Üyelik tarihi: 01 2007 Nerden: trakya
Mesajlar: 658
| bazı ufo kazaları - 2
SİBİRYA OLAYI - TUNGUSKA
30 Haziran 1908 de Sibirya’da Yenisey nehri yakınlarında konaklayan Tunguz Kavimleri hayret verici bir olaya tanık oldular:
Sabahleyin tan 7.17’de bir ateş küresi gökyüzünü yarıp hızla üzerlerinden geçti ve kayboldu. Hemen arkasından korkunç patlamalar duyuldu , kavurucu bir sıcak dalgası bütün bozkırları kapladı. Patlama merkezinden 900 kilometre uzaktaki İrkutsk şehrinin sismografya aletleri bir saat boyunca durmadan sallandı ; bozkırdaki göçebe toplulukların , geyik sürülerinin büyük bir kısmı , en küçük bir iz bile bırakmadan , bir anda ortadan kayboldu.
Daha sonraki günlerde Sibirya’nın ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde esrarengiz bir ışık geceleri aydınlattı: Londra’ da sabaha karşı sokaklarda rahatça gazete okunabildi ; Rusya’da , Batı Avrupa’da ve Kuzey Afrika’da gökyüzü haftalarca garip şekilli , altın renginde bulutlarla kaplandı. Bilim adamları , bütün bu olayların dev bir göktaşının düşmesinden ileri geldiğini açıklayarak , yoruma yer bırakmadılar.
Aradan yıllar geçti , olay unutuldu. Yine de bir çok bilim adamı bu göktaşı olayını daha yakından araştırmak gereğini duyuyorlardı. 1927 yılında Leningrad Madencilik Müzesi görevlilerinden Prof. Leonid Kulikin yönetimindeki bir keşif kolu olay bölgesinde ilk araştırmalara başladı. O günden hayatta kalanlar sorguya çekildi ; göktaşının izleri aranıldı, hiçbir şey bulunamadı . İyimser bir yoruma göre , göktaşı bir bataklığa düşüp kaybolmuştu. Bataklık düşüncesi ilkin Kulik’e de olumlu geldiyse de araştırmalar ilerleyince görüşünü değiştirmek zorunda kaldı ; bütün dikkatini ortalığı kasıp kavuran yangının izlerine verdi.
Düşüş merkezine yaklaştıkça bitkiler çok belirli bir şekilde azalmaya , kaybolmaya başlıyordu. 10.000 km2‘lik bu bölge bu gün bile tamamen kurak kalmıştır. Araştıra araştıra bataklık bir arazide değişik boyda deliklere rastlanıldı. Toprak tarandı , 35 m. derinliğe kadar inildi , uzun bir incelemeden sonra toprağa karışmış mikroskobik denebilecek demir ve nikel parçaları bulundu.
1927’de başlayan araştırmalar aralıklı olarak son yıllara kadar sürdü ve 1960’ta elde edilen sonuçlar radyoaktivitenin bütün bölgede normalden üç kat daha üstün olduğunu gösterdi. 1950 yıllarında SSCB Bilim Akademisi Fizik ve Kimya Enstitüsünden Mikhail Tsikulin ve Vladimir Rodionov , olayın , çok büyük bir kozmik nesnenin yarattığı balistik tepkiden doğduğunu öne sürdüler . Görüşleri kuramsal hesaplara dayanan ikili, 30 ile 100 m. çapında , saniyede 10 ile 50 kilometre hızla hareket eden bu nesnenin bir atom bombası kadar etkili olabileceğini ileri sürüyordu. Şu var ki bu tür bir patlamanın 200 m. derinlikte , 100 m. çapında bir krater meydana getirmesi gereklidir. Tsikulin ve Rodinov buna da bir karşılık buldular : Krater görüşü kabul edilirse , bu patlama merkezinde değil, daha uzaklarda , kuzeybatı da ve araştırmaların uzanmadığı bir bölgede aranmalıdır.
