Toplam 9 sonuçtan 1 ile 9 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Korku Sineması

  1. #1
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.734
    Konular
    1672

    Korku Sineması


    Bu başlık altında korku ve gerilim sinemasının tarihsel gelişimini , korku türlerini ve filmlerden örnekleri paylaşarak tartışmayı amaçlıyorum.

    Aslına bakarsanız korku sineması da diğer sinema türleri gibi kendi içinde pek çok alt tür ve terim barındırmakta. Genel anlamda amaçlanan izleyeni germek ve bilinçaltındaki korkuları su yüzüne çıkartmak da olsa bu sinemanın da pek çok çeşidi var.

    Korku Sinemasının Tarihçesi




    Korku Tarihi : 1900 - 1930

    Sessiz Korku...

    1900-1930 döneminde gösterime giren “Hound of the Baskervilles / Baskerville’lerin Köpeği”, “Dracula” ve “Dr. Jeckyll and Mr Hyde” gibi ilk korku filmlerinin bir çoğunda klasik romanlardan esinlenilmiştir. Bu filmlerin hepsinin birçok uyarlaması yapılmıştır.

    Yapılan ilk korku filmi, "Le Manoir du Diable" (Şeytanın Şatosu) adlı bir Fransız yapımıdır.. 1896 ’da gösterime giren bu kısa film, (yönetmen Georges Méliés’in canlandırdığı) Mephistopheles adlı bir şeytan-vampiri anlatmaktadır.

    "Frankenstein" ın ilk uyarlaması, 1910'da gösterime girmiştir.. Bu film, diğerlerinden yalnızca 16 dakika daha kısadır. Ancak, (daha sonra vidalı ampul olarak adlandırdıkları) mucit Thomas Edison tarafından yaratılması, bunun en ünlü uyarlama olmasını sağlamıştır. Aynı yıl içerisinde Dr Jeckll and My Hyde ’ın da çeşitli uyarlamaları yapılmıştır.

    Yönetmenliğini Henry MacRae’nin yaptığı 1913’lerde çekilen"The Werewolf / Kurtadam", yalnızca kurt adam hakkındaki ilk film olmasıyla ünlüdür. Ancak bu dönemde yapılan, sessiz sinemanın en dehşet verici korku filmi 1919’da gösterime giren "Dr Caligari'ın Karavanı" olsa gerek. Caligan Bu filmde, bir karnavalda yan gösteri yapan ve gösteri yaptığı küçük Alman kasabasındaki insanları öldürmeye başlayan gizemli bir oyuncu anlatılmaktadır.

    Bu film, sürreal, sanatsal görüntü stili ve ekspresyonizmiyle hemen bir klasik haline gelmiştir. 1920’de gösterime giren ve John Barrymore’un oynadığı “Dr. Jekyll ve Mr. Hyde”, bu romanın ekranda başarı kazanan ilk uyarlamasıdır. Bunun ardından Bram Stoker’ın “Nosferatu” adlı romanından uyarlanan ilk başarılı Dracula uyarlaması 1922’de gösterime girmiştir.

    Alman yapımı bir film olan “Nosferatu”nun başrolünde Max Shreck yer almıştır. Ancak yazar Bram Stoker’ın dul karısı, bu “Araklama”dan hoşlanmadığı gibi, romanı izinsiz kullanan şirketi dava etmiş ve davayı kazanmıştır. Filmin başarısına rağmen, şirkete filmin tüm kopyalarının yakması emredilmiş, ancak orijinal negatifleri gerçekten imha edilmediği için film, birkaç yıl sonra yeniden ortaya çıkmıştır.

    Bu dönemde, aktör Lon Chaney (bin suratlı adam), 1923’de “The Hunchback of Notre Damme / Notre Damme’ın Kamburu” ve 1925’de “The Phantom of the Opera / Operadaki Hayalet” filmlerinde başrol oynayarak ün yapmıştır. Chaney daha sonra, yönetmenliğini Tod Browning’in yaptığı 1927 yılında gösterime giren “London After Midnight / Gece Yarısından Sonra Londra”da rol almıştır. Bu film, dönemin en iyi ikinci vampir filmidir.

