14-08-2007, 17:44
|
#1 |
Üyelik tarihi: 11 2006 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.360
| Hüseyin Rahmi Gürpınar
Gerçekçi Türk romancısıdır (1864-1944). Osmanlı paşalarından Mehmet Sait Paşa'nın oğludur. Annesi küçük yaşta öldüğü için anneannesinin İstanbul'daki konağında eski geleneklere uygun bir hava içinde büyüdü. Mahalle okulunu ve Mahmudiye Rüştiyesi'ni (ortaokul) bitirdi. Özel olarak Fransızca öğrendi.
Öğrenimine bir süre daha devam ettiyse de sağlık nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kaldı. İkinci Meşrutiyet'e kadar çeşitli dairelerde memurluk yaptı. Ondan sonra ömrünün sonuna kadar yazarlıkla geçindi. Bu arada iki dönem de milletvekilliği yaptı (1936-1943). Son otuz yılı Heybeliada'daki köşkünde geçti. Burada tek başına bir bekâr hayatı yaşadı. Sanatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar ilk romanını 1888'de yayımladı ve ölünceye kadar yazdığı eserlerin sayısı 50'yi buldu. Bunun 37'si roman, bir kısmı hikâye, 4'ü tiyatro eseridir. Romancı, gençliğinde gerçekçi akımı benimsemiş ve edindiği ilkeleri bütün eserlerine uygulamıştır.
Hepsi aynı değerde olmayan eserlerinin ortak yönü toplumun bir aynası olmasıdır. Gürpınar, yenilikler, yeni yaşam koşulları ve kuralları yüzünden sarsılan Osmanlı toplum düzenini hem halk tabakaları içinde, hem Osmanlı konaklarında ele alıp işler.
Eserlerinin bir yönü de yoksul çevrelerin kadın yaşamını dile getirmesi, onların çilesini işlemesidir. İffet, Tesadüf, Nimetşinas, Sevda Peşinde v.b. buna örnektir.
Gürpınar'ın eserlerinin bir başka niteliği toplumsal bir yergi taşımasıdır. Bu yüzden bazen şiddetli tepkilerle de karşılaşmıştır. Eski İstanbul yaşamının geleneklerini yansıtan belge değerindeki eserlerinde ince bir mizah da göze çarpar. Roman tekniği yalınkat da olsa gözlemleri kuvvetli, canlandırdığı tipler renkli ve konuşmalar içtenliklidir. Eserlerinde halk deyimleri geniş yer tutar. Başlıca Eserleri
İllet, Mürebbiye, Tesadüf, Nimetşinas, Kuyruklu Yıldız Altında Bir izdivaç, Hazan Bülbülü, Hakka Sığındık, Billur Kalp, Utanmaz Adam Kuyruklu yıldızın altında bir izdivaç 1. KİTABIN KONUSU : KUYRUKLU BİR YILDIZIN DÜNYAYA ÇARPACAĞI HABERİ VE KADIN İLE ERKEK ARASINDA OLAN ÇATIŞMALAR VE DOĞAN BÜYÜK BİR AŞK ANLATILIYOR. 2. KiTABIN ÖZETİ : 1910 yılının Mayıs ayında Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağı söylentisi yayılır. Bu haber dünyada olduğu gibi İstanbul’da da bir panik yaratır. Kenar mahallelerdeki cahil kadınlar da bu işi kendi anlayışlarına göre yorumlarlar.Romanın kahramanı olan İrfan Galib’de bu mahallede oturmaktadır.Zengin bir ailenin oğlu olan İrfan ,batı ilimlerini tahsil etmiş ,geniş fikirli fakat tuhaflıkları olan bir gençtir. Yolda peçeli bir kadın görür.Onun çok güzel ve bilgili bir genç kız olduğunu hayal ederek peşine takılır.Bir çok tesadüften sonra ,bu güzelle ilgili hayaller kurar.Acemice bir konuşma girişiminden sonra kadın tarafından terslenir.Bu olay onu büyük bir kadın düşmanı yapar. Kadınların zayıflığı ile ilgili makaleler yazar.Kadınları korkutarak küçük düşürmek için Halley Kuyruklu Yıldızı ile ilgili konferanslar düzenlemeye karar verir. Anatomi ,astronomi,fizik karışımı tuhaf konferransına ,bir de kuyruklu yıldızın çarpmasıyla kopacak olan kıyameti tasvir eden korkunç rüya ekler.Bir süre sonra maceraperest bir kadından mektup alır.İrfan bu mektuba coşkun ve duygulu bir cevap yazdıktan sonra konferansının ikinci bölümünü hazırlar.Ev halkını ,mahalle esnafını kıyametin kopacağına inandırmıştır.Herkes birbirine itiraflarda bulunarak helalleşir.İkinci konferansta İrfan’ın kıyamet sahnesini tasvir ettiği sırada ,önceden hazırladığı küçük oyun sahnelenir.Etrafta patlayan çatpatlar ,fişekler ,yukarı katta devrilen masa ve dolaplar ,kadınları çılgına çevirir. Bu sırada tanımadığı hayranı ile mektuplaşması sürmektedir.Onun hakkında çok kötü şeyler öğrenmesine rağmen kadına evlenme teklif eder.Kadının bu evlilik için bir şartı vardır. Kuyruklu yıldızın çarpacağı ana kadar İrfan’a yüzünü göstermeyecektir. Halley’in görüneceği gün düğün yapılır.Evin damında dürbünle gökyüzünü araştıran gelinle güvey arasında bilimsel , felsefi ,uzun konuşmalar geçmektedir. Genç gelin ,evliliğinin ilk gününden aklını ,bilgisini kocasına ispat ederek, eşit şartlarda sürecek bir beraberliğin temelini atmıştır.Gelin hanım İrfan’dan kadınların öcünü almak için bir oyun yapmıştır ve bu oyunun sonunda İrfan’ın ona iyi bir koca olacağını anlamıştır. 3. KİTABIN ANAFİKRİ : İnsanların cahilliklerinden dolayı farklı yorumlanan bazı olaylar sonucunda ,kandınların ve erkeklerin eşit şartlarda muhakeme gücüne sahip olduklarını ve kurulan yeni bir yuva anlatılıyor.
.
__________________ Bırak! Yanacaksam eğer,
O kibriti ben yakarım;
Hiç değilse kendi yangınımda yanarım.
Ne yangınlarda yandım ben
Korkma buna da dayanırım. |
| |