JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > Parapsikoloji & Spiritüalizm > UFO'lar ve Dünya Dışı Yaşam

Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 12-04-2008, 16:51   #1
 
danny - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2007
Nerden: trakya
Mesajlar: 665
Karma gücü: 11 danny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of light
bazı ufo kazaları -3





RUSYA U F O KAZASI - GLASNOST
Yakın bir tarihe kadar UFO gözlem raporları özellikle A.B.D’den ve Büyük Britanya’dan gelirdi. Ufolojistlerin ve diğer ilgili kişilerin bildiği üzere bir dünya dolusu bilgi Komünizmin gizlilik perdesi ardında gizleniyordu.
Rus askeri birimleri , KGB ve Rus Hükümeti buna UFO aktiviteleri de dahil olma üzere her çeşit bilgi üzerinde sıkı bir gizlilik uygularlar.
Glasnost sayesinde bunlar değişti. Bu gün , UFO araştırmacıları ve bilim adamları internet üzerinden yada MUFON gibi organizasyonlar sayesinde bilgi alışverişi yaptıklarında eski Sovyet Cumhuriyetlerinden de bilgiler gelmektedir.
Ne iyidir ki Ruslar , UFO muammasına her zaman daha ciddi yaklaşmışlardır. Amerika’da en azından yakın zamana kadar bir çok kişi sıradışı bir olaya şahit olduğunda ortaya çıkıp gördüklerini anlatmaya korkuyordu. Bu “Küçük Yeşil Adamlar “ mantığı Rus raporlarında bulunmaz. Bu nedenle mükemmel bir Uçan Daire kazası raporu bulma şansına sahip olduk.
Ufolojist Nikoly Subbotin ile Emil Backurin’in çalışmaları “Shaitan Mazar” yani Şeytanın Mezarı diye adlandırılan bir bölgedeki inanılmaz kazayı karşımıza çıkarıyor. Shaitan Mazar , Kırgızistan’ın Çin sınırı yakınlarındaki Tien Shan dağlarında bulunuyor. Shaitan Mazar olayı 28 Ağustos 1991’de 17.00 civarlarında başladı. Aşağı yukarı 600 metre uzunluğunda ve 110 metre çapında devasal boyutlarda büyük bir cisim Caspian Denizi üzerinde ortaya çıkmış, Mangyshlak yarımadası radar izleme istasyonundaki ekranlarda da görülmüştü.
Radar hesaplamalarının gösterdiği üzere cisim , 21.000 feet yükseklikte, saatte 6.300 mil hızla hareket ediyordu. Radar istasyonu operatörleri hemen “ dost mu düşman mı?” çağrısını yayınladı. Hiçbir cevap alınamadı. Düz ilerlemeye devam eden araç artık “ işgalci “ olarak kabul edilmişti. Kapustin yakınlarındaki Uzay Araştırmaları Merkeziyle bağlantı kurularak çevrede olabilecek test uçuşları hakkında bilgi istendi. Görevli memurun cevabı hiçbir test uçuşu olmadığı yönündeydi. Üstelik cisim , onların radar ekranlarında da görünmüştü. Mangyshlak operatörleri askeri alarm durumu açıkladılar.
Alarm sonucu ordu derhal harekete geçti. O esnada rutin uçuşlarını yapmakta olan iki MIG 29 savaş uçağı görevlerini bırakarak bölgeye yöneldi. Ayrıca iki tane daha MIG 29 yarımadadan harekete geçti. Pilotlara aracı yere inmeye zorlama emri verildi ve eğer araç söyleneni yapmazsa onu vurup düşüreceklerdi. Ordu uçuş kumandanları uçaklara cisme müdahale edecekleri koordinatları verdiler. Bilinmeyen cisim ile Aral Denizi üzerinde karşılaşacakları bildirildi.
Hızlarını artıran MIG 29 ‘lar cismi radarlarında gördüler. Görüş alanına girip dev , uzun , metalik gri renkli cismi gördüklerinde şoke oldular.
Uçuş lideri “ dost mu düşman mı? “ çağrısını yaptı ve bilinmeyen aracın MIG’leri , iniş yapılacak yere kadar takip etmelerini emretti. Araçtan her hangi bir yanıt gelmedi. Ayrıca UFO, etrafını sarmakta olan MIG’lerle ilgilenmiyormuş gibi görünüyordu. MIG’ler UFO ile aralarında 800 metre mesafe bırakarak pozisyon aldılar.
Araca yaklaştıklarında aracın ön kısmında iki pencere deliği açıldığını ve bunlarda Rus pilotların hiç birinin bilmediği bir dilde yazılar oluşturan yeşil semboller ortaya çıktı. MIG jetleri araçla aynı hızla seyrettikleri halde bölge Savunma karargahına telsizle araştırmalarının durumunu bildirdiler.
Ne şekilde hareket edileceği hakkında bir karar almak amacıyla acil bir toplantı düzenlendi. Aracın vurulmasını emretmelimiydiler ? Bu hareket , aracı gökyüzünde havaya uçurur ve nereden geldiği ve görevi hakkında ellerine geçebilecek paha biçilemez değerdeki bilgiyi minimuma indirirdi.