    Korku Tarihi : 1950 - 1960


    Bilim Kurgu Korku Filmleri ve Hammer’ın Evi

    1940’lı yıllar, korku komedinin doğuşuna tanık olmuştur. Ancak 1950’li yıllarda, bilim kurgu korku filmleri ortaya çıkmıştır. Bilim kurgu türüne talebin artması, birçok film yapımcısının bilim kurgu türündeki filmleri, patlamış mısırla arabadan film izlemeyi seven çiftleri çekmek için korku piyasasına göre uyarlamasına rağmen, ilk başlarda bu türe ithaf edilmiş birkaç filmin gösterime girmesiyle sonuçlanmıştır. Bu filmlerin çoğu, dönemin sinema endüstrisinde hızla siyah-beyaz filmlerin yerini alan asıl “renkli” filmlerden önce gelen, düşük bütçeli siyah-beyaz filmlerdi. Buna rağmen bu filmlerin bir çoğu daha sonraki yıllarda kült olmayı başarmıştır. Ancak bu on yılın sonlarında, Hammer film stüdyoları, prodüksiyonlarını korku piyasasına yönlendirip şaşırtıcı sonuçlar elde ettikleri için asıl korku filmleri eski popülerliklerine büyük oranda kavuşmuştur!

    The Thing Dikkat çeken ilk bilim kurgu-korku karışımı, 1951 yılında gösterime giren ve konusu, antarktik araştırma merkezinden bir grubun, vücudu buzla kaplı bir uzaylı bulup, hala yaşadığını anlaması ve buzlarını çözdüklerinde ise bu yabancının pek de dost olmadığını görmesi olan “The Thing from another World / The Thing / Şey” filmidir.

    The War of the Worlds Uzaylıların dünyayı istila etmesini işleyen ilk sinema filmlerinden biri olan “The Day the Earth Stood Still / Dünyanın Durduğu Gün” de aynı yıl içerisinde gösterime girmiştir. Aynı konu 1953’lü yıllarda, ilk renkli bilim kurgu filmlerinden biri olan “The War of the Worlds / Dünyalar Savaşı” filminde tekrar ele alınmıştır. Bu filmde, H.G. Wells’in romanındaki hikaye, Viktorya İngiltere’sinden, 50’li yılların Amerika’sına taşınmıştır.

    Yine aynı yıl gösterime giren “House of Wax / Mumyalar Evi” adlı korku filmi de bu on yılın önemli birkaç korku filminden biridir. Bu film, o dönemde ağırlıklı olarak gösterime giren bilim kurgu filmlerden yeni bir kopuşu ifade etmekle kalmayıp, üç boyutlu olarak çekilen ilk filmlerden birini de oluşturmuş, dahası, Vincent Price’ı bu türün starı yapmıştır.

    Serenada notu : ( Ayrıca bir başlık açacağım hak ediyor )

    ThemAbbot ve Costello, baş rolünü “Karloff”un oynadığı, Boris Karloff’un “Abbot and Costello Jeckll and Hyde” adlı filminde daha iğneleyici ve uçuk bir korku filmi boyutuna ulaşmıştır.

    1954’de gösterime giren “Them!” adlı film, ellili yıllarda ABD’de yaşanan Küba füze krizinin oluşturduğu nükleer tehditten etkilenen çok sayıda korku/bilim-kurgu filminden biridir. Dev, radyasyon üreten karıncalar Arizona çöllerinde kontrolsüzcü oraya buraya koşuşturmaktadır.

    Benzer bir şekilde, 1955’lerde, dev bir örümceğin küçük çöl topluluklarında yarattığı terörü anlatan “Tarantula”, başkalaşıma uğrayış kötülüğe geçişi, daha sonra bir savaşçı kaptan pilot olarak ortaya çıkan Clint Eastwood’un filmin düğüm noktasında örümceği yok etmesini anlatmaktadır.

    The Curse of Frankenstein Ancak, 1956’da, on yılın en kayda değer korku filmi yapılmıştır. Amerikalı seyirciler topraklarını işgal eden yabancılar ve olağan üstü büyük sürüngenlerle heyecan duyarken, İngiliz şirketi Hammer stüdyoları, Mary Shelly’nin Frankenstien’ının kendi versiyonu olan “The Curse of Frankenstien/Frankenştayn’ın Laneti”ni gösterime koymuştur. Bu filmin popülerliği, Hammer stüdyolarının popülerleşmesine ve konulu korku filmlerine yönelik ilginin yeniden canlanmasına yol açmıştır. Ayrıca, korku türünün aktörleri Peter Cushing ve Christopher Lee’nin de yeniden ön plana çıkmasını sağlamıştır.

