Rabbim!
Bu bir itiraftır,
Bildiğini sana bildirmekten sığınırım yine sana.
Dünya karıştı.
Bazı şeyleri ciddiye almadığımız için ciddiye almıyor hayat bizi.
Hep kayıtlardan düşülüyoruz.
Gidenler gidiyor, kalan biz oluyoruz her seferinde.
Hayatın ciddiye almadığını ölüm de ciddiye almıyor.
Ne kadar arzularsak ölümü o kadar uzak oluyor ve ne kadar kaçarsak o kadar yakın.
"Gücüne gitmesin" demeyeceğim anam gibi
ama gücüme gidiyor yaşamak.
Ben ne Ebu Zer im, ne Bilal ne Selman.
Bir gün çekip gitmekten korkuyorum.
Ve korkuyorum gidilecek bir yerin olmamasından.
İçine dalıyorum ve sayısız kuyular buluyorum orada
Yusuf değilim, kervancıdan umudum yok.
Gömleğimin sağlamlığıyla gönenemem,
Çünkü beni çağıran bir Züleyha yok.
Rabbim!
YaÅŸamak cidden zor.
Şaşırıyoruz, bocalıyoruz, günah deryalarına girip çıkıyoruz.
Ama biliyorsun seviyoruz seni.
Seni seviyorum.
Korkuyorum, seni sevdiğim kadından daha çok sevmiş olmamaktan.
Korkuyorum geç kalmış olmaktan.
Rabbim!
Biz hiç birimiz babamız Adem gibi olamayız.
O en güzel dilde tevbe etmeyi bilirdi.
En güzel kelimelerle konuşurdu seninle, en güzel dualarla yakarırdı.
Bizim duaya açılacak avuçlarımız yüzsüz, dilimiz utanç dolu.
Sen bilirsin babamızı
Bizi de öyle kabul et.
Biz kelimeler çoğaltırız durmadan.
Ben sancılanmak derim buna, başkası şiir.
Rabbim! Şair kullarını affet, bir de beni.
Bir de babamdan kalan yarayı çığlıklayanları
Yani türkü yakıcıları, türkü çığırıcıları;
Onları da affet.
Biz babamızdan öğrendik derde bulanmayı.
O, ağaca yaklaştığı an, içimizde bir şey kımıldadı hepimizin.
O sevmek nedir bildiği gün biz aşka battık.
Sen ki onu affettin,
Yürekte iz bırakan bütün gözleri için sevgililerimizin
Bizi de affet.
Babam sana kelimeler sundu. Bense tükettim bütün kelimelerimi.
Bende kalan, muzaffer çıktığım bütün savaşlardaki mağduriyetimdir.
Kanayan bir yürektir bana kalan.
Benim kelimelerim yok, kanayan yaralarımı sunuyorum,
Tüm davalarımı sana havale ediyorum,
YenilmiÅŸliklerimi sunuyorum utanarak.
Ve eÄŸer varsa bir muzafferiyyet
Senin adına ve Senin adınladır biliyorum.
Rabbim!
Yeryüzünün hakemleri taraf tutuyor her zaman.
Ağlamak hep çocuklara düşüyor bu yüzden.
Bu yüzden her gün şehirlerin göbeğinde intihar ediyor kimsesizler,
Yalnız bırakılmışlar, kanadı kırılmışlar,
Merhamet darağacına çekiliyor, yürekler çarmıha geriliyor.
Her gün yeni bir usulle linç ediliyor insanlık onuru.
AÄŸlamak yasak deniyor.
Hatırlamak yasak.
Unutuşun kuyularında boğulmaya zorlanıyor aşklar.
Giderek azalıyor Adem soylu insanlar.
Yavaş yavaş acı çektiriyorlar. Çabuk çabuk yokediyorlar.
Rabbim!
Gurbetler dünyasında gurbetliğimiz, hasretliğimiz, kavuşmaklığımız Sen ol.
Sen ol, adımlarımızın yönelişi, dilimizin zikri, gece ve gündüzlerimizin fikri.
Rabbim!
Anlayışımıza genişlik, dilimize kuvvet ver.
Rabbim!
Azımızı çoğalt. Korkumuz ve sevgimiz Sen ol.
Rabbim!
Sevmekten korkmasın hiçbir kimse
İhanet bulaşmasın dostluklara
Hiçbir aşk karşılıksız kalmasın.
Çocuklar ağlamasın.
Umut olsun, mutluluk olsun gözlerinde ihtiyarların.
Kediler bile minnet etmesin çöplüklere.
Saklı saklı ağlamak zorunda kalmasın hiçbir kadın.
Hiçbir anne evladından sonraya kalmasın
Ellerinden tutabilsin bütün babalar çocuklarının.
Rabbim!
Bize yardımını çağıracak yüzler ver.
Aşkı tanıyacak kalpler, merhamet dolu yürekler ver.
Yaşamak için sebepler ver bize, ölmek için vesileler.
Arıt bizi, üstümüze sabır yağmurları boşalt.
Rabbim!
İnsan kalmak için didinen, yaşamak için didinen
İtilip kakılan, sövülen, dövülen
Hor ve hakir görülen insanlara yardım et.
Rabbim!
Bizi bize bırakma.
Sars yüreğimizi.
Ve tut ellerimizden.
/ Amin /