4 Sayfadan 4. Sayfa BirinciBirinci ... 234
Toplam 39 sonuçtan 31 ile 39 arasındakiler gösteriliyor.
Like Tree2Likes

Konu: İsa'nın Kefeni - Torino Kefeni

  1. #31
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.485
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3


    XIV. yüzyılın ortalarından önce Ke­fen neredeydi? Bizans sanatı bize bunu gösteriyor. VI. yüzyıldan önce İsa'nın yüzü değişik biçimlerde res­mediliyordu, daha sonra ressamlar onu Kefendeki adam figürüne ben­zer şekilde resmetmeye başladılar. Kefen ile Yunanistan'daki Dafni'de bulunan Pantocrator Mesih mozaiği (yukarıdaki) arasında ilginç benzer­likler bulunuyor: Burun tepesindeki "V" şekli, çok belirgin gözler, alın­daki enlemesine çizgi, alt dudak ile sakal arasındaki sakalsız bölge, saç­ların sakalda olduğu gibi ortadan ayrılması. Bu belirtici özellikler Konstantinopoli'nin (İstanbul) Haçlılar tarafından 1204 yılında alınması sırasında kaybolan Mandylion'un (Mendil) bir kopya­sında da görülüyor. Bazı tarihçiler Mandylion ile Kefenin aynı şey olduğunu düşünüyorlar. Kefen Av­rupa'ya Tapınak Şövalyeleri tara­fından götürülmüş olabilir. Bu hi­potezin 1951 yılında İngiltere'de or­taya çıkarılan Tapınak Şövalyeleri'nden geldiği sanılan bir resimle gerçekliği ortaya çıkarılabilir (aşa­ğıda solda).




    Gözü yükseklerde ve dindar bir prens olan Savoie (Savoy) Dükü Louis Kefeni soylu bir Fransız dulundan aldı. Günümüzde Kefenin yasal sahibi dük Louis'nin soyundan gelen sürgündeki italya Kralı II. Umbeto’dur. Savoie dükleri Kefeni başkent yaptıkları Torino'ya getirdiler. 1694 yılında Kefeni Torino'daki kralların şapeline koydular. (yukarıda). Güvenlik nedeniyle Kefen ender çok ender olarak sergileniyordu.

    Tekstil uzmanları balık sırtı örgü stilinde yapılan dokumanın (altta) çok pahalı bir dokuma olduğunu belirtiyorlar. Bu stil dokumaya birinci yüzyılda başka dokumalarda da, ama pek yaygın olmadan rastlanıyor. 1976 yılında Belçikalı bir bilim adamı yün ipliklerin arasında pamuk izlerine rastladı, bu, Kefenin aynı zamanda pamuk dokumaya yarayan bir tezgahta dokunduğunu gösteriyor. Pamuk Avrupa’da yetişmediğine göre Kefen büyük olasılıkla Orta Doğuda dokunmuş olmalı.





    Kefendeki adam, birinci yüzyılda Yahudilerin adetine göre gözleri üzerine bozuk paralar konularak gömülmüş görünüyor, Chicago Loyola Üniversitesi'nden François L. Filas Kefenin yaşını bir leptonu (Yunanlıların kullandığı çok küçük bozuk para) bu gözlerin üzerine konulan nesnelerle kıyaslayarak tespit edebileceğini düşünüyor. Bu lepton (yukarıdaki) Pontius Pilatus zamanında Filistin'de 31-32 yılları arasında basılmış. Aşağıdaki fotoğrafta ise sağ gözün üzerine konmuş bir paranın büyütülmüş hali görünüyor. Bu büyütülmüş halde bir asanın flu çizgileri ve yukarıda solda Yunanca harfler ve yukarıda sağda bir kenarın açısı görülüyor. Eğer adamın gözünün üzerindekiler leptonlar ise, bu yalnız Kefenin 1. yüzyıla ait olduğunu göstermekle kalmaz aynı zamanda resmi oluşturan prosüsün cansız nesneleri de etkilediğini gösterir.





  2. #32
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.485
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3










    Kefen üzerindeki kan izleri
    gerçekten 1978'de yapılan incelemenin gösterdiği gibi kan' lekeleridir. Böğürdeki yaradan ültraviyole ışınla çekilen bir fotoğraf (üstte) yaranın çevresinde çok ince bir flüoresans çerçeve oluştuğunu gösteriyor. Kuruyan kan flüoresans değildir sadece kan serumu flüoresanstır. Flüoresans çerçeve büyük olasılıkla kan pıhtılaşınca kandan ayrışan renksiz bir madde olan serumdur. Başka incelemeler göstermiştirki, kanlı bölgeler ayrıca kanın bir bileşeni olan porfirin içermektedir.Bilekteki yaranın renkli bir fotoğrafı Kefendeki adamın bileklerinden çivilendiğini gösteriyor. Figürde başparmakların görünmemesinin nedeni çok az bilinen bir anatomik ayrıntı ile açıklanıyor.
    Figürde görüldüğü şekilde kişiyi bilekteki radyus kemiğinden çivilemek eldeki orta sinire arar veriyordu, böylece başparmaklar istemsiz olarak avuçlara doğru çekiliyordu.


