2 - Fiil Olarak Karmaa- Karmanın Meydana GelişiBilindiği gibi, zahiri bir fiil veya eylem ya bir görev duygusuyla veya karşılaşılan bir durum sebebiyle iradi olarak ya da bir refleks şeklinde otomatik olarak ortaya çıkar. İşte karma terimi genellikle bu iki tür hareketten birincisine, yani iradi olarak İcra edilen fiil veya eylem anlamına gelir. Hint düşüncesine göre, fiziki anlamdaki böyle bir karmanın oluşumu ise en azından üç merhaleyi içerir. Birinci merhale, hazırlık dönemi olarak da isimlendirebileceğimiz "prayoga"dır. Prayoga; niyet, yapılacak işi zihinde tasarlama ve onun için gerekli diğer bütün ön hazırlıkları yapma gibi fiilin tahakkukuna kadar geçen zaman içerisinde olup biten her türlü zihni ve bedeni faaliyetleri kapsar. Söz gelirni, hırsızlık yapmak isteyen bir kimsenin onu düşünmesi, planlaması, gireceği ev veya işyeri hakkında bilgi toplaması, oraya nasıl ve ne zaman gireceğini tasarlaması gibi bütün ön hazırlıklara prayoga denir."Prayoga aşaması, bilhassa karmanın ahlaki açıdan değerlendirilmesinde büyük öneme sahiptir. Çünkü Hint düşüncesine göre, dini veya seküler nitelikteki her türlü karmanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesi, İslamda olduğu gibi, tamamıyla bu dönem içinde yer alan ve karmanın oluşum sürecinin başlangıcı sayılabilecek niyete bağlıdır.Karmanın oluşumundaki ikinci merhale, Sanskritçede maula karmapatha diye isimlendirilen, onun bilfiil gerçekleşme aşamasıdır." Yukarıdaki misalimize devam edecek olursak bu aşama, zaman açısından hırsızın eve girmesiyle başlayan ve evden çıkışıyla son bulan süreci içine alır. Bu aşama, karmanın ahlaki niteliğinin belirlenmesi açısından birinciye göre çok önemli olmamakla birlikte, onun tamamlanması ve oluşabilmesi için zorunlu bir merhaledir.Üçüncü ve son merhale ise, Hint dini ve felsefi düşüncesinde karma vipaka ve karma phala gibi değişik isimlerle anılan, hatta bazen sadece karma terimiyle ifade edilen sonuçtur. Başka bir ifadeyle, karmanın ilk iki safhasının gerçekleştirilmesiyle ortaya çıkan sonuçtur. Prstha olarak da anılan bu sonuç, karmanın tamamlanmasından hemen sonra yeni bir karma veya en azından böyle bir karmanın prayoga aşamasının bir parçası şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, ruhta veya egoda uzun süre kuvve halinde kalarak, daha sonra semeresini veren bir sonuç da olabilir.
Yukarıda örnek olarak verilen hırsızlık olayındaki sonuç, hırsızın hemen yakalanıp adalet önüne çıkarılarak cezasını çekmesi şekliyle olabilir yahut onun karşılığının gelecekteki yeni varoluşlarda değişik şekillerde görülmesi de muhtemeldir. Karmanın sonucunun hemen veya gecikmeli olarak semeresini vermesinde en önemli faktör, onun gerçekleşmesine neden olan arzunun şiddeti olmakla birlikte, icra edilen karmanın, Hint kökenli dinlerce büyük günah sayılan fiillerden olup olmaması da oldukça önemlidir. Şiddetli arzudan kaynaklanan veya büyük günah sayılan karmalar hemen veya kısa bir zaman sonra tesirini gösterirken, bunların dışındaki karmalar uzun süre olgunlaşmak için bekler ve daha sonra semeresini verir. Hinduizm ve Caynizme göre, söz konusu bu potansiyel tesirlerin ruhta uzun süre saklanmaları sesin teyp kasetinde saklanması gibidir.
Sonucu ister derhal isterse gecikmeli olsun, böylece tamamlanmış bir karmanın, ferdin geleceğini olumlu veya olumsuz olarak etkilemesi kaçınılmazdır. Nitekim Gita'ya göre, nefret, şehvet ve muhabbet gibi arzulardan kaynaklanan karmalar ferdi, doğum-ölüm çemberine (samsara) sürükler. Buna karşılık temelinde böyle bir arzunun bulunmadığı, sonucu gözönüne alınmaksızın İcra edilen sattvika türü karmalar ise, yine aynı kutsal metin tarafından, kişiyi mokşaya (nihai kurtuluş) kavuşturan üç yoldan biri olarak kabul edilir ve karma-marga olarak isimlendirilir"
Upanişadlara göre ise, bu sattvika türü karmalar mokşa için yeterli görülmemekle birlikte, kişinin manevi açıdan tasfiyesinde büyük rol oynar." Çünkü ferdi, yegane kurtuluş yolu olarak öne sürülen jnana-margaya hazırlayan karma-margadır. Yani ferdin bilgi ve tefekkür yoluolan jnana-margaya girebilmesi için, karma-marga basamağından geçmesi zorunludur. Bundan dolayı karma, Upanişadlara göre mokşa için zorunlu sebeptir. ancak yeter sebep değildir, denilebilir.
