Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Kadının Temel Hakları

  1. #1
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356

    Kadının Temel Hakları











  2. #2
    Kadının Temel Hakları AurorA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2010
    Mesajlar
    11.623
    Konular
    1599
    Hazır bu konuya girilmişken, kadınların uğradığı şiddet ve koruma kanunu konusunda bilgilendirme yapayım ben de azıcık.

    Belki duymuşsunuzdur, yeni yasalarla birlikte -çok kapsamlı bir koruma sağlayamayan- ancak umut verici bazı düzenlemeler yapıldı ve özellikle ülkemizde sürekli şiddete maruz kalan kadınların korunması için bazı adımlar atıldı.Şu anda 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun yürürlükte ve şiddete uğrayan ya da şiddete uğrama ihtimali bulunan tüm kadınlar için uygulama alanı bulabiliyor. Bu kanun sadece evlilik içindeki şiddetten değil, evlilik dışındaki şiddetten de kadınları korumaya yönelik. Yani sevgilinizden şiddet görüyorsanız ya da hiç tanımadığınız biri ya da bakkal ya da herhangi bir kişinin yaptığı davranışlar ya da tehditler, hakaretler nedeniyle yine bu kanun kapsamında koruma kararı çıkarabilirsiniz.

    Şimdi, bu kanunun neyi koruduğunu anlayabilmek için öncelikle şiddet nedir bunu algılamak gerek. Şiddeti genellikle dört kalemde ele alıyoruz;

    1) Fiziksel Şiddet: En çok bilinen şiddet türü budur sanıyorum. Açıklamaya gerek yok sanırım... Burada önemli olan; koruma kararı çıkarmak için fiziksel şiddet görmüş olmanız gerekmiyor. Fiziksel şiddete maruz kalma riskinizin olması yeterli. Bu bağlamda sizi tehdit eden, takip eden ve saire durumlar söz konusu ise de koruma kararı için başvurabiliyorsunuz.

    Fiziksel şiddete uğramışsanız, derhal bir polis karakoluna başvurup şikayetçi olmalı ve sizi hastaneye sevk etmelerini istemelisiniz. Devlet hastanesinden alacağınız rapor çok önemli. Günümüzde kadınlar fiziksel şiddete uğradıklarında, yaşadıkları olayın şoku ile böyle bir yola başvurmuyor, bunun tekrar etmeyeceğini umarak hayatlarına devam etmeye çalışıyorlar. Ancak karşınızdaki ne kadar pişman olduğunu söylerse söylesin; yapılan araştırmalar gösteriyor ki, böyle bir olay meydana gelmişse, mutlaka devamı geliyor.

    2- Psikolojik Şiddet: Bu ülkemizde en az bilinen şiddet türü... Maalesef hemen hemen hepimiz psikolojik şiddete maruz kalıyoruz ve bunu birçoğumuz anlamıyoruz bile... Hakaret, aşağılama, düzenli tenkit gibi kişinin iç huzurunu bozan davranışlara maruz kaldığımızda, psikolojik şiddete maruz kalmışız demektir. Genellikle kadınların birçoğu "Neden ev dağınık? Ne biçim kadınsın sen?" ya da "Bu yemek çok çirkin olmuş, annemin yemekleri daha güzel" gibi sözlerin psikolojik şiddet anlamına geldiğinin farkında bile değil. Toplumumuzda bunlar kadının görevi olarak algılandığı için bizlere bu tenkitler oldukça normal geliyor. Aşağılama içerdiğini dahi fark etmiyoruz çoğu zaman. Ancak kadın hakları açısından ve Medeni Kanun açısından duruma baktığımızda; kadın ve erkek evlilik birliğinde eşittir. Dolayısıyla kadının evlilik birliği içinde yemekhane ve temizlik görevlisi olması gibi bir durum söz konusu değildir. Sürekli yaptığı temizlik ve yemekler konusunda aşağılamaya, tenkite maruz kalan bir kadının psikolojik şiddete uğradığı açıktır.

    Bunun yanı sıra psikolojik şiddetin kıskançlık bahanesinin arkasına sığınılarak çok fazla uygulandığı görülmektedir. Örneğin giydiğiniz kıyafete karışılması, konuştuğunuz insanların kısıtlanması, aldığınız kararların sorgulanması ve bunları birer araç olarak kullanarak sizi baskı altına almaya çalışan bir erkek arkadaşınız varsa, bu şekilde size psikolojik şiddet uygulayarak psikolojinizi bozuyor, sizi bu sayede hükmü altına almaya çalışıyor demektir. Elbette bunu daha iyi anlayabilmek için ikili ilişki içinde yapılan konuşmaların objektif bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekir. Ancak kendi karşılaştığım olaylarda kadınların sevgiyle psikopatlığı karıştırma eğiliminde olduklarını net şekilde gözlemledim. Sahip çıkmak ile sahip olmak arasındaki ayrımın farkına varmalı, sizi kısıtlayan insanların sizi sevdikleri için kısıtladığı yanılgısına düşmemelisiniz. Bu noktada kadının öncelikle bir birey olduğunun ve karar alma özgürlüğünün farkında olması gerektiğini düşünüyorum. Oysa yetiştirilişimizdeki en büyük yanlış, başkalarını kırmamak adına en çok kendimizi kırmaya yönelik bir tutum içinde kalmaya zorlanmamızdır. Zamanla bu kadının yaşam şekli haline geldiğinde, en küçük psikolojik şiddet kırıntısı dahi bizim kendimiz olma yolumuza engel vurup, bizi bir başkasının istediği kişiye dönüşme eğilimine hapsedebiliyor. Bu noktada erkeklerden birçok tepki gelebilir ve haklı oldukları noktalar da olacaktır mutlaka. Ancak bu konu yeterince özümsenmeden, pozitif ayrımcılık kapsamında konuyu detaylı şekilde ele alabilmenin mümkün olduğunu düşünmüyorum ben. Çünkü genellikle kadın, doğduğu andan itibaren sürekli çevresini memnun etme eğilimine sahip oluyor ve maalesef toplumumuzdaki kadın - erkek yetiştiriliş farkı nedeniyle kadınların başkalarını memnun etme eğilimi desteklenerek, kadının kimliğini kaybetmesine neden olabilecek kadar ağır sonuçlara yol açıyor. Neyse konudan fazla ayrılmadan devam edelim.

