Toplam 1 sonuçtan 1 ile 1 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Gölcük Depremi

  1. #1

    Üyelik tarihi
    Kas-2014
    Bulunduğu yer
    somewhere in nowhere
    Mesajlar
    8
    Konular
    1

    Gölcük Depremi


    Nicola teslanın bir saatte bir köprüyü yıkabilecek derecede güçlü cihazını bilmeyen de yoktur sanırım.
    http://www.elektrikport.c...-makinasi/4387#ad-image-0
    Burada köprü deneyi veya yaşadığı küçük aksilik sonucu makinesini parçalamak zorunda kaldığı yazmıyor ama makineyi buradan görebilirsiniz.


    Bir çok hocaya yaşı büyük insanlara sorular sordum ve cevaplar aldılar. Yarıya yakını o günden bir önceki günün farklı olduğunu iddia ettiler.
    Hoca 1:
    O gece saat 3 civarında arkadaşlarımla oturuyordum, sohbet ediyordum. Birden çok şiddetli bir patlama duydum. Deprem başlamıştı.
    Vatandaş 2:
    O gün kendimi hasta gibi hissediyordum. Yere bastığımda sanki yer sünger gibiydi. Kendisi bunu daha sonradan artçılara bağlamış.
    Vatandaş 3:
    O günün gecesinde yıldızlar dünyaya çok yakın gibiydi. Elimi atsam tutacaktım.
    (Burada havanın indisiyle oynandığını yahut manyetik dalgaların görüntüyü bozarak büyüteç etkisi yaptığını düşünüyorum)
    Hoca 4:
    O gece istanbuldan ayrılmıştım. Boluya gitmiştim. Döndüğümde yakın arkadaşlarım gölcükte bir ışık gördüklerinden bahsediyordu.
    SAN ANDREAS VE TÜRKIYEDEKI FAY HATTI:
    http://fotocdncube.gazete...2014/08/25/--1018147.Jpeg

    76 yıllık rütbe devir teslim töreni eşi görülmemiş bir şekilde uluslararası hale gelmiş, israilli subaylar bu törene katılmışlardı.

    Deprem sonrası amerikanın gönderdiği 200 kişilk 3 yüzer hastane neden hiç kullanılmadı?
    Deprem sonrası Gölcük neden 2 hafta boyunca yüzme yasağı aldı. Ve sadece yetkili kişiler alındı. Buraya giriş yapanların arasında dönemin cumhur başkanı Süleyman demirelde bulunmaktaydı. Peki asıl soru neden halktan olan kimse Gölcüğün çevresine yaklaştırılmadı?
    Peki israilin 400 kişilik(400 kişilikti sanırım yanlış hatırlıyor olabilirim) profesyonel kurtarma ekibinin gölcükte ne işi vardı?
    Türk kurtarma ekibinin anlattığına göre deprem bölgesine ulaşmaları 7-8 saat sürmüş. Fakat oraya vardıklarında israilli kurtarma ekibi donanma komutanlığında arama kurtarma çalışmalarına başlayalı çok olmuş.
    (alttaki kısmı sadece bir kaynakta okudum o yüzden inanmayabilirsiniz)
    israilli kurtarma ekibini görünce bizim ekibimizin bazıları başka yerlere gitmek istemiş. Fakat israillileri orada yalnız bırakmak istememişler bu yüzden onları görebilecek uzaklıkta birini oraya bırakmışlar. Bu arkadaş onları izlerken birisinin bir çanta bulduğunu görmüş. Bu çantayı almaya çalışmışlar fakat başarılı olamamışlar. Sonra adamın kollarını kesip gitmişler.
    size bir harita vermiştim iki fay hattın karşılaştırıyordu. Ve bunlar için ikiz fay hatları ifadesini kullanıyordu. Bu fay hatları Kuzey anadolu fay hattı ve san andreas fay hattıdır san andreas Amerikada bulunur ve önemli şehirlerden geçer. Olası bir deprem ABD nin ekonomisine çok büyük zararlar verebilir.
    Konunun başında bahsettiğimiz makine fay hattında dengeli bir şekilde kullanılarak yavaş yavaş fay hattının enerjisini boşaltma kabiliyetine sahiptir. Amerika bu silahı belki masum bir amaçla belki binlik üzere bir amaçla bizim ülkemizde bulunan kuzey anadolu fay hattında deneyerek binlerce insanın ölümüne sebep olmuştur.