b - Karmanın Çeşitli Tasnifleri
Karma teriminin, birbiriyle ilgili olmakla birlikte yukarıda sözü edilen üç ayrı anlamda kullanılması, tabii olarak onun çeşitli tasnifierinin yapılmasına da yol açmıştır. Karmanın Hint dini ve felsefi düşüncesindeki yerinin ve ifade ettiği anlamların daha iyi anlaşılabilmesine yardımcı olacağı düşüncesiyle bu tasniflerden bazıları burada ele alınacaktır.
1 - S.C.Bose, Hindu dini inançlarıyla ilgili eserinde karmavı. "belli bir isteksonucu iradı olarak yapılan fiil" şeklinde tarif ettikten sonra onu, nit ya karma, naimittika karma ve kamya karma olmak üzere üç kategoriye ayırdığı görülmektedır." Söz konusu bu ifadelerin sırasıyla, Hindu dinince her gün yapılması zorunlu beş ibadet (rütya): doğum, ölüm ve evlenme gibi özel durumlarda yapılması gereken dinsel törenler (naimittika) ve belirli bir isteğin gerçekleşmesi için yapılan dini tören (kamya) anlamlarına geldikleri gözönüne alırunca. P Bose'un, karma terimiyle daha ziyade dini öneme sahip iradi fiilleri kastettiği kolayca anlaşılabilir. .
2 - Karmanın diğer bir tasnifi srauta karma, smarta karma ve pauranika karma şeklindedır." ilk bakışta hemen görüleceği gibi, karma terimi burada sritu, smriti ve Puranalar adı verilen kutsal literatürde yer alan dini emir ve yasaklar anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla zikredilen tasnif de dini emir ve yasakların yer aldığı kutsal metinlere göre yapılmıştır.
3 - Karmayla ilgili üçüncü tasnif de şöyledir:
a - kayika karma (bedeni fiiller):
b - vacika karına (sözlü fiiller):
c - manasika karma (zihni füller)." Bu tasnif te ise, bizim açımızdan dikkat edilmesi gereken iki husus vardır. Birincisi, burada karma terimine yüklenen anlam, yukarıdaki anlamlarından daha geniştir; zira ilk iki tasnif te sözü edilen karma terimi, sadece dini öneme sahip fiillere işaret ederken, burada o, dünyevi karakterli fiilleri de kapsamaktadır. İkincisi, bu tasnif karmanın menşeine göre yapıldığı için onun ahlaki değeri konusunda bize hiçbir bilgi vermez. Üstelik sadece ahlaka ait fiiller kastedilmediği için, burada sadece iradi fiillerin söz konusu edildiğini söylemek de mümkün değildir.
4 - Yoga ekolünde kabul edilen şu karma tasnifinde ise, onun ahlaki niteliğinin eş as alındığını görüyoruz. Buna göre karma yine üç grupta ere alınabilir:
a - akusula karma (iyi fiiller):
b - kusala karma (kötü fiiller):
c- avyakrita karma (ne iyi ne de kötü füller)."
Bunun yanında karmanın ahlaki niteliği esas alınarak yapılan bir başka tasnif de punya, apunya ve aninnya şeklindedir." Bu kavramların ifade ettikleri anlamlar ise, sırasıyla akusala, kusala ve avyakrita ile aynıdır.
Hint düşüncesine göre, bir karmanın iyi veya kötü olarak değerlendirilişindeki en önemli kriter, biraz önce de belirttiğimiz gibi, onun ortaya çıkışına neden olan arzu ve isteğin mahiyetidir. Buna göre, bencilliği ön planda tutan ve kaynağında nefret, şehvet ve muhabbet gibi arzuların bulunduğu karmalar kötü, bencilce bir gaye taşımayan, daha açık bir ifadeyle, getireceği menfaat gözönüne alınmaksızın icra edilen karmalar da iyi olarak telakkı edilir.
Öte yandan karmanın ahlaki niteliğini tespitle ilgili bir başka kriter ise, onun kutsal metinlere uygun olup olmamasıdır. Buna göre, eğer karma kutsal metinler tarafından emredilen bir fiil ise iyi, aksine bir emir veya yasağın çiğnenmesi şeklinde ise kötü olarak kabul edilir. Buna karşılık esnemek, yürümek, kolumuzu kaldırmak vb. gibi tabii olarak icra edilen iradi veya gayri iradi fiiller de avyakrita veya aninnya diye isimlendirilen üçüncü gruba giren fiillerdir.