    (The Horror of) Dracula Hammer stüdyoları 1958’de Frankenstien filmindeki başarısını “Dracula”nın kendilerine özgü versiyonunu çekmek suretiyle sürdürdü. Bu filmin başrollerini Van Helsing rolündeki Cushing ile Kont rolündeki Lee paylaşıyordu. Frankenstien’in devamı da, yine o yıl “Frankenstien’in İntikamı” adlı filmle yapıldı. Bu filmde de, Cushing, Michael Gwynne’nin canlandırdığı yeni bir canavar yaratmıştı.

    Korku Tarihi :1980-1990

    Kanlı filmler bu dönemde son derece yaygındı. Devam niteliğinde filmler ve taklit filmlerin sayısı son derece kabarıktı. Düşük bütçeli serüven filmleri, bu on yılın başında hala yaygın durumdaydı. 80’li yılların başlarında videonun popülerleşmesi, uydu ve kablolu TV’lerinin yaygınlaşması ile birleşince, korku filmleri yavaş yavaş piyasanın ticari ucuna göre düzenlenmeye başladı.
    1980’de ‘’Friday the 13th/13.Cuma’’, Halloween’in başarısından sonra piyasada en iyi iş yapan kanlı film oldu.Kamp yapmak üzere göl kenarına gelen bir grup gencin katledilmesini konu alan kurgusu ile bir çok yönden kendinden önce yapılan slasher filmleriyle benzerlik gösteriyordu.Fakat film , grafik aşırılıkları ve bütün diğer kanlı serüven filmlerinin izleyeceği standardı tayin etmesi yönüyle kendini farklı kılmayı başardı
    1980’de ayrıca, "Zombie Flesh-Eaters/Zombi İnsan Eti Yiyiciler" adlı film gösterime sunuldu. Düşük bütçeli bu film, İtalyan yönetmen Lucio Fulci tarafından “Dawn of the Dead” adlı filmin başarısından kâr etmek üzere yapılmış bir girişimdi. Bir sonraki yıl, 1981’de, “Friday the 13th”ün düşük bütçeli bir taklidi yapıldı. “The Burning” adlı bu filmin özel efektleri bile öncekiyle aynı kişi ([artık şimdi] efsanevi Tom Savini) tarafından yapılmıştı. Bu film daha başarılı oldu, zira, Mirimax film stüdyolarını piyasaya başarılı bir şekilde sokan film bu idi.
    Bu yıl, William Lustig’in yönettiği, başrolünü eski “Bond” kızı Caroline Munroe”nin oynadığı “Maniac/Manyak” filmi ile piyasaya daha fazla kan ve yaralanma hakim oldu. Bu film bir diğer düşük bütçeli kan ve şiddet filmi oldu. Ayrıca Tom Savini ile özel kozmetik etkiler yaptı. Son derece başarılı “The Howling” filmiyle kurt adamlar çirkin kafalarını bir kez daha ortaya çıkardılar. Bu film kurt adamların yaşadığı şehir dışında bir sığınak hakkındaydı. Kara mizah “An American Werewolf in London/Londra’da bir Amerikalı Kurt Adam” filmi, bir Amerikalı turistin bir kurt adam tarafından ısırıldıktan sonra, modern Londra’da insanlara dehşet saçmaya başlamasını anlatıyordu.
    John Carpenter ’ın “Halloween 2” filminde, Michael Myers yine sinsi sinsi dolaşıyordu. Bu film, ilkinin yarattığı etkinin meyvelerini topladı. James Cameron ise Lance Henricksen ile birlikte, ilk yönetmenlik girişimini “Piranha 2 : Flying Killers/Piranya 2: Uçan Katiller” adlı devam nitelikli filmiyle yaptı. Bu filmde, kedi balıkları ve uçan balığın melezi olarak üretilmiş mutasyona uğrayan savaşçı piranyalar havada uçabilen katil balık üretiyordu . Bu yıl beyaz perde için bir başka Stephen King romanı adapte ediliyordu. “The Shining” adlı bu filmin yönetmenliğini Stanley Kubrick yapmış, baş rolünü ise Jack Nicholson oynamıştı. Nicholson’ın bu filmdeki repliği “İşte Johnny” hala çok iyi hatırlanır!
    1982’de, canlı kan temasını işlemeye devam eden “Friday the 13th 2” filmi gösterime sunuldu. Ayrıca, Tobe Hooper, bazı hayaletimsi varlıkları işleyen “Poltergeist” filminde Steven Spielberg ile çalıştı. “The Evil Dead” yine bu yıl vizyona konuldu. “Night of the Living Dead” ve “The Exorcist”ten esinlenen bu filmde, bir grup genç eski bir kitabı okuduktan sonra ormanlık alanda bir kabine saklanmış ve şeytani ruhları ve zombileri çağırmışlardı. Son derece düşük bir bütçeyle yapılan bu film ciddi bir hasılat yapmıştı.
    1983'de bir çok devam nitelikli korku filmi yapıldı ve başı sonu 5 dakika süren aldatıcı 3 boyutlu (3D) modası ile hasılat toplanmaya başlandı. Bu filmler arasında “Ammytiville 3D”, “Jaws 3D” ve Friday the 13th Part 3D” bulunuyordu. Bunların tümü hemen hemen anlamsız kurgulara sahipti ve yalnızca üç boyutlu film isteyen seyircilerin açlığını bastırmak için fabrikasyon tarzında üretiliyorlardı. Bunlardan yalnızca “Friday the 13th part 3D”den bahsetmeye değer. Bu da ironik olarak, bu bölümde ana karakter olan Jason Voorhees’in efsanevi buz hokeyi maskesini taktıktan sonra adeta onunla özdeşleşmesiydi.
    --------------------
    Korku Türleri Üzerine

