00:43