Üyelik tarihi: 08 2008
Mesajlar: 42
Karma gücü: 1  | Dunya Tarihi Ve Kurucular( Gecmis Milyon Yillar)
DUNYA TARIHI VE KURUCULAR
Sal Rachele tarafindan alinmistir.
Mayis 2005
Bolum-3
Buyuk Deney basladigindan bu yana Dunyada 4 ana uygarlik kurulmustur. 1-PANGAEA 2-LEMURIA 3-ATLANTIS 4-Simdiki .. Ve bunlara ek olarak Gunes Sisteminizdeki iki olayin Dunyanizin tarihine derin etkisi oldu : A) MALDEKin imhasi cool.gif MARS yuzeyinin imhasi. Olaylari mumkun oldugunca basitlestirerek gececegiz ama bazilarini da ayrintilariyla anlatacagiz. Bunlarin arasinda LUSIFER ISYANI (biz buna ORION isgali deriz), ALFA DRAKON’larin (Surungenler) gelisi, SIRIUS hukumranligi (BABIL ve Babil oncesi) ve ZETA RETICULI (Gri’ler) sessiz isgali. Unutmamak gerekir ki pek cok ET (Uzayli gruplarin genel adi) grubu da ise karismistir : pek cok seviye ve boyuttan PLEIADES gruplari, VENUS’luler, ARKTURUS’lular, POLARIS’liler, ALFA CENTAURI’liler, ANTARES’liler. Bunlara sizlerin gelisiminizi gozleyen ALCYON KONSEYi ( BUYUK BEYAZ KARDESLIK), ISIK KONFEDERASYONU ve onun yan dallari ( ASHTAR, Gunes Hac) ve pek cok gezegenlerarasi rahiplik ( MELKIDEZEK, METATRON, ENOH ..)
PANGAEA ile baslayalim. Pan ulkesi, cesitli DNA iplerinin birbiriyle birlestirilmesi ve ve deneyin kendisi yonunden basarinin zirvesidir. Burasi cennetti veya din kitaplarinizda yazildigi sekliyle “Cennet Bahcesi”. 200 Milyon yil ila 20 Milyon yil once, Dunyanin cogu tropic ormanlarla kapliydi.
Insanimsi form bu surecin tam ortasinda, yaklasik 100 Milyon yil once ekildi. Dunyanin bazi kucuk bolgelerinde kalmis kucuk insanimsi gruplar bulunuyordu. Bu insanimsilar 7.boyut varliklari idi: Kanatlari ve gelismis telepatik yetenekleri vardi. Cennette yasadilar. Sevgi dolu, uyumlu varliklardi, her yerde bolca olan egzotik bitkiler ve havanlarla iletisim kurdular. Gidalarini gun isigindan ve ciltlerindeki gozenekleri vasitasiyla su’dan aliyorlardi. Kendilerinden baska hicbir seye ihtiyaclari yoktu. Bu sizing Cennet Bahcesi diye bildiginizin kabaca anlatimidir.
60 Milyon yil once, ARUNHATAK kuyrukluyildizi 10.500 yillik dongusu esnasinda Dunyaya cok yaklasti, ve Dinazorlarin olumune yol acti. Olusan soguma bitki ortusunun cogunu imha etti, ama Dunya onun hayranlik duyulacak yontemleriyle ayaga kalkmayi basardi ve baska bir donem basladi. Buz cagi surecinde bir kac yuz bin insanimsi sag kalabildi ve cogu cesitli PLEIADES’li gruplarca yapilmis karmasik ve guzel yeralti dunyasina cekildi. Ic Dunya efsanesi buradan kaynaklanir.
PAN’daki yasam formlarinin cogu egzotikti ve simdi yoklar. PEGASUS, CENTAUR ve bazi dinazor-surungen onculleri gibi. DRAGON’lar (*ejderha’lar*) uzerine olan halk bilgisinin iki kaynagi vardir: Pangae ve Drakon isgali. Ilk Dragonlar, dinazorlar ve bizim ve bazi ET gruplarinin genetic oynamalariyla evrimlesen surungen yaratiklardi. Daha sonar, Drakon’lular kendi surungen formlariyla Dunyaya indiler ve bunlarla ciftlesip egzotik Dragon formlari (*ejderha’lar*) yarattilar.
Pangea’nin dususu, sizin kutsal yazilarinizdaki Cennetten Dusustur. Bu “Tanrinin Ogullarinin” (7.Boyut Pleaiadesliler) Dunyada evrimlesmekte olan insanimsi formlara enkarne olup ilahi baglantilarini unuttuklarinda meydana geldi. 7. Boyut Pleaiadeslilerinden once bu insanimsilar, 2. ila 3. boyut seviyesinde bir bilince sahiplerdi. Maymunlar ile insanlar arasinda aciklanamayan donusumun sebebi, Pleiades enkarnasyonudur.
