JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > Kültür - Sanat > Edebiyat > Yazarlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 15-11-2008, 01:37   #1
 
raskolnikov - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 2.057
Karma gücü: 156 raskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond repute
Cadıların Lanetlediği Prenses: Sylvia Plath





Cadıların Lanetlediği Bir Masal Prensesi: Sylvia Plath

Trajik bir intiharla genç yaşta ölen Slyvia Plath, “Uyuyan Güzel” ya da “Rapunzel” masalının, hediyesini vermek üzere şölene davet edilmediği için küçük prensesi lanetleyen cadısına benzer bir anne- kız ilişkisi yaşadığı annesinin aşırı disiplini yüzünden kendini lanetleyerek, modern şiirin gizemli büyücüsü olmayı seçen bir deha.


Amerikan edebiyatının, sıra dışı karanlık şiirleriyle olduğu kadar trajik intiharıyla da bilinen ünlü şairi Sylvia Plath, 1963’te henüz 30 yaşındayken, intiharı seçer.

Kendisi gibi şair olan Ted Hughes’la evli ve iki çocuk annesi Plath’in, bir gece eşi yanında yokken Londra’daki evlerinde iki çocuğunun başucuna süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, mutfaktaki hava gazını sonuna kadar açıp kafasını içine sokması okurlarını şok eder.

27 Ekim 1932’de, Alman bir baba ve Amerikalı bir annenin çocuğu olarak Boston’da doğan şair, profesör babası 1940’ta öldüğünde, henüz 8 yaşında olmasına rağmen ilk şiirini yayımlar. 1950’de Amerikan Smith College’de okumak için burs kazanan şair, okulun ikinci yılında uyku ilacı içerek ilk intihar girişiminde bulunur. Bunun üzerine, akıl hastanesine yatırılır ve burada elektroşok tedavisi ile psikoterapi görür.

Üniversite döneminde yüzlerce şiiri olan Plath, çok zeki, üstün yetenekli ve duyarlı olarak tanımlanır. Ancak, dışardan bakıldığında kusursuz görünen yaşamı, sinir krizleriyle kesintiye uğrar.

Bütün şiirlerinde izleri görülen hastalığı, çocukken babasının ölümüyle yaşadığı travmaya bağlanır.

Bu deneyimini, 1963’te yayımlanan “Sırça Fanus” (The Bell Jar) adlı otobiyografik romanında anlatır.

1955’te başarısına kaldığı yerden devam eden şair, ileride eserlerinin temelini oluşturacak toplumsal cinsiyet çalışmalarına başladığı Smith College’den üstün başarıyla mezun olur.

Kazandığı başka bir bursla İngiltere’deki Cambridge üniversitesine devam eden şairin ilk şiir kitabı “The Colossus”, İngiltere’de yayımlanır.

Hayatı boyunca ‘özgür ruhlu bir şair’ olmak ve toplum tarafından inşa edilen kadınlık ve erkeklik rolleriyle mücadele etmek isteyen Plath, anne ve eş olmaya zorlanarak kendine ket vurur.

Plath, 1956’da Ted Hughes’la evlenerek Boston’a yerleşir. Hughes’in, hastalığına ve sanatına iyi geleceği teşvikiyle hamile kalan Plath, eşiyle Londra’ya döner.

İlk çocuklarının doğumundan sonra sorunları su yüzüne çıkan çift boşanmaya karar verir, ancak bir süre sonra yeniden barışarak bir çocuk daha yapmaya karar verirler.

1962- 63 kışında Londra’da küçük bir dairede parasızlık ve kötü bir griple mücadele eden Plath, sabahları dört saat çalışarak şiirlerini yazmayı sürdürür.

Bu küçük evin, şair W.Butler Yeats’e ait olduğunu öğrendiğinde yazma isteği daha da şiddetlenen Plath; bunu iyi bir işaret olarak algılar, ama çocuklarını ihmal etmemek için onlar uyurken yazmayı seçer.

Derinliği artan son şiirlerinde ölüm isteği de daha çekici bir hal almaya başlar ve sinir krizleri baş gösterir. Bu yalnızlık döneminde eşi Ted Hughes ise, kendi kariyeriyle meşguldür ve şairi aldatır.

Başlangıçta birlikte yazan ve sıkça seyahat eden çift şimdi, birbirleriyle mücadelece edecekleri bağımsız bir edebi kariyer uğruna yıpratıcı bir ilişkiye girer.

Bu tavır özellikle, Plath’in trajik intihar sürecinin başlangıcı olur.

11 Şubat 1963’te ise, Plath son şiirleri yayımlanmadan ölümü seçer.


Ölümünden sonra ise, Plath’in öğrencilik yıllarından gelen feminist yazını, onu Amerikan feministlerinin mistik büyücüsü kılar.

“Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı”
1977’de yayımlanan ve Plath’in çeşitli dergilere yazdığı hikâyelerden oluşan “Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı”n da, şairin annesiyle yaşadığı sorunları dışa vurduğu öyküleri de yer alır.

Babasız geçen çocukluğunda annesinin aşırı disiplini yüzünden kendini daima başarılı olmaya zorlayan Plath, ondan ne kadar korktuğunu ve bu korkusunu yenmek için de kendini ona nasıl bağımlı kıldığını “Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı” da geçen şu cümleyle anlatır:

“Tıpkı, çok eski bir ayinde söylendiği gibi: Sevilecek tek şey, Korku'nun kendisidir. Korku'nun Sevgisi bilgeliğin başlangıcıdır.”

Yaşamı ve kadınlığı ona veren yaşlı bir cadı figüründeki annesine olan dehşetli sevgisini bu cümleyle ifade eden Plath, başarısını ve yaratıcılığını borçlu olduğu annesine olan çocukluk korkusunu alt etmek için onu hem sevmek hem de saymak zorundadır.

Bir büyüme ritüelini andıran ifadesi, korkunun sevgiye, sevginin ise bilgiye ve Plath’in edebiyatıyla başardığı bir bilgeliğe dönmesi için bu cümlenin sahibi küçük kızın, masal cadısının evinden çıkması ve kendi yolunda ilerlemesi gerekir.

Plath, edebi dehasıyla büyüme ritüelini tamamlayarak cadının simgelediği korkuyu, sevgi dolu bir anne kucağına dönüştürse de beklenmedik intiharıyla annesiyle yaşadığı sorunları gerçekte çözemediğini ve muazzam bir yaratıcılığa dönüştürdüğü çocukluk kabuslarının ötesinde, yaşamın içinde onu kuşatan toplumsal cinsiyet rollerini aşamadığı ortaya koyar.

Kitapta yer alan ‘Anneler’ ve ‘Gölge’ gibi öykülerinde, anneler ve kız çocukları arasında var olan büyülü bağın ardında yatan, Plath’in dile getiremediği baskının, genç şairi tek başına bunalımlara ve intihara sürüklediğinin bir göstergesidir.

Belki de, Jungcu bağlamda, evrensel doğa anneyle buluşmak için ölümü seçen Plath, gerçekte imgelemindeki kötü masal cadısını iyi peri anneye çeviremez.

Bugün intiharı için bilhassa Ted Hughes suçlansa da asıl sorun yalnız ve içe dönük bir çocukluk geçiren şairin toplumsal baskının kadınlara dayattığı annelik öğretisiyle, annesinin gerçek varlığının bilinçdışında yarattığı imgeden şiirlerinde bile kurtulamamasıdır.

Boşanmamasını telkin eden annesi ile yaşadığı dönemin politik kuşatılmışlığı içinde çıkış yolunu bulamayarak intiharı seçen şairin, ölümünden iki yıl sonra başlayan Amerikan kadın hareketinin öncülüğü yine Plath’in eserlerinin yapması ise, iç burkan bir ironidir.

“Sırça Fanus” ve McCarthy Dönemi

Sylvia Plath’in yaşarken Victoria Lucas adıyla yayımladığı yegane romanı “Sırça Fanus” da bir kadının büyümesini anlatan ilk Amerikan feminist romanı kabul edilir.

Şair kitapta, McCarthy döneminin komünistlere yönelik cadı avını, kişilerin isimlerini değiştirerek otobiyografik bir anlatımla sunar. Plath’in annesi ise, kitabın Amerika’da yasaklanması için girişimlerde bulunur.

Yaşamı boyunca onun için ilham kaynağı olan ve eserlerini daktilo eden annesinin engelleriyle karşılaşan şair, sadece eşiyle birlikteyken yazmasını isteyen annesinin aşırı kaygısından kaynaklanan baskıyla kendini evlenmek zorunda hisseder ve annesinin empoze ettiği toplumsal öğreti, ruhunu zedeler.

Böyle bir dönemde bireyin kendine ve topluma yabancılaşmasının verdiği ıstırabı, ilk gençliğinden itibaren yakasını bırakmayan hastalığının izleriyle buluşturan Plath, Boston’da üniversiteye giden Esther Greenwood adlı genç bir entelektüel kadının New York’ta yaşadığı ahlâk ve kimlik trajedisini, baskıcı ve patriarkal toplumun içinde yaşadığı olaylar etrafında anlatır.

Romanda erkek hakimiyetinin hüküm sürdüğü bir ortamda, bir kadın yazar olarak kariyer yapmaya çalışan Esther’in yaşamı sinir krizleriyle kesintiye uğrar. Kadınların maruz kaldığı baskıları anlatan bir metin yazan Plath’in feministlerce baş tacı edilmesinin ana nedeni, kadının toplumdaki rolü üzerinden bir kadın bakışı oluşturan bir roman yazmasıdır.

