JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > Kültür - Sanat > Edebiyat > Yazarlar

Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 26-10-2007, 20:35   #1
 
Kinyas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06 2007
Mesajlar: 2.149
Karma gücü: 78 Kinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond repute
Tevfik FİKRET






[img]http://www.**********/imaj/mentor/tfikret2412h.jpg[/img]


Tevfik Fikret (1867-1915)


Tevfik Fikret, 24 Aralik 1867'de Istanbul'da Aksaray'in Kadirga semtinde dogdu. Baba tarafi Cankirili, annesi ise musluman olmus Sakizli bir Rumun kizi idi. Fikret, 12 yasindayken, annesi ile dayisi hactan donerken koleradan oldu. Boylece oksuz kalan Fikret'i bu olay haliyle cok sarsmis, kiz kardesi ile kendisine bundan sonra yengesi ile anneannesi bakmistir.
Fikret, 1888'de Galatasaray Lisesi'ni birincilikle bitirdi. Uslu, duygulu, caliskan bir ogrenciydi. Hocalari arasinda Muallim Naci, Recaizade Ekrem gibi gunun seckin ogretmenleri vardi. Siire lise ogrencilik yillarinda baslamis ve ilk siirini 1883'te yayimlamistir.

Liseden mezun olduktan sonra once Hariciye Nezareti (Disisleri Bakanligi), az sonra da Maarif Mektubi Kalemi'nde calismaya basladi. Is hafifti. gecikmis ayliklarini da geri cevirerek ayrildi. Bir akrabasinin yardimiyla Sadaret Mektubi Kalemi'nde dusuk bir ucretle kisa bir sure calisti. 1889 Agustos'una gelindiginde dorduncu isine istisare odasi'nda muavin olarak basliyor, ayrica Yuksek Ticaret okulu'nda Fransizca ve Turkce dersleri veriyordu. Ertesi yil, 22 yasinda, kuzeni, kiz ogretmen okulu ogrencisi, 14 yasindaki Nazime hanimla evlenip dayisinin evine icguveyi girdi.

Bu sirada, cesitli siir yarismalarinda birincilikler kazaniyordu. 1894'te, Malumat gazetesinin kuruculari arasinda yer aldi. Ayni yil isinden ayrilip, Galatasaray Lisesi'nde (Mekteb-i Sultani) Turkce ogretmenligine basladi. Ancak, butce kisintisindan oturu maaslar kesintiye ugrayinca 1895'te ayrildi. Ayni yil Haluk dogdu. Bir yil sonra Robert Kolej'de Turkce ogretmenligine atandi. Bu siralarda yazdigi siirlerde ask, ev, doga temalarini islemistir.

1896'ta, hocasi Recaizade Ekrem onu Servet-i Funun dergisinin sahibi Ahmet Ihsan ile tanistirir. Fikret, derginin tahrir ve tashih islerine bakmaya baslar. Ise dort elle sarilir, dergiyi duzenlemeye koyulur. Sanatta hem icerik hem bicimde bir atilim yapip batililasmayi ilke edinen Servet-i Funun toplulugunun hareketine Edebiyat-i cedide adi verilmistir. Bu ekolde, Fikret'in yanisira Halit Ziya, Senap Sahabettin, Ismail Safa, Mehmet Rauf, Samipasazade Sezai, Huseyin Cahit, Ahmet Suayip, Huseyin Siyret gibi adlar bulunuyordu. gecen yuzyilin son 4 yilinda, Fikret'in siirlerinde toplumsal boyutun arttigi, karamsarligin uste ciktigi gozlenir. 1897 Osmanli-Yunan savasi sirasinda yurt ve ulus sevgisini dile getiren siirler yazar. Ayni zamanda, Abdulhamit'in baskisi ile sansur ve jurnalcilik artar. Ozgurluk ve adalet ozlemi ile ilgili siirler yazarken 1898'de birkac gun icin goz altina alinir. Bundan sonra surekli izlenecektir.

1900 yilinda ilk kitabi, Rubab-i sikeste (Kirik Saz) yayimlanir. Ancak, ertesi yil Ahmet ihsan ile bozusup dergiden ayrilir. Bir sure sonra, bir cevirisi yuzunden Servet-i Funun kapatilir.

1902'de kiz kardesini, 1905'te babasini yitirir. Ayni yil, babasinin Aksaray'daki konugunu satarak Rumelihisar'inda, planlarini kendi yaptigi ve olunceye dek oturacagi, `Asiyan'ina (yuva) yerlesir.