Enkarne olan Pleiadesli insanlar cesitli yaratiklarla ciftlestiler: yari insan yari at ve benzeri seyler dogdu. Periler Alemi bu ciftlesmenin sonuclarindan biridir. Insanimsi form alan 7. boyut ruh varliginin kanatlari vardi. Bunlar 4 ayakli yaratiklarla ciftlestiginde, doganlardan biri Pegasus (Kanatli at) idi. Insanimsi Pleiadeslilerin titresimi dustukce kanatlar kurudu, telepatik yetenekler azaldi. Gittikce dunya hayvanlarina benzediler.
Bu durum 10 milyon yil oncesine, Kozmik Siklusun sonuna kadar devam etti. Bu anda elektromanyetik kutuplar degisti, buyuk firtinalar ve seller meydana geldi. Bunu “Buyuk Tufan” olarak adlandiriyorsunuz. Dunyanin buyuk bolumu sular altinda kaldi.
Bolum-4
Dunyaniz ET’lerin dikkatini ceken tek gezegen degildi. 10 milyon yil once Dunya, Mars ve Maldek’te yasam vardi. ETler gunesinizin bu 4. ve 5. gezegenlerinde koloni kurdular.
Dunyadaki buyuk tufanda olenlerin cogu, Mars ve Maldekte yeniden enkarne oldular. Buralardaki medeniyet pek cok yildiz sistemine dayaniyordu ve Pleaiades kok irki da bu karisima katildi. Tahmin edeceginiz gibi bu gezegenlerdeki varlilar titresim seviyelerini 4. boyut seviyesine dusurmuslerdi. 4. boyut dunyasina dogan ruhlar, 7. boyut ile ayni sevgiyi burada bulamadilar. Bu dis gezegenler, garip dusunce formlari ve dusunce yaratimlarinin ambariydilar, ve bu sbeple zengin ve cesitli Astral Alem olustu : dusunce yaratimlari, imajinasyon ve ruya hali.
Bu donemde Galaksinin her yanindan varliklar Dunya deneyine ve komsu gezegenlerle ilgilendiler. 40 milyon yil once Draco yildiz sisteminden bir grup varlik Dunyaya bir kesif gemisi gondermisti, buyuk tufandan iki yil once bir tane daha. Toplu olarak Dunyaya yerlesmemelerine ragmen Dracon Konseyine duzenli raporlar yolladilar ve Dunya, Mars ve Maldek kesif ve olasi fetih icin haritada yerini aldi.
Orion sisteminden baska bir grup da Dunyadaki yavru ruhlara ve onlarin Mars ve Maldekteki yurttaslari ile ilgilendiler. Biz, 7. ve 12. boyutlardan Dunya Deneyini yakindan gozlemekteydik. Bu nedenle Orion ve Dracon medeniyetleri Dunyaya saglam bir sekilde yerlesemediler –en azindan o zaman. Bu bizim laboratuarimiza girip, deneyi devr aldiklarini ilan etmek gibi bir sey olurdu: Dunya cevresinde koruyucu titresimimiz vardi, bu durum gerceklesmedi. Ancak Mars ve Maldek bizim bolgemiz degildi ve ayni koruma oralara konulmadi. Bu gezegenler butun gruplar icin bedeva gibiydi. Ve onlar once kucuk gruplar halinde geldiler. Ciftlesme olmaya basladigindan, Orion ve Draco’dan ruhlar enkarne oldular. Drakon surungen formu Mars ve Maldek dogasina adapte olmakta zorlaninca, enkarne olmayi tercih etti. Orion ve Draco sistemlerinde bilincin her seviyesinden varlik bulunur ama Mars ve Maldeke gelen hem Dracon’lar hem de Orion’lular saldirgan, savasci varliklardi. Gunes sistemine gelis amaclari fetih ve dogal kaynaklari somurmekti. Aslinda onlar guc ve prestij verecek herseyi istiyorlardi. Bu varliklar uzun zaman once Kaynak ile olan baglantilarini unutmuslardi ve tam ve butun olmak icin onu baskalarindan almayi istiyorlardi.
Marsin Dunyaya yakinligi ve bizim gozetimimiz nedeniyle Mars’a toplu olarak yerlesmeyi tercih etmediler. Maldek uygundu. Zamanla kitleler halinde geldiler ve Maldekte milyonlarca oldular. Buyuk sehirler yaptilar, kaleleri ve gozetleme kuleleri olan..
Bir noktada Maldek halki Notron teknolojisini kesfetti ve bomba yapmaya basladilar. O zamanlar bu bombalarin sonuclarindan koruyacak teknolojiye sahip degildik. Maldek yeni bir medeniyet oldugu halde, cesitli savasci gruplarla evrimlesti. Bu savas ruhu cok sayida ET grubunu cekti ama mudehale antlasmasi ve ozgur irade kanunundan oturu cok az sey yapilabildi.