    Peki bunun Amerikaya ne faydası olur diyeceksiniz. Çok basit. Amerikanın california eyaletinde bulunan san andreas fay hattını güvenli bir şekilde normal düzeylere getirmek. Yani depremin enerjisini almak.
    Bildiğim kadarıyla olayın nasıl gerçekleştiğini ve daha sonra babamın zamanında gölcükte görev yapmış bir komutanla olan kısa diyaloğunu yazacağım.
    ilk entrymde demiştim ya
    vatandaşlardan biri yere bastığında sünger gibi bir zemin hissediyormuş. He işte onu şimdi aklınızda tutun.

    O gece dış güçlerin askerleri Süleyman demirelinde bilgisi dahilinde Gölcüğe deniz altıyla girdiler. Ve fay hattına iyice yaklaştılar. Daha sonra yavaş yavaş makineyi çalıştırdılar. Başta herşey iyi gidiyordu gün boyunca hafif sallantılar vardı. Ama bunu HAARP kaydetmiyordu çünkü 16 ağustos günü saat 20:00 sularında makinenin fişi çekilmişti. Bizim de o güne ait elimizde bulgularımız yok. Çünkü elimizdeki bütün deprem ölçüm aletleri o sarsıntıda kırılmış(!).
    Neyse konuyu dağıttım devam edeyim. Gün boyu devam eden küçük küçük enerji açığa çıkarmaları gecede devam edecekti.
    Saat 3 sularıydı. Makine birden ısınmaya başladı. Kontrolden çıktı. Çok büyük bir gürültüyle makine patladı. Hem de Fay hattının tam dibinde oldu bu olay. VE KÜÇÜK KIYAMET KOPUYORDU. iNSANLAR UYKULARINDAN UYANIYOR. KORKULARINDAN ALTLARINA KAÇIRIYORDU. ANNELER ÇOCUKLARINA KOŞUYOR. BAZILARI iSE CAMLARDAN ATLIYORDU.

    Ayrıca o dönemde depremle alakalı yapılan açıklamalardan biri depremin büyüklüğüydü.
    önce 6.7 gibi komik bir rakamla bizi kandırmaya çalıştılar daha sonra kendilerine gelince hemen 7.4 olarak ayrı bir yalan uydurdular.

    Madem bu deprem 7.4 tü. O zaman senin 9 (8 de olabilir) depremine dayanıklı donanma komutanlığın niye yıkıldı. 9 depremine dayanıklı Tüpraş rafinerinisinde bulunan 16 tanktan neden sadece birinde yangın çıktı.
    Olay çok farklı beyler bizi yıllarca uyuttular.
    Size babamla bir bir komutanın arasında geçen çok kısa bir diyalogu aktarayım:

    +Yav bu Gölcük depremi ile ilgili değişik şeyler duyuyoruz sen ne diyorsun?
    -Valla hocam bizde bu konu hakkında çok konuşmuyoruz ama sana şunu söyleyeyim. O normal bir deprem değildi. Depremden önce eşyalarımız kırılmaya başlamıştı zaten. Her şey çok garipti...
    Adam çokta bir şey söylememiş ama ortada farklı olan bir şeyler kesinlikle var.

    Biz devam edelim Gölcükte dalış yasağı neden 2 hafta sürdü.
    Çünkü geride hiç bir iz bırakılmaması gerekiyordu. O makineden ve su altından geriye hiç bir şey bırakılmamalıydı ki bu depremin asıl sorumlusunu ortaya çıkmamalıydı. Noldu görüyoruz. Olayın suçluları bize yardım göndermeye başladılar. Dedim ya amerika bize toplam 600 kişilik 3 tane 200lük yüzer hastane gönderdi. Fakat içlerine bir tane yaralı koymadık. Neden?
    Çünkü Demirelde biliyordu bunu kimin yaptığını. Bu katliama sebep olanlara ses çıkaramasada bir şekilde tepkisini ortaya koyuyordu. Ancak her ne olursa olsun bu depremde Amerikanın israilin suçu olduğu kadar Demirelin sorumluluğu vardır.

    şimdi size çok ilginç alıntı bilgiler vereceğim.

    http://www.egonomik.com/2...ikanin-marifeti-mi-haarp/

    Şimdi siteleri kapanmış sanırım erişim sağlayamadım yoksa sizlere de bu gizemli olayın en işkillendirici parçasını tecrübe ettirmek isterdim.
    Bu arada dediğimi hatırlayın depremin 7.4 olması muhtemel bile değil. Bu olaylar birilerinin elinden çıktı. Belki sevdiklerinizi bu herifler yüzünden kaybettiniz. Uyanın arkadaşlar basit bir olay değil bu 25.000 den fazla insanımız öldü. Neden ? Sırf Amerikanın ekonomisi bozulmasın diye mi? Biz kobay değiliz!
    gölcük komutanlığında devir teslim töreninde milyarca liralık havai fişekler patlatılırken deprem oluyor. Yani birileri havayı farklı ışıklarla aydınlatıp bizim bir ışımayı görmememizi istiyor. Kimseyi uyandırmak istemiyorlar çünkü.


