2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 19 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Kötü Karakterler Neden Sevilir?

  1. #1

    Üyelik tarihi
    Haz-2014
    Bulunduğu yer
    Defolu Caddeler
    Mesajlar
    5.611
    Konular
    116

    Kötü Karakterler Neden Sevilir?




    Sinemada ya da televizyonda gösterilen drama adını verdiğimiz kurmaca filmlerde kötü karakterler daha akılda kalıcı ve daha sevilir oluyor. Bu saptama genel olarak doğrudur. Star Wars deyince akla Darth Vader gelir. Se7en filminde Kevin Spacey’in canlandırdığı obsesif seri katili düşünün. Ya da Olağan Şüpheliler’deki sinema tarihinin en korkutucu (kendisi türk kökenli) kötülerinden birini: Keiser Söze. Yine sinema tarihinin en önemli filmlerinden Godfather’daki Vito Corleone karakterine ne demeli. Nihayetinde mafya babası ve çok sayıda vahşi cinayetin azmettiricisi olmasına rağmen, Marlon Brando’nun parlak performansı sayesinde bütün sinema tarihinin en “sevilen” karakterlerden biri… Son zamanlarda yıldızı parlayan TV dizisi Dexter‘ı düşünün. Adam seri katil ve biz seyirciler onun yakalanmamasını diliyoruz. Hatta onu yakalamaya çalışan polisler “kötü adam”. Örnekleri arttırmak mümkün. Gerçekten de kötü karakterler hem daha akılda kalıcı oluyor hem de daha çok seviliyor.

    Peki bunun sebebi ne?
    1-) Sebeplerden ilki insanın doğasında olan, sansasyon ve “marjinal olan”a duyulan ilgi, merak. Reyting ve box office denen şeyin yaslandığı şey genel anlamda budur. Gişeleri “kasıp kavuran” reytinglerde tavan yapan pek çok yapım sansayonel ve marjinal olay ve karakterleri barındırır. Örnek vereyim: Vito Corleone bir suç örgütünün başı olmasına rağmen son derece erdem sahibi bir insandır. Ailesine bağlıdır. -Adam öldürürken bile olsa da- hak hukuk gözetir. Öngörülüdür. Bir yandan torunu ile oyunlar oynarken düşmanlarını alt etmek için planlar yapabilmektedir. Bir başka örnek: Dexter bir seri katildir ama polis kuvvetleri için çalışarak yaşamını devam ettirmektedir, bir polis rozeti taşımaktadır. Kurbanlarını korkunç ve vahşice öldürmekte kesmekte ve cesetlerini yok etmektedir. “Vay be!” “İlginç!” “Olmaz böyle şey yahu!” dedirtmek için yanıp tutuşan dünyanın en zeki ve yetenekli metin yazarları ve senaristleri, her geçen gün yeni sansasyonlar üretmeye çalışmaktadırlar. Marjinal ve Sansasyon üretebilmek için akla gelen ilk yol da tabii ki seks ve şiddet.