Yüksek rütbeli subaylar uçuş yönüne uyarı ateşi açarak aracı güvenli bir iniş yapmak üzere MIG’leri takip etmeye zorlama kararı aldılar. Uçaklar hemen 800 metreden 500 metre yakınlığa geçtiler. Silahlarını ateşlemeye hazırlardı. Pilotlar elleri tetikte beklerken kontrollerinin cevap vermediğini gördüler. Elektrik sistemlerinin hiç biri çalışmıyordu. Kokpit kontrolleri tamamen devre dışı kaldı ve motorlar da teklemeye başladı. Cisim MIG’lerden uzaklaşmaya başlamıştı. Uçaklar artık tamamen işlevsiz kalmışlardı. Durumlarını telsizle karargaha bildirdiler ve uçaklarını geriye , üsse döndürme ve UFO’yu avlama görevini bırakmaları emrini aldılar.
Yerdeki radarlar objeyi takibi sürdürürlerken araç Aral Denizine doğru zig zaglar çizerek ilerlemeye devam etti. Araç yeniden sivil hava sahasına girerken aracın hızı hakkındaki matematik hesaplamalarıda saatte 42.000 mili gösteriyordu. Cisim MIG’lerden ayrıldığında uçakların kontrolleri normale döndüler ve güvenli bir iniş yapabildiler.
Mangyshlak hava kontrolörleri Hava Kuvvetlerini sivil personele cismin tahmini uçuş rotasını bildirdi. Onlara ne olduğu anlaşılamayan bir cismin bölgelerine doğru ilerlediği ve diğer uçaklarla çarpışma tehlikesi yarattığı söylendi.
UFO , ortaya çıkışından yaklaşık 45 dakika sonra bir anda radar ekranlarından çıkarak ortadan kayboldu. 45 dakikadır başlarından geçen sarsıcı olaylardan sonra hava sahalarına girip jetlerini etkisiz hale getiren ne olduğu belirsiz cismin gitmesi askeri personelde bir rahatlık yarattı. Bu dev UFO olayının sonu oldu... Yada gerçekten öylemiydi?
Her ne kadar 28 Ağustos 1991’deki sıradışı olaylar sayısız görüşme ve tartışmaya yol açmışsa da artık UFO’nun yarattığı tehlike geçmişti.
Devasa araç neden sivil hava sahasına girmişti ? Kökeni neresiydi ? Görevi ne idi ? Bu sorular ay boyunca soruldu ve cevaplar sadece tahminlere e varsayımlara dayanıyordu. UFO araştırması artık dramatik bir aşamaya gelmişti. Eylül ayı sonunda Shaitan Mazar Dağlarına düşen büyük bir obje hakkındaki söylentiler yayılmaya başladı.
Karakol köyünün sakinleri dev büyüklükte bir cismin doğularındaki Sary Dzhaz nehri yakınlarında Şeytan Mezarı diye adlandırdıkları taşlık geçide düştüğüne şahit olmuşlardı. Bu tür söylentiler o kadar yaygınlaştı ki sonunda bu garip aracı bulmak üzere dağlık bölgede, sık ormanların arasından geçerek ulaşılabilen bu yere bir araştırma ekibi gönderildi.
Acaba köylülerin hikayeleri doğrumuydu ? Araştırma ekibi bu soruyu yanıtlandırmaya artık hazırdı. Cesur erkeklerden oluşan araştırma gurubu arasında tecrübeli dağcılar, dağların ve ormanların tehlikelerini bilen yöre sakinleri ve Rus UFO araştırma gurubu SAKKUFON mensupları bulunuyordu.
Bu araştırma gurubunun lideri olan araştırmacı Anton Bogahov daha önce de bu tür araştırmalara liderlik etmişti. Gurubun bu garip aracı bulacaklarına ve pek çok soruyu cevaplandırabileceklerine olan inancı tamdı ve moralleri oldukça yüksekti. Gerçekten başarılı olabileceklermiydi? Yoksa tek bulacakları bir meteor , hatta sadece küçük bir gök taşı parçası mı olacaktı ? Moğol soyundan gelen yerliler onları tehlikeli ve karla kaplı Tien Shan dağlarından geçirip kazanın olduğu yere götürebilirlerdi.
Görgü tanıklarının söylediği ve söylentilerde bahsedilen yönde ilerleyen gurup iki hafta dağlarda yolculuk etti. Kazayla ilgili herhangi bir belirti bulamadılar. Kazanın Sary Dhaz nehrinin diğer tarafında olmuş olabileceğine karar vererek o tarafa gittiler. Gelen haberciler de guruba söylentiler taşıyorlardı. Söylenene göre yöre halkından birkaç kişi kaza alanını bulmuş fakat vücutlarında yanıklar oluşmuştu üstelik saatleri de çalışmamaya başlamıştı.
Bu guruptaki yerlilere göre kaza alanıyla ilgili uğursuz bir işaretti fakat araştırmacılar bu haberler üzerine bu “uğursuz” yere gitmek için dahada heveslenmişlerdi. Tien Shans üzerine yağan yoğun kar neredeyse kesin ölüm anlamına gelen çığ işaretleri veriyordu. Gurup iki hafta daha çabaladı fakat başarısız oldular.
