11 Sayfadan 10. İlkİlk ... 891011 SonSon
Toplam 103 sonuçtan 91 ile 100 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Kitaplardan Beğendiğimiz Bölümler

  1. #91
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.714
    Konular
    51
    "...en az doktorun verebileceği herhangi bir ilaç kadar etkili bir lapaydı bu, belki de daha etkiliydi. Glgelelim yosun lapası bedava olduğundan, kimselerde güven uyandırmıyordu."
    John Steinbeck / inci





  2. #92
    BayParadoks - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şub-2016
    Bulunduğu yer
    dystopia
    Mesajlar
    1.038
    Konular
    14
    Akıllıca bir konuşmam oldu dün gece;
    Sana soracaklarım var, dedim;
    Sen ki her bilginin temelisin,
    Bana yol göstermelisin,
    Yaşamaktan bezdim , ne yapsam?
    Birkaç yıl daha katlan, dedi
    Nedir; dedim bu yaşamak?
    Bir düş , dedi; bir kaç gôrüntü.
    Evi barkı olmak nedir? dedim;
    Biraz keyfetmek için
    Yıllay yılı dert çekmek, dedi.
    Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
    Kurt, köpek , çakal makal, dedi.
    Ne dersin bu adamlara, dedim;
    Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
    Benim bu deli gönlüm, dedim;
    Ne zaman akıllanacak?
    Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
    Hayyam'ın bu sôzlerine ne dersin, dediim;
    Dizmiş alt alta sôzleri,
    Hoşbeş etmiş derim, dedi.

  3. #93
    Kitaplardan Beğendiğimiz Bölümler masal perisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2010
    Mesajlar
    4.776
    Konular
    922
    bu baş başa kaldığım bana eşlik edecek olan yeni jandarmaydı.bana aşağı yukarı şunları söyledi:
    -suçlu,temiz kalpli biri misin?

    ona hayır dedim

    verdiğim cevabın sertliği onu şaşırtmıştı.biraz duraksamasına rağmen,yinede sözlerini sürdürdü.
    -zevk için kötü olmaz insan

    -niye olmasın diye cevapladım onu.eğer bana bunu söyleyeceksiniz lütfen beni yalnız bırakın.sözü nereye getirmek istiyorsunuz?

    affedersin suçlum diye cevap verdi.sadece iki kelime zavallı bir adamı mutlu etmek elinizde.üstelik hiç bir zahmete katlanmanız gerekmeyecek

    omuzlarımız silktim..
    "siz charentondan mı geliyorsunuz oldukça tuhaf bir yer seçmişsiniz mutluluğu aramak için?ben mi birini mutlu edeceğim?"

    sesinin tonunu alçalttı ve aptal görünümlü suratına hiç de uymayan esrarengiz bir havaya büründü.Evet suçlum evet,mutluluk evet servet,bunların hepsi de sizin sayenizde gelecek bana.evet ! ben fakir bir jandarmayım.İşim çok ağır,kazancım çok az.şu bindiğim at kendi atım ve bana yük oluyor.masraflarımı karşılamak için piyangoya taktım kafamı.bu iş bile ustalık istiyor.şimdiye kadar doğru numaraları hep kılpayıyla kaçırdım.durmadan arıyorum, ama hep ya bir üstüne ya bir altına çıkıyor ikramiye.yetmiş altı numaraya koyuyorum yetmiş yedi numara çıkıyor.ne kadar uğraşsam doğru numara gelmiyor.lütfen biraz daha sabredin söyleyeceklerim bitiyor şimdi.oysa şimdi önümde bir fırsat var.Affedersiniz siz bugün öteki tarafa gidiyorsunuz galiba.bu şekilde öldürülenlerin piyangoyu önceden bildikleri söylenir.siz yarın gece bana geleceğinize söz verir misiniz?bana sadece üç numara söylerseniz,isabetli olanından üç numara.ne dersiniz?sakin olun ben hortlaklardan korkmam.adresim işte burada: Popin court kışlası,a merdiveni ,no:26.koridorun sonunda.artık beni tanıdınız değil mi ?eğer sizin için daha kolay olacaksa bu akşam da gelebilirsiniz



    delice bir umut dalgası olmasaydı bu salağa cevap bile vermezdim.o an içinde bulunduğum bu çaresiz durumda,bir an geliyor ki insan saçının bir teliyle bir zinciri bile kırabileceğine inanıyor.

    -Dinle beni dedim ona.yakında öleceğini bilen birinin ,becerebileceği kadar iyi rol yaparak : "aslında seni bir kraldan bile daha zengin yapabilir,milyonlar kazanmanı sağlayabilirim.ama bir şartla !"

