2 Sayfadan 2. İlkİlk 12
Toplam 17 sonuçtan 11 ile 17 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Komünizm, dünyaya kapitalist sistemin bir armağanı mıdır?

  1. #11

    Üyelik tarihi
    Mar-2015
    Bulunduğu yer
    Avusturalya
    Mesajlar
    54
    Konular
    2
    Alıntı reincarnated Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Lafı bile olmaz, özrünü kabul ediyorum. Teorileri ve öngörülerinde başarılar sana, gerçi fena değiller =) 'Madde madde'
    Senden özür dilediğimi zannetmiyorum.





  2. #12
    Cronos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2011
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    316
    Konular
    0
    Alıntı Luwian Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tam olarak anlayamadım seni. Biraz daha açarmısın?
    Özetle anlatmak istediğim her zaman zıt iki güç yaratılır ve bu güçleri de kendi içlerinden seçiyorlar.Bu zıtlıktan yararlanarakta güçleniyorlar.Şuan da mesela yeni akım olarak feminizm ve lgbt harmanını bize sunuyorlar.Karşısında ise zamanında radikal İslam diye adlandırdıkları ama günümüze yavaş yavaş İslam olarak sunulan cephe var.Önce bu sistemleri yaratıp sonra da yıkarlar veya yenisini oluştururlar bunun için de 2. dünya savaşı güzel örnek.Komünizmin çöküşünü açıkladığın gibi hepsi işi bitince kenara atılıyor.Ama hanedanlık ile parayı döndüren ailelerin aynı asil kanı taşıdığı konusuna tam olarak katılmıyorum.Medici ailesini de o yüzden örnek olarak verdim.Kalıp olarak isim aynı dahi olsa içerik ve kanda değişiklik olduğunu düsünüyorum.

  3. #13
    proxy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2014
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    165
    Konular
    16
    Bana sorarsanız burada kilit nokta politik düşünceler değil insanın farkındalık bilincidir.
    Genele baktığımızda insanlarda bir ayrılık bilinci var. İnsanlar kendilerini diğer insanlardan farklı ayrı görüyorlar.
    İnsanlar varolmayan sınırlar çizip birbirlerini ülkelere daha sonra şehirlere sonra kasabalara en sonda kendilerini diğer insanlardan ayırıp kendisinin en iyi en fevkalade olduğunu düşünecek kadar ayrılık illüzyonu içinde.
    İnsanlar politika ile birbirlerini yemeden hangi düşüncenin daha iyi olduğunu tartışmadan önce ben nasıl bir varlığım diye düşünüp bunun farkındalığına varması gerekmezmi.
    İkinci konu ise insanlardaki yokluk bilincidir. Dünya denen fevkalade gezegende herşey herkeze yetecek kadar yokmudur ?
    Tabiki vardır. Peki neden yokmuş gibi elimizde tutup saklıyoruz ve paylaşmıyoruz.
    Politik düzenler gelip geçicidir fakat insanı insan yapan bilinç herzaman varolacaktır.
    Buna bir örnek vererek konuyu özetleyip bitireceğim bir adada olduğunuzu düşünün adada sizden başka kimse yok napardınız ?
    Kendi adıma cevap veriyim ben çıplak dolaşır ağaçtan meyve toplayıp yer istediğimi yapardım.
    Diğer insanlarla kendinizi bir olarak görebilecek bilince ulaşırsanız işte o zaman adada sizden başka kimsenin olmadığını daha iyi anlamış olacaksınız. Biz biriz fakat ayrılık illüzyonu içinde yaşıyoruz.
    Bir gün insanlar bu birlik bilincini anlayacak farkındalığa eriştiğinde ne politika ne siyasetçi ne ülkeler olacak çünkü insan gerçek amacını anladığında bunların hiçbiri insanlar için bir anlam ifade etmeyecek ihtiyaç duyulmayacak.
    Herşeyi biz insanlık olarak kendimiz yapıyoruz bir kere daha bunun bilincine sahip değiliz.
    Bir gün insan ruhsal olarak evrimleştiğinde belki insanlık olarak politikayı değil ruhsal gelişimimizi konuşuyor olacağız bir gün...
    Ha dünya tarihinde bana sorarsanız en medeni yaşayan toplum kızılderelilerdir.
    Onların televizyonları paraları cep telefonları whatsappları yoktu fakat onlar doğaya insana herşeye saygı duyarak dünyayı sahiplenmeden gösterişsiz çadırlarında yaşayarak ruhsal bilinçlerini yükselterek insaniyeti insan gibi yaşadılar.
    Bu günkü sözde modern insanlar apartman dairelerinde modernizm dedikleri kavanozlarında kutularında yapayalnız hayatlarını yaşarken daha çok alışveriş yaparak anlık mutluluklar yaşayıp bitmek tükenmek bilmeyen istekleriyle dünya gezegeninde bir virüs gibi yaşayan modern insanların asla anlayamayacağı bir ruhsal seviyedelerdi.