3.200.000 kadar yil once surtusme artti ve notron bombalari yerlestirildi. Savasan iki grubun birbirine karsi SINIRLI derecede nukleer silah kullanacagi saniliyordu. O zamanki varliklarin DNA’lari Orion ve Dracon karisimi idi: saldirgan genleri vardi. Her iki grup da digerine hukmetmek istiyordu ve silahlanma inanilmaz artti. Ilk catismada birkac bin insanimsi can verdi. En cok zarar goren taraf tekrar ayaga kalkti ve daha buyuk kuvvet kullandi. Tesadufen de olsa, cok guclu ozel bir notron bombasi kesfedildi. Bilim adamlari bile bu bombanin yikici kapasitesini hesaplayamadi. Bu bomba dusman topragindaki yeraltinda gizli bir askeri ussu hedefledi. Ancak uste 200 bomba sakliydi. Ozel notron bombasi, bunlarin arasina daldi ve inanilmaz bir patlama meydana geldi. Maldek binlerce parcaya ayrildi, asteroid kusagi olustu.
10 milyon varlik can verdi, bunlar sonra Mars’ta yeniden enkarne oldular. Biz ve ilgili baska gruplar dehsete dustuk ve daha etkili bir mudehale icin Tanri’ya (*Godhead kelimesi kullaniliyor.. God, tanri ve Head: bas demektir*) basvurduk. Patlama Mars ve Dunyanin yorungesini degistirdi, Jupiter ve Saturnun eterik temellerini tahrip etti. Olusan elektromanyetik dalga, gunes sisteminden disari akti, butun Galaksinin dikkatini cekti. Buyuk Beyaz Kardesligin evinde, Alcyone Sisteminde bir Konsey toplandi ve o gunden sonra Galaksinin hicbir yerinde Gezegensel bir yikima izin verilmemesi karari alindi.
Bolum-5
Bazilariniz Orion ve Dracon lulari soruyor. Ayrintiya girmeyecegiz ama, bizim orjinal DNA deneyimiz cope atildi. Baska teknisyenler ve isgalciler laboratuarimiza girdiler, cihazlarimizi parcalayip orneklerimizi caldilar ve kendi laboratuarlarinda kendi deneylerine basladilar.
Maldekin yok olmasi esnasinda 10 milyondan fazla varlik, bedenlerini kaybetti. Bunlarin cogu Mars’ta yeniden enkarne oldu. O zamanlar Mars’taki bu varliklar, Orion ve Alfa Dracon sistemleriyle birlikte bizim de deney’imizin urunuyduler. Bu gruplar sizing evrim spiralinizde kendi izlerini biraktilar ama asla DNA kopyanizi ciddi derecede degistiremediler.
Maldekten gelen ruhlar, herzaman oldugu gibi, Pleiades, Orion ve Dracon’lu Marslilarin ciftlesmesi sonucunda dogabildiler. Marstaki canli sayisi giderek artti, 100 milyona kadar ulasti. Su an icin Ruh’un bolunmesi isleminin ayrintilarina girmeyecegiz ama Maldekteki 10 milyon ruh, birkac bin yil icinde Mars nufusunun % 50sine yayilmisti. Nufus arttikca kirilgan durum artti: bu kadar fazla nufusu Mars tasiyamiyordu.
Mars medeniyeti buyudukce, ozellikle bir anda bedenlerini kaybeden ve savastan ders almadan enkarne olan Maldek’liler ve azalan SU kaynaklarina sahip olma nedenleriyle cesitli gruplar arasindaki gecimsizlik artti. Silahlanma basladi.
Agir metaller (Uranyum, Plutonyum gibi) kullanilarak kirli atom bombalari gelistirildi ve savasta kullanildi. ISIK KARDESLIGI (sonra Gezegenler Konfederasyonu adini aldi) cok sayida varligi uyardi ve yer altina aldi. Maldek deneyimi tekrarlanasin diye Kardeslik, pekcok silahi ve bombayi etkisiz hale getirdi. Ancak Marslilar zaten incelmis olan atmoferi deldiler ve ekolojik denge alt-ust oldu. Bazilari yer altina indiler. Yeni bir duzene kadar, yer altinda uygarliklarini insa etmeye devam ettiler. 100 milyon kisiden 10 milyonu sag kaldi ve yer altina girdi. Su anda bile yer altinda sehirleri vardir ama 4.boyutta evrimlestiklerinden size gorulmezler.
90 milyon ruh ise Dunyaya goc etti ve Drakonlar, Orionlar, Pleiadesliler ve Pan’in yikilmasindan beri organize olan pekcok grubun icine karistilar.
Bolum-6
Bu dokumanda verilen bilgiler, Gezegeninizi cok uzun zamandir control eden belli gucler ve tesirlerin sakladigi bilgilerdir. Mumkun olan en acik ve en dogru sekilde bunlai aciklamak niyetindeyiz. Burada yer alan bilgileri gecmiste %100 dogrulukla veren birini tanimiyoruz. Bunun sebebi Akasik kayitlardan bilgiyi alip cikarmanin zorlugudur.