Romanın deliliği sembolize eden “Sırça Fanus” adı; Esther’in sinir hastalığının tedavisi sırasında çektiği acı, romanın arka planında yer alan Rosenberg’lerin idamı ve şairin bu idamla özdeşleştirdiği, tedavisi için uygulanan elektroşoklar, Plath’in trajik yaşamının ve 50’lerin politik ortamını yansıtır.

Kadın/ yazar olmanın zorluğunu arttıran babasızlık ve baskıcı anne kontrolü ile bir cadı avının ortasında sessiz kalmak zorunda bırakıldığı için geride sayısız soru işareti bırakarak ölümü tercih eden Plath’in intiharının sırrı, bugünde gizemini korur.


alıntı.....
raskolnikov isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 03-01-2009, 22:22   #2
 
persephone - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 2007
Mesajlar: 63
Karma gücü: 5 persephone dikkatleri üzerinde toplamaya başlamışpersephone dikkatleri üzerinde toplamaya başlamış


hastalıklı bir kadın..başarısız bir şair..bu tanımlamaları yaptırması bile onun aslında başarılı bir kadın olduğunun göstergesi..erkek egemen tekelin en fazla hissedildiği bir alanda şiirde,yazında var olmaya çalışan,kendisi olmak için direnen bir kadın..gerçekten ölmek istedi mi bilmiyorum..ya da ölümü ile anlatacağına inandığı bir şeyler mi vardı kafasında onu da bilmiyorum..ama kendi adıma pek şiir bilmeyen birisi olarak bildiğim bir kaç şairden birisidir plath..bu da kendimce ona verdiğim bir ayrıcalık sanırım..anne sextonda olduğu gibi..plath şiirlerinin çözümlemesine girmeyeceğim..ama sanırım onun şiirlerinde anlattığını bilebilmek için onun yaşamını,onun bildiklerini onun bildiği şekliyle bilmeye ihtiyaç duyuyor insan..tıpkı lady lazarus ta olduğu gibi :

işte yine yaptım
her on yılda bir
böyle bir tane beceririm

bir tür ayaklı mucize, tenim
bir nazi lamba siperliği kadar parlak,
sağ ayağım

tüy kadar hafif
yüzüm ifadesiz, incecik
yahudi kumaşından.

çözün kundağı
ah, sevgili düşmanım.
korkutuyor muyum?

burnu, göz bebekleri, 32 dişi yerli yerinde mi?
acı nefesi
ertesi gün yok olacak.

yakında, çok yakında
vahim bir öldür gücü
evimde, etimde olacak

ve ben işte gülümseyen bir kadın.
daha sadece otuzunda.
ve kedi gibi dokuz canlıyım.

bu üçüncü sefer.
ne lüzumsuzluk
on yılda bir imha.

bu ne çok iplik.
çekirdek yiyen kalabalık
itişir içeri görmek için

ellerimi ayaklarımı çözmelerini
muhteşem soyunmalar.
baylar, bayanlar

bunlar ellerim benim,
bunlar dizlerim.
bir deri bir kemik olabilirim, farketmez,

ben de onlardandım, tek tip kadın işte
ilk seferinde on yaşındaydım.
kazaydı.

ikinci seferinde istedim
bitirip gitmeyi ve hiç daha dönmemeyi.
üstüstüme kapaklandım.

tıpkı bir midye gibi.
tekrar tekrar bağırmaları gerekti çağırmaları
ve üstümden ayıklamaları inci gibi parlak yapışkan
solucanları

ölmek
bir sanattır, herşey gibi.
özellikle iyi yaparım.

bir ölürüm ki, cehennemden gelir gibi olurum.
bir ölürüm ki, adeta hakikaten olurum.
sanki gider gibi bir davete.

bunu yapmak çok kolay bir hücrede
ölmek ve kımıldamamak
ölüyü oynadığım tiyatroda sıranın gelmesi gibi

güneşli bir günde geri gel
aynı yere, aynı yüze, zalim
eğlenen çığrışlara:

'mucize!'
işte bu yere yıkar beni.
ama bir bedeli var.

yara izlerime bakmanın, bir bedeli var.
kalbimi dinlemenin
hakikaten çalışıyor.

bir bedeli var, çok büyük bir bedeli var.
bir sözün, veya bir dokunuşun.
ya da biraz kanımı akıtmanın.

bir tutam saçımın veya elbisemden bir parçanın.
eee, herr doktor.
eee, herr düşman.

sizin eserinizim ben,
paha biçilmez,
altın topu bebeğinizim

bir çığlığa eriyen
dönüyorum ve yanıyorum.
gösterdiğiniz alakaya aldırmadığımı sanmayın.