    2
    -) Bu daha önemli bir sebep. Batı paradigması; aydınlanma çağında yeni bir dünya kurma idealleriyle yükselmekte olan bir medeniyetin enstrumanı iken “klasik” edebiyatta karşımıza çıkan, kötü karakterler değil iyi karakterler ve iyinin tasviriydi. Tabii ki “çoğunlukla”… Victor Hugo, Sefilleri yazarken kötü karakteri ayrıntılı ve güçlü bir karakter olarak resmetmez. Hangimiz Jean Valjean adını değil de onu kovalayan polis şefinin adını hatırlıyor? Karamazov Kardeşler‘den aklımızda kalan isim Alyoşa mıdır yoksa Smerdyakov mu? Hugo ya da Dostoyevski’nin amacı kötü karakterleri parlatıp reyting yükseltmek değildi. Yazarlar tarafından “erdem” ve “bilgelik” arzulanıyordu. Bugünlerde ise gittikçe vahşileşen kapitalizm yüzünden erdem üretmek zorlaşıyor. Günümüzde Kahramanı yani protagonisti yüceltmek için kötü karakter yani antagonist yüceltiliyor. Ancak Kahraman’ı yüceltecek kadar erdeme sahip olmayan yazarlar, kötüyü öyle güzel ve ayrıntılı tasvir ediyorlar ki kimse artık iyi karakterleri hatırlamıyor bile. Batman’i izleyen herkes Joker’i konuşuyor. Luke Skywalker sönük bir karakter olarak kalırken Darth Vader ve iyilerin safında olmasına rağmen uçarı, haşarı, kural tanımaz Han Solo “star” oluveriyor. Son dönem bol gişeli çalışmalarda, sahip olduğu erdemleri içsel çatışmalarının sonucunda kazanan kahraman karakter, protagonist bulmak çok zor. Protagonistlerin pek çoğu antagonist eylemler sonucunda tepkisel davranarak birer anti-kahramana dönüşüyorlar. Anti-kahraman, popülerlik açısından kahramanın çok önünde olmasına rağmen, kötü karakterin yani antagonistin de gerisinde kalıyor. Bunun sebebi ise erdem ve bilgeliğin artık batı paradigmasında pek yer alma fırsatı bulamaması. Batı -aslında sadece batı değil, kürselleşen dünyada bu “insanlık”a tekabül ediyor- erdemlerini yitiriyor. Elbette ki topyekün halihazırdaki batı paradigması “kaka”dır demiyorum. Box office ve reyting patlaması yapan, üzerinde çok konuşulan yapımlardan bahsediyorum. Oysa David Mamet‘in yazıp yönettiği Winslow Boy ya da The Verdict‘ten bahsetmek isterdim. Eminim ki içimizde Batman’ı izleyenlerin sayısı bu iki filmi izleyenlerin toplamından fazladır. Kitleler erdemsizleşiyor ve kitle psikolojisi bilgelik yerine kapitalizm kuralları tarafından manuple ediliyor. Tıpkı George Orwell‘in 1984’undeki ya da Ray Bradbury‘nin Fahrenheit 451’indeki gibi bir anti ütopya evreninde yaşamaya başladık. Bunu gözden kaçırmayalım. Kitleler big brotherlar ve türevleri tarafından manuple ediliyor. Herşey sokaktaki adamın daha uysal bir tüketici olması için… Çok dağıtmadan özetleyeyim: Kötü ve kötü karakterlerin yüceltilmesi tüketim lordlarının buyruğudur çünkü her şey para kazanmakla ilgili. Erdemler ve bilgelik OUT, reyting ve box office IN bugünlerde (postmoderniteyi bu şekilde de tanımlayabiliriz).

    3
    -) Peki gerçek hayatta neden kötülüğü ve kötü karakterleri sevmiyoruz? Çünkü gerçek hayattaki gerçek kötüler, karizmatik değiller. Saw serisindeki ana karakter gibi güçlü karakterler değiller. Gerçek hayattaki gerçek kötüler aciz ve zayıf karakterler aslında. Smerdyakov gibiler. Vito Corleone, Keiser Soze ya da Joker gibi değiller. Gerçek kötülerin onları haklı çıkaracak çok dramatik öyküleri yok. Elinden hiç bir iş gelmeyen beş para etmez adamlar aslında onlar. Ama filmlerdeki kötüler öyle mi? Anakin Skywalker’ı baştan çıkaran ve karizmatik bir kötü yapan şey, zayıflığı ya da işe yaramazlığı değil aşkıydı. Ne kadar asilce değil mi?

    (Alıntıdır.)



  2. #2

    Üyelik tarihi
    Eyl-2014
    Mesajlar
    839
    Konular
    26
    Üçüncü maddeye pek katılmıyorum. Bence filmlerde kötü karakterlerin sevilmesinin nedeni insanların kendilerini kötü karakterlere yakın hissetmesi. Çünkü başroldeki karakterde insanların hep ulaşmaya çalıştığı, üstün özellikler varken kötü karakterde insani zayıflıklar var. O yüzden insan, farketmeden de olsa kötünün tarafını tutuyor veya kendini ona yakın hissediyor.