Sonunda bazılarının donma tehlikesi geçirmesinin de etkisiyle Bishek’teki kamplarına geri döndüler.
Kendi evlerine dönmeden önce orada dinlendiler. Görev başarısız olmuştu. Bu araştırmaların sonu mu olacaktı ? Yoksa kaza hakkındaki ısrarlı söylentiler başkalarını Tien Shan’a gelerek UFO aramaya cesaretlendirmeye devam mı edecekti ?
Rus Hükümetinden üst düzey bir bürokrat kaza alanıyla ilgili hikayelerle bir hayli ilgilenmeye başlamıştı.
Sadece birkaç ay önce bir UFO’nun radarlarından aniden kaybolması hala dikkatlerini çekiyordu. Acaba yere çakılan uçan araç ile Aral Denizi üzerinde görülen aynı araçmıydı ? Gururlu insanlar olan Ruslar bu konuda utanç duymak istemiyorlardı. Konunun derinlerine inme istekleri dahada arttı.
Yeni ve dramatik haberler gelmek üzereydi. SAKKUFON , Rus Hava Kuvvetlerinin 1991’de bir kaza bölgesi bulduklarını bildiren bir rapor aldı. Cismin parçalarından birini karlar arasından çıkarmaya çalışan bir helikopter düşmüş , tüm personeli ölmüştü. Rusya’da kış gelmek üzereydi ve Hava Kuvvetleri bahara kadar yeniden bir arama operasyonu yapılmayacağını bildirmişti. İşte bu yeni haber UFO araştırma gurubunun yeniden hayata geçirilmesine yeterliydi.
Bölgeye yeniden bir yolculuk planlamaları gerekiyordu fakat bu konuda Hükümete karşı dikkatli olmaları gerekiyordu. Aksi takdirde bulacakları şeyler halkın bilgisinden sonsuza dek saklı kalabilirdi.
İlk seferde başlarına gelenle bu defa olmamalıydı. Daha iyi bir hazırlık ve liderliğe ihtiyaçları vardı. Bu yüzden gurubun komutası emekli binbaşı German G. Svechkov’a verildi. Bir gurup gönüllünün de katılmasına izin verildi.
Katılımcılar uzmanlıklarına göre seçildiler. Her kesin yolculuk öncesi fiziksel ve ruhsal olarak çalıştırılması kararlaştırıldı. Tehlikeli yürüyüşe katılacak olan herkes fiziksel dayanıklılık ve hayatta kalma becerileri de içeren zorlu testlerden geçirildi. Plan aşamasında , Binbaşı Svechkov’un ilk emri grubun üç ayrı guruba ayrılmasıydı. Üç ayrı rota izlenecek , böylece guruplardan biri geri dönmek zorunda kalırsa diğerleri devam edebilecekti. Svechkov’un aklındaki en azından bir gurubun başarılı olup değerli kanıtlarla dönmesiydi : Tien Shan dağlarına uzaylıların uzay aracının düştüğünü gösteren kanıtlar...
1992 Haziran ayında gurup iyice hazırlanmış ve yola çıkmaya hazırdı. Aramalara muhtemel kaza alanının 1-1.5 mil yakınından başlayacaklardı. Önlerindeki ilk engel , dağın korkunç batı yüzünün ölçeklenmesiydi....
Gurubun planı kamp yapmadan önce kaza alanında kapsamlı bir araştırma yapmak ve herhangi bir sıradışılık varsa bunu tespit etmekti. Radyasyon riski ile ilgili hikayeler gerçek olabilirdi. Cisim ile ilgili herhangi bir harekete geçmeden önce alabilecekleri tüm önlemleri almalıydılar. Gönüllü gurubun amacına ulaşması Haziran ayının ortalarına kadar sürebilirdi.
Ve sonunda Aracı buldular! Devasa araç bir platoda yatar haldeydi ve daha önceki çalışmalar yüzünden iki parçaya ayrılmıştı.
Gurup üyelerinden biri sonradan bu mutlu buluşlarını şu sözlerle ifade ediyor: “orada , tam karşımdaydı...Başka bir dünyadan gelen bir araç..” Aracın etrafında hala bir çeşit enerji alanı vardı. Ekip üyelerinden Emil Bachurin şöyle anlatıyor: “ Etrafınızda varlığını hissedebiliyorsunuz “
Guruptakilerin , araçtan hala 1500 metre uzakta olmalarına rağmen bu enerjiyi açıkça hissedebilmeleri inanılmazdı. Aracın 1000 metre yakınlarına geldiklerinde karşı koyulamaz bir korku ve endişe hissettiler. Yaklaşmaya devam ettiklerinde bu korku dayanılmaz bitkinlik haline dönüştü. 1000.nci metrede hassas elektronik aletleri çalışmamaya başladı. Etraflarındaki elektiriği hissedebiliyorlardı. Sanki nemli kalın bir bulutun içine girmişler gibi. Devam etmelerini sağlayan tek şey uzak bir gezegenden gelen bu uzay aracının sıradışı görüntüsüydü. Artık şüpheleri kalmamıştı. Dünya dışı bir uzay aracına yaklaşmaktaydılar. Araçtan yayılan elektromanyetik enerji o kadar güçlüydü ki üzerlerindeki pusulaların iğneleri araca doğru yönelmiş, diğer ölçüm aletleri ise tamamen çalışmaz hale gelmişlerdi.