kül, kül -
külü eşele bak.
etten kemikten eser yok

bir kalıp sabun
bir nişan yüzüğü
altın bir diş.

herr tanrı, herr şeytan
savulun
savulun.

küllerin arasından
doğrulurum kızıl saçlarımla
ve çıtır çıtır adam yerim..
ve..onun ölümünün ardından beraber aldıkları karara uymayan plath e serzenişte bulunan sexton şiirinden alıntı :

hırsız!
nasıl bir başına
çekip gidebildin
ne zamandır fena halde arzuladığım ölüme
doğal sonumuz olduguna inandığımız
sıska göğüslerimizde taşıdığımız
ne zaman oturup dry martini içsek boston'da
sözünü etmeden duramadığımız ölüme..
__________________
ukala ukalayı görünce cümlesini yumuşatırmış..
persephone isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 04-01-2009, 01:40   #3
 
raskolnikov - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 2.057
Karma gücü: 156 raskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond repute


küllerin arasından
doğrulurum kızıl saçlarımla
ve çıtır çıtır adam yerim..
ve..onun ölümünün ardından beraber aldıkları karara uymayan plath e serzenişte bulunan

güzel bir alıntı...
teşekkürler...
__________________
"Dünyaya hiçbir söz vermedim.
Terbiye borcum da yok, biliyorsun.
Benden diledikleri gibi nefret edebilirler,
benim de yaptığım gibi..."
U.
raskolnikov isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 04-01-2009, 03:25   #4
 
persephone - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 2007
Mesajlar: 63
Karma gücü: 5 persephone dikkatleri üzerinde toplamaya başlamışpersephone dikkatleri üzerinde toplamaya başlamış


küçük bir dipnot..plath in ölmek istemediğine dair inancımla ilgili..çocuklarına süt ve kurabiye veren kadın kapının altındaki küçük aralığı da kapatıyor..çocukların odasına gaz sızmasın diye..ve kafasını fırının içine soktuğu saatler normalde bakıcının geleceği saate yakın..ama bir aksilik oluyor ve bakıcı o gün işe geç geliyor..sanırım plath in her şeyi hesaplarken gözden kaçırdığı bir ayrıntı bir başka şiirinde 4. denemeden söz etmesine engel oluyor )
__________________
ukala ukalayı görünce cümlesini yumuşatırmış..
persephone isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 04-01-2009, 12:46   #5
 
raskolnikov - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 2.057
Karma gücü: 156 raskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond repute


ilginç bir zaman ayarlaması ve ufak bir ayrıntı hatası..
bu arada, sistem her şekilde kendi kılıflarına girmeyeni lanetlediğinden yazarında lanetlenmesi normal geldi bana..
__________________
"Dünyaya hiçbir söz vermedim.
Terbiye borcum da yok, biliyorsun.
Benden diledikleri gibi nefret edebilirler,
benim de yaptığım gibi..."
U.
raskolnikov isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 04-01-2009, 16:34   #6
 
persephone - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 2007
Mesajlar: 63
Karma gücü: 5 persephone dikkatleri üzerinde toplamaya başlamışpersephone dikkatleri üzerinde toplamaya başlamış


olayların gerçekleşmesinde ve hatta doğru tanımını koyarken de %lik dilimlerin yüksekliğine güvenmemeli sanırım..bu günün imkansızı ya da yanlışı gelecekte %lik dilimini yükselttiği anda doğru ya da olası olabiliyor sanırım..yine sanmakla beraber,her şey mümkün..sanırım : )
__________________
ukala ukalayı görünce cümlesini yumuşatırmış..
persephone isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 04-01-2009, 16:50   #7
 
karkanya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09 2008
Mesajlar: 182
Karma gücü: 14 karkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud ofkarkanya has much to be proud of


hiç okumadığım hatta bilmediğim bi yazar paylaşım için teşekkürler her ikinize de ...
rasko abi varmı elinde kitabı bana ödünç verebileceğin
__________________
Gidiyorum kırık hayallerimi alıp
Nereye bilemeden
Neyi takip etmem gerektini unutarak
Yaralı kanatlarımı topluyorum kanlı ellerime ve gidiyorum
karkanya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 06-01-2009, 00:07   #8
 
raskolnikov - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 2.057
Karma gücü: 156 raskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond reputeraskolnikov has a reputation beyond repute




yok kardeş elimde kitabı yokta bulurum getiririm sana...
merak etme sen...
__________________
"Dünyaya hiçbir söz vermedim.
Terbiye borcum da yok, biliyorsun.
Benden diledikleri gibi nefret edebilirler,
benim de yaptığım gibi..."
U.
raskolnikov isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Cevapla

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:00 .


Gnoxis.com ©2000 - 2009
Powered by vBulletin Version 3.7.4
Ad Management by RedTyger

***NoRa iS WaTcHinG YoU***



*** Gnoxis.com ***

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102