    Thriller:Çok olmamak kaydıyla şiddet,heyecan ve paniğin dorukta olduğu fakat genelde gerilim filmleri ile karıştırılan alt tür.bu türe örnek olarak Amityville Horror ve Halloween verilebilir.

    Malediction:doğaüstü,metafiziki ve paranormal olayları konu alan filmelerdir.Cadılar,büyüler,hayaletle r ve periler bu türde sıkca kullanılır.Genel olarak Stephen King yapıtları bu türe örnek olarak verilebilir. Ayrıca Exorcist , Omen ve Poltergeist de bu listeye girebilir.

    Dokumentalhorror , obsesyon,depresyon,şizofreni ve fobiler.Bu tür genelde psikolojik gerilim olarak adlandırılır.Ödüle layık görülen yapıt bu türde çoktur.
    Ed Gein,Hannibal , Shining türün klasiklerindendir.

    Kulthorror:kült yapımlar dediklerimiz bu kategoriye girer.Eski klasikleşmiş filmlerdir.Her kült film klasiktir fakat her klasik film kült değildir.Türe örnek olarak Frankestein,Drakula ve 80 ler öncesi tüm Romero filmleri örnek verilebilir.

    Fantastikhorror sevilen bir tür olan fantastikhorror da genelde her türlü yaratık ,insanlığı tehdit eden canavarlar konu edilir.Gayet sürükleyici yapımlar veren bu türün klasikleşmiş yapımları Alien,King Kong,Godzilla'dır.

    Extremehorror:adından da anlaşılabileceği gibi korku sinemasının uç noktasıdır.Kanın oluk oluk aktığı izlemeye cesaret gerektiren,gözlerin kapatıldığı sahneler.Her bünye kaldırmaz.Bu türün izleyenleride vazgeçemez.Türün en iyi yapımlarına evil dead,cannibal serisi son zamanlarda Saw1,2,3 örnek verilebilir.


    Giallo :İtalyanca sarı demektir.2.Dünya savaşı sonrasında İtalya'da yayaımlanan polisiye cep kitaplarının rengi sarıydı işte tür ismini burdan almıştır.
    70'li yıllarda benzer tarzdaki öyküler sinemaya aktarılınca bunlarada aynı isim verilmiştir.İlk giallo filmi İtalya'nın efsanevi korku filmleri yönetmeni
    Mario Bava'nın La ragazza che sapeva troppo (The Girl Who Knew Too Much)(1963) idi.Genelde dramatik öykü yapısı işlenen cinayetlerin katiline bulmaya yönelik whodunit (kim yapmış ? ) formülü üzerine kurulur.Cinayetler bazen polislere bazen de sıradan insalara çözdürülür.Ama tabiki giallo filmlerinin cazibesi bunlardan
    ileri gelmez.Giallo filmlerindeki vurucu unsur stilize cinayet sahneleridir.Hatta çoğu zaman öykü son derece gerçekçi şiddet sahnelerinde unutulur gider.
    İtalyada doğan giallo filmleri; 70'li yıllarda slasher ve 80'li yıllarda teen-slasher olarak Holywood da bir furya haline gelecek filmlere de kaynaklık etmiştir.
    Türün en büyük isimleri : Dario Argento, Mario Bava, Lucio Fulci, Aldo Lado, Sergio Martino, Umberto Lenzi, ve Pupi Avati'dir.
    --------------------
    Ve korku filmleri ;