Kainatta isteyen herkes istedigi bilgiye ulasmasina ragmen, sadece Rigel Konseyi ve Drakon Konseyinin etkileyemedigi varliklar Gezegeninizin eterigine yerlestirilen karistirici sistemi asabiliyorlardi. Bazi kanal bilgilerinde bu system, Frekans engeli olarak da anilmaktadir. Son zamanlara kadar bu eterik karistirici Alana mudehale iznimiz yoktu. Sadece 1950 yilindan sonra, gezegen kurenizden eterik karistirici alanini kaldirma isi Ilahi Mudehaleye verildi. Daha sonra her bir perdenin konulma sebeplerinden ve perdelerin seviyelerinden bahsedebiliriz. Ornegin bazi perdeler, 7. boyut varliklari 3.boyut deneyimini yasayabilsinler diye titresimlerini dusurmeleri icin dogal bir sekilde yerlestirilmistir. Bazilari KARANLIK GUCLER, ozgur iradeye daha fazla mudehale etmesinler, daha da guc kazanmasinlar diye ilgili bazi gruplarca konulmustur. Ancak bazi perdeler ise karanlik gucler tarafindan, yukselen ruhlar yeterince guclenerek Dunyadaki Orion, Drako ve Sirius etkisine son vermesin diye konulmustur.
Dunyadaki hicbir varlik butun bilgiyi basarili bir sekilde cekip cikarmadigi icin, Biz de bu kanalin bilginin tamamini cikaramayabilecegi hususunda tedbirliyiz. Sal Rachel eve Kurucular, buradaki bilgilerin tam dogrulugu konusunda bir garanti vermez. Herhangi bir kanal bilgisi okudugunuzda veya %100 dogru oldugunu iddia eden kanallari titizlikle arastirmanizi tavsiye ederiz.
Lusifer isyani dini yazilarinizda uzun olarak yer alir. ANDROMEDA KONSEYI tarafindan verildigini bildigimiz ve sonradan bir hayli carpitilan URANTIA kitabinda da bu konu islenir. Andromedali varliklar MO 10 milyon ile Isaya kadar olan zamani aktarmaya calismislardir ama bu donem cevresindeki bazi eterik perdeleri delememislerdir. Bu sebeple bu doneme iliskin bilgiyi ikinci elden, Dunya deneyine katilan gruplardan olan Betelguese Konseyi, Sirius-A ve Sirius-B li bazi varliklardan almislardir.
Cok sayida basmelek ve yukselmis ustat bu doneme ilisin dogru bilgiye sahiptir, ama mudahil olmama ve ozgur irade yasalari geregi bilgi aciklanmamaktadir. Bizim grubumuz, Kurucular, ile bazi yuksek boyut varliklarinin enerji aktarimi ise perdelerin hepsini delmeye yeterlidir. Perdeleri aralayabilmek icin yildiz kapilari ve portallere iliskin birtakim DNA kodlarina ve imgelemelere sahip olmak gerekir.
Gezegende kurulan antik mistism okullari spiritual yol ile beraber yildiz kapilari ve portallere ulasabilmeyi amaclamistir. MASON kardesligi, Beyaz Gul Duzeni, Mor Gul Duzeni, Rosy Cross gibi gizli veya acik orgutler de uyelerine inisiasyon ve rituellerle bu kapilar ve portallerin bilgisini vererek, konulan perdeleri delmelerini saglamaya calismistir. Baslangic zamanlarinda cok sayida kisi bu bilgilere ulasti. Ancak bunlarin cogu temiz bir kalp ve zihine sahip olabilecek derecede evrimlesemislerdi ve verilen bilgiyi yanlis kullandilar. DNA kodlarini cesitli negatif kutuplu ET gruplarina verdiler ve Dunyanin astral ve eteriginde tahribat yaptilar. Bu varliklar toplu enkarnasyon veya direct enerji aktarimi yoluyla kendi DNAlarini evrim yapan dunyalilarla birlestirdiler, bu mistik orgutlerin asil amacinina aykiriydi. Negatif kutuplu ETler yukarida gecen butun gizem okullarina SIZDILAR ve sonunda bu orgutlerin tepesindekiler, guc ve ego tabanli baskalarini kontrol istegi tarafindan kontrol edilir hale geldiler.
Ego tabanli guc ve control HIRSI, bu orgutlerde tek adamliga ve spiritual gurura yol acti. Yukselinen her basamak, orgutun isleyisi uzerinde daha fazla sorumluluk getiriyordu. EGO is basinda oldugunda bu cok tehlikelidir. Cok sayida dunya lideri negative kutuplu ET lerin enrji alanlarina yakalandiklari halde hala Tanrinin islerini yaptiklarini inanmaktadir. Bilgilerin bu zamanda yayilmasinin bir sebebi de budur.