    Kefendeki adamın yüzüne vurulmuş şiddetli darbe izleri görülüyor. Kaş kemerleri ve yanaklar şişmiş durumdadır, burun kırılmış olabilir, başın saçlı kısmındaki iğne izlerinden kan akmış. Kan izleri Kefenin solda görünen renkli fotoğrafından çok kolayca görülebiliyor. Diğer ayrıntılar önden çekilmiş siyah beyaz negatif fotoğrafta daha belirgindir (üstte).


    XVI. yüzyılda Giovanni Battista della Rovere Kefenin cesedin iki yüzünü de örtecek şekilde nasıl konulduğunu resmetmiş.



    Romalılar Kefendeki adamı haça germeden önce vücuttan et parçaları kopartan uçları demir ya da kemikli iki dilli Roma kırbacıyla kırbaçladılar.



    Uzay teknolojisi 1970 yıllarında Kefenin sırlarını ortaya çıkardı. Bilim adamları Kefendeki figü­rün yoğunluğunun bezle bezin kapladığı vücut kısımları arasındaki mesafeye göre değiştiğini saptadılar. Bu ilişki matematik olarak belirgin bir şekilde belirtilebildiği için, bilim adamları adamın üçboyutlu bir figürünü yeniden oluşturabildiler. Yüz figürü (yukarda ) gözlerin üzerindeki nesneleri gösteriyor. Sakal kıvrılmış durumdadır, bu da çeneyi kapalı tutmak için bir çeneliğin başın çevresine geçi­rildiğini gösteriyor. Üçboyutlu ön cephe figürü (üstte ) ölüme boğulmanın neden oldu­ğunu gösteren şişmiş karnı gös­teriyor.



    Gözlerin üzerindeki nesneler
    yeni bir yöntem olan isodansite ile yapılan bir bilimsel fotoğrafın üzerinde çok güzel ortaya çıkıyor. Bu yöntem figürün değişik yoğun­luklarını çıkartarak ayrıntıların ortaya çıkmasını sağlıyor.

    Bilgisayarla kodlanmış bir fotoğrafta çıplak gözle ya da normal fotoğrafla görülmeyen ayrıntılar ortaya çıkar. Uzayda çekilen fotoğrafları yorumlamak amacıyla geliştirilmiş kodlama işleminde resmin yoğunluk farklılıklarını sayılara dönüştürmek için bir mikrodansimetre kullanılıyor. Bilgisayar bu sayıları okuyarak resmi oluşturuyor. Özel bir ayırıcı ile istenen renklerin ilginç ayrıntılarını belirginleştiriyor. Yukarıdaki resimde kan izlerini ortaya çıkarmış. Kırmızı ile belirtilen tüm ayrıntılar böğürdeki yara ile aynı tayf renklerini gösteriyor.


    Bilgisayar tarafından çıkarılmış fotoğrafta ince mavi ve canlı sarı renkler (altta) vücut görüntüsünü daha gerçekçi kılıyor. Bilim adamları vücutla ilgisi olmayan birçok ayrıntıyı elimine etmek için analojik (örneksemeli) bir bilgisayar kullandılar. Sarı vücudun beze değdiği ya da bezle uzun süre temas halinde kaldığı kısımların en yoğun bölgelerini gösteriyor. Mavi rengin nüans farkları daha az yoğun olan bölgeleri gösteriyor. Fotomikrografi (yukarda) 1978 yılındaki incelemede en çok başvurulan yöntem oldu. Yukarıdaki fotoğrafta figürün büyük bir alanının kefenin beyaz iplikleriyle kontrast oluşturacak sararmış lifçiklerden oluşmuş olduğunu gösteriyor. Aşağıdaki fotoğraf ise hem figürün bir bölümünü hem dem kan izlerini gösteriyor. Bu klişeler şeklin yüzeysel olduğunu gösteriyor, yani sarı lifçikler sadece bezin üst tabakalarında bulunuyor. Kan iplikler arasından sızmış oysa figür hiçbir şekilde kumaşı geçmemiştir. Yapılan mikroskobik incelemeler bezin üzerinde hiçbir boya izini tespit edememiştir. Bilim adamları Kefendeki figürün bir yağlı boya resim olmadığı sonucuna varmışlardır.