    The Cabinet Of Dr. Caligari

    Uyku sorunu çeken masum hastasını suça teşvik eden Dr. Caligari' yi anlatan sinema tarihinin kült filmi. Yamul pencere ve kapılar , sisli ortam ve beklenmeyen sonu ile hafızanıza kazınır.


    http://www.youtube.com/watch?v=MrNJBbXhvOs
    --------------------
    Frankenstein





    Mary Sheley'in aynı adlı romanından uyarlanan film ilk korku fikmleri arasındadır.




    http://www.youtube.com/watch?v=LvrWS...eature=related
    --------------------
    Nosferatu ; Bir Dehşet Senfonisi




    not ;

    Film Bram Stoker'ın Drakula romanının bir uyarlaması olan film telif ödenmeksizin yapıldığı için yayından kaldırılmıştır.İzinli olan ilk Drakula filmi 1931 yılında çekilmiştir.Nosferatu filminde Bram Stoker'ın filminden farklı olarak vampir kontun adı Orlok'dur.Bram Stoker'ın Drakula'sında ise vampir kontun adı Drakula'dır.


    http://www.youtube.com/watch?v=hoTeq9h8cv4
    --------------------
    Dracula 1931

    Bela Lugosi' nin Dracula rolünde efsaneleştiği film Nosferatu'yu saymazsak çekilen ilk Dracula filmidir.




    I am....Drac-u-la. I bid you velcome."


    http://www.youtube.com/watch?v=2sW89jMQHiU

    John Harker, gizemli ve kolay kolay ele geçmeyen Kont Dracula’yla bir emlâk anlaşması yapmak için Transilvanya’ya gönderilir. Ama ev sahibi bir vampir, insanların kanıyla beslenen bir hortlaktır ve taşınma fikri ona pek de cazip gelmemektedir. Yüzlerce yıllık cehennemi, hayaletlere özgü bir varoluşun ardından, tek istediği huzura ermektir. Yine de, John’ın genç eşi Mina'nın fotoğrafını görüp heyecanlanınca, gemiyle batıya doğru yolculuğa çıkar.
    --------------------
    House Of Wax ( Mumya Evi ) 1953

    daha sonra 2005 yapımında Paris Hilton' ı izlediğimiz filmin ilk çevirmi. başrolde Vincent Price var.



    --------------------
    Last Man On Earth 1964




    geçtiğimiz aylarda I Am Legend adıyla izlediğimiz filmin aynı adlı kitaptan ilk çevrimi. Will Smith' in yerinde efsane Vincent Price var.

    http://www.youtube.com/watch?v=i4mYireNvcg


    Konu schizophrana tarafından (02-Mar-2008 Saat 21:01 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  2. #2
    vegeta - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nis-2007
    Mesajlar
    801
    Konular
    11
    Korku sinemasının gelişimini süper anlatmışsın.
    Eline sağlık.

  3. #3

  4. #4
    Korku Sineması boogee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    5.523
    Konular
    413
    Frankenstein'ın Gelini (1935) - (The Bride of Frankenstein)


    Tür : Dram / Bilim Kurgu / Korku
    Yönetmen : James Whale
    Senaryo : William Hurlbut , John L. Balderston
    Görüntü Yönetmeni : John J. Mescall
    Müzik : Franz Waxman
    Yapım : 1935, ABD , 75 dk.

    Oyuncular


    Boris Karloff (Frankenstein Canavarı) , Colin Clive (Dr. Henry Frankenstein) , Valerie Hobson (Elizabeth Frankenstein) , Elsa Lanchester (Mary Wollstonecraft Shelley) , Ernest Thesiger (Dr. Pretorius) , Gavin Gordon (Lord Byron) , Douglas Walton (Percy Shelley) , Una O'Connor (Minnie) Fırtınalı bir günde Lord Byron, yazar Mary Shelley ve kocası Percy ateşli bir tartışma içindedirler. Mary, Frankenstein'ın basit bir korku hikayesi değil, insan ruhunu aydınlatan derin bir eser olduğunu iddia eder ve hikayenin aslında canavarın ölümüyle bitmediğini ve devamı olduğunu söyler. Başlar anlatmaya:

    Gerçekten de Frankenstein canavarı, herşeyi sona erdiren yangından sağ kurtulmayı başarmıştır. İnsanların nefret dolu bakışlarından kaçmaya, karşılığında gittiği yerlere yıkım ve ölüm getirmeye devam eder. Öte yandan Doktor Frankenstein, ustası Doktor Pretorius'un çılgın deneylerine devam ettiğini farkeder. Tanrı rolü oynayan bilim adamı bu kez dişi bir canlı yaratmak istemektedir. Böylelikle yeni bir canavar doğar: kimilerinin Frankenstein'ın gelini diyeceği korkunç bir kadın.

