20-07-2007, 12:04
|
#1 |
Üyelik tarihi: 11 2006 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.307
| Can Yücel
Can Yücel (1926 - 12 Ağustos 1999), dünyaca tanınan modern Türk şairdir. Kullandığı kaba ama samimi dil ile Türk şiirinde farklı bir tarz yaratmıştır.
Can Yücel, 1926'da İstanbul'da doğdu. Milli Eğitim Bakanlığı da yapmış olan ünlü kültür adamı Hasan-Âli Yücel’in oğludur.
Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.
Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum’da turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.
Son yıllarında Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça'ya gömüldü. Yazarlığı
Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında `Yenilikler`, `Beraber`, `Seçilmiş Hikayeler`, `Dost`, `Sosyal Adalet`, `Şiir Sanatı`, `Dönem`,`Ant`, `İmece` ve `Papirüs` adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları `Yeni Dergi`, ‘Birikim`, `Sanat Emeği`, `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkum oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla "Rengahenk" adlı kitabı toplatıldı.
1962'de İngiltere'deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.
Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.
Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel'in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. 'Maaile' şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. 'Küçük Kızım Su'ya', 'Güzel'e', 'Yeni Hasan'a Yolluk', 'Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim' bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.
Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare'in ünlü 'to be or not to be' sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde türkçeleştirmiştir. 1959'da ilk baskısı yayımlanan 'Her Boydan' adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçe'ye çevirmiştir. Eserleri
Yazma (1950)
Her Boydan (1959, Çeviri Şiirler)
Sevgi Duvarı (1973)
Bir Siyasinin Şiirleri (1974)
Ölüm ve Oğlum (1976)
Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabı)
Rengâhenk (1982)
Gökyokuş (1984)
Beşibiyerde (1985, ilk beş şiir kitabı)
Canfeda (1985)
Çok Bi Çocuk (1988)
Kısa Devre (1990)
Kuzgunun Yavrusu (1990)
Gece Vardiyası (1991)
Güle Güle-Seslerin Sessizliği (1993)
Gezintiler (1994)
Maaile (1995)
Seke Seke (1997)
Alavara (1999)
Mekânım Datça Olsun (1999)
__________________ Bırak! Yanacaksam eğer,
O kibriti ben yakarım;
Hiç değilse kendi yangınımda yanarım.
Ne yangınlarda yandım ben
Korkma buna da dayanırım. |
| |
20-07-2007, 12:09
|
#2 | | -YASAKLI-
Üyelik tarihi: 12 2006 Nerden: Somewhere over the rainbow
Mesajlar: 2.752
|
Konunun daha önce tarafımdan verilmiş olduğunu beyan eder saygılar sunarım   |
| |
20-07-2007, 12:34
|
#3 |
Üyelik tarihi: 11 2006 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.307
|
Rimmon sen biyografisini link olarak vermişsin şiirlerine ağırlık vermişsin bu biyografisi. Yoksa açmışsın konuyu sözümüz yok  link de geçersiz olmuş galiba...
__________________ Bırak! Yanacaksam eğer,
O kibriti ben yakarım;
Hiç değilse kendi yangınımda yanarım.
Ne yangınlarda yandım ben
Korkma buna da dayanırım. |
| |
20-07-2007, 12:42
|
#4 | | -YASAKLI-
Üyelik tarihi: 12 2006 Nerden: Somewhere over the rainbow
Mesajlar: 2.752
|
a-aa hadi ya bir bakıyım  Şu köşeye de Can baba'nın son gördüğüm ve çok beğendiğim bir şiirinden 3-5 dize iliştireyim
"Gökgürültüsünden korkup yamacıma sokulan sevgilime
Sarıl bana,sarıl öp,öp,öp,öp beni,dedim
Baksana Allah yıldırımlarıyla resmimizi çekiyor! " |
| |
20-07-2007, 13:32
|
#5 |
Üyelik tarihi: 12 2006 Nerden: ist
Mesajlar: 9.781
|
yıne de aynı baslık altında olsa ıyı olurdu
tmm ben de hem bıyografıyı hem sıırlerı esıt egırlıkta verıcem 
__________________ ZaMaNıN DıŞıNDa,MeKaNıN DıŞıNDa E.A.P |
| |
20-07-2007, 14:34
|
#6 |
Üyelik tarihi: 07 2007
Mesajlar: 2
Karma gücü: 4  |
Ateş ve Su
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan,
su ateşden kaçar olmuş..
Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini
Sadece ateş alır olmuş...
Can Yücel |
| |
20-07-2007, 15:31
|
#7 |
Üyelik tarihi: 11 2006 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.307
|
Ben de şiir bölümünde şairlerin sadece şiirlerini koyup biografileri içinde buraya link veriyorum.
__________________ Bırak! Yanacaksam eğer,
O kibriti ben yakarım;
Hiç değilse kendi yangınımda yanarım.
Ne yangınlarda yandım ben
Korkma buna da dayanırım. |
| |
20-07-2007, 16:41
|
#8 | | Guest |
tesekkurler ........ | |
| |
18-08-2007, 06:29
|
#9 |
Üyelik tarihi: 07 2007 Nerden: cehennemdeki lethe ırmagında.....
Mesajlar: 3.425
|
muhteşem bi şairdi can baba..cok severim ..nur içinde yatsın....ey7allah dolunay 
__________________ Her heart's a bloodstained egg
We didn't handle with care
It's broken and bleeding
and we can never repair |
| |
10-03-2008, 16:14
|
#10 |
Üyelik tarihi: 12 2006 Nerden: klan savaşlarında...:)
Mesajlar: 3.507
|
Yaşamın en tatsiz tarafi sona eris
seklidir..
Suphesiz ki yasami tersten yasamak daha guzel,
hatta mukkemmel
olurdu. Nasil mi ?
Cami'de uyaniyorsunuz. Bir tahta sandik
icersinde, herkes
karsinizda saf durmus, iyiliginize dua ediyor ve
tum haklar helal
edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve
agirbasli olarak.Herkes
etrafinizda, buyuk bi itibar, iltifatlar,
cocuklar torunlar hepsi
hazir.
Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik
veya 3 ayda bir
maasinizi aliyorsunuz. Ne guzel, hazir maas,
hazir ev.... Altmisli
yaslara
kadar hersey garanti, huzur icinde yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikce
duzeliyor, kaslar gucleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gun calismak istiyorsunuz ve ise ilk
basladiginiz gun size
hosgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altin kol
saati veriyor patronunuz..
ve Genel Mudurluk veya bunun gibi yuksek bir
makamdan tecrubeli bir
insan
olarak ise basliyorsunuz. Herkes karsinizda
elpence divan...Vucudunuzda da
bazi hosa giden hareketler de basliyor.
Gittikge zayifliyor forma giriyorsunuz. Diger
hormonal aktiviteler
artiyor, fevkalade.....Aman ne guzel gunler
basliyor... Derken birgun
patron
size artik universiteye gitsen daha iyi olur
diyor. Bu arada Babaniz ortaya cykmys
don, isi birak, okumaya
basla, harciligin benden olsun..." Keyfe bakar
misiniz ? Okudugunuz
dersler gittikce kolaylasiyor. Ekmek elden, su
golden bir donem basliyor.
Partiler, Diskotekler, Kizlarin sayisi artiyor. Derken Anne ve Babaniz sizi goturup getirmeye
basliyor, araba
kullanma derdi de yok artik.... Gunun birinde
sizi okuldan da aliyorlar,
"evde otur, keyfine bak, oyuncaklarinla oyna"
diyorlar...Mamaniz agziniza
veriliyor, zaman zaman altinizi bile
temizliyorlar, hatta bu durum
aliskanlik
yaratiyor ve hic tuvalet kullanmamaya
basliyorsunuz. Derken Anneniz
bir gun size sut verme kararini aliyor ve baska
bir keyifli donem basliyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde
hazir. Bir gun
karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek icin
agzinizi
acmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor,
sicacik, yumusacik, gurultu ve
patirtisiz bir ortamda yasiyorsunuz. Kuculuyor,
kuculuyor, ufacik
bir hucre halini aliyorsunuz. Ve gunun birinde
hayatiniz bitiyor.... CAN YÜCEL..