    Bilim adamlarının Kefendeki figürün tek ve gizemli doğası karşısında kafaları karıştı. Kefenin çok kesin üçboyutlu özelliği Kefendeki adamın bir heykelinin yapılmasına olanak sağladı (üstte). 1976 yılında Jet Propulsion Laboratory'deki bilim adamları bir bilgisayar kullanarak şeklin yüz bölgesinde bir ressamın bırakmış olabileceği izleri araştırdılar. Elde ettikleri şekil (aşağıda ) figürün yönsüz olduğunu gösterdi, yani figür bir fırça ile değil ama örtmüş olduğu vücut tarafından oluşturulmuştu. Daha dikkatli bir inceleme şeklin ne sıcakla ne de suyla etkilenmediğini gösterdi. Göğüs kafesi bölümünde (altta) yangının yanık izleri, su lekeleri ve şekil birbirlerine yaklaşmışlar. Ama yine de ateş figürü yakmamış, su da onu soldurmamış.










    Ültraviyole fotoğraflar kan lekelerinin ayrıntılarını açığa çıkarıyor. Ayaktaki yaraları gösteren fotoğrafta (yukarıda) adamın ayaklarına iki çivi çakıldığı görülüyor. Fotoğraf sol ayağın ayak tarağındaki bir yarayı, bir yaranın da topuğunda olduğunu gösteriyor. Baş ve sırt kısmındaki yaralar (yukarıda ) adamın kırbaçlanmış olduğunu ve başının saçlı kısmına büyük bir olasılıkla dikenden bir taç konulduğunu belirtiyor. Son zamanlara kadar omuzdaki belirgin sıyrıkların ağır bir şeyin örneğin bir haçın enlemesine olan parçasının taşınmasından ileri geldiği düşünülüyordu. Yeni bir hipoteze göre mezarın sert döşeme taşından da ileri gelebileceği ileri sürülüyor. Santa Barbara Araştırma Merkezi'nden araştırma ışın araştırma uzmanı Samuel Pellicori (altta) 1978 yılında yapılan incelemede Kefeni incelerken görülüyor.




    Bilim adamları A.B.Devletleri'nden yanlarında Kefeni incelemek üzere 72 ayrı kasada ultra modern aleti Torino'ya getirdiler.

    Amerikan Hava Kuvvetleri'nden ve Torino'daki Kefeni inceleme ekibinin başı olan bilim adamı John Jackson ekibi ile birlikte toplantı halinde. Onun arkasında Kefeni inceleme boyunda tehlikesiz bir şekilde tutan özel olarak yapılmış bir masa bulunuyor. Masrafların bir kısmı bağışlarla sağlanmıştır.


    New England Institute'den John Heller ve Los Alamos'daki National Scientific Laboratory'den John Janney Kefenin kimya araştırmasında Kefendeki lifleri içeren bir parçayı inceliyorlar.

    Solda Robert W. Mottern ve Ronald London Kefenin bir radyografısini inceliyorlar. X ışınları bezin üzerinde boya maddesini (pigment) bulup ortaya çıkaracaktı, amahiçbir şey bulunamadı.


    400 yıldan beri ilk kez Kefenin arka tarafı incelendi. Bilim adamları şeklin hiçbir izini bulamadılar, bu da şeklin sadece üstteki ipliklere girdiğini gösteriyor. Sağdan sola: Vernon Miller, Brooks Institute of Photography, Eric Jumper ve John jackson ve Torino'dan Giovanni Riggi.



    Beş gün boyunca yapılan incelemede, bilim adamları Kefenin, kızılötesi ışınlarla, normal ışıkta, ültraviyole ışınlarla ve X ışınlarıyla elektro manyetik tayfını incelediler.


    Sandia Laboratuarlarından Robert W. Mottern X ışın kaynağının yüksek­liğini ölçüyor. Mottern şeklin üç boyutlu özelliğini keşfedenlerden biridir.


    Brooks Institute of Photography'den Vernon Miller, spektografik bir inceleme için verileri bir araya getiriyor. Miller ve arkadaşları Kefenin yüzlerce resmini çektiler.



    Ermeni ressam Aggeman tarafından 1935'te Kefendeki figür örnek alınarak yapılan bir İsa portresi.
    Kitaptan ALINTIDIR


  3. #33

    Üyelik tarihi
    Eki-2011
    Bulunduğu yer
    kahvedünyasındakusmak!
    Mesajlar
    17
    Konular
    1
    şu dikenli şey dikenli taç olabilir bir de boya mı yoksa kan mı karar verememe durumları olmuş..

