Düşlerin ressmının dünyası...
1964 İstanbul doğumlu olan Murat Yılmazyıldırım, liseden sonra Kadıköy Devlet Konservatuarı Kontrbas Bölümü'ne girdi. Fakat daha sonra okuldan ayrılıp alaylılar kervanına katıldı. Bu arada değişik enstrümanlara ilgi duydu ve kendi kendine çalmayı öğrendi. 1993 yılında Murat Çelik ile birlikte Düş Sokağı Sakinleri grubunu kurdu. Düş Sokağı Sakinleri olarak 3 albüme imza attı. Türkiye'nin pek çok yerinde 500'e yakın konser vererek belki de bir çok grup ve sanatçının ulaşamadığı başarıyı elde etti. Murat Çelik'in müziği bırakma kararından dolayı Murat Yılmazyıldırım müzikal yolculuğuna yalnız başına devam etme kararı aldı. Bugüne kadar 1000'in üzerinde söz yazıp, beste yapan ve 9 albüme imza atan Murat Yılmazyıldırım, gerek müzik tarzıyla gerekse hayat felsefesiyle hem hayranlarına hem de müzisyenlere yeni ufuklar açtı, bir çok gence yaşamsal esin kaynağı ve model oldu...
Düşsel bir dünyanın kapısından içeri girdiğimde 9.5.1964 tarihini gösteriyordu zaman. Ve dünya üzerindeki yolculuğum beni sevinçleri ve hüzünleri birbirine karışmış bu coğrafyada müzik denen sadık dostumla tanıştırdı.
Beni çoğunuz Düş Sokağı Sakinleri'nden tanır. Kiminizde solo olarak yaptığım albümlerden.
Sırasıyla şimdiye kadar çıkan albümler:
Düş Sokağı Sakinleri:
Düş Sokağı 1993 - Eylül (Piccatura)
Yaşadıkça 1997 - Şubat (EMI) -
Üç 1999 - Kasım (EMI)
Solo albümler :
Aşk-ı Alem -1996 (Naz) (Bu albüm henüz çıkmadı.)
Yelkenin Gözyaşları - 1998 Ocak, Ada
Kırık Yelken - 2000, Ada
Cennet - Åžubat, EMI Kent - 2002
Büyü - Ekim, EMI Kent - 2003
Kara Aşka Beyaz Göndermeler - Ağustos, EMI Kent 2004
Göz Yaşı Ağacı Seni Çağırıyor - EMI Kent 2005
Birde henüz basıma girmeyen, yurtdışı için otantik tarzda hazırladığım 8'li albüm serim var.
Ayrıca Kent Ozanları adı altında çıkarılan karma albüme çeşitli sanatçılarla birlikte ben de kendime aitolan bir parçayla konuk oldum.
Okullu yıllarım beni Beyazıt İlkokulundan Bakırköy Yavuz evler İlkokuluna, oradan Bakırköy Şekerevler Ortaokuluna oradan da Bakırköy Lisesine en son olarak da Kadıköy Devlet Konservatuarı Kontrbas Bölümüne kadar sürükledi. Kafamın içinde beni düşsel bir zamanın sürrealist uzantıları arasına katıp duran düşünceler denizinde yüzüyor olmam, en sonokuduğum okulu bana yarıda bıraktırdı. Ben de böylece alaylılar arasına katılmış oldum.
İlk olarak 1981 yılında klasik gitarla akademik anlamda tanışma fırsatı buldum. Ve sonrası kendimi onunla keşfetme yollarıyla geçti. Bu yollar üzerinde farklı enstrümanlarla haşır neşir olmak, duyumlar ve onları albümlerinde kullanma şansı yaratmak bakımından çok yararlı oldu. Beni kendimle tanıştırdı.
Düşler bedenime giydirdiğim en güzel giysim oldu. Onu istediğim gibi nakışladım. Ortaya çıkardığım sözcüklerin ve melodilerin bedeniyle sevişmeyi olgunlaşma sürecindeki en tatlı meyve gibi gördüm...
Ayrıca 2003 Yılında "Serbest Vezin Sembolik Şizofreni" isimli Roman kitabi yayınladı...
Yaşam düşlerin bazen serin bazen de sıcak yataklarında demetlerce uykular satın almaktır ve bunları için için işleyip mutlu oyunlar ve oyuncaklar yaratmaktır. Düşlerin anaforlarında dönmektesin ve şarkılar dinlemektesin Tanrı'nın evinden gelen. Ulaştığın nokta, sonsuz maviliğin büyük bir meşale gibi yandığı ve her şeyin başlayıp bittiği yer olacak. Ak bulutlardan sağılan yağmurlar gibi kutsallaşıp özgürleşeceksin uykudaki bedenin gözlerini açtığında. Geçmişin tüm canlılığı ruhunun bahçesine gelecek ve sana ait olanı seçeceksin içinden. Doygun bir derinlik duyarak kalbinin çalar saatinde ve uyandırarak karanlıkta boğulup sürüngen alemi taşıl evlerinden...
Sustu... Az bir zaman sonra nehir, içinde süregiden bütüm yaşamlarla birlikte yelken bezinden heybenin derin ve sonsuz kuyusuna doğru çekilmeye başlamıştı. Mavi ışık topu büyüdü büyüdü ve en son noktaya geldiğinde havai fişekler gibi patlayıp dünyanın dört bir yönüne saçıldı.
Kuzey rüzgarları esiyordu mavi ufka doğru Elmas Sırtlı Çıngıraklı Yılan'ın şarkılarıyla birlikte ve çok uzaklarda onları karşılayan güney kuşları portakal ağaçlarından evler yapıyorlardı uykular cennetine girmek için. Doğunun mistik kokuları ruhları büyük bir huzurla arındıracak olan gizemli saltanatını getiriyordu onlara. Batının bütün düş aşıklarıysa bedenlerini sevginin yol gösteren ışığına doğru taşıyorlardı, yanlarına yalnızca müzik aletlerini alarak...
Karanlık dünyanın savaşan adamları hortlakları bile uyandırırcasına aranıza katılıp dünyanın bütün yeşil kalplerini karanlık bataklarının içinde boğdular şeytansı adaletti bu tanrı gördü gördü gördü duydu duydu duydu duydu ve bize kalbimizin kapısındaki sonsuz mavi sevgi verdi dünyayı cennet eyleyin diye ve bir kuş yolladı meleksi bembeyaz uzayan bulutsu kanatlarıyla işte onun hikayesidir hüzün kuşu
http://www.myy-fan.com/fan.php