    Bu kez kendine bir eş bulduğunu düşünen canavar gelinin peşine düşer ama onun tarafından da reddedilmek, ona bu dünyada yer olmadığını anlatacaktır.

    1931'deki klasiği gerçek yapan kadro, ileride serinin en müthiş filmi olarak kabul edilecek olan bu çılgınlığı gerçekleştirmek için tekrar bir araya geliyor. Yönetmen James Whale ve Boris Carloff eksiksiz olarak buradalar. Elsa Lanchester ise hem yazar Marry Shelley'e hem de Gelin'e hayat veriyor.
    --------------------

    Godzilla (1954) - (Gojira)




    Tür : Korku / Bilim Kurgu / Dram
    Yönetmen : Ishirô Honda
    Senaryo : Ishirô Honda , Shigeru Kayama , Takeo Murata
    Görüntü Yönetmeni : Masao Tamai
    Müzik : Akira Ifukube
    Yapım : 1954, Japonya , 98 dk.

    Oyuncular

    Akira Takarada (Hideto Ogata) , Momoko Kochi (Emiko Yamane) , Akihiko Hirata (Daisuke Serizawa-hakase) , Takashi Shimura (Kyohei Yamane-hakase) , Fuyuki Murakami (Prof. Tanabe) , Sachio Sakai (Gazeteci Hagiwara) , Toranosuke Ogawa (Nankai Denizcilik Müdürü) , Ren Yamamoto (Balıkçı Masaji) Nükleer testler sonucu denizde uyanan dev bir canavar, dinozorumsu bedeni ve nükleer nefesiyle dehşet saçmaya başlar. Gemileri batırır, adaları yerle bir eder. Yerlilerin Gojira adını verdiği canavar yönünü Tokyo'ya çevirir. Gojira'nın başkente getireceği yıkımı durdurmanın bedeli hiç de hafif olmayacaktır.

    İkinci Dünya Savaşı'nda iki büyük şehrini nüükler saldırıya kurban vermiş Japonların kollektif bilinçaltına bu denli sarsıcı bir saldırı, herhalde yönetmen Ishiro Honda'nın 1954 yapımı Gojira'sından daha ciddi bir şekilde yapılamazdı. Batıda Godzilla olarak bilinen, dünyanın belki de en çok uzayıp giden film serisinin unutulmaz başlangıcı.
    --------------------

    Sapık (1960) - Psycho



    Tür : Korku / Gerilim
    Yönetmen : Alfred Hitchcock
    Senaryo : Joseph Stefano , Robert Bloch (Kitap)
    Görüntü Yönetmeni : John L. Russell
    Müzik : Bernard Herrmann
    Yapım : 1960, ABD , 109 dk.

    Oyuncular

    Anthony Perkins (Norman Bates) , Vera Miles (Lila Crane) , John Gavin (Sam Loomis) , Martin Balsam (Dedektif Milton Arbogast) , John McIntire (Şerif Al Chambers) Marion Crane (Janet Leigh), Arizona'da bir emlak ofisinde çalışmaktadır. Sevgilisi Sam (John Gavin) ile evlenmek istemektedir ancak çiftin çok az parası vardır.

    Bir Cuma günü, patronu Marion'a bankaya yatırması için 40 bin dolar verir. Marion, bu parayla Sam'le hayal ettikleri hayatı kurabileceklerine karar verir ve parayı çalarak Sam'le buluşmaya gider. Yolda Bates Motel'de konaklamak zorunda kalır.

    Moteli işleten Norman Bates (Anthony Perkins), annesiyle saplantısı olan genç bir adamdır. Beraber akşam yemeği yerler ve Marion odasına çekilir. Yatmadan önce duş alırken...

    Sinema tarihine geçmiş duş sahnesiyle hatırlanan ve türünün en önemli örneği olan Sapık, yönetmen Alfred Hitchcock'un da başyapıtı olarak kabul edilir.
    --------------------

    Village of the Damned (1960)



    Tür : Bilim Kurgu / Korku
    Yönetmen : Wolf Rilla
    Senaryo : Wolf Rilla , George Barclay , John Wyndham (Kitap)
    Görüntü Yönetmeni : Geoffrey Faithfull
    Müzik : Ron Goodwin
    Yapım : 1960, ABD , 77 dk.