1950 yilina kadar savasan KARANLIK ve ISIK gruplari uzerinde hemen hic control yoktu. Nukleer teknolojinin bulunmasiyla Tanri, Ilahi Mudehale iznini, dunyali varliklarin cogunun ozgur iradesinin ihlal edilmis olmasi sartiyla verdi. 5. boyut farkindaligina ulasan bir varlik, bizlerin korumasi altindadir.
Eklemek gerekir ki kimse daha degerli veya degersiz degildir. Biz kimseyi kurtarmiyoruz. Sadece yildiz kapilarina ve portallere ulasmada, Lusifer isyaninin etkilerine karsi insanlara yardim ediyoruz..
Lemurya oncesi donem kabaca M.O 10 Milyon ile 1 milyon yil oncesidir. O zamanlar Dunya buyuk tufanin etkilerinden yavas yavas kurtuluyordu ve yasam formlari gelisiyordu. Maldekin imhasi ve Marsin tahrip edilmesinden sonra cok sayida ruh varligi Dunyaya gelip re-enkarne oldular. Dunya % 90i sularla kapli bir tropic orman gibiydi.
Benzer benzeri ceker: Maldek ve Marsli ruhlar Dunyaya enkarne oldukca, Dunyanin titresimi 5. boyut seviyesinin altina dustu ve komsu sistemler, dunyaya yakin yildiz kapilari ve portallere ulasabildiler. Orion ve Drakonlar zaten Dunyaya yerlesmislerdi ama titresim 5. boyutun altina dustugunde buyuk sayilarla gelme imkanlari oldu.
Bolum-7
M.O 1.5 Milyon yil sularinda, Dunya kainatin her tarafindan varliklari ceker olmustu. Bunlarin titresimi genellikle 4. boyut seviyesiydi ki bu, o titresim seviyesine ozgu astral ve eterik bozulmalara maruz kalabilecekleri anamina gelir. Genler artik pekcok irkin karisimiydi ama Orionlular yavas yavas baskin olmaya basladilar. RIGEL ve BETELGUESE arasindaki savas, cok sayida Orionluya hayati zorlastirmisti ve Dunya yeni bir yasam icin iyi bir baslangicti. Drakonlarin aksine, Orionlular reenkarnasyona ek olarak Dunya yuzeyine direkt inebiliyorlardi, dolayisiyla sayilari daha hizli artti. Drakonlarin surungen bedenleri Dunyanin atmosferindeki gazlara ve yercekimine kendilerini ayarlamada zorluk cekiyordu. Biz, Kurucular, olanlari kederle izliyorduk ama mudehale izni olmadigi icin, kontrolden cikmak uzere olan bir ornegi inceleyen laboratuar teknisyeni gibiydik.
7., 8. ve 9. boyutlardan olan bir grup Basmelek ve Yukselmis Ustat da Dunyayi izliyorlardi. Bunlardan bazilari, Basmelek MIKAIL gibi, sizlerce iyi biliniyor. LUSIFER adi verilen Yukselmis Varlik da izleyenlerdendi. Lusifer, Dunyali varliklara duygularini nasil kontrol edeceklerini ogreterek onlarin zeka kapasitelerini kullanip negatif-kutuplu gruplarin ayartmalarina kolayca kapilmamalari icin Plan yapti. Lusifer onderliginde bir grup varlik Dunyaya geldi, bir dizi gizem okulu kurdu ve duygu bedeni kontrol edip, bastirmak icin egitime basladi. Plan geri tepti, cunku ogrenciler duygularini bastirmayi ogrendikce, titresimleri 4. boyuttan 3. boyut seviyesine dusunceye degin, Ruhlari bolunuyordu. Benligin herhangi bir parcasini bastirmak, farkindalik ve guc kaybina yol acar. Erkeklerin duygularindan utanmalari, cinsel arzularin bastirilmasi, duygunun yanlis olarak nitelenmesi hep Lusifer felsefesi kaynaklidir.
Basmelek MIKAIL, olanlari group daha fazla beklemeden, titresimini gonullu olarak dusuren bir grup yukselmis varlikla beraber Dunyaya indi ve varliklarin titresimini tekrar ISIK seviyesine yukseltmek icin baska gizem okullari kurmaya basladi. Mikail ve ekibi inip yogun titresime maruz kaldiklarinda dualite oyununa yakalandilar ve diger grubu yenmek zorunda olduklari seytani gucler olarak gorduler. Bu sebeple melekler ISIK ve KARANLIK kavramlarini ortaya attilar. Mikail isik tarafini alirken, Rigel Konseyi ve Drakonlarin cogu karanlik kutupta yerini aldi.