Daha yakın bir noktaya geldiklerinde aracın bu hale nasıl geldiğini görebildiler. Çarptıkları uçurum içeride bir patlamaya neden olmuş ve araç , çarpmanın etkisiyle ikiye ayrılmıştı. Gurup , aracın etrafındaki enerji alanının gücü karşısında şok olmuştu. Yapmayı planladıkları ölçüm ve testlerin çoğunu iptal etmeleri gerekti. . Görsel ölçümlerle yetinmek zorunda kaldılar. Tek yapabildikleri aracın etrafında dolaşıp çeşitli tecrübeler yaşamak oldu. Güç jeneratörleri çalıştırmayı denerlerse etrafı tutuşturacak gibi görünüyordu. Diğer güç kaynakları başka bir aracın yarattığı manyetik alan tarafından yutulmuş olmalıydı. Araştırmacıların belirlediğine göre araç şu an bulunduğu yerde durmadan önce yaklaşık 5.000 feet sürüklenmişti. Aracın burun kısmı ezilmiş , orta kısmındaki metalik kısım patlamadan dolayı dışarı doğru açılmıştı. Ne yazık ki araştırma ekibi enerji alanının engellemesi yüzünden araca 800 metreden fazla yaklaşamadı. Gözlemlerinden pek çok çizim ve taslak hazırladılar.
Patlama yüzünden açılan orta bölümden az da olsa içerisi görülebiliyordu. Baktıkları yerden herhangi bir uzaylı cesedi göremediler. Garip yeşil semboller incelenebilecek kadar büyüklerdi ve Nikolay Subbotin başarılı bir çalışmayla şekillerin kopyalarını çıkardı. Semboller hiç birinin tanımlayabildiği bir dile ait değildi fakat hepsi de bu aracın 4 MIG 29 tarafından takip edilen araç olduğu konusunda hemfikirdi.
Fotoğraflar çektiler fakat muhtemelen radyasyon alanı nedeniyle yanan resimler çıkmadı . Böylece UFO araştırmaları tarihinde elde edilen en önemli belgelerden olabilecek bu fotoğraflar basılamadı.
Ekiptekilerden bazılarında 800 metre uzaklıkta olmalarına rağmen radyasyon nedeniyle oluşan bazı yanıklar oluştu. Araç çevresindeki elektromanyetik alan nedeniyle video kameralarda çalışmadı ve görüntüler kaydedilemedi.
Araştırmacılar ileride aracı taşımaya çalışmış olan Rus helikopteri MI-8 in kalıntılarını görebiliyordu. Etrafta görünen ceset yoktu. Cesetleri ordu mu götürmüştü ? Anlaşılan yoğun elektromanyetik dalgalar helikopterin cihazlarını bozarak düşmesine neden olmuştu.
Ekiptekilerin yaşadığı baş ağrısı artık dayanılamaz boyutlara gelmişi. Bulundukları yer araca çok yakın olmasına rağmen onlara çok uzak geliyordu . Binlerce bilim adamı ve araştırmacının ancak rüyalarında görebilecekleri bir gözlem yapmış , kaza yapmış bir UFO yu incelemişlerdi. Fakat daha toplanması gereken çok bilgi vardı.
Böyle bir UFO’nun fotoğrafları bilim dünyasında patlama yaratabilirdi. Başka bir dünyadan gelen bir aracın içini görebilmek insanın hayatı boyunca hayal edebileceği bir şeydi. Araştırma gezisi eksiklerine rağmen pek çok açıdan başarılı sayılabilirdi. Kendi gözlemlerini yapmışlar ve olayın tanığı olmuşlardı. Ellerinde çizimler , taslaklar ve belkide kimsenin inanmayacağı inanılmaz bir hikaye vardı. Ve bir şey daha : aracın içini görmek , ona dokunmak ve içinde dolaşmak için bir deneme daha yapma arzusu... Hatta eğer araç uzaktan kontrol edilmiyorlarsa belki bir uzaylı görebilirlerdi.
İkinci araştırma gezisinden yalnızca birkaç ay sonra üçüncü bir yolculuk yapmak için planlar kurmaya başlamışlardı. Bu projeleri hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Bir yolculuk daha yapacak parayı ve personeli toplamaları 1998 senesine kadar mümkün olmadı .
Şanssız başlayan bu üçüncü sefere katılanlar : Oleg Murashev , Nelli Slugina , Antov Bogatov , Nikolay Subbotin , Alexey Kostenko ve Emil Bachurin. 19 Ağustos 1998’de Nikolay Subbotin ve gurubu Moskovadan ayrılarak önce 1992 Haziran seferine liderlik etmiş olan German Svetchkov’u bulmak üzere Almatis’e gittiler. Svechkov’un oğluyla bağlantı kurmayı başardılar fakat babasının nerede olduğunu söylemeyi reddetti