    Oyuncular

    George Sanders (Gordon Zellaby) , Barbara Shelley (Anthea Zellaby) , Martin Stephens (David Zellaby) , Michael Gwynn (Alan Bernard) , Laurence Naismith (Dr. Willers) , Richard Warner (Bay Harrington) , Jenny Laird (Bayan Harrington) , Sarah Long (Evelyn Harrington) İngeltere'de küçük bir kasaba olan Midwich'de gün ortasında herkesin aniden uykuya dalıp sonra uyandığı tuhaf bir olay yaşanır. Bir süre sonra kasabada uygun yaştaki genç kadınların hepsi birden hamile kalır ve aynı günde, aynı saatte birbirine tıpatıp benzeyen çocuklar doğurur.

    Tedirgin edici sabit bakışları ve esrarlı tavırları olan bu sarışın çocukların fiziksel görünüşü, sadece bir kaç yılda neredeyse on yaşına gelir. Babalardan biri olan George Sanders olayı araştırdıkça daha da dehşete düşecektir.

    John Wyndham'ın The Midwich Cuckoos romanından uyarlanan yapım, dönemini en çok etkileyen bilim kurgu / korku filmlerinden biridir. 1995'te John Carpenter'ın gerçekleştireceği tekrar çekimdeki kadar dışa vurumcu değilse de, daha çok tedirgin edici olduğunu teslim etmeli.
    --------------------

    Black Sabbath (1963) - I Tre volti della paura



    Tür : Korku / Gerilim / Fantastik / Kısa Film
    Yönetmen : Mario Bava , Salvatore Billitteri
    Senaryo : Mario Bava , Alberto Bevilacqua , Marcello Fondato , Ivan Çehov (Kitap) , F.G. Snyder (Kitap) , Aleksei Tolstoy (Kitap)
    Görüntü Yönetmeni : Ubaldo Terzano
    Müzik : Les Baxter , Roberto Nicolosi
    Yapım : 1963, İtalya / Fransa / ABD , 92 dk.

    Oyuncular

    Michèle Mercier (Rosy) , Lidia Alfonsi (Mary) , Boris Karloff (Gorca) , Mark Damon (Vladimire d'Urfe) , Jacqueline Pierreux (Helen Chester) , Harriet Medin (Komşu) İtalyan sinemasının büyük korku ustası Mario Bava'dan birbirinden tekinsiz üç hikaye. İlkinde, gizemli bir telefon yalnız yaşayan bir kadına ve komşusuna zor anlar yaşatıyor. İkincisi bizi vampirlerin dünyasına, üçüncüsü ise hırsın neden olduğu bir lanetin peşinden ölülerin arasına götürüyor.

    Mario Bava'nın filmi birden çok isimle biliniyor ve Amerikan versiyonu ile İtalyan versiyonu arasında ciddi farklar var. Fakat her şekilde gerçek bir korku klasiği.

    "Giallo" türünü anımsatan ilk hikayenin ardından gelen film, yaklaşık 30 dakika sürüyor. Projenin en çarpıcı filmi ise üçlemeyi tamamlayan son kısa film. Gotik bir atmosfer, düşsel renkler ve zamanının çok ötesinde makyajlar bu filmi Bava'nın başyapıtları arasına koyuyor.
    --------------------

    Dementia 13 (1963)



    Tür : Korku / Gerilim
    Yönetmen : Francis Ford Coppola
    Senaryo : Francis Ford Coppola
    Görüntü Yönetmeni : Charles Hannawalt
    Müzik : Ronald Stein
    Yapım : 1963, ABD , 75 dk.

    Oyuncular

    Luana Anders (Louise Haloran) , William Campbell (Richard Haloran) , Patrick Magee (Dr. Justin Caleb) , Barbara Dowling (Kathleen Haloran) , Bart Patton (Billy Haloran) Çok ilginç bir korku filmi Dementia 13 yıllar sonra The Godfather ve Apocalypse Now gibi filmlerle Amerikan sinemasının en başarılı örnekleri arasına girecek filmlere imza atan Francis Ford Coppola'nın hayli genç yaşta çektiği ilk sinema filmi. Filmin merkezinde İrlanda'daki bir şatoda yaşayan ve karanlık bir kaderin terk etmek bilmediği Haloran ailesi yer alıyor.