Bu arada Lusifer ve ekibi, sakince, uzaktan masabasi stratejistleri gibi ilgiyle savasi izliyorlardi. Dualite dramindan oylesine buyulendi ki kimin ustun olacaginin merakiyla her iki tarafi da egitti. Unutulan faktor, sefkat idi. Lusifer savas alanindaki askerlere duygularini bastirarak aciya dayanmalarini ogretirken, Mikail, Karanlik Gucleri yenmek icin tutkulu ve guclu olmayi ogretti. Lusifer Mikailin yaptigini gorunce dikkatini Oriondan Mikailin kuvvetlerine cevirdi ve bunu Dunyanin eterik ve astral planlarinda yapilan buyuk bir savas izledi. CENNETLERDEKI SAVAS diye bildiginiz budur. Mikailin kuvvetleri karanligi yenmek icin tutkuluydular, Lusiferinkiler ise sakin, zeki ve kurnaz. Butun bunlarin icinde 3. bir guc, negative kutuplu Orionlar ve Drakonlular ise birbirleriyle savasa girmislerdi.
Cennetlerdeki savas 1000 yil surdu, kabaca M.O 500.000 de. M.O 1.000.000 ile M.O 500.000 arasi Dunya nufusu 200 milyondan yaklasik 1 Milyara artmisti. Lusifer Isyani esnasinda savas genellikle Gezegenin DISINDA, ust planlarinda oldugundan nufus cok fazla dusmedi. Yuzeydeki savas cogu zaman bolgeseldi ve geleneksel silahlarla yapildi.
1000 yil savastan sonra ateskes ilan edildi, Lusifer ve ekibi Dunyadaki hic kimseyi, karsiti icin kiskirtmamayi Kabul etti. Mikail, karanlik ile savasmanin faydasizligini anladi, ve guc kullanarak duygusal enerjinin bastirilmasinin engellenmesinin faydasizligini gordu. Ve alinan dersleri idrak etmek icin Goksel Alemlere geri cekildi.
M.O 500.000 ile 200.000 arasi Dunyadaki yasam yavas yavas evrimlesti, cok az varlik yeniden 4. boyut farkindaligini elde etti ve nasil isbirligi icinde yasanacagini ogrenmeye basladi. Bu sure icinde Galaksinin her yanindan Dunyaya akin devam etti, ama en buyuk grup Rigel ve Betelgueseli Orionlulardi. Lusifer isyani suresince Betelguese Konseyleri Mikail ve ISIK kuvvetlerinden yana olurken, Rigel Konseyleri ise Karanlik tarafi tuttular. Isyan sonrasinda da her iki Orion grubu DNA yapilarini korudu: Betelguese gruplari daha bariscil iken Rigel gruplari daha saldirgan ve hukmedici. M.O 200.000 civari, buyuk siklustan hemen once nufus 1.5 Milyar ile zirveye ulasmisti.
Lemuryanin ilk donemi M.O 200.000 civarinda basladi, 25.920 yillik buyuk sikluslardan birinden sonra. Bu siklus sonu, depremlerle Dunya nufusunun yarisini yok etmisti. Elektromanyetik degisim bazi karalarin parcalanmasina yol acti ve buyuk bir kara parcasi uygarligin gelisimi icin uygun bir yer haline geldi. Buraya cekilen ruhlar, Pleiades, Sirius ve Oriondan gelen daha bariscil ruhlardi. Bu ada Avustralya kitasi buyuklugunde ve ondan biraz kuzeyde idi. Tarihcilerin anlamadigi, Lemuryanin ilk doneminde uygarligin diger kitalarda da devam ettigidir, titresimin duzeyi Lemuryada oldugu kadar ince olmasa da. Bu ilk Lemurya uygarligi daha sonra MU kitasi adini aldi. En cok 500 milyon kisiye ev sahipligi yapti.
3 buyuk siklustan sonra, Lemurya haric butun kitalaar batti, oteki kitalarda beden terki yapan ruhlar, Lemuryaya enkarne oldular. Ve kitanin nufusu patladi. Bu ikinci Lemurya donemi M.O 122.000 ile 100.000 arasidir. Bu donemde tekrar 1 Milyar nufus oldular. Bu insanlar, kiyilardaki buyuk sehirlerde yasayan, ritim ve muzikten hoslanan, kabile dogali, teknolojik olmayan varliklardi.
M.O 100.000de Annanhutak kuyrukluyildizi Dunyaya yaklasti ve atmosfer dramatic sekilde sogudu. Sicak, tropic iklime aliskin Lemuryalilarin cogu, sicaklik birkac saat icinde 50 F dusunce dondu. Denize kosanlar boguldu, cok azi deniz alti sehirleri insa etmeye calisti ama cogu basarisiz oldu. Cok az kisi sag kaldi ve onlar da simdiki Guney Amerika, Avustralya, Hawai ve Filipinlere goctu.
Dunyadan gizlenen, Kuyruklu yildizin yakin gecisinin arkasinda Alfa Drakonlarin bulundugudur. Uzayda yaptiklari bir dizi nukleer patlama ile bilerek Kuyrukluyildizin yolunu degistirip Dunyaya cevirdiler, buradaki medeniyeti yok etmek icin. Plan, Dunyadaki yasami supurmek ve daha sonra oraya inip, kendilerinin oldugunu iddia etmekti.
