Çevremde onca insan varmış gibi.
Ama benim kendi içimdeki yalnızlığın bi tarifi yok.
Derler ya, kalabalıkların arasında yalnız kalmak gibi..
Alakası yok.
Keşke diyorum.
Ben de o klişeyi yaşayıp kalabalığın içinde yalnız kalabilsem.
Ağlamamak için gözlerimi kırpıştırabilsem.
Benim bu halsizliğimin bi sonu yok..
Kaç kere diledim belki.
Ciğrelerimin yanmasına göz yumup tuttum nefesimi.
Acıma acı kattım da sessiz dualarımı söylendim.
Hani..
Kurtulabilmiş miyim, yok olabilmiş mi ?
İçimi ince ince çizip geçen bi neşter gibi keskin acı..
Tek yaptığı şey, morfinsiz dikmek oldu kan revan olmuş yaralarımı..
Giderken de hepsini tek tek sökmeyi unutmaması da yanına kaldı.
En kötüsü de kan kusan bi yürek bıraktı bana..
Belki nefret belki kinle sarmalamaya uğraşıyorum..
Ruhuma da bulaştığı oldu tabi.
Yüreğin izlerini taşıyacak anlaşılan terkettiğinde bedeni.
Bu acının izlerini.
Ya da ruh acının merkezi, kim bilebilir..
Ama boğulmalardan öylesine bıktım..
Ağlayıp ağlayıp dikişlerime tuz basmaktan..
Bıktım..