24 Temmuz 1908'de Mesrutiyet'in ilan edilmesini coskuyla karsilar, Rucu ile Dogan gunese adli siirlerini yazar. Ayni yil, arkadaslariyla Tanin gazetesini cikarir ve eski Servet-i Fununcularla beraber calismaya baslar. Bu uzun surmez cunku gazete, programindan sapip, vaadettikleri hak ve ozgurlukleri kismaya yonelen ittihat ve Terakki Firkasi'nin organi durumuna gelir. Fikret dus kirikligina ugrar ve kendisine Maarif Nazirligi (Milli Egitim Bakanligi) onerilmesine ragmen ayrilir.

1909'da Galatasaray Lisesi'nin muduru olur. Ancak, yeni Nazirin bazi yetkilerine karisma girisimi Fikret'in bu isinden istifa etmesine ve okuldan tamamen ayrilmasina yol acar. Bir sure ogretmen okulu'nda da edebiyat okuttuktan sonra sadece Robert Kolej'de calismaya baslar. 1911'de, genclere seslendigi Haluk'un Defteri yayimlanir. Bu siralarda siirlerinde insancilliga yoneldigi gozlenir.

1914'te sagligi bozulur. Balkan ve Trablusgarp savaslarindan yorgun cikan osmanlilarin Almanlarin yaninda savasa girmesi hosuna gitmez. Ittihatcilar ile arasi yillar gectikce iyice acilir. Mehmet Akif, 1912'de Suleymaniye Kursusu adli siirinde Fikret'i protestanlara zangocluk etmekle suclar. Bu bir bakima, Fikret'in iki ay kadar once yazdigi Han-i Yagma adli hicvine karsiliktir. Bu arada, 1914'te cocuklara seslendigi sermin adli kitabi yayimlanir.

Gencliginde vereme yakalanmis olan Fikret'in bu kez bobrekleri bozulmustu. Arada bir bayilmaya, sayiklamaya basladi. Olumunu sezdiginde sunlari yazdi:

Artik hayat icin yetisir bunca infial
Dinlenmek isterim ki taab-dar-i mihnetim.
Artik tehi vucut, tehi dil, tehi hayal,
Dunyada simdi ben dahi bir fazla sikletim.


19 Agustos 1915'te olur ve Eyup'te aile mezarligina gomulur. Vasiyetine uyulup Asiyan'a tasinmasi icin 1961'deki dogum yildonumunu beklemek gerekecektir.

Yukarida bahsedilen kitaplarina girmemis siirleri (Rubabin cevabi, Tarih-i Kadim, Doksan Bese Dogru ve digerleri) Cevdet Kudret tarafindan derlenip 1952'de yayimlandi.

Haldun Haznedar (1994)


Şiirlerinden ;


Bana Kimsin Diye Sorma Meleğim

Bana kimsin diye sorma meleğim
Pek güzel dinle de izah edeyim
Nam-ı naçizime `Fikret' derler
Şi're de nisbetimi söylerler
Kaldığım varsa da gah ekmeksiz
Kalmadım şimdiye dek mesleksiz
Nur bekler gibi nısf-ı şebde
Bekledim on iki yıl mektebde
Sonra çıktım ne için bilmeyerek
Bu da bir cilve-i baht olsa gerek
Bab-ı Ali'ye müdavimlendim
Ehl-i namus diye mimlendim
Şimdi bir hayli eser sahibiyim
`Ahmed Ihsan'da musahhih gibiyim
Saye-i lutf-i cihan-banide
Hocayım Mekteb-i Sultani'de...


Sabah Olursa

Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Haluk,
Eğer bu memleketin sislenen alın yazısı
Dirençli, dinç bir elin güçlü, canlılık verici
Dokunmasındaki titremle silkinip, şu donuk,
Şu paslanan yüzü halkın biraz gülerse... -- O gün
Ben ölmemiş bile olsam, hayata pek ölgün,
Pek az ilişkim olur kuşkusuz; -- o gün benden
Ümidi kes; beni kötrüm ve boş muhitimde
Bütün acımla unut; çünkü kör, topal, tükenik
Bakışlarım seni geçmişte görmek ister; sen
Bütün etin, kemiğin, kimliğinle yarısın:
Ve şarkılar gibi hep hep kulaklarımda sesin...