Görüş uzun süre tartışıldı , sonunda göktaşı savını destekleyen Göktaşı Komitesinin bilim sekreteri Evgeni Kynov , kozmik nesnenin atmosferde eriyen kocaman bir buz parçası olduğunu açıklayınca , krater yada iz arama konusu kendiliğinden ortadan kalktı.
Aslında bütünüyle kuramlara dayanan bu görüşler yeterli , açıklayıcı olmaktan çok uzaktı ve Sibirya’da ki patlama çözülmemiş bir esrar durumundaydı.
4 mayıs 1959 tarihli London Daily Express gazetesinde çıkan bir haberle dünya yeniden bu konuyla ilgilendi. Gazetede şöyle yazıyordu:
“ 51 yıl önce başka bir gezegenden dünyamıza gelen uzay gemisiyle ilgili görüşler Sovyet bilim adamları arasında geniş tartışmalara yol açmıştır. Moskova’da hazırlanan bir keşif kolu hala Sibirya ormanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Sovyet bilim adamlarının üçü , Kukarhin , Krinov ve Fesenkov , göktaşı ihtimali üzerinde durmakla beraber olay kelimesini kullanmayı doğru bulmuşlardır. Prof. Alexei Kazantsev ile Prof. Lapunov ise Merih’ten gelme bir uzay gemisi görüşünü savunmaktalar.
Uzay gemisi görüşünü destekleyebilmek için yıllardan beri bilgi toplayan Kazantsev, Çek ve Polonyalı bilim adamlarına bu konuda bir açıklama yapmıştır...”
Olayın tarihçesini özetleyen London Daily Express , yazıyı şöyle sürdürüyordu :
“ Göktaşı görüşü Hiroşima’da ki atom patlamasına kadar savunuldu. Savaştan sonra Japon şehrindeki tahribatı karşılaştıran Kazantskev kesin bir açıklama yaptı ve Sibirya’da 2500 m. yüksekliğinde bir atom patlamasının yer aldığını açıkladı. Ancak bu düşünceyi kimse ciddiye almadı.
1951’de bu görüş Prof. Lamunov tarafından benimsendi, iki bilim adamı , yeryüzüne inmek isterken havada patlayan uzay gemisi üzerinde durdular. Olay yerine gönderilen keşif kollarının hiç biri göktaşı izlerine rastlamadığından tartışma hala sürmektedir.”
Aynı tarihlerde Avustralya’da yayınlanan Sydney Sun gazetesi , Çekoslovak dergisi Prace’den aktardığı bir haberi veriyordu:
“Bir evren konuğu adlı kitabında , Sovyet aerodinamik uzmanı Manotskov Sibirya’da , patlamanın yer aldığı bölgenin yakınlarında konaklayan birçok kimsenin bilinmeyen, aslında radyasyon etkisindeki kişilerinkine benzer, hastalıklardan öldüklerini, patlamanın en büyük gücünün , atom patlamalarında olduğu gibi , merkezden çok uzakta yer aldığını açıklamıştır.” Yeni ve oldukça şaşırtıcı görüşlerin ortaya çıkması olayın incelenmesine yol açtı . Kulik‘in eski raporları bir kez daha gözden geçirildi ve ilginç bir nokta üzerinde duruldu : Olaya tanık olanlardan bazıları mantar şeklinde bir buluttan söz etmişlerdi.
1963’te jeolog ve fizikçi Solotow’un yönettiği bir araştırma komitesi Sibirya’ya gitti ve dönüşünde atom patlaması görüşünü bütünüyle destekledi.
Bu arada Priroda dergisi 80 görüşü sıralayan bir liste yayınladı. Geleneksel bilimin hala göktaşı düşmesi adı altında arşivlemek istediği bir olayla ilgili 80 tane görüş ortaya çıkmıştı.