    -gözlerini şaşkın şaşkın açtı ve : nedir ?söyleyin nedir ?sizi memnun etmek için her şeyi yaparım suçlum
    -sana istediğin üç numara yerine,dört numara söylemek için söz vereceğim,sadece kıyafetini benimkiyle değiştirmeni istiyorum

    eğer benden istediğin sadece buysa ! diye haykırarak,üniformasının ilk düğmesini çözmeye başladı.

    yerimden kalkmıştım.kalbim müthiş bir hızla çarpıyor,onun her hareketini izliyordum.Üzerimdeki jandarma üniformasının karşısında bütün kapıların açıldığını,greve alanının ,sokağın ve adalet sarayının arkamda kaldığını görüyordum

    -Ah buradan kaçmak için istemiyorsunuz bunu değil mi?

    -artık her şeyin bittiğini anladım.o anda faydasız ve mantıksız bir çabayla son kez deneyerek ona "evet öyle ,ama sende servet sahibi olacaksın unutma...dedim"

    -Sözlerini kesti ve elbette hayır,bakınız, numaralarımın isabet etmesi için sizin ölmeniz gerek

    Her zamanki düş kırıklığı içinde tekrar sessizce yerime oturdum.

    bir idam mahkumunun son günü /victor hugo

  4. #94
    celali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şub-2014
    Bulunduğu yer
    Yıldız geçidinin ötesinde
    Mesajlar
    1.725
    Konular
    17
    Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum;o da daha başıboş, daha rahat yaşamak.Fakat her zaman,buna hangi yoldan varacağımızı pek bilmiyoruz.Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır,oysa ki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır.Bir aileyi idare etmek bir devleti idare etmekten hiç de daha kolay değildir.Ruh nerde bunalırsa bunalsın,hep aynı ruhtur;ev işlerinin az önemli olmaları,daha az yorucu olmalarını gerektirmez.Bundan başka,saraydan ve pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş olmuyoruz.

    Ratio et prudentia curas,
    Non locus effusi late maris arbiter,aufert.
    Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir,
    O engin denizlerin ötesindeki yerler değil.
    Horatius

    Memleket değiştirmekle kıskançlık,cimrilik,kararsızlık,kor ku,tutku bizi bırakmaz.

    Denemeler/Montaigne

  5. #95

    Üyelik tarihi
    Ara-2015
    Mesajlar
    357
    Konular
    2
    Güray Süngü - Kış Bahçesi
    Geçmiş zaman gözden geçirilince ne çabuk geçmiş denir. Gelecek zaman tasavvur edilmeye çalışıldığında ise hiç gelmeyecek gibi görünür.

  6. #96

    Üyelik tarihi
    Ara-2015
    Mesajlar
    357
    Konular
    2
    Halil Cibran - Ermiş
    -Kederin varlığınızda açtığı oyuk ne kadar derin olursa , taşıyabileceğiniz sevinç o kadar çok olur.
    -sevinçli iken yüreğinizin derinliklerine bakın, sizi şimdi sevindirenin , sizi bir zamanlar üzenden başka bir şey olmadığını göreceksiniz. Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın, aslında bir zamanlar mutluluk kaynağınız olan için ağladığınızı göreceksiniz.

  7. #97
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.714
    Konular
    51
    ... şimdi ise nefret duyacak kadar özgür hissediyordu kendini, ...

    Veronika her şeyden nefret ediyordu ya, en çok da yaşamını sürdürmüş olduğu biçimden, içinde barındırdığı yüzlerce Veronika'yı keşfetmeye zahmet etmeyişinden tiksiniyordu. ...

    ----

    "Tüm sevgisini bana veren birinden nasıl nefret edebilirim?" diye düşündü Veronika.

    ...bu sevgi onu suçluluk duygusuna boğmayı başarmış, kendi hayallerini çöpe atmak pahasına bir başkasının beklentisini yerine getirmek isteğini yaratmıştı.

    ( Veronika Ölmek İstiyor)

  8. #98
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.714
    Konular
    51
    (Nietzsche Ağladığında)


    Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil.

    --

    Görmüyor musun Josef, problem, senin huzursuzluk duyman değil! Göğsündeki baskının ya da gerilimin ne önemi var? Sana kim rahatlamayı vaat etti? Bu yüzden mi uykuların kaçıyor? Nedir yani? Sana kim deliksiz uyku vaat etti? Hayır, problem huzursuzluk değil. Asıl problem yanlış bir konuda huzursuzluk duyman.

    --

    Zorunlulukla yaptığınız şeyleri erdeme dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Duygularınızı derinlere gömüyor ve sonra da hınç hissedemedğiniz iiçin kendinizi azizlere benzetiyorsunuz.

    --

    Öğretmen insanı yücelten biri olmalı.

    --

    Belki de Josef, güven içinde yaşamaktır tehlikeli olan. Tehlikeli ve ölümcül olan.