  4. #34
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.485
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3
    Alıntı sunasu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    şu dikenli şey dikenli taç olabilir bir de boya mı yoksa kan mı karar verememe durumları olmuş..
    Nasıl bir dikenli çalının kullanıldığını bilmiyoruz. Suriye Mesih Dikeni adlı bir çalı sivri dikenlerle dolu bir şekilde yaklaşık 25 cm kadar büyüyebiliyor. Filistin bölgesinde bu tür dikenli çalılara çok rastlanılır. Özellikle Mesih’in çarmıha gerilmiş olduğu Golgota bölgesi bu çalılarla kaplanmıştır.
    Mesih Çalısı adındaki başka bir dikenli çalı ise 8-12 cm arasındaki bir uzunluktadır. Dikenlerinin koparılması ise o kadar zor değildir. Bu çalının dalları kolayca eğilip taç şekline getirilebilir. Bu dikenli çalının dikenleri çeşitli uzunluklarda, sert ve sivridirler.
    Askerler dikenli tacı İsa’nın başına yerleştirdikten sonra onunla şöyle alay etmişlerdi: “İşte Yahudilerin Kralı.” Ayrıca yüzüne tükürüp onu sopayla dövmüşler, sonra da çarmıha gerilmek üzere onu götürmüşlerdir.

  5. #35
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.485
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3
    Kefene sarılmış adam Mesih İsa mı? Bu anahtar soruyu yanıtlamaya çalışacağız.
    Bilimsel araştırma Kefenin gerçekliğini ortaya koydu. Bilim adamları Kefenin sahte bir kefen değil de gerçeği olduğu sonucuna vardılar. Bu sonuç Yahudi örf ve adetleri üzerindeki arkeolojik veriler üzerindeki çalışmalar tarafından da doğrulandı.
    Uzmanların genel görüşü (consensus) Torino Kefeninin Romalılar tarafından haça gerilmiş ve Yahudi örf ve adetlerine göre gömülmüş bir Yahudinin bedenine sarılmış gerçek bir kefen olduğu yöndedir. Belgede kefenin kayıtlı tarihinin infazın gerçekleştiği olası yer ve tarih olarak Filistin ve I. yüzyıl belirtilmekte.
    Önümüzde iki seçim var:
    Kefendeki adam ya Mesih İsa’ydı
    ya da haça gerilmiş bir başkasıydı.

    Bilim bize bu iki seçimden başka bir seçim bırakmıyor.
    Biz de Torino Kefeninin İsa’nın kefeni olup olmadığını saptamak için bu iki öneriyi inceleyeceğiz. Her şeyden önce, İsa’nın kimliğine yönelten her şeyi bir gözden geçireceğiz, daha sonra İsa’dan başka bir adam olma olasılığını inceleyeceğiz.