5 - Sankhya ekolüne göre yapılan karma tasnifi de şöyledir:
a - sattvika karma,
b - racasika karma,
c - tamasika karma.
Bu tasnifin tam olarak anlaşılabilmesi ise, büyük ölçüde bu sistemin varlık anlayışının kavranmasına bağlıdır.
Bilindiği gibi Sankhya düalist bir varlık anlayışına sahiptir. Sankhya'ya göre topyekun varlık alemi manevi cevher puruşanın, avidya nedeniyle maddi cevher prakriti ile ilişkiye geçmesi ve böylece meydana gelen tekamül sonucunda oluşmuştur. Böyle bir ilişki prakritinin sattva, rajas ve tamas adı verilen üç temel niteliği arasındaki mevcut dengeyi bozar ve bunlar arasında şiddetli bir mücadele başlamasına neden olur.
Bu mücadelenin sonunda nesneler oluşmuştur. Bu nedenle alemdeki her varlık özünde bu üç temel özelliği taşır. Sattvika, racasika ve tamasika olarak isimlendirilen bu özelliklerden hangisi fiilin ortaya çıkışı esnasında hakimse. fiil de o isimle anılır. Buna göre, sattvika karma mahiyeti itibarıyla iyi olmakla birlikte, belli bir arzu-istek sonucu meydana gelmedikleri için fail açısından kayıtlayıcı bir özellik taşımayan karmalardır. Mokşa veya nirvanaya ulaşmış bir arahatın fiilleri bu kategoriye girer.
Racasika karmalar ise, belirli arzu-istek sonucunda ortaya çıktıkları için iyi veya kötü karakter taşıyan ve faili kayıtlayıcı fiillerdir. Tamasika ve tamas olarak anılan karmalar ise, avidya veya maya nedeniyle ortaya çıktıkları için mutlak olarak kötü ve yine kayıtlayıcı nitelikteki karmalardır. Bu son iki karma nevi de sonuçları itibarıyla kişiyi sürekli olarak samsara çarkına iten karmalar oldukları kabul edilir.
6 - Karmanın burada zikredilmeye değer son bir tasnif şekli de prarabdha-karma, sancita-karma ve kriyamana veya agamin-karmadır, Hemen belirtmek gerekir ki, burada kullanılan karma terimi "genel veya dini öneme sahip iradi fiiller sonucu meydana gelen tesir" anlamını ifade etmektedir. Söz konusu bu tesirlerin, hemen veya uzunca bir süre sonra, failin mevcut varoluş sürecinde veya gelecekteki varoluş basamaklarında değişik şekillerde semeresini verebileceklerine biraz önce işaret etmiştik. İşte bu tasnif de karmik birikimlerin semerelerini verecekleri zaman gözönüne alınarak yapılmıştır.
Prarabdha karma, önceki varoluşlarımız süresince icra edilen karmalar sonucunda oluşan ve şu anda bilfiilortaya çıkmakta veya çıkmak üzere olan sonuçlarıdır. Çok yaygın olarak kullanılan bir misalle açıklamak gerekirse, bu karmalar halihazırda yaydan çıkmış ve havada ilerlemekte olan bir ok gibidir. Yaydan çıkan okun önünü almak ve hedefine ulaşmasını engellemek mümkün olinadığı gibi, prarabdha karmalar da mevcut varoluş süresince mutlaka bil fiil ortaya çıkacaklar; yani semeresini vereceklerdir. Hint düşüncesine göre böyle karmaların bilfiil tahakkukunun önlenmesi mümkün değildir. Zira prarabdha karmaların hir kısmı zaten mevcut bedenimizi, duyu organlarımızı, bu bedenle varoluş süremizi yani ömrümüzü ve bu ömür süresince tecrübe edilecek olayları belirleyen karmelardır."
Sancita karmalar da, tıpkı birinciler gibi önceki varoluşlarımızda işlediğimiz fiillerin sonuçları olmakla birlikte, onlardan farklı olarak, potansiyel haldeki bu sonuçların kefaret, tövbe ve benzeri yollarla bilfiil tahakkuk edişlerinin önlenebilmesi mümkündür.Üstelik yine birincilerin aksine sancita karmaların semerelerini ne zaman verecekleri de kesin olarak belli değildir. Halbuki prarabdha-karmanın bu varoluş süresinde ortaya çıkmaları ve gerçekleşmeleri kaçınılmazdır.
Agamin veya kriyamana karmaise, bu varoluş süresince işlenecek ve semereleri gelecek varoluşlarda ortaya çıkacak karmalardır. Başka bir ifadeyle, bunlar henüz potansiyel olarak bile mevcut olmayan sonuçlardır.