__________________ Arz Longa Vita Brevis ..Tiyatrosuz Kalmayın..  |
| |
12-03-2008, 00:15
|
#11 |
Üyelik tarihi: 06 2007
Mesajlar: 2.120
|
Çok sevdiğim bir şairdir kendileri... Konudaki resmini görünce internette dolaşan bir olay -daha doğrusu resim- geldi aklıma.. Kendisine sorarlar; '' Neden hiç kadın şairleri okumuyorsunuz?.. Onlardan şair olmaz mı?.. '' diye.. O da cevabı yapıştırır: '' Ne bileyim ben, biz şiiri skmzle mi yazıyoruz?'' diye... Nur içinde yatsın.
Sevdiğim bir şiirini paylaşmak istiyorum.. Özledim Seni.. Özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
Can Yücel
__________________
Konu Kinyas tarafından (24-08-2008 Saat 01:48 ) değiştirilmiştir..
|
| |
12-03-2008, 01:07
|
#12 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 4.042
|
en sevdiğim şiiridir silent gözlerim doldu teşekkürler.
-------------------- çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
...........
__________________ Bana benden kalan bir ad;
Ancak ötesi hep o...
Konu serenadaschizophrana tarafından (12-03-2008 Saat 01:07 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
|
| |
23-08-2008, 15:36
|
#13 |
Üyelik tarihi: 06 2008
Mesajlar: 49
| Muzur Adam Can Yücel
-Hamlet cevirisinde 'to be or not to be...' ile baslayan bolumu, 'bir ihtimal daha var, o da olmek mi dersin?' şeklinde çevirmiştir.
-"peki kadınlar hakkında ne düşünüyorsunuz" sorusunu, "düşünmüyorum, skiyorum" diyerek cevapladığı söylenir.
-mahkemede hakim soruyor:
sen bu adama neden hakaret ettin?
cy: hakim bey gte gtten başka ne denir?
hakim kahkahalara boğuluyor...
Can Yücel hayranlarından bir kadın imza gününde:
-Can Bey, sizi çok seviyorum, çok iyi bir şairsiniz diye Can Yücel'e durmadan iltifatlarda bulnuyormuş, Can Yücel dayanamamış: - Yatalım o zaman. Kadın: - Aşkolsun Can Bey ! Can Yücel : - Aşkta olacak elbette...
-Televizyon programında Nazım Hikmete kartpostal şairi diyen Duygu Asenaya kart sensin postal da sana girsin demiştir.
-BBC Türkçe yayınlar bölümünde spikerlik yaptığı yıllarda Nazım Hikmet ölür ve Nazımın öldüğü gün hiçbir şey yapmaz görevlilere de ulan Nazım öldü be diyerek cevap verir. Tüm gün Nazım okur çeviri yapmaz, o gün BBC'de Türkçe yayını yapılamaz ve Can Yücel boykot yaptı falan da denince istifa eder Türkiye'ye döner.
- Ayrıca kendi söylemeyile Can Yücel çeviri yapmaz türkçe söyler. Buna örnek Sheakespear'in 66. sonesidir.
vazgeçtim bu dünyadan
tek ölüm paklar beni
değmez bu yangın yeri
avuç açmaya değmez
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz
değil mi ki ayaklar altında insan onuru
o kızoğlankız erdem dağlara kaldırılmış
ezilmiş, hor görülmüş elemeği, göznuru
ödlekler geçmiş başa derken mertlik bozulmuş
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemene
vazgeçtim bu dünyadan
dünyamdan geçtim ama
seni yalnız komak var ya o koyuyor adama!...