Aşırıların çoğu , Rusya’da bile kabul edilmedi. Resmi yorum göktaşını unutarak , dünya ile bir kuyruklu yıldız çarpışması ihtimali üzerinde durdu. Buna karşılık Amerikan bilim adamları patlamanın nedenini bir miktar karşı-maddenin Dünya ile çarpışmasını kabul ederken , Genrich Altow-Walentina Schulawera ikilisi Leningrad’ın Swezda gazetesinde yayınladıkları bir incelemede , patlama nedeni olarak Kuğu takımyıldızlarından gelen büyük güçte bir lazer ışınını göstermişledir. Bu arada şöyle bir görüş de ortaya atılmıştır :
“ Her şey olayın başka bir gezegenden gelen , pilot tarafından yönetilen ve patlamadan önce birkaç yüz kilometrelik düğüm yapan bir uzay gemisi tarafından meydana getirildiği görüşünü uyandırmaktadır.” ( SSCB Bilim Akademisi Raporlarından – Cilt 72 , Bölüm 4,5 1967 )
30 Haziran 1908’de sabah 07:00 sıralarında Sibirya’daki Tunguska Nehri yakınlarında büyük bir patlama oldu. Bu o kadar büyük bir patlamaydı ki, 400 millik bir alan içinde hissedildi ve hasara neden oldu. Patlamadan yayılan sıcaklık yüzlerce mil öteden bile hissedilebiliyordu. Patlamayı takip eden birkaç gün boyunca Kuzey Avrupa semaları Londra sokaklarını aydınlatmaya yetecek derecede parlamaya devam etti. İlk başta dünyaya oldukça büyük bir meteorun çarptığı sanıldı.
Bölgenin yerleşim yerlerinden oldukça uzak olması sebebiyle kaza yerini araştırmak için ancak 1927 yılında bir sefer düzenlenebildi. Yapılan incelemeler sonucu bölgede bir meteora ait hiçbir iz bulunamaması araştırmacıları şok etmişti; çünkü sadece bir meteor bu büyüklükte bir patlamaya neden olabilirdi.
Araştırmacıları şaşırtan bir diğer nokta da, çarpışmanın olduğu arazideki ağaçların düşüş tarzıydı; bölgenin merkezindeki ağaçlar kabukları ve dalları hasarlı olmasına rağmen dimdik ayakta dururken, etrafındakiler dışa doğru eğilip devrilmişlerdi.
2. Dünya Savaşı sonrasında, bombalanmış olan Hiroşima ve Nagasaki şehirlerinin resimleri bu bölgeyle karşılaştırıldı: resimler şaşırtıcı bir benzerlik gösteriyordu.
Sonuç olarak, bir çok bilim adamı bu bölgede nükleer bir patlama meydana gelmiş olduğunu belirttiler; bu ağaçların durumlarını da açıklamaktaydı. O dönemde hiçbir ulus nükleer silahlara sahip olmadığı için, olayın nükleer güçle çalışan bir uzay aracının patlaması sonucu meydana gelmiş olabileceği sonucuna varıldı.
Kazaya tanıklık eden pek çok kişi olay günü gökyüzünde uçan, oval biçimli bir cisim gördüklerini ve cismin oldukça düşük bir hızla yön değiştirdiğini belirtmektedirler. VARGINHA OLAYI 20 Ocak 1996 tarihine yakın günlerde , Varginha bölgesinde ve çevresinde, korku dolu görgü tanıkları tarafından yüzlerce UFO gözlem raporu verilmişti. Afraino da Costa Brasil ( 31 ) yaşında ve dokuz yaşındaki kızı Emeline, 13 Ocak günü evlerinin yakınında havada duran garip bir gemi gözlemlemiştir. Emeline tarafından çizilen geminin diyagramının , sonradan olan biten her şeyle son derece ilgili olduğu ortaya çıkacaktı. Yoğun UFO faaliyetleri , araba sahiplerinden gelen çok sayıda raporu da içermekteydi , bunların bazıları garip kor halinde bir gemi tarafından takip edildiklerinden emindiler.