Evet, sabah olacaktır, sabah oursa, geceler
Geçer, kıyamete dek sürmez; en sonunda bu gök
Bu mavi gök size bir gün acır; usanma sakın.
Hayata neş'e güneştir, usanç içinde kişi
Çürür bizim gibi... Siz, ey yarın uzaylıların
Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!
Tükenmez özlemi vardır ufukların ışığa,
Işık, ışık... Bugünün işte ruhu, özlemi bu;
Silin bulutları, silkin o korku gölgesini,
Koşun ışıklar içinden o kutlu kurtuluşa.
Ümidimiz bu; ölürsek de biz, yaşar mutlak
Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak!


Sen Olmasan ..

Sen olmasan... Seni bir lahza görmesem yâhûd,
bilir misin ne olur?
Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücûd
bu leyl-i serd ile bir çare-i te'ennüs arar,
ve bulur;
fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
bu rûh-i mecrûhu? ..

Sen olmasan... Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
yaşar mıyım dersin?
Söner üfûlüne bir lahza kaa'il olsa hayâl;
soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar;
ne hazin
gelir hayât o zaman vücûda, hem rûha!
Yaşar mıyız seni kaybetsek âah ben, kalbim,
bu kalb-i muztaribim? ..

Sen olmasan... Bu samimi bir itiraf işte:
Sen olmasan yaşamam;
Seninle râbıtamız hoş bir iytilâf işte;
fakat bu râbıta haalî mi ruhu ezmekden? ..
Akşam
gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
Fena değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
bükaye değse hayât! ..




Atatürk ' ün Tevfik FİKRET ' in Şiirleri İle İlgili Görüşüne Dair ..


Tevfik Fikret'in yurtseverliğini tamamlayan insan sevgisi,akılcı,toplumcu,laik düşünce, Cumhuriyet Türkiyesini besleyen köklerdendir.Onun gösterdiği hedefler bilim,eğitim-öğretim,özgürlük,adalet,barış,kad ın hakları gibi alanları kapsar.

Cumhuriyet aydınlanmasını gerçekleştiren Atatürk, gençlik yıllarından beri Tevfik Fikret’in şiirlerini okumuş, onun savunduğu ilkeleri benimsemiştir.

Atatürk’ün şu sözleri, ozanla ilgili görüşlerini dile getirir:

“Ben devrim ruhunu ondan aldım.”

“O bizden çok ilerisini gören bir insandı...”

Tevfik Fikret’in şiiri, devrimci içeriğiyle Türkiye’nin bugünkü geleceğini hazırlamıştır. Gösterdiği hedefler bilim, eğitim-öğretim, özgürlük, adalet, barış, kadın hakları gibi alanları kapsar. Bunlar ise evrensel çağdaş uygarlığın temelleridir.
__________________

Kinyas isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 26-10-2007, 21:38   #2
-YASAKLI-
 
luciin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 2007
Nerden: Öte'li...
Mesajlar: 369
Karma gücü: 0 luciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant futureluciin has a brilliant future


Fikret-Akif atışmasını duymuşsunuzdur. Biri diğerini Molla Sirat'likle, diğeri de (Oğlu Haluk'un Hıristiyan olması yüzünden) zangoçlukla suçladı. Sonra bu kavgaya taraf olanlar büyüdü; yarısı Haluk'un nesli, diğer bir yarısı da ASIM'ın nesli saflarına geçtiler.

Bugün bu isimler değişti. Laik-antilaik diye isimlendirilliyor. Yarın, farklı bir ad alacak yine. Oysa ikisinin de kişiliğine bakıyorsunuz, şerefleri için zerre kadar eğilmeyen, adam gibi adamlar, Türk gibi Türkler. Belki yaşasalardı, topraklarında yaşıyan milletlerinin bugün, ayrı düştükleri hali görselerdi... Sanmam; insanları iki topluma bölüp karşı karşıya getirmek gibi bir amaçları yoktu ikisinin de... Belki de toplumu milli bir fikirde birleştirecek bir "Haluk Asım"ı anlatırlardı insanlara... Ama sadece belki...

Ellerine sağlık Silent Corpse. Çok güzel bir çalışma olmuş...

Konu luciin tarafından (26-10-2007 Saat 21:54 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Düzeltme :=)
luciin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 26-10-2007, 21:51   #3
 
Kinyas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06 2007
Mesajlar: 2.149
Karma gücü: 78 Kinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond reputeKinyas has a reputation beyond repute




Teşekkür ederim Luciin .. ..
__________________

Kinyas isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Cevapla

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:51 .


Gnoxis.com ©2000 - 2008
Powered by vBulletin Version 3.7.2
Ad Management by RedTyger

***NoRa iS WaTcHinG YoU***



*** Gnoxis.com ***

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102