SHAQ HARBOUR OLAYI
Shaq Harbour , genellikle kırsal bir bölge olan Shelburne’de Nova Scotia’nın güney ucuna yakın , küçük bir balıkçı kasabasıdır. O kadar küçüktür ki haritalarda nadiren gösterilir , ama eğer Clark’s limanını ve Cape Sable adasını bulursanız doğru yerdesiniz demektir. Shag Harbour’un adını aldığı “ shag “ kelimesi , bölgede çok yaygın olan çift ibikli bir tür karabatak kuşundan gelir. Bölgede balık ve istiridye bol bulunur ve halkın geneli hayatını bunları avlayarak kazanır. Yllar önce korsanlar bu kıyı şeridinde dolaşır ve güneyden gelen Amerikan gemilerini yağmalarlardı. Muhtemelen dünyadaki en ünlü hazine gömüsü olan, Oak adası “ para çukuru” biraz kuzeyde , Halifax’ın başkenti yakınındaki Mahone körfezindedir. Nova Scotia kıyılarındaki ada ve köylerle bağlantılı pek çok folklorik hikaye bulunur .
1967, 4 Ekim gecesinde , Shag Harbour’da yöresel hikayelere eklenecek bir olay meydana geldi. Gökyüzünden bir şey Shag Harbour’a düştü.
O akşam Güney Nova Scotia sakinleri ilk olarak gökyüzünde turuncu ışıklar farkettiler. Beş genç , Shag harbour semalarında dört tane ışık görmüşlerdi. Onlar izlerken parıldayarak 45 derecelik bir açıyla su yüzeyine doğru dalışa geçmişlerdi. Daha sonra kıyıdan yarım mil uzaklıkta suyla temas eden yerlerinden tıslama sesine benzer sesle çıkararak suyun üzerinde asılı kaldı. Bir uçak kazası olduğunu sanan görgü tanıkları Barrington geçidindeki yerel Kanada Atlı Polis birliğini (RCMP) arayarak durumu haber verdiler. RCMP polis memuru Ron Pound o sırada Shag Harbour 3. otobanı civarında devriye gezmekteydi ve zaten o da ışıkları görmüş , bunun 60 feet uzunluğunda tek parça bir cisme bağlı dört adet ışıktan oluştuğuna kanaat getirmişti. Sahile indiğinde RCMP Onbaşı Victor Werbieki , RCMP Memur Ron O’Brien ve diğer tanıklarla birlikte sahil açığında havada duran ve hareket ettikçe arkasında sarı köpükler bırakan cismi gördüler. Onlar izlerken ışıkları artık görülemez olana kadar karardı ve muhtemelen akıntıyla uzaklaştı , fakat görünüşü sanki dalgaların arasında batıyormuş gibiydi.
#101 numaralı Sahil Güvenlik Botu ve çeşitli balıkçı tekneleri çağrıldı fakat onlar gelene kadar cisim bölgeden ayrılmıştı. Bölgeye ilk gelen balıkçı tekneleri bir şeylerin suya daldığını gösteren , sarı köpüklerden oluşan geniş bir köpük izi gördüler. O gece başka bir şey bulunamadı ve gece 03.00 civarında aramaya son verildi. RCMP nin yaptığı kontroller sonucu ne Halifax’taki Kurtarma Merkezinde nede Nova Scotia , Baccaro'daki NORAD radar üssünde sivil yada askeri bir uçak kaybolma olayı kaydedilmemişti.
Ertesi gün Halifax’taki Kurtarma Merkezi Ottawa’da ki Kanada Merkez Karargahına “ bilinmeyen bir cismin “ Shag Harbour’da suya düştüğünü rapor etti. Neticede HMCS Granby bölgeye gönderildi. Dalgıçlar 8 Ekime kadar dibi araştırdılar fakat bir şey bulamadılar. Böylece 1993’e kadar konu kapatıldı.
Shag Harbour da suya çarpan cisim ne idi? Hikayelerde anlatıldığı gibi bir UFO mu? Amerikan Hükümetinin de olaya karıştığı söyleniyor. Eğer öyle ise o zaman Moon Dust Project ( Hava Kuvvetlerinin düşen yabancı uzay araçlarını hızlıca ele geçirebilmek için kurduğu uzman ekibi) olaya karışmıştı.