    --

    Dediğim gibi bunun, insanların varlığıyla veya yokluğuyla bir ilgisi yok, üstelik yalnızlığımı elimden aldığı halde gerçekten benimle olmayanlardan da nefret ederim.

    --

    Ha, bu arada Montaigne'in ölüm üzerine yazdığı denemelerden birinde mezarlığa bakan bir odada kalınmasını öğütlediğini biliyor musunuz? İnsanın zihnini dinlendirdiğini ve yaşamdaki önceliklerin değerlendirilmesini sağladığını öne sürüyor.

    --

    Uzun zaman önce Josef, kötü ünle baş etmenin vicdan azabıyla baş etmekten daha kolay olduğunu öğrendim.

    --

    "Cevabını biliyorsam niye size sorayım?"
    "Kendi cevabınızı bilmekten kaçmak için!"

    --

    Çocuklarınızı yetiştirmek için önce kendinizi yetiştirmeniz gerekir. Aksi halde, hayvani ihtiyaçlarınız ya da yalnızlığınız ya da içinizdeki boşlukları doldurmak için çocuk sahibi oluyorsunuz demektir.

    -

    ...ne demişti; "Bir yaratıcı olmaya ve ortaya yeni yaratıcılar getirmeye hazır değilsen çocuk yapma."
    İhtiyaç için çocuk yapmak yanlış bir şey, yalnızlığını hafifletmek için çocuğu kullanmak yanlış, insanın kendine benzer bir kopya çıkarmayı kendine amaç edinmesi yanlış. Tohumlarını geleceğe doğru kusarak ölümsüzlüğü araması da yanlış, sanki spermler bilincini de taşırmış gibi!

    --

    Bugün en iyi öğretmenin, öğrencisinden bir şeyler öğrenen öğretmen olduğunu anladım.

    --

    Biriyle tam bir ilişki kurabilmek için önce kendinle ilişki kurabilmelisin. Eğer kendi yalnızlığını kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız.

  9. #99
    Cronos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2011
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    316
    Konular
    0
    Karamazov ailesini yakından inceleyen genç tanık Bay Rakitin'in demin açıkladığı parlak düşünceyi hatırlayalım: ''Bu çeşit dizginsiz, alabildiğine taşkın tabiatlar için düşmenin alçaklığı en yüksek asalet duyguları kadar şiddetli ihtiyaçtır.''

    Evet doğru, onlar bu tabii olmayan karışıma aralıksız ihtiyaç duyarlar. Evet efendim, aynı anda iki çelişme göklerin enginliği ve çirkef uçurumu; bunlar olmayınca bedbahtız, yaşamamızın tadı yok. Genişiz, anayurdumuz koca Rusya'mız gibi genişiz, içimize her şeyi sığdırır, her şeyi barındırırız!

    Karamazov Kardeşler.

  10. #100
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.714
    Konular
    51
    Denis Diderot - Kaderci Jasques ve Efendisi


    “Ama tanrı aşkına yazar," diyorsunuz, “Nereye gidiyorlardı?” Ben de size, ”Ama Tanrı aşkına okurum! insan nereye ggittiğini bilir mi?" diye cevap vereceğim.
    Ya siz nereye gidiyorsunuz? Size Ezop’ un macerasını mı hatırlatayım illa ki. Bır yaz ya da kış akşamı -çünkü Yunanlılar her mevsim yıkanırlar- efendisi Xantippe, Ezop'a der ki: "Ezop, hamam git, kalabalık değilse yıkanırız..." Ezop yola koyulur. Yolda Atina devriyesine rastlar. ---Nereye gidiyorsunuz? ----Nereye mi gidiyorum? Hiç bir fikrim yok, der Ezop. --- Hiç bir fikrin yok mu? Doğru hapishaneye. "Eh!" diye atıldı Ezop, "Nereye gittiğimi bilmiyorum dememiş miydim? Niyetim hamama gitmekti ama işte bakın kodese gidiyorum."

    ------

    jacques:Bu kolay değil. insan karakterine, çıkarınaa, zevkine, tutkularına göre abartmaz ya da azımsamaz mı? Olduğu gibi söylemek ha! Kırk yılın başı olacak şey bu. Hem bakalım sizi dinleyenin keyfi konuşanınkinden daha mı yerinde? O kırk ylın başında da insanın konuştuğu gibi anlaşılması olacak şey mi?
    Efendi: Yetti artık jacques, dilin ve kulakların kullanılmasını yasaklayan özdeyişler bunlar. Hiç bir şey söylememek, hiç bir şey dinlememek ve hiç bir şeye inanmamak! Yine de sen kendin gibi söyle ben kendim gibi dinleyeyim ve inanabileceğim gibi inanayım sana.