  6. #36
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.485
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3
    İsa ve Kefen
    Kefene sarılmış adama yapılmış yaralarla İncil’de sözü geçen İsa’nın haça gerilme evreleri üzerindeki tanıklığı gerçekten açıklayıcıdır. Karşılıklı bağıntı çok ilginç.
    İsa haça gerilmeden önce birçok ceza ve hakarete maruz kaldı. Romalı askerler onu kırbaçladılar (Mt 27, 26; Mk
    15, 15; Yu 19, 1). Kefendeki adam adamakıllı dövülmüş. Ricci adamın vücudunda başı, kolları ve ayakları dışında 120 kırbaç izi tespit etti . Wilson daha az sayıda tespit ediyor ama bu sayı da adamın şiddetli bir kırbaçlanmaya maruz kaldığını gösteriyor . Bu izlerin Romalılar tarafından kullanılan son derece acı veren bir işkence aleti olan ve her darbede et parçaları kopartan flagrum’la nasıl oluşturulabileceğini daha önce görmüştük.
    Romalılar İsa’yla kendisine Mesih ve Tanrı’nın Oğlu dediği için alay ediyorlardı. Askerler onunla alay etmek amacıyla üzerine lâl rengi bir harmani geçirdiler, eline de bir kamış verdiler, önünde alaylı bir şekilde diz çökerek kralım diyerek güya eğildiler. Onu daha da gülünç hale sokmak için dikenli bir taç örüp başına özenle koydular
    (Mt 27, 29; Mk 15, 17-20; Yu 19, 2).
    Bu da İsa ile Kefendeki adam arasındaki yeni bir paralelliktir. Başın saçlı bölümünde birçok iğne izleri gözleniyor. Dikkatli bir inceleme bu yaraların kırbaç yaralarından farklı olduğunu ve başka bir şekilde oluşturduklarını gösteriyor .
    İnciller İsa’nın yüzüne de birkaç kez vurulduğunu aktarıyor
    (Mt 27, 30; Mk 15, 19; Lk 22, 63-64; Yu 19, 3). Bu darbe izlerini Kefendeki şekilde de görmek mümkün. Kefendeki adamın gözleri etrafında, yanaklarında, burnunda ve çenesinde şişlikler ve bereler gözlemleniyor.
    Kırbaçlamadan, hakaretlerden, dikenli taçtan ve darbelerden sonra İsa haça gerilmek için götürüldü. Ona haçını taşıttılar (
    Yu 19, 17) , sendeledi ve düştü ve oradan gecen Kireneli Simun adındaki birini haçı taşımaya zorladılar (Mt 27, 32; Mk 15, 21; Lk 23, 26).
    Sırtının üst kısmındaki tam da kürek kemiğindeki ezikler Kefendeki adamın da ağır bir nesne taşıdığını gösteriyor. Bu olayın kırbaçlanmadan sonra geçtiğini biliyoruz, çünkü bu ağır nesnenin sürtünme izleri kırbaç darbe izlerini örtüyor. Sol dizi özellikle zedelenmiş.
    İnciller İsa’nın haça ayaklarından el ve bilek bölgesinden çivilendiğini aktarıyorlar
    (Lk 24, 39; Yu 20, 20. 25-27). Kefende de ayaklarından avuç içinin dibinden bileklerinden çivilenmiş bir adamın izi var. Uzman patolojistler Kefendeki adamın haça gerilmiş olduğundan eminler, bu da İsa’yla olan benzerliğinin bir başka hususu.
    Alışılmamış bir başka benzerlik daha var; İncillere göre ölüme mahkum olanların daha çabuk ölmeleri için bacaklarının kırıldığı yazıyor
    (Yu 19, 31-32). Yohanan’ın iskeleti İncil’in bu anlatısını doğruluyor. Bununla birlikte İncil yazarları bize İsa’nın daha önceden ölmüş olduğundan bacaklarının kırılmamış olduğunu söylüyorlar. Romalı bir asker ölmüş olduğundan emin olmak için mızrağıyla onun böğrünü deldi ve böğründeki yaradan su ve kan aktı (33-35 ayetler).
    Aynı şekilde, Kefendeki adamın da bacakları kırılmış değil onun da böğrü delinmiş. İnsanı şaşkına çeviren bir ayrıntı, Kefen üzerinde kan ve su karışımı saptanıyor. Kan ve su sağ böğürden dikey bir şekilde boylu boyunca akmış olmalı, akıntı sırta doğru yatay olarak yayılmış.
    Haça germe cezası kölelere, savaş tutsaklarına, ve siyasi tutsakların en belalılarına uygulanıyordu. Buna göre, haç üzerinde öldürülenlerin ancak basit bir şekilde gömülme hakları vardı. Buna rağmen, İncillerin aktardığına göre İsa zengin bir adam olan Arimatyalı Yusuf’un kendi için yaptırmış olduğu yeni mezarına konuldu. Yusuf İsa’ya kendi kişisel mezarını ve onu saracak kefen bezlerini ve kokuları verdi
    (Mt 27, 57-60; Mk 15, 43-46; Lk 23, 50-55; Yu 19, 38-42). Bütün bu itinalara rağmen gömme işlemi Sept gününün başı olduğundan acele yapıldı ve tamamlanamadı (Mk 16, 1; Lk 23, 55 ve 24, 1).
    Kefendeki adamın durumu da benzerdir. O da kişisel olarak kumaştan beze sarılmış. Gömme işleminin tamamlanmamış olduğunu gösteren başka belirtiler de var .
    İncil’deki anlatılarla Kefendeki adamın çektikleri ve mezara konulması arasındaki kıyaslama olasılıktan da öte bu adamın İsa olduğunu gösteriyor. Her şey birbiriyle bağdaşıyor. Kefendeki adam İncillerdeki İsa gibi acı çekti, öldü ve gömüldü.

  7. #37
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.485
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3
    Bir başka adam mı?