1993’de Nova Scotia’da Chris Styles isimli bir MUFON araştırmacısı Shag Harbour olayıyla ilgilenmeye başladı. Gazetelerden pek çok görgü tanığının isimlerini buldu ve bazılarıyla röportajlar yaptı. Buna ek olarak asıl kazayı gizlemek için pek az girişimde bulunulduğundan , konuyla ilgili izleyebileceği geniş bir belge arşivine ulaştı. Daha sonra Styles’ın araştırmalarına MUFON’dan meslektaşı araştırmacı Doug Ledger de katıldı.
Styles ve Ledger’in araştırmaları sırasında ortaya çıkardığı en ilginç bilgi Granby’nin dalgıçlar tarafından araştırılmasının ardından aslında davanın kapatılmamış olduğuydu. Dalgıçların kendileriyle ve aramaya katılan diğerleriyle görüşen Styles, akıl almaz bir hikayeyi ortaya çıkardı.
Görünüşe göre Shag Harbour da suya çarpan UFO dibe daldıktan sonra bölgeden ayrılmıştı. Suyun altından 25 mil ilerledikten sonra Government Point denilen , bir denizaltı tespit merkezi yakınlarında durmuştu. Merkez tarafından tespit edildikten sonra donanma araçlarından oluşan küçük bir birlik bulunduğu yerin üstünde pozisyon aldı. Birkaç gün sonra bir batık kurtarma operasyonuna ramak kala , diğerini kurtarmak üzere geldiği anlaşılan başka bir su altı UFO’suyla birleşti. Ordu bekleyerek neler olacağını izleme kararı aldı. Yaklaşık bir hafta sonra Donanma gemilerinden bir kısmı Kanada Sularına giren bir Rus denizaltısını araştırmak üzere bölgeden ayrılmak üzere kaldı ve bu andan sonra iki UFO hareket etmeye başladı. Suyun altından Maine körfezine doğru yöneldiler ve geride kalan donanma gemilerinden yeterince uzaklaştıklarında su yüzeyinden fırlayıp çıkarak yüksek bir hızla gökyüzünde kayboldular. Hikayenin kendisi kadar inanılmaz olan Styles’ın görüştüğü , konu hakkında bilgisi olan herkesin anlatılanları doğrulamasıydı. Ne yazıktır ki bu ifadeleri verenlerin çoğu emeklilik maaşlarını riske atmak istemeyen ordu emeklileriydi ve anlattıklarının kayıtlara geçirilmesini istemiyorlardı
WALES UFO KAZASI
UFO kazası raporları oldukça az sayıdadır ve bunların arasında en fazla dikkati çekenleri Roswell kazası ile Nova Scotia’daki Shag Harbour olayıdır. Fakat bu konuda oldukça önemli olabilecek bir olay Berwyn Dağlarında meydana gelmiştir. Bu olay 1974 yılının Ocak ayında gerçekleşti. 23 Ocakta Wales’deki Clwyd şehri semalarında dev boyutlarda disk-şekilli bir cismin düştüğü görüldü. Aşağı yukarı iki saat önce Lancashire – Chesshire arasında birkaç düzine insan telefonla arayarak gökyüzünde kuzeybatı yönünde rasgele hareket eden garip ışıklar gördüklerini söylemişlerdi.
6.30’daki alışılmadık raporlardan sonra Berwyn Dağlarına bir şey düştü ve Rihter ölçeğine göre 4.5 şiddetinde korkutucu bir sarsıntı yarattı. Bu şaşırtıcı patlama , Chester , Wresham , Southport , Liverpool ve hatta Greater Manchester’da hissedildi. Etkilenen bölgelerde televizyon , radyo istasyonları ve Polisin telefonları gün boyu susmadı. Doğal olarak ilk önce patlamaya büyük bir uçağın , muhtemelen bir jetin düşmesinin neden olduğu düşünüldü. Polis ve kurtarma ekipleri hemen Berwyns’e gönderildi. Kurtarma personeli kendini en kötüsüne hazırlamıştı : Yok edici patlamanın yol açtığı akıl almaz korkunçlukta bir katliam...