  4. #14

    Üyelik tarihi
    Mar-2015
    Bulunduğu yer
    Avusturalya
    Mesajlar
    54
    Konular
    2
    Alıntı proxy Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bana sorarsanız burada kilit nokta politik düşünceler değil insanın farkındalık bilincidir.
    Genele baktığımızda insanlarda bir ayrılık bilinci var. İnsanlar kendilerini diğer insanlardan farklı ayrı görüyorlar.
    İnsanlar varolmayan sınırlar çizip birbirlerini ülkelere daha sonra şehirlere sonra kasabalara en sonda kendilerini diğer insanlardan ayırıp kendisinin en iyi en fevkalade olduğunu düşünecek kadar ayrılık illüzyonu içinde.
    İnsanlar politika ile birbirlerini yemeden hangi düşüncenin daha iyi olduğunu tartışmadan önce ben nasıl bir varlığım diye düşünüp bunun farkındalığına varması gerekmezmi.
    İkinci konu ise insanlardaki yokluk bilincidir. Dünya denen fevkalade gezegende herşey herkeze yetecek kadar yokmudur ?
    Tabiki vardır. Peki neden yokmuş gibi elimizde tutup saklıyoruz ve paylaşmıyoruz.
    Politik düzenler gelip geçicidir fakat insanı insan yapan bilinç herzaman varolacaktır.
    Buna bir örnek vererek konuyu özetleyip bitireceğim bir adada olduğunuzu düşünün adada sizden başka kimse yok napardınız ?
    Kendi adıma cevap veriyim ben çıplak dolaşır ağaçtan meyve toplayıp yer istediğimi yapardım.
    Diğer insanlarla kendinizi bir olarak görebilecek bilince ulaşırsanız işte o zaman adada sizden başka kimsenin olmadığını daha iyi anlamış olacaksınız. Biz biriz fakat ayrılık illüzyonu içinde yaşıyoruz.
    Bir gün insanlar bu birlik bilincini anlayacak farkındalığa eriştiğinde ne politika ne siyasetçi ne ülkeler olacak çünkü insan gerçek amacını anladığında bunların hiçbiri insanlar için bir anlam ifade etmeyecek ihtiyaç duyulmayacak.
    Herşeyi biz insanlık olarak kendimiz yapıyoruz bir kere daha bunun bilincine sahip değiliz.
    Bir gün insan ruhsal olarak evrimleştiğinde belki insanlık olarak politikayı değil ruhsal gelişimimizi konuşuyor olacağız bir gün...
    Ha dünya tarihinde bana sorarsanız en medeni yaşayan toplum kızılderelilerdir.
    Onların televizyonları paraları cep telefonları whatsappları yoktu fakat onlar doğaya insana herşeye saygı duyarak dünyayı sahiplenmeden gösterişsiz çadırlarında yaşayarak ruhsal bilinçlerini yükselterek insaniyeti insan gibi yaşadılar.
    Bu günkü sözde modern insanlar apartman dairelerinde modernizm dedikleri kavanozlarında kutularında yapayalnız hayatlarını yaşarken daha çok alışveriş yaparak anlık mutluluklar yaşayıp bitmek tükenmek bilmeyen istekleriyle dünya gezegeninde bir virüs gibi yaşayan modern insanların asla anlayamayacağı bir ruhsal seviyedelerdi.
    Güzel şeyler yazmışsın. Olagelen düzenin, çıkar kavgalarının, kitle imhalarının var olmadığı bir oluşumun hayalini kurduğun güzel bir yazı olmuş.
    Seninle çoğu konuda hem fikirim. Ama çıplaklık adasına göre değişen bir olgu.