20 Ocak Cumartesi gününün erken saatlerinde çiftçi Eurico de Freitas ve onun resmi nikahsız karısı Oalina Augusta, ürken atlarının gürültüsüyle, saat 01.00 de yataklarından kaldırılmışlardı. Onlar beklenmedik bir manzarayla karşılaşmak üzere evden dışarıya çıkarken evdeki üç köpek öfkeyle havlıyordu. İkisi de yerden 5 metre yükseklikte tarlaların üzerinde sessizce hareket eden gri renkli bir objeyi hayretler içerisinde izledi. Obje , gecenin karanlığında kaybolmadan önce onlardan uzağa doğru ilerlemeye devam etti. İlk karşılaşma Varginha ( nüfus 180.000 ) şehrinde , kasabadan yaklaşık 10 km uzaklıkta Jadim Andere kuzey banliyösü bulunmaktadır.
20 Ocak Cumartesi sabahı saat 08.00 da Varginha şehri itfaiye bölümüne ad verilmeden telefon edilmişti. Bu telefon, onları Jardim Andere bölgesindeki bir parkta görülen gizemli bir yaratıkla acilen ilgilenmeleri gerektiği yolunda uyarmıştı.
Brezilya’da vahşi ve tehlikeli hayvanların , insanların oturduğu bölgelerde dolaşması sıra dışı bir şey değildir ve bu öylesine çok olur ki itfaiye , böyle olaylarla ilgilenme yetkisine sahiptir.
Sabah saat 10.00 sıralarında , bir itfaiye kamyonu bölgeye vardı ve 3 numaralı Switzerland sokağının dışındaki bir yamacın üstüne park etti. Onlar vahşi bir hayvan uğraşacaklarını düşünerek yanlarında kafes ve ağlarla gelmişlerdi , tahminen bir jaguarla veya domuza benzer bir hayvanla ( Güney Amerika’ya mahsus) karşılaşacaklarını sanıyorlardı ama dik bir eğimden ağaçlıklı bölgeye doğru aşağıya indiklerinde daha önce hiç görülmemiş bir yaratıkla yüz yüze gelmişlerdi. Tam önlerinde, 1.20 cm boylarında , kan kırmızısı gözlü ve garip yağlı kahverengi derisi olan iki ayaklı bir hayvan yere çömelmişti. Görünüşe göre yaralanmıştı, yaratığın alnında üç adet belirgin yumru yükselmekteydi.
İtfaiyeciler derhal yaratığın üzerine çullandılar ve biraz zorlukla onu bir ağla yakalamayı başardılar. Pacaccini , daha sonra bana, yaratığın ağız yerinde küçük bir deliği olduğunu ve arı kovanından farklı olmayan garip bir vızıltı sesi çıkardığını söyledi.
İtfaiyeciler , yaratığı yakalamakla uğraşırlarken , görevli memur 25 km uzaktaki Tres Caracoes üssünü ( Ordu Çavuş Eğitim Okulu ) aradı. Üsteki komutan General Sergio Coelho Lima , derhal taburlara parkı mühürlemeleri emrini erdi.
Bir mütahitin asistanı olan Henrique Jose , yakındaki bir evin çatı katından her şeyi görmüştü. Daha sonra araştırıcılara , yaratığın yakalanmasına 4 itfaiyecinin katıldığını ve onu bir tahta kutuya yerleştirdikten sonra ordu yetkililerine haber verdiklerini söyledi, herkes bölgeyi çabucak terk etmişti. Yaratık , Tres Caracoes’teki askeri okula götürülmüştü. İkinci karşılaşma
Aynı gün saat 15.30 sularında , 3 genç kız , hizmetçi olarak çalıştıkları işten dönerken , Beneveuto Bras Vieira Caddesinde 76 Numara olarak belirlenen yerde ( Jardim Arden bölgesi ) bir binanın dışında bir yaratığa rastlayıverdiler. Bu boş arazi , ilk yaratığın yakalandığı yere yakındır.
