JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > Kültür - Sanat > Edebiyat > Yazarlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 09-04-2008, 13:59   #1
-YASAKLI-
 
birunsatan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.174
Karma gücü: 0 birunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond reputebirunsatan has a reputation beyond repute
İhsan Oktay Anar Kitaplığı...







Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta
usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı
olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana
direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden
tuttuğu İsrâfil?le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun
dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, ?Yisa,
sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre
aman! Laşka! Laşka!? diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve
fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7
saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak
istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir
türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp ?Gel yâ
mübarek!? diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten
vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için
midir, İsrâfil?in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli
siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye
tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhî düzenin bozulması demek
olduğunu hiç kimse bilmeyecekti.



Çok uzak zamanlarda değil, günümüzün otuz, bilemediniz elli yıl öncesinde, üstelik hep “ülkemizde” geçiyor Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri. Ancak... Sanki o zamanlardan ve o mekânlardan değil de, başka zaman ve mekânlardan, hatta başka dillerden aşina olduğumuz hikâyeler... Yani, Puslu Kıtalar Atlası’nı ve Kitab-ül Hiyel’i okumuş olanların tahmin edebilecekleri gibi, üzerine söz söylemesi zor, “içine dalması” keyif verici kitaplardan: Estetik’le oyun’un, mizah’la felsefe’nin bir edebî buluşması...



Puslu Kıtalar Atlası’yla birçok okuru şaşırtan ve sevindiren İhsan Oktay Anar’ın ikinci romanı Kitab-ül Hiyel, “eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri”ni anlatıyor. Yafes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Bey’den Angilidis Efendi’ye, Samur ve Yağmur Çelebiler’den Uzun İhsan Efendi’ye bir sürü mucit, hiyelkar, aktarıcı, “rivayet edici”, mağdur, sarhoş, meyhaneci, kahveci... Okuyanın okumayanlara kolay anlatamayacağı ama insanın birileriyle paylaşmak isteyeceği romanlardan, Kitab-ül Hiyel.



Bir “ilk kitap”, Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar... “Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman. Hulki Aktunç’un önsözüyle...

Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... 'Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öylese varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor.

Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.'Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapandı. az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: 'Dünya bir düştür. Evet, dünya..Ah! Evet, dünya bir masaldır



Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin “nefesini üfleyen” ve ona “can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü... Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri... Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır. Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi. Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de “suskunlar”dan biri olacaksınız…
--------------------
mükemmel bir yazar ve dili kullanımı açısından son dönemlerin en önemli kazanımı...

Konu birunsatan tarafından (09-04-2008 Saat 13:59 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 09-04-2008, 14:17   #2
 
serenadaschizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.579
Karma gücü: 158 serenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond repute




Efrasiyab'ın Hikayeleri bana konu itibariyle Ingmar Bergman' ın Yedinci Mühür filmini hatırlatmıştır hep.

Ve kitaptan bir pasaj ;

Sen yakasina yapıştıgın her insanı korkak mı sanıyorsun ? Yoksa ölümsüz oldugun icin korkusuzlugun sana mı mahsus oldugunu düsünüyorsun ? Benim dunyada tattıgım en buyuk lezzet, hayat degil, insanlık ! Her zaman oldugu gibi, şimdi de yaşıyor olmaının degil, insan olmanin zevkini cıkariyorum . Anlattıgım her hikaye icin bana bir saat sure verdigin icin sana muteşekkirim . fakat şunu iyi bil : ben bu sureyi yaşamak yerine, hikaye anlatmak icin kullaniyorum ."
__________________



Bütün yalnızlıklarınızın ilenci

Korusun çoğulluklarınızı
Cinnet koyun erdemin adını
Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın
Hepiniz mezarısınız kendinizin...

serenadaschizophrana isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Cevapla

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:25 .


Gnoxis.com ©2000 - 2008
Powered by vBulletin Version 3.7.2
Ad Management by RedTyger

***NoRa iS WaTcHinG YoU***



*** Gnoxis.com ***

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102