    Bu sıralarda bazı bilim adamlarının deprem ışıması dediği fakat kimsenin ne olduğunu bilmediği bir ışık bazı vatandaşlar tarafından görülüyor. Fakat yine çok ses getirmiyor , olayın üstüne gidilmiyor.
    benim de yeni okuduğum bir bilgi

    Olaydan bir gün sonra Deniz Kuvvetlerinden bir dostum beni aradı ve bu olayda birtakım soru işaretleri bulunduğunu, bu konunun perde arkasını araştırmamı rica etti. Kısa süre sonra ulaştığım bilgiler, gerçekten ilginçti. Uçak, düştükten kısa süre sonra, teknesiyle o sırada Ataköy açıklarında olan balıkçı Abdullah Kaplan tarafından kurtarılmıştı. Abdullah Kaplan olayı şu şekilde anlatmıştı: “Uçağın düştüğünü görünce derhal yardıma gittik. Uçağın kanatları yara almıştı. Hemen uçağı bağladık ve Zeytinburnu limanına çektik. Teşekkür beklerken küfür yedik. Ne olduğunu bile anlamadık.”
    Bu konu o gece o bölgede görev yapan Sahil Güvenlik 4 Botu’nun sorumluluk alanındaydı. Araştırmalar Sahil Güvenliğin bu konuyla ilgilenmediğini ortaya çıkardı. Olay yerine gelen televizyon ekipleri ise şaşırtıcı bir şekilde çekim yapmaktan vazgeçmişlerdi. Daha sonra uçağı Zeytinburnu’na yanaştıran balıkçı Abdullah Kaplan, olayı Kum kapı’daki Gümrük Muhafaza’ya iletti. Kısa süre sonra tutanak tutuldu. Ancak Gümrük Muhafaza da tutanak tuttuğuna pişman oldu.
    Uçağın sahibi, israil asıllı biriydi. O gece ne olduğu ise bir türlü anlaşılamadı.
    Bu arada deprem ile ilgili Ecevite "deprem pkknın işi olabilir mi?" diye bir soru yöneltiliyor.
    Ecevitin cevabı ise çok garip "zannetmiyorum"
    Yani buradan depremin insan işi olabileceğini ve bu depreminde komplo olabileceğini kabul ettiiğini anlıyoruz.

    Ayriyetten rusyadan gelen araştırma gemisi sularımıza sokulmamıştır
    israilden gelen 750 tonluk yardım 3 gün gümrükte bekletilmiştir

    Konuyla ilgili arkadaşlara "Kıyamet silahı HAARP" kitabını öneriyorum. O zaman konuyu daha iyi anlayacaklardır
    Depremden hemen sonra 4 saat boyunca istanbulda iletişim haberleşme kesildi. Sabah Demirelin yaptığı açıklama ise çok tuhaftı."Benim de telefonum kesildi"
    Arkadaşlar böyle önemli mevkileri interneti telefonu faxı bizim gibi olmaz. Onların ki bizimkinden çok ayrı olur. Fakat nasıl oluyorsa hem Demirelin uydu iletişimli telefonu, hemde normal halkın telefonu kesilip iletişim sağlaması engelleniyordu. Nedeni hakkında çok bir şey bilmiyorum. Umarım sizin aklınıza bir şeyler gelir de YAP BOZ tamamlanır ve oyun biter.

    Aynı zamanda çok acii bir hareketlilikle bütün gölcük temizlenmeye başlıyor. Demirelin ve Ecevitin bile telefon kullanamadığı ve uçuş gerçekleştiremediği bölge haline geliyor. Sanki işgal edilmiş gibi. Evet işgal edilmişti. Ve buna dönemin başkan izin vermişti. Foyası ortaya çıkmasın diye de 2 haftalık dalış yasağı ilan etmişti.

    Şimdi şimdi anlıyoruz Dönemin sağlık bakanı Osman Durmuşun "Yabancılara hasta vermem, onlardan kan bile almam"sözlerinin çıkış yerini. Benim anlamadığım acaba bütün bakanların bu olaydan haberi var mıydı? Yoksa ihanet içinde olan 3 kişiden fazlası değil miydi? Demirel, Ecevit, dönemin genel kurmay başkanı orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğluyla sınırlı mıydı bu ihanet listesi?















Bu Konu İçin Etiketler