    Kurguladığın bu dünyanın aslında yaşanılıp tükedildiğini sanırım biliyorsundur. Yani insanlık, kiminin ilkel kiminin doğal dediği bu yaşanmışlığı çok önceleri yaşadılar ve bugüne kadar gelişerek geldiler. Bizler modern hayatın zehrini almışız bir kere. Bilmiyorum daha önce hiç ilkel topluluklarla temasın oldu mu? Ben, Borneo adasındaki yerli kabilelerin köylerinde bulundum. Her ne kadar doğa ve nimetlerini savunsam da gidip ormanın içinde onlar gibi yaşamak isteyeceğimi söyleyecek kadar ikiyüzlülük yapmayacağım.
    Bizler her ne kadar sistemlere öfkeleniyor olsak da bizlere verdiği entellektüel avantajlarını inkar edemeyiz. Kapitalizm ya da komünizmin insanlardan götürüsü tartışılmaz. Ama bu götürüleri de tartışıyor olmanın zevki de bizlerin vazgeçemeyeceği doyumlardan bazılarıdır.
    Bizler, günümüz dünyasına değişik oluşumlarla ulaştık. Öldük öldürüldük, ezdik ezildik. Mucizeler yarattık, bilgileri sırladık. Ama hep var olduk. Doğal yaşam uğruna düşünsel boyutta ruhuma zenginlikler katan bu oluşumlardan uzak kalmak benim pek istediğim bir şey değil. Ama yöntemimiz aynı. Paranın değiştiremeyeceği nadir insanlardan biriyim. Şehirin içinde köylü olabilmeyi başarabilecek kadar hayatımı kontrol edebiliyorum.

    Şimdi işin asıl çıkmazı burada. Dünyada belli bilinçlerin etkin rol oynadığı bir oluşumun içindeyiz. İnsan olarak bizlere düşen nedir?
    Verilenlerle yetinmeden 'neden' diye sorabilmek, öğrenmek ve düşünebilmek. İşte o zaman kurgu düzeninin üzerinde, gerçeklerin ötesinde bir noktaya ulaşıyorsun. İşte o zaman gerçek bir insan oluyorsun.
    İnsan olmanın amacı, gerçeklerden kaçabileceği bir adaya sığınmak değil; kurguların ötesindeki gerçeklere erişebileceği bir bilince sahip olmaya çalışmaktır.

  5. #15

    Üyelik tarihi
    Mar-2008
    Bulunduğu yer
    Eskişehir
    Mesajlar
    279
    Konular
    15
    Her tez, kendi anti-tezini. Her kural, kendi isyancısını yaratır.

  6. #16
    birikinti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2006
    Mesajlar
    635
    Konular
    36
    sivrisineğin sokması gibi insanın da belirli davranışlar var;

    ---
    komünizm özünde bir ideadır/yoldur-yordamdır ya da bir "var"dır..... olmayan bir "var"
    bir gün bir yerlerde yaşıyor olursa ?

    Marks çözümleme yaptı ve dedi ki; çıkış yolu

    üretim ilişkilerinin kölelik kurduğunu ve ürettiğini tek çözen olmasa da tek çıkar yolun bölüşmek paylaşmak olduğunu savunmak bilmek bulmak'sa komünizm onu diğerleri de keşfetmeli-bulmalıdır. Bekleme zamanlarında beklemek ya da ha bire tüketmek...

    Kapitalizm dünyanın hep hükümdarıydı..

    Marks'ın zengin elitlerle sevişmesinden bize ne! (eğer öyleyse.. onu da bilmiyorum -eğer böyleyse kolay para)

    sivrisinekte yolunu bulur
    sivrisinekte kanlıyı canlıyı ve bol monoksitliyi ısırıyor

    Komünizm'in başlaması ....-komünizm hiç başlamadı
    komünizm bir işçi uyanışıdır/direnişidir ben işçilerin direndiğini hatırlamıyorum

    Komünizm bir antitez olarak var ve kapitalizmi çürütüyor ya da zorluyor.. bu tarihsel işlevini yerine getirecek.. siyahın beyazı gibi komünizm ya da uzunun kısası gibidir komünizm
    -eksik denge
    ekşinin tatlısı vb.
    komünizm bir uçtur -sonsuz kapitalizm ise diğer uç sadece
    -
    komünizm bir ideadır ve vardır-gerçektir/olasıdır. olası olması onu gerçek yapar;
    --


    Bugün modern dünyanın karşısında tek blok Rusya Çin azınlık ittifakı ve belki de onlarla birlikte hareket eden Güney Amerika ülkeleri
    ve kutuplaşıyorlar-çekiliyorlar-birbirine benziyorlar-yardımlaşıyorlar;
    komünizmin ruhu yaşıyor...
    Komünizm ideasının vurduğu yerlerden ya da yaşadığı bağır alan/destek alan iticiler;

    -sonuçta komüznim dediğimizin bir ruhu psişesi var bu ülkelerde kol geziyor..