    Kefendeki adamın İsa olduğuna karar vermeden önce bu adamın Romalılar tarafından işkence edilen ve haça gerilen ve Yahudi adetlerine göre gömülen bir başka Yahudinin olma olasılığını göz önüne almamız gerekir. Bu soruya sırf bilim cevap veremez, ancak mümkün bir sonuca varabilmek için elimizde yeterince tarihsel veri bulunuyor. İsa’nın haça gerilmesi ve mezara konulması Romalıların canileri haça germe uygulamalarını ve Yahudilerin ölüyü gömme adetlerini farklılaştırdığı için bu sonuca varmak mümkün oldu. İsa’nın olayı alışılmış değildi. Kırbaçlanmış, başına dikenden taç konulmuş, haça çivilenmiş, böğrü delinmiş (bacakları kırılacağı yerde), yürekten çaba ile ama işlemler tamamlanamadan mezara konmuş ve vücudu kefeni çürümeden terk etmiş. Bu durumlardaki Yahudiler ve Romalıların örf ve adetlerini bildiğimiz kadarıyla kadarıyla, iki adamın da bu şekilde haça gerilmiş ve gömülmüş olduğu ihtimalini çıkarabiliriz. Böylesi bir ihtimalin tersi Torino Kefeninin Mesih İsa’nın kefeni olduğunu çıkartır.
    Birçok araştırmacı ve bilim adamı böylesi bir olasılığı hesaplamaya kalktılar. Bu uzmanlardan biri de Şikago Loyola Üniversitesi teoloji profesörlerinden Francis Filas’tır. Peder Filas’a göre Kefene sarılmış adamın İsa’dan başkası olma olasılığı çok azdır. Kefenle İsa’nın infazı arasındaki birbirini tutan ve kuralsız şeyleri belirterek teorik olarak Kefeni İsa’nın Kefeni ile bir tutarak Kefendeki adamın İsa olmadığının olasılığının onda bir olduğu sonucunu çıkardı. Peder Filas soruna şüpheci açıdan ziyade teolojik açıdan yaklaşıyordu. Vincent J. Donovan daha ölçülü bir rakama ulaştı. O da İsa’nın haça gerilmesiyle Kefen arasındaki kuralsızlıkların benzerliğinden, özellikle de dikenli taç, kırılmamış bacaklar, mızrakla açılan yara ve tamamlanmamış gömme işlemi, etkilenmiştir. Buradan çıkardığı olasılık hesabına göre Kefendeki adamın İsa’dan başkası olma olasılığı 282 milyarda 1’dir .
    Cizvit ve mühendis olan Fransız Paul de Gail de bu olasılığı hesaplamaya çalıştı. Donovan’ın rakamından daha yüksek bir rakam çıkardı. Ancak araştırmalarını, Kefen üzerinde elde edilen şaşırtıcı bulgulardan önce 1972’de yaptı .
    Buraya kadar en ölçülü olasılık hesabı 1978 tarihinde Torino Üniversitesinde bilimler fakültesinde görev yapan Tino Zeuli ve Bruno Barbaris adındaki profesörler tarafından yapıldı. Bu bilim adamları istatistiklere dayalı kuşkucu bir yaklaşıklığı bir araya getirdiler. Yine de Kefene sarılmış kişinin İsa’dan başkası olma olasılığının 225 milyarda 1 olduğu sonucuna vardılar .
    Bunlar gibi istatistik analizler bulanık tahminler değil ama saygı duyulacak bilimsel araçlardır. Bilim adamları bunları gözlenen fenomenleri açıklayabilmek için değişik hipotezleri ölçüp biçerek sık sık kullanıyorlar. Kefen üzerindeki bu hesaplar - 225 milyarda 1’den 10’da 1’e kadar giden - mantıklı şüpheciliğin ötesinde, Torino Kefenini teorik olarak İsa’nın kefeni ile özdeşlemektedir. Bizler şimdi kendi hesaplarımızı yapacağız. Bile bile kuşkucu bir yaklaşım benimseyeceğiz ve kendi olasılıklarımızı mümkün olduğunca ölçülü bir biçimde hesap edeceğiz.
    Rakamımızı en altta tutabilmek için Kefendeki kişinin haça gerilmiş bir kişi olmadığını öngöreceğiz. Kişinin bir kadın değil de erkek olma (2’de 1) ve kişinin bir haça gerilme sonucunda ölmüş olabileceği olasılığını hesaba katmayacağız. Donovan çok ılımlı bir şekilde o devirde 500’de 1 insanın haça gerilerek öldüğünü kabul ediyor, bu kuşkusuz çok yüksel bir orantı . Şu halde, İsa’nın kırbaçlanmasından, haça gerilmesinden ve gömülmesinden önce 1000’de 1 bir olasılığı buluyoruz. Bir kez daha belirtelim, kuşkucu bir yaklaşım için bu yöntemden kaçınacağız.
    1. Birinci olgumuz İsa’nın kırbaçlanması ve cellatları tarafından kendisine yapılan başka hakaretler. Kırbaçlanma bazen hükümlülere uygulanıyordu ama böyle zalimce değil. Kefende uzun bir kırbaçlanma betimlenmiş, öylesine ciddi bir kırbaçlanma ki buna tabi olan adamın ölümüne neden olabilirdi (9). Bu şiddetin ender olmasına rağmen, İsa ve Kefendeki adam her ikisi de bu şiddete maruz kalmışlardır. İsa’dan başka birinin bu şekilde dövülmüş olma olasılığını 2’de 1 olarak kabul edeceğiz.