Liliane Fatima Silva ( 16 ) , kız kardeşi Valquiria Fatima Silva (14) ve bir arkadaşları olan Katia Andrade Xavier (22) kendilerinden 25 adım kadar uzakta tam yollarının üstünde duran yaratığın alnından yükselen üç hörgüçten ve şok edici görüntüsünden dolayı kalakaldılar ve onun “ şeytan “ olduğunu düşündüler. Tam anlamıyla dehşet içinde , bulundukları yerden bağırarak kaçtılar.
Gürültüden rahatsız olan yaşlıca bir kadın ve genç bir kız, üç kızı koşarken gördüler ve yaratığa belli bir mesafeden bakarak durdular.
Kızlar , kısa sürede Liliane ve Valquiria’nın annesi olan Luisia Silva’nın evine vardılar ve anneleri şaşkınlık içinde onların hikayelerini dinledi. Bu sırada , Benevuto Bras Vieira Sokağında bir kalabalık toplandı. Onlar , endişe duyan mahalle sakinlerinin telefonlarıyla alarma geçen itfaiye ve askeri personelin , yaratığı uzaklaşmadan önce çabucak ağ ile yakalanmasını izlediler.
Pacanni bana, itfaiyeciler yaratığı yakalamaya çalışırken kalabalıktaki bazı çocukların ona taş atarken görüldüğünü söyledi. Yaralı yaratığın taşınıp götürülürken çıkardığı vızıldama sesi anlatılanlara göre acıklı bir manzaraydı.
Bölgesel UFO araştırıcısı Franco Rodrigues saat 15.30 da bir dizi telefonla olay hakkında bilgilendirilmişti. Rondrigues , o sırada o gün daha erken saatlerde olan olayların farkında değildi. Üç kızın hepsiyle röportaj yapmıştı ve onların samimiyetinden ve dürüstlüğünden hemen etkilenmişti. Aynı zamanda onların bu deneyimden dolayı şok geçirdiğinin farkına varmıştı.
Kaderin garip bir cilvesi, bir diğer UFO araştırıcısı Rodrigues de Pacanni ise sabahki olaylardan haberdardı ama akşamki karşılaşma hakkında hiç bir şey bilmiyordu. Kaçınılmaz olarak iki ufoloğun yolları , görgü tanıklarını ararlarken çakışmıştı. Ellerinde dünya dışı varlıkların muhtemel yakalanmasıyla ilgili iki tam bağımsız vaka olduğunu keşfettikleri andaki şaşkınlıklarını hayal edebilirsiniz. Gizemi çözmek
Brezilyalı UFO araştırmacılarından oluşan ekipler, meydana gelenlerle ilgili ilk elden anlatılacak olanları duymak üzere Varginha’ya akın etti. Halk toplantıları düzenlendi, basının dikkati çekildi, ufak kitapçıklar dağıtıldı ve çok geçmeden 60 görgü tanığı ortaya çıktı.
İnanılmaz görünse bile , röportaj yapılan insanların bazıları ordu mensubuydu . Bu gibi birbirlerine yakın topluluklarda , birçok ailenin asker olarak görev yapan üyesi vardır ve 20 Ocak vakası , kahvaltı sofralarında açıkça tartışılmıştı. Çok geçmeden , araştırmacılara birinin kardeşi veya kocasının ya olay mahallinde bulunduğu, ya bir konvoy askeri kamyonla yolculuk yaptığı yada yaratığın hastaneden götürülmesine katıldığı söylenmişti. İsimler ve mesafeler de bildirilmişti ve araştırıcılar bunları araştırmada hiç zaman kaybetmedi.
20 ocak günü , şehrin Jardim Andere bölgesinde iki ayrı olay meydana geldiğinden kesinlikle hiç şüphe yoktur. Ama bunda sonra ne oldu? Görgü tanıkları anlattıklarıyla birlikte öne çıktıkça , sonunda bir tablo belirmeye ve bulmacanın parçaları yerine oturmaya başladı.
Cumartesi günü sabahı yakalanan ilk yaratığın Tres Coracoes’teki Çavuş Eğitim Okuluna götürüldüğü açıktır. Ona sonradan ne olduğu belirsizdir ama ikinci yaratıktan sorumlu olan askeri personel inanılmaz bir şey yapmıştır.