Bu anlamda kismen basarili oldular ama kendi dogal bedenleriyle Dunyaya inmek, varolan milyonlarca bedene enkarne olmaktan cok daha zordu. Onlarin surungen bedenleriyle uygunsuz yercekimi ve atmosferdeki gaz karisimi nedeniyle sag kalmakta oldukca zorlandiklarini soylemek yeterli. Adapte oldukca Dogal bedenleri mutasyona ugradi, cusseleri buyudu, ama sayica hep az kaldilar. Bu donem, Dunyada Dragonlarin (*ejderhalar*) goruldugu efsanelerin dayandigi donemdir.
Drakonlar uzay gemilerinde uzun yillar kalip cesitli DNA calismalari yaptilar ve Insan-Drako melez DNAsi gelistirdiler. SIR, surungen DNAsini beynin, beyincik kismina enjekte etmekteydi: butun system cabucak mutasyona ugruyordu. Insan beyninin bu kismi hala surungen beyin olarak tanimlanir. Bu kisim saldirgan ve rekabetci davranis ozellilerine sahiptir ve organizmayi korumak icin savas veya kac sendromu konulmus olsa da, bu ozellikler, Orion DNAsi ile birlestirildiginde butun bedene hakim oldu.
Bugun insan DNAsinin %80i Orion veya daha dogrusu Orion-Drakon melezi kaynaklidir. Insan dogasi diye nitelenen sey, Drakonlarin DNA manipulasyonu ve sonrasindaki Orion enkarnasyonlarinin sonucudur. Daha once soyledigimiz gibi, bizim orjinal DNA kopyasi insanda %20 daha asagiya dusmustur.
Lemuryanin batisindan sonra sag kalan Drakonlarin orani dusuk oldugundan, gercek surungen DNAsina sahip insan yuzdesi de dusuk kalmistir. M.O 100.000 ile Atlantis oncesi arasinda Dunyada yapilan yerleskelerin cogu Orionlu Betelguese Konseyleri ile Rigel Konseyleri tarafindan yapilmistir.
NOT: 100.000 yil once, Orion sektorundeki uzun savaslarin bitisinden sonra Dunyaya goc eden cok sayida grup, su ana deign savasci zihin yapisina takili kaldi. Bu durum cevrenize baktiginizda atesli milliyetcilikte, acik dusmanliklarda, barbarca geleneklerde gorulur.
BOLUM-8
Bu noktada Lemuryadan Atlantise gecis sirasinda Dunyanizin ustune ve uzerine yerlestirilen frekans bozma perdeleri ve duzeylerini anlatmak onemli. Hem Alfa Drakonlar, hem de Orionlular bu donemde yorungede gezen uzay gemilerine sahiptiler. Cogunlugu 4. boyuttaydi. Her iki grup da teknoloji ticaretine dayanan, dusmanligi kiyida tutan gevsek bir ittifak halindeydi.
Gelistirdikleri bir teknoloji, Dunyanin Eterik Alanlarini tahrip etme gucune sahip yuksek siddette elektromanyetik ISINDI. Dusmanlarinin Dunyaya gelmesini engellemek icin, bu teknolojiyi kullanarak bir guc alani yarattilar. Bu alan sadece ET gruplarinin gelisini engellemedi, ama ayni zamanda Dunyayi cevreleyen AKASIK alanda bozulma yaratti. Akasanin ana kutuphanesi uzay-zamanda bir yere sahip olmasa da Dunyanin atmosferinin uzerindeki bu bolge Akasaya bir portal teskil ediyordu. Bu zamanda bilgi almanin guc olma sebeplerinden birisi budur.
Baska bir onemli factor, Lemuryanin batisindan sonra uygulanan KARANTINA durumudur. Insanlarin titresimi cok ciddi dustugu icin, artik Dunya bariscil, sevgi dolu gruplarin yerlesebilecegi guvenli bir yer degildi. Orionlarin ve Drakonlarin komsu dunyalarin astral ve eterik medeniyetlerini ayartmalarini onlemek icin, 7. boyut Pleiadeslileri bir Guc Alani yerlestirdi. Boylece Dunya isi, Dunyada kalacakti. Bu perde 1987 yilina, Uyumlu Donusume (Harmonic Convergence’a) kadar kaldirilmadi.
Lemuryanin batisindan sonra, Drakonlar Dunyaya indi ve cogalmaya calisti ama surungen bedenleri yuzunden cok zorlandilar. Bu sefer enkarne olmak icin simdiki Atlantik okyanusunda istikrarli bir kara parcasina gecen Lemuryalilari kullandilar. Ayni anda, karantinaya ragmen bir grup Pleiadesli Dunyaya yerlesme firsati yakaladi. Rigel Konseyi ve Orionlu Betelgueseliler de geldiler. Sag kalanlarin DNAlari agirlikli olarak Orion, ve biraz Sirius, Andromeda ve Drakon enerjileri idi. Yeni medeniyet olustukca, Pleiades, Orion ve Drakon DNAlari degismeye basladi ve yeni varliklar evrimlerinde daha zeki, daha bilimsel oldular. Boylece ATLANTIS in ilk donemi baslar. Bu insanlar hala surungen beynine ve ama beyin korteksinde ise yuksek Pleiades ozelliklerine ve anlayisina sahiptiler.
