Titanlar ve On İki Büyük Olymposlular
Yaşlı Tanrılar diye anılan Titanlar, çağlar boyunca evreni ellerinde tutmuşlardı. Son derece güçlü ve iriydiler. Sayıları çoktur ama mitologyada hepsi de önemli değildir. En önemlileri KRONOS'tur (Latince'de SATURNUS). Oğlu Zeus, kendisini tahttan indirinceye kadar öteki Titanları yönetmiştir. Romalılara kalırsa, Jupiter (Zeus) tahta çıkınca Saturnus İtalya'ya kaçıp oraya Altın Çağ'ı getirmiştir. Bu barış ve mutluluk dönemi de, kendi başta kaldığı süre boyunca sürmüştür.
Adı anılabilecek öteki Titanlar şunlardır; OKEANOS, dünyayı kuşattığı ileri sürülen ırmak; karısı TETHYS; HYPERION, güneşin, ayın, şafağın babası; adı Adalet anlamına gelen THEMIS; omuzlarında dünyayı taşıyan ATLAS ile insanlığın kurtarıcısı PROMETHEUS'un babası İAPETEOS. Zeus'un başa geçmesiyle sürülmeyip, kendilerine daha önemsiz yerler verilen Yaşlı Tanrılar bunlardır işte.
Titanların yerini alan tanrıların en güçlüleri On İki Büyük Olymposlular'dır. Olympos'da yaşadıkları için bu ad verilir kendilerine. Olympos'un ne olduğu kolay kolay anlatılamaz. Bir tepedir Olympos; bazıları onun Yunanistan'ın en yüksek dağı, Tesalya'daki Olympos olduğunu söylerler. ilk Yunan şiiri İliada'da Zeus öteki tanrılara "çok yamaçlı Olympos'un en yüce tepesinden" seslenir. Bu bölüme göre Olympos'un bir dağ olduğu apaçık ortadadır. Ama biraz ilerde, yine Zeus isterse yeryüzünü de denizleri de Olympos'un tepelerinden birine asabileceğini belirtir. Bu bölüme göre ise Olympos'un bir dağ olmadığı apaçık ortadadır. Gök de değildir Olympos. Homeros, Poseidon'un deniz, Hades'in yeraltı, Zeus'un da gökyüzü tanrısı olduğunu söyler. Yine de hep birlikte Olympos'da otururlar.
Olympos'a mevsimlerin koruduğu, bulutlardan meydana gelmiş, büyük bir kapıdan geçilerek girilirdi. İçeride tanrılar oturur, uyur, ambrosia yiyip nektar içer, Apollon'un lirini dinlerlerdi. Tanrısal bir aile meydana getiriyordu. On İki Olymposlular;
1- Zeus (Jupiter) başkan,
2- Poseidon (Neptunus), Zeus'un erkek kardeşi,
3- Hades (Pluton), Zeus'un erkek kardeşi,
4- Hestia (Vesta), Zeus'un kız kardeşi,
5- Hera (Iuno), Zeus'un karısı,
6- Ares (Mars), Zeus ile Hera'nın oğlu,
7- Hephaistos (Vulcanus), Hera'nın oğlu, Zeus'un oğlu olduğu da söylenir
Zeus'un çocukları;
8- Athena (Minerva),
9- Apollon,
10- Aphrodite (Venus),
11- Hermes (Mercurus),
12- Artemis (Diana).
ZEUS (JUPITER)
Zeus ile kardeşleri, evreni paylaşmak için kura çektiler. Deniz Poseidon'a, yeraltı Hades'e düştü. Zeus da böylece başkan, Gök'ün Hükümdarı, Yağmur-tanrısı, korkunç şimşeği fırlatan Bulut-toplayıcısı oldu. Gücü, bütün öteki tanrıların güçlerinin toplamından da büyüktü. İliada'da ailesine şöyle der; "Herkesten güçlüyüm ben. Altın bir halat bağlayın gökyüzüne; tanrılar, tanrıçalar, hepiniz ucundan tutun. Zeus'u çekemezsiniz. Ama ben, istersem çekerim. Olympos'un tepelerinden birine bağların halatı, her şeyi, yeri de, denizi de asarım."
Ama her şeyi bilmezdi Zeus, aynı anda her yerde birden bulunamazdı. Ona karşı koyanlar, onu aldatanlar çıkmıştır. İliada'da Poseidon da, Hera da onu kandırır. Bazen Kader'in kendisinden üstün olduğu söylenir.
Durmadan aşık olur Zeus, kadınların peşinde koşar; bunu Hera'dan saklamak için de bütün ustalığını kullanır, yalanlar kıvırır. Bu durum şöyle açıklanmıştır: Bazı şehirlerin inandığı, bağlandığı tanrıların yerini Zeus almış, zamanla ilk tanrıyla birleşerek tek varlık olmuştu. İlk tanrının karısı da, ondan sonra Zeus'un karısı olarak bilinmişti artık. Yunanlıların bu sonsuz aşk serüvenlerinden hoşlanmadığı ileri sürülebilir.
Zeus; aşk, kadın yüzünden ululuğunu kaybetmemiştir. İliada'da Agamemnon şöyle der; "En büyük, en yüce, fırtına bulutlarının tanrısı Zeus, göklerde yaşayan." Troia'da Yunan Ordusuna, "Zeus Baba'nın sözlerinden dönen yabancılara hiç yardım etmediği" söylenir. Zeus hakkında iki karşıt yargı, uzun süre yan yana sürüp gitmiştir.
Karşı konmaz bir kalkanı vardı Zeus'un. Kuşu kartal, ağacı meşeydi. Tapınağı meşe ağaçlarının arasında, Dodona'daydı. Bakıcılar meşe yapraklarının hışırtılarını yorumlayarak onun dileğini anlamaya çalışırlardı.
HERA (IUNO)
Hera, Zeus'un karısı ve kız kardeşiydi; Okeanos ile Tethys tarafından büyütülmüştü. Şairlerin pek ilgisini çekmemiş bir tanrıça olan Hera, ilk şiirlerden birinde şöyle anlatılır;
Altın tahtlı Hera, ölümsüzler kraliçesi,
Güzellikte en üstünleri, yüce tanrıça,
Ulu Olympos'takilerin hepsi sayarlar seni,
Gökler tanrısı Zeus kadar bağlıdırlar sana.
Bu yüce tanrıça Zeus'un aşk serüvenlerine adları karışan kadınları cezalandırmakla ün salmıştır. Suçlu olup olmadıklarına, Zeus tarafından kandırılıp kandırılmadıklarına bakmamıştır bile. Yalnız o kadınlara değil, o kadınların çocuklarına da kötülük etmiştir. Bir Troialı, evrende Hera'dan daha güzel bir kadın bulunduğunu söylemeseydi, Troia Savaşı diye bir şey olmayacaktı. Hera'nın kıskançlığı ve kini yüzünden Troia şehri yakılıp yıkılmıştır, denebilir.
Önemli bir öykü, Altın Post öyküsü bir yana bırakılırsa Hera kahramanları, kahramanlığı desteklememiştir. Yine de her evde saygı gösterilirdi kendisine; bu da evliliğin ve evli kadınların koruyucusu olmasına bağlanabilir. Doğum sırasında kadınlara yardım eden Eileithyia, Hera'nın kızıydı.