Cumartesi akşam üzeri geç saatlerde , Varginha Bölge Hastanesine varmışlar ve yaratığı içeriye taşımışlardır. Ya aynı gün veya ertesi gün Pazar sabahı , yaralı yaratık Varginha’nın 1.5 km uzağındaki Humanitus Hastanesine nakledilmişti. Tıbbi kaynaklara göre bu hastane , onun yaralarıyla uğraşabilmek için daha iyi teçhiz edilmişti.
22 Ocak Pazartesi , saat 10.00-18.00 arası Humanitus Hastanesinin dışında üç askeri kamyon park etmişti. Tıbbi kaynaklar , yaratığın saat 18.00 de öldüğünü açıkladılar. Askeri bir kamyon girişten içeri girdi ve kapıya doğru geri geri gitti. Kapının diğer tarafındaki manzara, orada bulunan birkaç görgü tanığı tarafından tarif edildi. İkinci yaratık küçük tahta bir kutuya yatırılmıştı, kutunun kapağı da oradaydı.
Amonyağa benzer kötü bir koku adayı doldurmuştu. Bu ilginçti , çünkü Cumartesi günü yaratıkla karşılaşan üç kızdan ikisinin annesi olan Luisia Silva , o günün geç saatlerinde onun görüldüğü noktaya geri gitmişti. Ayak izleri görmüştü ve daha sonra araştırıcılar , güçlü bir amonyak kokusunun etrafı sardığını söylemişti.
Orada Humanitus Hastanesinde bir odayı doldurmuş olan itfaiyeciler i polisler ve askeri görevlilerle birlikte en az 15 doktor vardı. Doktorlardan birinin elinde bir forseps tutarak yaratığa yaklaştığı görülmüştü. Forsepsi yaratığın yüzünün üzerinde gezdirmiş , ince ağzı yükselterek açmış , forsepsi içeriye doğru alçaltmış ve sonunda da siyah bir dili dışarıya çekmişti. Birkaç saniye sonra kavramayı bırakmıştı. Dil , aniden yay gibi geriye fırlamıştı.
Görgü tanığına göre , yaratık 3 parmağa sahipti ve alnında yükselen üç hörgüç ( çıkıntı ) vardı. Hiçbir cinsel organ, hiçbir meme ucu ve hiçbir karın deliği yoktu. Dizlerde buruşmuş ve sıyrılmış görünen eklemler görülüyordu.
Sonunda , kutunun kapağı vidalanmıştı ve yüzlerinde maskeleri ve ellerinde eldivenleri olan iki askeri görevli onu arkada park eden kamyona yerleştirmeden önce naylon bir çarşafla sarmaladı. İsimleri sayalım
Daha önceden bahsedilen bölgedeki Brezilyalı askeri personel arasında şu kimseler vardı:
Yarbay Olimpio Wanderley Santos ( konvoyun komutanı ), Teğmen Temente Tiberio, Yüzbaşı Ramirez, Çavuş Pedrosa ( s-2 Askeri İstihbarat ve görüntüleri bir JVC kameraya kaydeden kişi ) , erler De Mello ve Crillo ( bedenin içinde bulunduğu kamyonu sürmüşlerdi )
Bu adamlar “Çavuş Eğitim Okulu “ndan yolculuğa çıkmıştı ve burası , onların hastaneyi terk ettiklerinde geri döndükleri yer olarak kabul ediliyor. Özetle, sarı bir Volkswagen kamyonun öncülük ettiği uzun bir askeri kamyon ve özel araç konvoyu 23 Ocak Salı günü , sabah saat 04.00 de Varginha’nın dışına yöneldi.
300 kilometrelik yolculuk onları Sao Paulo eyaletindeki “ Subay Adayları Eğitim Okulu”na götürmüştü. Yaratığın daha sonra Unicamp’a ( Campinas Üniversitesi ) götürüldüğü bilinmektedir.