    2. Bir cani gibi haça gerilerek öldürülmeye mahkum olmuş bir adamın başına dikenli bir taç koyma hiç de alışılmış bir şey değildir. Romalılar resmi olarak imparatorun kültünü uyguluyorlardı. Nasıl olur da ölüme mahkum olmuş caniler ve kölelerin başına dikenli taç koyup önünde eğiliyormuş gibi yapsınlar? Taç giydirme haşmetliliği belirtir, dikenli taç ise doğal olarak bu haşmetlilikten alay edildiğini gösterir. İsa kendisine Tanrı’nın Oğlu ve Yahudilerin kralı Mesih dediği için, Onun başına dikenli taç geçirdiler. Kefendeki adamın da başının saçlı kısmı yaralarla delinmiş. Kefendeki adam İsa değilse, büyük olasılıkla bir cani ya da bir köle olan bu adamın başına dikenli taç konulması şansı nedir? Hangi kriteri ele alırsak alalım bu olasılıktan uzak bir olaydır Ölçülü bir değerlendirme 500’de 1’dir. Biz ise 400’de 1 rakamını alacağız.
    3. Haça gerilen kurbanların çoğu haça iplerle bağlanırdı. İsa ile Kefendeki adam haça çivilenmişlerdir. Başka bir adamın da haça çivilenmiş olma olasılığını 2’de 1 olarak alacağız.
    4. İnciller ve arkeolojik araştırmalar gösteriyor ki, Romalılar ölümlerini çabuklaştırmak amacıyla ölüm cezasına çarptırılanların genel olarak bacaklarını kırıyorlardı. İsa daha önce öldüğü için, bacakları kırılmamıştır. Kefendeki adamın da bacakları kırılmamıştır. Bu olağan bir prosedür olduğu için, bunun yapılmama olasılığını 3’te 1 olarak alacağız.
    5. İsa’nın ölmüş olduğundan emin olmak için bir asker onun böğrünü deldi, delinen yaradan kan ve su aktı. Aynı şey Kefendeki adamın da başına geldi. Bu olayın bir başkasının başkasına gelme olasılığını hesap edelim. Asker hiçbir şey yapmayabilirdi, ya da bir kılıç ve mızrak kullanabilirdi . Ölümünden emin olmak için mahkumun başına, karnına ya da bağrına vurabilirdi . Son olarak da yaradan kan ve su aktı Çok kuşkucu olarak bütün bu olaylara 27’de 1 olasılık rakamını vereceğiz.
    6. Haçla gerilerek öldürülmeye mahkum olanların çoğu caniler, köleler ve haydutlardı. Bunların çok azı pahalı kumaştan yeni bir kefene sarılıp şahsi bir mezara konmuştur. İsa keten bezinden bir kefene kokularla sarılmış ve kayalıkta oyulmuş yeni bir mezara konmuştur. Kefendeki adam da keten bir kefene sarılmış ve şahsi bir mezara konmuş. Bizim bu konudaki ölçülü değerlendirmemiz "bir caninin" bu şekilde gömülme olasılığı 8’de 1’dir.
    7. İnciller İsa’nın alelacele kefene sarılmış olduğunu yazıyorlar, çünkü Sept gününün başlangıcıydı. Defin işlemi zamanında tamamlanamadığından, kadınlar pazar sabahı defin işlemini bitirmek için mezara geldiler. Kefendeki adam da alelacele gömülmüş ve prosesüs tamamlanmamış. Haça gerilmiş kaç kişi keten bir kefende şahsi bir mezara konmuş ve alelacele defnedilmiştir ? Ölçülü bir şekilde bu olasılığı da 8’de 1 olarak kabul edelim.
    8. İncil’in iddiasına göre İsa’nın bedeni çürümemiş (H.İ 2, 22-32) ama ölüler arasından dirilmiştir. Dirilişin gerçekliğini 11. bölümde inceleyeceğiz. Burada, yalnızca Kefenle olan bir paralellik kuracağız. Keten bez üzerinde hiçbir çürüme izine rastlanmamıştır. Üstelik, kan gölekleri anatomik açıdan kusursuzdur, ayrıca bedenin kefenden ayrılmasıyla ne bozulmuş ne de yayılmıştır
    Bu parellellik özellikle ilginçtir çünkü birçok kefende çürüme izleri vardır. Haça gerilmiş başka bir cesedin kefenden çürümeden önce alınmış olma olasılığını da ölçülü olarak 10’da 1 olarak alacağız.
    İnciller bu sekiz kuralsız durumun İsa’nın ölümü ve mezara konuşu sırasında oluştuğunu söylüyor. Kefen de kefene sarılmış adamın durumunda da aynı şeyin olduğunu açığa vuruyor. Bunun İsa’dan başka birinde gerçekleşme olasılığını da, çok şüpheci davranarak ve çok ölçülü olarak hesapladık. Her şeye karşın, bu olasılıkları birbiriyle çarparak Kefene sarılmış adamın İsa olmadığının olasılığını 82 944 000’da 1 olduğunu hesapladık.