  3. #3
    electronicalev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2010
    Bulunduğu yer
    Mesajlar
    2.213
    Konular
    15
    Alıntı GOZ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üçüncü maddeye pek katılmıyorum. Bence filmlerde kötü karakterlerin sevilmesinin nedeni insanların kendilerini kötü karakterlere yakın hissetmesi. Çünkü başroldeki karakterde insanların hep ulaşmaya çalıştığı, üstün özellikler varken kötü karakterde insani zayıflıklar var. O yüzden insan, farketmeden de olsa kötünün tarafını tutuyor veya kendini ona yakın hissediyor.
    Katılıyorum. Çünkü insanların kötü tarafını medya yoluyla tatmin etmesi gibi bi ihtiyaç var ortada.

  4. #4
    SilverCavalry - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2014
    Bulunduğu yer
    YEAA
    Mesajlar
    1.037
    Konular
    17
    Bir ben mi hep iyi karakterleri sevip egoist,çıkarcı,sinsi ve kötü karakterleri sevmiyorum?

  5. #5

    Üyelik tarihi
    Eyl-2014
    Mesajlar
    839
    Konular
    26
    Hep kötü karakterlerin başrolde olduğu diziler popüler olmaya başladı. Dexter, Breaking Bad, House M.D. gibi Game of Thrones'da iyi karakter yok gibi zaten.
    Filmleri son zamanlarda çok takip edemedim.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    Şub-2014
    Mesajlar
    1.181
    Konular
    41
    insanların enerjilerini yok eden enerji vampirleri oldukları için.başkasının pozitifi de kötüye yüklendiği için karşıdaki insanları cezbeder.

  7. #7

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    Basitce, iyi karakterler gercekten insanlari sikmaya basladi. Yani eskiden iyi karakterler bir sampiyon olarak goturebilirdi, ancak iyi karakterleri parlatip kotuleri ezmek insanlara kilise geliyor. Simdi de bunun tersine gidiyorlar, kotu olan karakter daha marjinal olabilir daima.

  8. #8

    Üyelik tarihi
    Nis-2014
    Bulunduğu yer
    nowhere to go -
    Mesajlar
    3.600
    Konular
    109
    Maleficent (Malefiz) filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Masallarda, hikayelerde, filmlerde dolayısı ile hayatta da kötünün neden kötü iyinin neden iyi olduğunu anlamanın film hali.

    ''Şeytan Kraliçe'ler asla kurtarılmamış prenseslerdir.''


  9. #9
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.512
    Konular
    338
    İyi yada kötüden ziyade insanların imrenme içgüdüsü ile beraber ( Bu sürü içgüdüsünü doğurur) ve ayna nöron denilen sinir hücrelerinden dolayı özdeşleşme ve taklit etme ihtiyaçları vardır hemcinslerini . kendi çevresindeki , kültürel modellerdeki unsurları geri yansıtabilmek ve karakterinin eğilimi doğrultusundaki belirli tipolojiye özel olarak ilgi duymak bu ihtiyacı şekillendirebilir . Şöyle bir laf vardır ; her insan her insanın davranışsal modelidir .

    İnsan dünyevi ihtiraslara sahip olduğundan bu direk gösterişe doğru bir eğilim gösterir .

    Ahlaki imrenme çok azdır . Çünkü bir insandaki karakter onun çok temelinde yatar oysaki arzular hemen hemen herkeste aynıdır .

  10. #10
    Anafiel girl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Bulunduğu yer
    --
    Mesajlar
    6.696
    Konular
    31
    blanco, blanc, white, weiB, beyaz...


2 Sayfadan 1. 12 SonSon

Bu Konu İçin Etiketler