    Yedi yıl önce gölde boğularak ölen genç Kathleen'in acısı hala annesi Lady Haloran'ı yiyip bitirmektedir. Düzenli olarak kzının mezarını ziyaret etmek suretiyle kendisine işkence eden Lady Haloran'ın çilesi bitacak gibi değildir. Şimdi de gelini Louise kalp krizi geçiren kocasının cesedini, sırf mirasın dışında kalmamak için, saklamıştır ve şatoda esrarengiz olaylar birbirini izlemektedir.

    Genç Coppola'nın yönetimi ve sağladığı yaratıcı kamera kullanımı ve etkileyici atmosferiyle izleyici diken üstünde tutan Dementia 13 çevrilmesinin üstünden uzun yıllar geçtikten sonra türün klasikleri arasına girmiş ve küçük çaplı bir efsaneye dönüşmüştür.
    --------------------

    Kuşlar (1963) - The Birds



    Tür : Korku / Gerilim / Dram
    Yönetmen : Alfred Hitchcock
    Senaryo : Daphne Du Maurier , Evan Hunter
    Görüntü Yönetmeni : Robert Burks
    Yapım : 1963, ABD , 119 dk.

    Oyuncular

    Tippi Hedren (Melanie Daniels) , Rod Taylor (Mitch Brenner) , Jessica Tandy (Lydia Brenner) , Suzanne Pleshette (Annie Hayworth) , Veronica Cartwright (Cathy Brenner) , Cathy Brenner (Bayan Bundy) , Charles McGraw (Sebastian Sholes) , Ruth McDevitt (Bayan MacGruder) , Lonny Chapman (Deke Carter) Filmde Bodega sahiline saldıran farklı türlerden kuşların yol açtığı dehşet konu ediliyor. San Francisco'da bir evcil hayvan dükkanında başlayan ve bir aşk üçgeniyle ilerleyen film, bir doğumgünü esnasında kuşların saldırıya geçmesiyle devam eder.

    Yönetmen Alfred Hitchcock Kuzey Kalifoniya'da tatil yaparken gazetede gördüğü bir haberden oldukça etkilenir. Haberde kıyı evlerine doğru saldırıya geçen deniz kuşlarından bahsedilmektedir. Bu olay ile Daphne du Maurier'in kısa bir öyküsü yönetmenin kafasında birleşince, Kuşlar filminin temelleri de atılmış olur.
    Konu boogee tarafından (29-Nis-2008 Saat 10:33 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  5. #5

    Üyelik tarihi
    Haz-2008
    Mesajlar
    16
    Konular
    0
    bence gothika da çok güzel bi korku filmi hale berry gerçekten güzel bi performans sergilemiş beğendiğim ender korku filmlerinden biri

    ama en çok dabbeyi izlerken korkmuştum köydeyken izlemiştik ve bizim köyümüzde gerçekten ıssız bi yerdi ve gerçekten korkmuştuk)

  6. #6
    theangelofdeath theangelofdeath isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    michael myers sevgi dolu bir insandır

  7. #7
    charles dexter ward charles dexter ward isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    Güzel başlıkmış ama yıllar geçince tekinsiz eve dönmüş. Başlığı açan arkadaş Vincent Price'tan da bahsetmiş çok iyi yapmış. Mesajlarda bahsedilen filmlerin tamamına yakınını izlediğimden sohbet ortamı olsa güzel olurdu ama heralde cevap verecek tek bir kişi bile bulamayacağım =)

  8. #8
    charles dexter ward charles dexter ward isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    Yukarıda adı geçen, benim de çok çok sevdiğim ikonik İngiliz aktör Vincent Price'ı da yad etmek istedim. Şöyle de naçizane bir karikatürünü yaptım: (İki kez yüklendi. Silemedim. Yapacak bir şey yok) =)
    Korku Sineması Attached Images

  9. #9

    Üyelik tarihi
    May-2018
    Mesajlar
    98
    Konular
    0
    18933 filmden oluşan bu harika listeyi buraya bırakıyorum.

    The Chronological History of the Cinematic Macabre https://boxd.it/26js0


Benzer Konular

  1. Korku Sineması Yönetmenleri
    Konuyu Açan: schizophrana, Forum: Yönetmenler.
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 22-Tem-2008, 14:04
  2. Korku Sinemasında Çocuk Karakterler
    Konuyu Açan: schizophrana, Forum: Sinema.
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 30-Mar-2008, 20:01