Dağlarda bulunanlar kimsenin beklediği gibi çıkmamıştı.. Peki ne bulunmuştu? Ortada bir yolcu uçağı kazası yoktu. Ne ateş ne duman , nede cesetler vardı. En azından halka söylenen bu oldu. Fakat kısa süre sonra ordu olay yerine çağrıldı. Neden ? Chester şehri sakinleri olay gecesi askeri kamyonlardan oluşan bir konvoy gördüler. Bazı cesur kişiler meraklarını yenemeyip ordu konvoyunu takip ettiler. Konvoy , daha sonra patlamanın olduğu alana doğru yönelince bu kimse için büyük sürpriz olmadı. Ordunun gelmesiyle bölge hemen çembere alınıp kapatıldı. Sivil kurtarma ekiplerinin ve polisin bölgeye girmesine izin verilmedi.
Patlamanın olduğu alana oldukça yakın oturan bir hemşire inanılmaz bir hikayeyle ortaya çıktı. Yerel bir gazeteye anlattığına göre “ Albert Hall büyüklüğünde “ bir UFO Berwyn dağlarına çarpmış ve çarpmanın etkisiyle 1 millik mesafeye enkaz parçaları ve cesetler yayılmıştı. Cesetlerden birini kontrol etmek üzere yanına gittiğinde bunun bir insana değil bir uzaylıya ait olduğunu fark edince şaşkına dönmüştü. Gördükleriyle ilgili hikayeyi herkese yayamadan ordu olaya el koydu. Hemşire güvenli bir bölgeye gönderildi ve Savunma Bakanlığından iki görevli yaşadıkları hakkında sessiz kalması emrini verdiler. Ona söyleyeceklerinin ulusal güvenliğe ve ülkenin savunmasına zarar verebileceği söylendi. Hemşire pek çok kişi tarafından tanınan biri olmasına rağmen o bölgede onu bir daha gören olmadı ve onunla röportaj yapan gazeteci 1979 yılındaki ölümüne kadar konu hakkında konuşmayı kabul etmedi. Acaba gazeteci de mi ordunun emirleri altındaydı ? Muhtemelen ...
Bu ilginç olayla ilgili sonradan ortaya çıkan gelişmeler oldukça ilgi çekicidir. 1990 senesinde , elektronik mühendisi Arthur Adams , Wales hikayesinden etkilenerek kazanın olduğu söylenen yeri ziyaret etmeye karar verir. Beraberindeki ekibi , şaşırtıcı bir şekilde , kayalara eriyip yapışmış biçimde yeşil renkte metal parçaları buldular. Bulduğu örnekleri laboratuarına götürüp elindeki 1 inç-küplük bir metal parçasını voltmetreyle ölçtüğünde iki kilowatt elektrik yaydığını görünce şoke oldu. Bulduklarını “ Daily Express “ gazetesine götürdü ve onlarda Adams’ın Keşfi üzerine bir dizi makale yayınladılar.
Berwyn kazası hakkındaki makaleler konuyu yeniden gündeme getirdi fakat sonunda Savunma Bakanlığı olaya el koydu ve hikayeye son verdi. Wales kazasıyla ilgili olaylar bizleri pek çok cevaplanmamış soruyla baş başa bırakıyor. Hemşireye ne oldu? Bu gün de bölgede metal parçaları bulunuyor mu? O gece meydana gelen patlamaya ne neden oldu ? Bu konularda bir çok teori öne sürüldü. Kimileri bir çeşit deneysel araç prototipi derken diğerleri Berwyn’e düşenin bir UFO olduğunu düşünüyor. Etrafa yayıldığı söylenen cesetlere ne oldu ? 23 Aralık 1974 tarihinde Wales’de meydana gelen kaza UFO tarihinde gizlenen en büyük sırlar arasında bulunuyor

