''Gizli olanların meydana çıkma zamanı geldi.İşte sana Kıyamet!
Kıyamet olsada kıyameti gör.Her şeyi görmenin şartı budur.'' Mevlana
''Türklerin genetik yapıları Hititler'e benziyor.''
Gen haritasıyla tarihi olaylar arasında bağlantı kurabileceğini belirten Stanfort Üni.den Dr.Peter Underhill, Türklerin Anadolunun genetik mirasının sahibi olduğunu ifade etmektedir.''Anadolunun,Avrupa ve Asya arasında göç eden insanlar ve ordular için koridor'' olduğunuda belirttikten sonra tarım reformunu da Anadolu'dan Avrupa'ya taşıyanların olabileceğini de söylemektedir.
Orta Asyadan göç eden Hititler Bügünkü Yozgat'a yurt olarak yerleşmişler 1071 den çok önceleri bulunuşumuzu Ankara Üni.Hitotoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Aytül Süer de ''Onlar Bizim Atalarımızdır.''der.Long Island'da yapılan bir konferansta Anadoluda seçilen bir köyden DNA örnekleri alınmış bu örneklerle Hititlerin torunları olduğumuzu kanıtladıklarını düşünmektedirler.
12000 yıllık planın 2. kısmıda son 2000 yıl oluşturmaktadır.Anadolu,bir çok inisiyatik merkezlerin bulunduğu önemli kutsal bir coğrafyanın parçasıdır.Son 2000 yılda Türklerin üstlendiği önemli görevler arasında Anadolu'nun bir irşatlar ve görevler ülkesi olmasının gereğiydi.
Eva De Vitray ''Konya Mevlana ve Sema''adlı kitabının - Yolculuğa davet-bölümünde bakın bizi nerelere götürüyor.
'' Efsanelerin vatanı,Kültürlerin kesişme noktası,orduların geçiş yoludur Anadolu.Aynı zamanda Türkiye'nin ortasında coğrafi,tarihi ve manevi bir kavşaktır.Öteden beri bilinen dünyanın tam ortasında kurulmuş olan Anodolu,Doğu ile Batı'nın arasında Müslümanlıkla Hiristiyanlığın buluştuğu bir geçittir...Selçuklular'ın burayı başkent olarak seçişine kadar geçen 9000 yılı aşkın süre içerisinde bu topraklar üzerinde onbir medeniyet gelip geçmiştir.Anadolu geçmişte Azizi Paul'ün vaazına,ilk kiliselerin kuruluşuna,Frederic Barberousse'un ölümüne tanıklık etmiştir.Firavunun bir kızı buradan geçmiş,yine efsaneye göre mucizeler gösterip denizi kurutan Eflatun bu topraklarda ölmüştür.''
Tarih boyunca değişik kutsal çağrıların yapıldığı sırlarla dolu birçok inanç ve mezheplerin eski Romalı lejyonerler vasıtasıylanakledildiği ana topraklardan olan bu bölge hala kutsal efsanelerin ve evliyaların maneviyat dolu havasını teneffüs etmektedir.
Artık ''Ruhun Yolculuğu'' söz konusudur.
Dervişlerin kutsal semasına eşlik eden Ney'in hafızamızda inleyen nağmelerini dinliyelim.
O zaman Mevlana'nın ''O'nu işittikleri zaman vücutlardaki ölü ruhlar kefenlerinin içinde ayağa kalkarlar.'' dediği bu 'sesi' belki içimizde hissedeceğiz ve bileceğiz.
''İki ufuk arasında uzun zaman seyahat ettim.Ay'ın aşkıyla yolumu kaybettmiş,Tanrı'da kaybolmuş bir halde aylarca,yıllarca yol kat ettim.Topraklarda yürüyen bu ayaklara bakma,zira Allah aşığı gönlünde yürür;Sevgilisinin sarhoşluğu bu gönül ne bilsin mesafe kısa mı,uzun mu? 'Uzunluk' ve 'kısalık' bedene has kavramlardır;Ruhların yolculuğu başka türlü bir şeydir.Meniden akla doğru seyahat ettin;Ama bu seyahat adımlar atarak veya mesafeler kat ederek veya bir yerden diğerine gitmek suretiyle değildi.Ruhun yolculuğu zaman ve mekanla sınırlı değildir.Bedenimiz yolculuk etmeyi ruhumuzdan öğrendi.''
Yolculuğumuzun gayesi bilgiye ulaşmak olacaktır.Bu,iç alemin paylaşımına imkan tanıyacak ve mutlak bir manevi havanın algılanmasını mümkün kılacak bir yöneliştir.
''Sözsüz bir dil kullanmak isterdim'' der Rumi,öyle bir dilki bütün kulaklarda saklı kalacak.Kalabalığın arasında bile konuşsam seninkinden başka hiçbir kulak beni duymayacak.
Sırlarla dolu gizemli Anadolu hakkında,'Anadolunun Gizemleri', adlı kitapta eski bir haritadaki -gizli Bilgiler-adı altında bir bölüm vardır.
Petrus Vesconte'nin 1311 yılında hazırlamış olduğu bir harita vardır.Rüzgar güllerinin ve koordinatları olan belirli dış ve içte oluşan iki dairenin ortak bir merkez sahip olduğu görülür.İç dairenin üst kısmı Troya'nın,alt kısmı ise Efes'in tam üzerinden geçmektedir.Bu haritadan yola çıkarak daha bir çok inisiyatik yerleri görmek mümkündür.Başka bir geometrik şekil olan Troya,Nemrut ve Gize'nin bulunduğu noktaları haritada birleştirdiğimizde mükemmel bir eşkenar üçgen le karşılaşırız.Üçgenin geçtiği bölgeler ise yine Anadolunun bir çok gizemli yörelerine denk gelir.
Bütün bu veriler bize neyi göstermektedir?Bu verilerden çıkan sonuç nedir?İşte asıl cevaplanması gereken soru burada düğümlenir...Bir zamanlar önemli inisiyatik merkezlerin böylesine bir geometri sunması sadece basit bir tesadüf müdür?
Üçgenimizin Gize(mısır)deki uçundan alacağımız açıortay Anadolumuz üzerinde uzanan üçgenimizin tabanını tam ortadan ikiye bölerken Konya'nın üzerinden geçer.Biraz daha uzatıldığında Ankara'yı işaret eder.
Anadoluya Horasandan gelmiş olan Mevlana'nın Mesnevilik İnisinasyonunu oluşturacağı yer Konya'yı seçmiştir.Tüm ezoterizmle ilgili araştırma yapanlarca bilinmektedirki belirli bir spiritüel coğrafya bilgisine dayanmaktaydı.
Yer altı kentleri denildiğinde Anadolu baştanbaşa bu soruya cevap verecektir.
devam edecek