Simdikine benzer Teknolojik ilerlemeler yapan bir uygarlik gelisti. Drakonlularin rekabetci, Orionlularin tutkulu ozellikleri ile birlesen Pleiades zihni, makineler dunyasini ve buyuk mimariyi dogurdu. Mikail ve askerleri, gecmiste yaptiklari hatalardan oturu ILIMLI bir sekilde Atlantisin daha evrimli ruhlarini etkilemeye calistilar. Doganin calkantili oldugu donemde puskurtulen Rigel Konseyi, birkez daha Dunyada olanlarla ilgilenmeye basladi. Insan formunda cok sayida varligini enkarne etmekle kalmadi, Atlantis kitasinin ustune uzay gemisini yerlestirdi. Karantina ise yaramadi, ve Dunya bir kez daha cok cesitli karakterleri kendisine cekti.
M.O 50.000 yil civari bir buyuk siklus sonrasi birinci Atlantis donemi kismen sonlandi. Ama uygarlik yeniden insa edildi ve Son Donem basladi. Atlantis uzerine Alice Bailey ve Edgar Cayce tarafindan yazilmis, genelde dogru kitaplar vardir, Biz ayrintiya girmeyecegiz. Ama ikinci Atlantis dususu M.O 23.200 civari oldu. Sebebi Kristal Enerji uretme sistemlerinin kotuye kullanilmasiydi. Biraz acalim :
Atlantisin sonunda 2000 yil once Atlantisliler Kuartz Kristallerini kullanarak radionik cihazlar yaptilar. Uygarliklari icin gereken her turlu enerjiyi uretebiliyorlardi. Bu enerjinin gucu toplumdaki kotu niyetlileri cekti. Bazi Atlantisli bilim adamlari Dunya yorungesindeki Orionlularla isbirligi yapti. Guc kazanmak icin yapilan teknoloji ticareti simdikine benziyor: bazi Dunyali gruplarla, Zeta Retuculi arasinda yapilan.
Orion temelli asiler, enerji ureten kristalleri guc kazanmak icin kullanmak istediler ve onlardan silah yapmaya basladilar. Ancak cok kuvvetli bir kristal ureteci patladi, kita batti ve uzerindeki sakinlerin cogu can verdi. Cok azi uzay gemileri ile kacti, daha azi da deniz araclari ile kurtuldu. Hava tasitlari ile kacanlar simdiki Orta ve Guney Amerika ile MISIRa yerlestiler.
Atlantisin sakinleri Duygusal ve Zihin bedenleri arasindaki dengeyi kurabilselerdi, olani gorup onlem alabilirlerdi. Simdiki Modern Dunyada da benzer bir senaryo oynaniyor. Atlantisin batisina benzeyen, cok yakin bir yerde oldugunuzu soyleyebiliriz. Ama imdi 2 onemli fark var: Ilahi Takdir, gunumuzde cok daa fazla ruhun, bilincin yuksek seviyelerine uyanmasina izin vermektedir ve Dunyanizi izleyen cok daha fazla yardimsever ET grubu var ve bunlar bir Nukleer Savasi aninda onleyeceklerdir.
Bolum-9
Atlantisin batisindan sonra Isik ve Karanlik savasi devam etti. Dunyaniz kisa bir aydinlanma, onu takip eden cokus ve karanlik zamanlari arasinda inis-cikisli devam etti. MISIR, bir nokta idi.
Bir grup 7. boyut Pleiadesli, insanligin DNA kopyasini yeniden kurmaya karar verip, Atlantisten kurtulan az sayida kisinin temiz kalpli ve temiz zihinli olmasinin avantajini kullanmak istedi. Nil nehri kiyisina yerlesenler bir Pleiades karsilama komitesince ziyaret edildi. Bu grup THOTH adli bir ogretmen liderligindeydi –bilinenin aksine kus yada surungen kafali degildi. Oyle tarif edilen yaratik bir Drako-Andromeda melezi idi, cok sonra gelip Thoth un ogretilerini bozmustur.
Thoth, mavi-beyaz isik yayan bir varlikdi; yuksek alemlerdeki bizlerin enerjilerine ve renklerine benzeyen bir insanimsi idi. Atlantisten kurtulanlarla direct iletisime gecebilmek icin kendi titresimini dusurdu ve onlara yuksek matematik, denge, isbirligi ve gerceke ulasma yollarini ogretti.
Devamini cevapla yazicam
__________________ Kendini bilen,
her an gönlünü yanılmadan kurtaran,
kendi sıfatlarının zatından kitap düzen
ve o kitabın fihristine de ben Tanrıyım adını takan
topluluğa kulum, kurbanım ben.
Mevlâna |