    ------

    jacques: Bu dünyada neredeyse söylenen hiç bir şey olduğu gibi anlaşılmıyorsa bundan beteri var: O da dünyada yapılan hemen hemen hiç bir şeyin olduğu gibi değerlendirilmemesi.



    -------

    İyi biliyorum ki ileri gelenler filozoflardan nefret eder, çünkü filozoflar onların önünde diz çökmezler; memurlar toplumsal konumları gereği izinden gittikleri önyargıları muhafaza ettikleri için, rahipler onları sunaklarının önünde pek görmedikleri için, şairler de felsefenin güzel sanatları baltaladığını düşünen ilkesiz tipler oldukları için onlardan nefret ederler, kendi camialarında da iğrenç taşlamalarda bulunanların dalkavuktan başka bir şey olmadıklarını hesaba katmaksızın.

    --------

    jacques: Efendim, hayatta neyin mutluluk, neyin üzüntü getireceğini bilemeyiz. Hayır şerri getirir, şer hayrı getirir. Gecenin içinde, yukarıda yazılanın altında yürüyoruz; isteklerimiz de, neşemiz de, üzüntümüz de mantığa sığmıyor. Ağladığım zaman sık sık aptallık ettiğimi fark ediyorum.

    Efendi: Peki güldüğünde?

    jacques: Yine aptallık ettiğimi fark ediyorum ama ağlamak da gülmek de elimde değil, beni çileden çıkaran da bu. Yüz kere denedim... Gece gözüme uyku girmedi...

    Efendi: Hayır, hayır, ne denediğini söyle bana.

    jacques: Her şeyle dalga geçmeyi. Ah keşke başarabilseydim!

    Efendi: Ne işine yarayacaktı bu?

    jacques: Kaygılarımdan kurtulacaktım, hiç bir şeye ihtiyacım olmayacaktı, tamamen kendi kendimin efendisi olacaktım. Kafam sınır taşının karşısında da, sokağın köşesinde de yastıkta da aynı şekilde rahat edecekti. Bazen öyleyim ama aksiliğe bak ki bu pek sürmüyor ve önemli durumlarda bir kaya gibi sert ve dayanıklıyken küçük bir uyuşmazlık, saçma sapan bir şey yüzünden kayışı kopardığım oluyor, kendimi tokatlayacak kadar.

    ---------

    Konuşmayı kekemelerden, yürümeyi topallardan çok seven yoktur.

    ----------

    --- Bu çok güzel .... --- Elbette! Bu kahramanca davranışından dolayı Cousse'u çok mu ahlaklı sandınız? Şey, yanılgıya düşmeyin, onda olsa olsa turnabalığının kafasındaki kadar ahlak vardır. ---Bu imkânsız. ---Öyle. Benim için çalışmıştı. Ona seksen liralık bir vekâlete atadım, meblağ rakam olarak yazılıydı. O ne yaptı? Tutup bir sıfır daha ekledi ve sekiz yüz lirayı cebine attı. --Ah ne feci! --Arkadaşı için insan soyarkenki ahlakı beni söğüşlerkenki ahlaksızlığına denk. İlkeleri olmayan kaçığın biri. O seksen lira ona yetmiyordu, kaleminin ucunu oynatıp ona lazım olan sekiz yüz lirayı zimmetine geçirdi. Ya bana hediye olarak sunduğu o kıymetli kitaplar? O liralar... ----Ama ya Jacques ve efendisi? Ya Jacques’ııı aşkları? ---Ah okurum, beni öyle bir sabırla dinliyorsunuz ki bu iki karakterimin sizi ne kadar az ilgilendirdiğini açıkça görebiliyorum. Onları oldukları yerde bırakasım var. Değerli bir kitaba ihtiyac8m oldu, onu bana getirdi; bir süre sonra başka bir değerli kitaba ihtiyacım oldu, onu da getirdi; parasını vermek istedim ama reddetti. Üçüncü bir değerli kitaba ihtiyacım oldu. “Onu alamayacaksınız, çok geç söylediniz” dedi “Sorbonne’daki üstadım öldü.”

    ---Ustadınızın ölümü le benim istediğim kitabın ne ilgisi var? Diğer ikisini onun kütüphanesinden mi almıştınız?

    ----Elbette!

    -----lzin istemeden mi?

    -----E şey adil bir dağıtım yapmak için izne ne gerek var ki? Tüm yaptığım, kitapların iyi bir amaçla yerini değiştirmekti; onları işe yaramadıkları bir yerden alıp yararlı olacakları vaşka bir yere götürdüm.

    Şimdi kalkın insanların davranışları hakkında yargıya varın!


11 Sayfadan 10. İlkİlk ... 891011 SonSon

Benzer Konular

  1. İlginç Ölümler
    Konuyu Açan: dangerousangel, Forum: Gnoxis Cafe.
    Cevap: 23
    Son Mesaj : 30-Nis-2009, 10:52