Merhaba
İşe insanın tanımından başlamak gerektiğini düşündüğümden bu bölüme ekledim zira kanal mesajlarının bu kadar ayyuka çıkmasının ardında insanın kendini tanımlayamaması yatıyor. Uygun görülmeyebilir belki site yönetimi tarafından ama yazacak bir yerde bulamadım.
İnsan nedir? İnsan,kendini tanımayan,algılamayan, kendini dünyadışıların, meleklerin v.s v.s v.s onlardan gelen tebliğlerin, peşinden gidecek kadar, yetersiz gören bir varlık mıdır? ASLA…………….
İnsan yaratan,yaratılmıştan oluşturan, bir varlıktır. Bu özelliğiyle, yaratana en yakın olanlardandır.Üstüne basarak söylüyorum!!!!!!olanlardandır.Sadece insan böyledir,demek; diğer yaratılmışlara haksızlık olur kanımca. Bilmiyoruz bunu.Şimdilik konum insandır.
Uzağa gitmeyin, bilgisayar oyunları, simülasyon, normal karşılarız. Oysa hepsi yaratıcılığın ürünüdür ve harikadırlar. Muhteşem ezgiler dinleriz; bunlar da yaratıcılığın, dehanın eserleridir. Mimari eserler, plastik sanatlar daha sayamayacağım bir çok şey, yaratıcıdan bizlere süzülür.
Peki buraya kadar normal görünüyor. Oysa, tam vakıf olunca, sayfalarca bilgide tebliğlerde, vizyonlarda; iğneyle kuyu kazar gibi aradığımız sırlar, gözümüzün önündedir.
Gelelim akla; insan aklı, buna dahil olan sezgiyle hareket eder. Sezgi iki şakağımızda yer alan, düşün alanımızın askeridir: sezgi idrakı açar
Şimdi sezgimiz dışında, beynimizin şakak üstünde olan bölgesinde bir bölge vardır ; ancak orası zayıftır ve bu tip tebliğlere açıktır.Neden açıktır ve zayıftır. Çünkü,insan yetersiz olduğu düşüncesiyle doğar. Aşağıların aşağısı; aslında aşağılık kompleksidir. ve beynin sözünü ettiğim bölgesine bu empoze edilmiştir. İnsanın mücadelesi burada başlar. Sıradan bir insanın, kendini Mozart dan ayrı görmesinin sonucudur bu. Oysa, onun eserlerinden kendi yapıtı gibi onur duysa, onu kalpten desteklese,o da yükselecektir.Ama yapmaz; çünkü, önüne nefs engeli çıkar; bu nefsine ağır gelir.
İşte bu nokta da, o bölge tebliğlere açılır. İnsanlık sahnesinden,uzaklaşma gereği duyar; sanır ki ,varlığı orada değer bulacak. bilmez ki varlığı zaten değerlidir. Varlığı, Dali’yle,Münir Nurettin Selçuk’la, Özdemir Asaf’ la, B. Rahmi Eyüboğlu ile adını sayamayacağım, gökteki yıldızlar kadar çok desem, abartımı olur bilemem. Bu eşsiz insanlarla değerlidir. Onlar insanlığa mal olmuştur. İnsan da insanlığa aittir. Ne meleklere, ne de etken maddesini dahi bilemediğimiz, yaratılmışlara. Onlar, kendi bütünlüğü içinde değerliyken. İnsan kendi bütünlüğünü kavrayamadığından değersizlik duygusunu hep içinde bir yerlerde taşır.
İşin hazin yanı bütünlük bilgisini de bu varlıklar verir. Ne kadar ne derece de bilirler,doğrumudur, tuzak mıdır, nedir? Bence biz ne kadar bilmiyorsak; onlar da o kadar bilmiyorlar.Biliyormuyuz? yaratılışlarının yapı taşı nedir ne değildir. Biz birşeyleri anlamamışsak; akıl,analiz, sentez, mantık, sezgi,ve bilgi,bilinç,idrak,zihin, eksik bırakmış olabilirim ve en değerli desteğimizle çözeriz. Bugün değilse, yarın mutlaka çözeriz. Acele etmeye hiç gerek yok.Çünkü öğrenmek, saydığım yöntemlerle keyif verir insana. Bu arada keyif almak, mutluluk, neşe,keder v.s nin onlara ait duygular olmadığını netlikle söyleyebilirim. Bunların illüzyon olmalarına gelince, o apayrı bir konu. Olmaklıkla, olmuyor gibi sanmak aynı mıdır?