- Leman dergisinde yazmaya başladığı ilk gün Metin Üstündağ kendisini derginin son sayfasına koyunca, Metin Üstündağ'ı aramış ve "beni derginin kıçına koyanın gelir kıçına koyarım" diye duygularını en güzel şekliyle izah etmiştir.
-1994 yılında HBB Rock Club programında Mavi Sakal elemanlarıyla sohbet etmiştir.
önlerinde meyve suyu süsü verilmiş şarap vardır. (e tabi sıkardı Can Babaya meyve suyu vermek)
-İzmir'de Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde geçen hikaye şöyledir: Can baba, bir takım hayranları ve arkadaşlarıyla bir yerlerde içer, sohbet eder. aynı grup, sabahın 5'i 6'sı gibi pek de kimsenin bulunmadığı Kıbrıs Şehitleri Caddesinde yürürken, şair birden durur ve yere yatar. Yanındakiler de aynı şeyi yaparlar. Şair, gözlerini kırpmadan gökyüzüne bakmaktadır. hayranlardan birisi dayanamayıp sorar:
- baba, ne görüyorsun, bize de söyle...
Can Yücel , gözlerini gökyüzünden hiç ayırmadan, ondan ulvi ya da şairane bir cevap bekleyen vatandaşa şöyle cevap verir:
- çok sarhoşum, .mına koyim...
-Can Yücel ile ilgili bir hikayeye göre de kendisi bir etkinlikte sahneye çıkarak şiir okumaya koyulur. Tabi her zamanki gibi cilalıdır. "Öksürükler şiire dahil değil" diye de uyarır. Şiirlerini okur, alkışını alır, indi inecek sahneden. Herkes şaşırır, hayret küfür etmedi bu sefer diye. Can Baba kursuye tekrar döner ve "kusura bakmayın akşam akşam kafanızı sktim" der...
-Cemal Süreya ile aralarında şöyle bir diyalog geçmiştir. Bir meyhanede içilmektedir, Can Baba ekibe sonradan katılır ve Cemal Süreya'yı görür.
c.y: oo darphane müdürü de burdaymış.
c.s: evet darphane müdürlüğü yaptım ama istifa ettiğimde üstümü iyice silkeledimki hiç altın tozu kalmasın üstümde, hem sen de bakan oğlusun.
c.y: evet bakan oğluyum ama benim şiirimden başka hiçbirşeyim yok.
c.s: şiirin varda sanki ele gelir birşey mi yazdın.
Can Baba iyiden iyiye sinirlenerek Cemal Süreya'ya şöyle karşılık verir:
c.y: bende senin eline gelecek başka birşey var, veriyim mi? ister misin?
uzunca bir sessizlikten sonra ortamı yine Cemal Süreya yumuşatır. Cemal Süreya elini ileri doğru uzatarak şöyle der:
c.s: ver ulan.
bunun üstüne Can Yücel ayağa kalkar, meyhanedeki kalabalığı hiç umursamadan pantolonun önünü açar ve çıkarır. Cemal Süreya bir süre baktıktan sonra şöyle der:
c.s: hiç değişmemiş ulan. hala aynı.
can baba gür bir kahkaha atar ve karşılık verir:
c.y: değişmez tabii. niye değişsinki...
-Bodrumun yaz sıcağında yaptığı imza gününde kitap imzalatmaya gelen yeni evli çifte:
-bu sıcakta işiniz mi yok gidin evinize skişin... dediği rivayet edilir...
-Sanıldığı gibi Küçük İskender'le masabaşında çok sık biraraya gelmemiştir, bu yüzden de "sksem büyük iskenderi skerdim" lafı burada söylenmemiştir,
Can Yücelle Küçük İskender'in bir kez, Cemal Süreyya'nın ölümünden hemen sonra Can Yücelin evinde buluşmuşlardır, söz konusu şiir ise daha önce basılmış olan `seke seke`kitabında yer almıştır ve şu şekildedir:
küçük iskender
kuşumla fazla oynama sen!
seni becereceğime, ayol,
büyük iskenderi beceririm!.