kaynak : siriusufo.org
bıraza uzuncana oldu ama
__________________
köpeklerin kuduz her zaman ölümcüldür.
/116.j. er eğt. a. k.liğı çanakkale /
danny isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 25-05-2008, 04:20   #2
-YASAKLI-
 
starmen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 34
Karma gücü: 0 starmen henüz daha yolun başında


tarih oldu bu mevzular ilgi bile cekmez
starmen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 25-05-2008, 07:00   #3
 
Depressive - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 2007
Nerden: 26-45 dogu meridyeni, 36-42 kuzey paraleli
Mesajlar: 4.140
Karma gücü: 118 Depressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond reputeDepressive has a reputation beyond repute


cünkü ilgisiz insanların ilgisizligine sürükleniyoruz.. ondandır.. bizim yerimize karar veren birileri var...

paylaşım güzel.. emegine saglık saol..
__________________
Dinleyen her zerreye bir hitabım var benim
Kâinat isminde hiçten bir kitabım var benim.
Ya hitabımdan okusun ya kitabımdan beni,
Yazdığım efsânede on alti bâbım var benim!
Depressive isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 25-05-2008, 12:37   #4
 
phobosORbia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 1.812
Karma gücü: 80 phobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond reputephobosORbia has a reputation beyond repute


Paylaşım için teşekkürler...
__________________

Biliyorum, haylaz bir çocuktur kalbim, laf dinlemez…Özlüyorum desem… Neyi_???? Özlemiyorum desem…Yalan…

Ben, ben olmayı beceremedim…
phobosORbia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 11-06-2008, 16:03   #5
 
eroskun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 2008
Mesajlar: 126
Karma gücü: 2 eroskun yakında ünlü olacak gibi




paylaşım için sağol
eroskun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Cevapla

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:22 .


Gnoxis.com ©2000 - 2008
Powered by vBulletin Version 3.7.2
Ad Management by RedTyger

***NoRa iS WaTcHinG YoU***



*** Gnoxis.com ***

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102