    Bu 83 milyonda 1 oranı içimizden birçokları için aslında bir şey ifade etmez. Birer dolar banknottan oluşan 82 944 000 doları peş peşe koyarsak New York’tan San Francisco’ya üç kezden fazla gider. Bu dolarlardan biri işaretlenmiştir ve gözleri bağlı bir adamın bu doları bulmak için bir tek sansı vardır. Bu olasılıkların başarıya ulaşma sansı 82 944 000’da 1’dir. Kefendeki adamın Mesih İsa’dan başka biri olma şansı da işte budur.
    Gözleri bağlı bir adamın işaretli bir dolarlık banknotu bulabilme şansı ne kadarsa Kefendeki adamın İsa’dan başka olma şansı da o kadardır. Ne var ki bu şanslar uygulamada sonsuz-küçüktür. Torino Kefenine Mesih İsa’dan başka birinin sarılmış olma olasılığı pratik olarak hiç yoktur.
    İsa’nın ölümünde ve gömülmesindeki kuralsızlıkların sıklığı üzerindeki bu istatistik değerlendirmelerin bazıları bilimsel tartışmalara konu olabilir. Romalıların uyguladıkları haça germelerin bazı görünümleri hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. İşte bu nedenle hesaplarımızı bile bile ölçülü tuttuk. 82 944 000’da 1 olasılık hiç kuşkusuz çok düşük bir olasılıktır. Bu sayıyı Kefendeki şeklin bir adama (bir kadına değil) ait olduğunu ve haça gerilmiş olduğunu (başka şekilde ölmüş olacağı yerde) hesaba katmış olsaydık sayıyı bin ile çarpmamız gerekirdi. Böğürdeki yara, haça gerilen kurbanların mezara hemen konmaları, alelacele iyi kumaştan yapılmış bir kefene sarılmaları ve çürümenin bulunmaması ile ilgili değerlendirmemiz sonucunda tartışmamız çok düşük bir olasılık hesabı çıkartmış olduk. Kefenle İncil’deki anlatılar arasındaki ortak noktaları seçip kıyaslayarak da ölçülü davrandık. Kefen ile İnciller arasındaki uygunluğu, daha sıkı bir ilişkinin belirtisini göz önüne almış olsaydık olasılık hesabımız daha da yüksek çıkardı. Başka alanlarda çelişki olmadığına göre, Kefen büyük olasılıkla gerçekten İsa’yı sarmış oldukları kefendir.
    Kefenin İsa’yı anımsatan yeni bulunmuş bir kanıt olmadığını aklımızdan çıkarmayalım. Yüzyıllar boyunca gerçek kefen olarak itibar görmesi de Kefene sarılan adamın İsa olma olasılığını arttırıyor. Şüpheci prosedürlere karşın bu iki adam arasında olası bir uygunluk vardır.
    Bu olasılıkları ölçülü bir şekilde hesaplamaya çalıştık. Ama yine de, varılan sonuç Kefendeki adamın büyük bir olasılıkla İsa olduğunu belirtiyor. Ricci’nin yazdığına göre "…benzer veriler Kefendeki adamın, Tarihte haça gerilen başka herhangi birini bir kenara iterek İncillerde sözü edilen İsa olduğu sonucuna götürüyor ".
    Şu halde, yüksek bir olasılıkla, Kefene sarılmış adamın İsa’dan başkası olamayacağı sonucuna varıyoruz. Torino Kefeni İsa’nın gerçek kefenidir. Bu sonuç sağlam bir şekilde gerçeklerle desteklenmiştir.

  8. #38
    nazirella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2007
    Bulunduğu yer
    Dünya da
    Mesajlar
    1.352
    Konular
    15
    Blog Entries
    3
    Bunun kanıtlana bileceğini sanmıyorum sonuç da elimiz de İsa ya dair çok fazla elle tutulur delillerimiz yok.

  9. #39
    Sting - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2009
    Bulunduğu yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    999
    Konular
    97
    “Torino Kefeni, İsa’nın varlığını ispatlayan en olağanüstü ve öğretici kalıntıdır… Veya inanılmaz derecede akıllı ve becerikli bir insanın ürünüdür, ortası değil.”
    John Walsh

    Lynn Picknett 2 kitabında bahsediyor ( Şeytanın Gizli Tarihi - İsa'nın Bedeni ) ilgilenen varsa tavsiye ederim.

    Bu arada konu mükemmel keşke daha önce keşfetseydim


4 Sayfadan 4. Sayfa BirinciBirinci ... 234

Sayfa etiketleri:

torıno kefen bezı

kefen

isa resimli madeni para

kefen çürümemesi iyi bişeymidir

torıno kefeni

kırbaçlanmış adam

Torinoda Isanin kefen bezi

Torinoda Isanin kefen bezinin resimleri

Bu Konu İçin Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140