    Komünizmin uyanıklığı ya da uyanması
    komünizm bir birlikte harekettir. Tek bir zihinde doğa nbir ışık ya da bir yaptırı mdeğil. N:asıl bir komünizm düşlüyorsunuz
    Bilincin yoğurduğu bir birlikteleşmedir komünizm.. onda asla hata olmaz- değil sapma
    ,tam bir bir isteğin yansımasıdır. istenç boşlukları aramayın
    Bir zorunluluğun doğuracağı ya da yaptıracağı öyle kalacaktır


    -direniştir ama komünizm -önce- farkediştir

    dünyada aslında bişeyizm diye bi şey yok -
    olaylar ve olgular -ceryanı- var
    hala geçerli

    komünizm savı ya da ideası dünyayı ayakta tutuyor egemenlerin yemesi ya da yememesi meselesi

    Çin var.. komünizm yıkılmadı ve Çin olduğu için Amerikanın psişesi düşük sönük ya da küçük
    Çin olmasa Amerika bir dev boyundaydı ve endamındaydı

    komünizm başlamadı ya da zaten (o anlamda) hiç varolmadı ki yıkıldığından sözedelim
    ya da hiç ayağa kalkmadı ve doğrulmadı ki yıkıldı diyelim
    o hep kaldırılmaya çalışıldı
    birileri zorla alttan iterek yandan çekerek -diğerlerine rağmen!

    Komünizm yıkılmaz mendirek
    hacı yatmaz ya da yuvarlanmayan/yuvarlanamayacak kaya da kadar ve gibi
    yerinde duracaktır
    -yıkılmaz ve devrilmez- eğer (ayağa) kalkarsa! günü gelirse!

    komünizmgünü komünizmdir-komünizm vardır-
    izm anlamını çarpıtan dünayda olaşmaya bulaşmaya gerek yok -komünizim birlikteleşmedir -birlikte bölüşmedir sadece

  7. #17
    birikinti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2006
    Mesajlar
    635
    Konular
    36
    İnsanlar anlamalı ki; o, "bilmemneyist" ya da "bilmemnepiritist" dedikleri yüzde birlik ve üçlük azınlıklar, dönen bir değirmen taşının öğütmeye başladığında alta ezemeyeceği taş bloklar gibi duran bir kütleye benzeyen o insan yığını ve öğütücüyü durduran şey, dünyayı çoğu zaman bu ayakta tutar. Ki çoğuna şuoizim buoizim diyoruz
    Diğerlerinin de sonsuz ezilmesini bu engeller. İnsanlar bunu anlamazlar..
    Onlar yada direnebilen toplanıp karşı koyabilen ve saldırabilen yüzde üç azınlık
    Eğer sokağa çıkabilecek karşı durabilecek meydan okuyabilecek vs. kütlelerimiz-azınlıklarımız bilinçlerimiz olmasaydı çil yavrusu gibi dağılırdık... Bunu sağlayan şeylerden biride yine varolan o siyasal bilinçlerdir. Bunlardan birinin adı ya da ya da burdaki toplanma merkezlerinden ya da kamp ve takım adlarından biride -eğer öyleyse- komünizmdir...

    Yani yine de ruhu cendereyi durduran şey
    Şimdi kendini tanrı verdisi yaşıyor sananlar?
    Bu herkesi ekmek ya da hamur yapamayan kapitalizm denilenin anlamasızlığı içinde yaşayan bizler
    Eğer masum dünya yasaları ve insan hakları/bilinci ya da kurallar kaoslar ve yasa bizi yönetiyor ve koruyor kolluyor
    sanıyorsak ??
    bilmem
    Sosyo-politik olaylar ve olgular sanırım böyle incelenmezler ve geniş gözlem işidir…

    --
    İşte bazı kaplanlar geyikleride koruyabilir –bu ilginçtir
    Kurt sürüyü boğar
    Aslan-kaplansa üç günde bi tane yer onuda beş kişi bölüşür
    İnsansa köleleştirir kafeslere ve ağıllara tıkar, sonrada onu bir avuç elite yedirir-diğerlerine ot otlatır. Otu hamur ekmek bilmem ne kılığına sokar
    Hastaneler insan doludur. İnsanlar hastanede doludur...

    Komünizm denen-denilecek olan da burda beş aslanın beş pay- beş kurdun beş pay yemesi organizasyonundan başka şey değildir...
    Diğeri saltanatizm ve uyutmatizm var...


2 Sayfadan 2. İlkİlk 12

Bu Konu İçin Etiketler