    Psikolojik şiddet, genellikle uğradığınız hakaretler ve aşağılamalardır. Bunu illa sevdiğiniz insandan görmeniz gerekli değil. bambaşka insanlardan gördüğünüz hakaretler nedeniyle de koruma tedbirleri için başvurmanız olası.

    3- Mali Şiddet: Bu, genellikle evlilik birliği içinde çalışmayan, çalışmasına izin verilmeyen kadınların yaşadığı bir şiddet türü olarak karşımıza çıkıyor. Kadına herhangi bir harçlık bırakılmaması gibi durumlar en genel örneklerden. Ancak nişanlısının çalışmasını istemeyen, bu nedenle baskı yapan kişinin örneğini de buna uygulayabiliriz. Hatta evlilik içinde her iki tarafın da çalışması halinde, sürekli kadının kredi kartlarının ev giderlerine kullanılması, sürekli kadının borçlanması ve erkeğin kadının mali durumunu hiç düşünmemesi halinde yine bu şiddetin söz konusu olacağı düşüncesindeyim. Özünde mali şiddet, kadının mali açıdan kanadının kolunun kırılarak, çıkış kapısını bulabilmesinin engellenmesidir. Elbette nişanlı örneğinde nişanlısından ayrılabileceğini düşünebiliriz ancak somut bir olay olarak karşımıza geldiğinde, küçük bölgelerde yaşayan insanların nişan atmaları sonrasında yaşayacakları zorluklar da kadınlar üzerinde baskı oluşturabildiğinden, nişanlılık durumunda dahi mali şiddet olarak ele alınması gerekir...

    4- Cinsel Şiddet: Bu konu hakkında da az çok fikriniz vardır. Evlilik içinde de olsa, kadının cinsel birlikteliğe zorlanması cinsel şiddettir. Genellikle fiziksel ve/veya psikolojik şiddetle birlikte bu şiddete maruz kalındığı görülmektedir. Normal olmayan talepler için baskı kurulması da yine bu kapsamda değerlendirilmektedir. Ve cinsel şiddete maruz kalan insanların da derhal bu konuyla ilgili rapor almaları gerekir. Uygulamada en çok bu konuda sıkıntı yaşadığımızı da belirteyim. Konu fazlaca dağılacağından ve geyik haline dönüştürülmesi riski bulunduğundan bu konuda fazla detay yazmayacağım. Ama aranızda bu konuda soruları olan olursa lütfen mesaj atsın.

    Şiddete uğramışsanız ne yapmanız gerekir?

    Daha önce de dediğim gibi, eğer fiziksel bir şiddet ya da fiziki belirtileri olan bir şiddet söz konusu ise, derhal polise başvurup fiziksel belirtilerin bir devlet hastanesi tarafından rapor altına alınmasını sağlamalısınız. Sonrasında karakol tarafından dosyanız savcılığa gönderiliyor. Siz yine de aldığınız raporla birlikte savcılığa bir dilekçe ile başvurup hem şikayette bulunup hem de koruma kararı talep edebiliyorsunuz.

    Diğer şiddet türlerine maruz kaldığınızda da, yine bir dilekçe yazarak savcılığa başvurabilirsiniz. Talep sonucunda şiddet uygulayan kişinin şiddet görenden uzak durması, tehdit, hakaret vb davranışların durdurulması, telefon ve benzeri yollarla rahatsız edilmenin durdurulması gibi kararlar veriliyor. Ve maalesef şiddet uygulayan bu karara uymadığında gerçekten caydırıcı olmayan cezalar verildiğinden bu koruma kanununun yeterli olmadığı yönünde sürekli eleştiriyoruz.

    Konu çok kapsamlı, örnekler çok kapsamlı. bu nedenle suçun cezasının da oldukça kapsamlı olması ve hakimlerin olayı çok detaylı irdelemesi gerekiyor aslında. Bazı durumlarda gerçekten ölüm riski yüksek olabiliyor ve maalesef bu tür durumlarda kadınların korunması için alınan tedbirlerin hiçbir anlamı kalmıyor.

  3. #3
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356
    Teşekkürler,değerli bilgiler için.


Bu Konu İçin Etiketler