-Televizyon izlerken bir gün ekranda Turgut Özal'ı görür tepesi atar. Ayağı ile televizyona girer . Ayağı kanlar içinde gider oturur öylece her sabah evine kahve getiren kahveci eve gelir Can Yücel'i görünce şaşırır. 'Hastaneye gidelim' der Can Yücel oralı olmaz zor zalim mahalledekileri toplayarak anca ikna eder götürürler...
-Adana'da hapisteyken Ali Özgentürk'ün babasından görüş günlerinde üzüm istermiş, sonra o üzümleri şarap yaptığı ortaya çıkmış...
- 'Şiir yazmak gt ister' sözüyle mahkemeye verilmiştir.
Konu Kinyas tarafından (24-08-2008 Saat 01:50 ) değiştirilmiştir..
|
| |
23-08-2008, 15:52
|
#14 |
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 1.810
|
-İzmir'de Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde geçen hikaye şöyledir: Can baba, bir takım hayranları ve arkadaşlarıyla bir yerlerde içer, sohbet eder. aynı grup, sabahın 5'i 6'sı gibi pek de kimsenin bulunmadığı Kıbrıs Şehitleri Caddesinde yürürken, şair birden durur ve yere yatar. Yanındakiler de aynı şeyi yaparlar. Şair, gözlerini kırpmadan gökyüzüne bakmaktadır. hayranlardan birisi dayanamayıp sorar:
- baba, ne görüyorsun, bize de söyle...
Can Yücel , gözlerini gökyüzünden hiç ayırmadan, ondan ulvi ya da şairane bir cevap bekleyen vatandaşa şöyle cevap verir:
- çok sarhoşum, .mına koyim...
opuhahahhaha    
__________________
Biliyorum, haylaz bir çocuktur kalbim, laf dinlemez…Özlüyorum desem… Neyi_???? Özlemiyorum desem…Yalan…
Ben, ben olmayı beceremedim… |
| |
23-08-2008, 17:09
|
#15 |
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 611
|
-mahkemede hakim soruyor:
sen bu adama neden hakaret ettin?
cy: hakim bey gte gtten başka ne denir?
hakim kahkahalara boğuluyor...
Süper ya      
Konu Kinyas tarafından (24-08-2008 Saat 01:50 ) değiştirilmiştir..
|
| |
23-08-2008, 20:34
|
#16 |
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 895
|
Bir de şey vardı katıldığı bir televizyon programında mhpli bir millet vekili Nazım Hikmet'in komünist olma sebebini şöyle açıklamaya yeltenmiş:
"-Efendim Nazım Hikmet'in annesi babasını bir faşistle aldattığı için tepki olarak komunist olmuştur"
Akabinde ve detayında cevabını almıştır:
"-Senin ananı hangi solcu s.kti de milliyetçi oldun?!"
__________________ -Ona aklıma gelen sözleri söylüyorum.İsmim onun ağzından bir müzik gibi,karanlık bir tanrıya edilen bir dua gibi dökülüyor- -Ahh! İstanbul, hiç kimse kayan bir yıldıza aşık olmadı senin kadar- |
| |
24-08-2008, 00:16
|
#17 |
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 611
|
Alıntı: Maverick´isimli üyeden Alıntı
Bir de şey vardı katıldığı bir televizyon programında mhpli bir millet vekili Nazım Hikmet'in komünist olma sebebini şöyle açıklamaya yeltenmiş:
"-Efendim Nazım Hikmet'in annesi babasını bir faşistle aldattığı için tepki olarak komunist olmuştur"
Akabinde ve detayında cevabını almıştır:
"-Senin ananı hangi solcu s.kti de milliyetçi oldun?!" | Her ne kadar kadınlara olan tavrını beğenmesemde hazır cevaplıkta sınır tanımayan bi adammış  |
| |
24-08-2008, 00:29
|
#18 |
Üyelik tarihi: 08 2008
Mesajlar: 31
Karma gücü: 1  | < | |