Rodrigez de Pacaccini ile yapılan röportaj sırasında , Varginha’nın Santana bölgesine yolculuk yapmakta olan deneyimli bir avukattan bahsetti. İşine giden yol üzerinde , sıra dışı olduğunu düşündüğü, yol boyunca park etmiş olan birkaç askeri aracı geçmişti , bunun da ötesinde öğle vakti geri döndüğünde araçların hareket etmediklerini görmüştü. Meraklı bir şekilde arabasını belli bir uzaklıkta park etmişti ve kendisine manzarayı mükemmel bir şekilde izleme imkanı veren tedbirli bir görüş açısı almıştı.
Savaş teçhizatı kuşanmış olan 7 askerin , araçlarından aniden inip birkaç metre arayla yakındaki ormanlığa yürüdüğünü gördüğünde şaşırmıştı. Adamlar kısa bir süre sonra ağaçların içinde kaybolmuştu, tanık üç ayrı tüfek atışı sesiyle irkilmişti. Bir süre sonra adamlar iki ceset torbası taşıyarak tekrar görünmüştü. Bir tanesi sanki hareket ediyor gibi görünmüştü.
Bu şok edici olay sırasında iki Brezilya Hava Kuvvetleri jeti yukarıda daireler çiziyordu. Santana bölgesi , Jardim Andere’ye komşudur ve üç kızın yaratıkla karşılaştıkları yere çok yakındır
Rodrigues e Paccacini vakanın bütün görünümleri konusunda çok açık ve dürüsttü. Ama son zamanlarda aydınlanan bir diğer gerçek konusunda konuşurken ölçülü bir sakinlik içindeydi. Görünüşe göre , cumartesi sabahı vakasında yaratığı yakalamaya çalışan bir polis yaralanmıştı. İki gün sonra genç adamın bir bölge hastanesinde öldüğü onaylanmıştı. Ölüm sebebine , resmi olarak i zatürree açıklaması getirilmişti. Ailesi bunu inanılması güç buldu ve otoritelere daha fazlasını sormak için çabaladı. Onların protestoları sağır kulaklarla karşılaştı; aileye bir şekilde “ gidin başımızdan “ denmişti. Oğullarının ölüm şartlarının açıklanması için çabalarına devam ediyor ve cesedin bağımsız bir otopsi için mezarda çıkarılmasını ümit ediyorlar.
Pacaccini’yle yaptığımız röportajın sonlarına doğru , vakaya bir Amerikan müdahalesinin olduğunu söyledi. Başlangıçta Harvard Üniversitesi psikiyatri profesörü John Mack’in Varginha ziyaretinden söz ettiği sanıldı. Prof. Mack o üç görgü tanığı kızla iki saatin üzerinde süren bir röportaj yapmıştı. Mack bu konuda profesyonel olan meslektaşları tarafından davet edilmişti ve kızların doğru söylediğine, aksi kanıtlandığı takdirde diplomasını yırtıp atacak kadar ikna olmuştu.
Pacaccini kısa bir süre önce , Brezilya Silahlı Kuvvetlerinin Amerika Birleşik Devletleri tarafından , Brezilya hava sahasına bir UFO girdiği konusunda uyarıldığını söyleyen bir Brezilya Hava Kuvveleri radar operatörüyle röportaj yaptığını açıkladı. Uyarı tam olarak enlem ve boylam koordinatlarıyla birlikte verilmişti ama Amerikalılar UFO’nun inmek üzeremi yoksa çarpmak üzeremi olduğunu anlayamamışlar. Pacaccini , bunun askeri otoritelerin neden hemen bölgede olduklarını açıklamaya yardım edebileceğini söyledi. Normalde onlar her şeyi belli ağırlıkta yapma eğilimindedirler . Bununla birlikte Pacaccini yine de onların yeterince hızlı hareket edemediklerini söyleyerek gülüyor. Zira kendisi ve diğer araştırıcılar kendi hükümeti ve ya Amerikalıların hayal edebileceklerinden çok daha önce bölgeye varmışlardı.
Eğer bir düşme olayı söz konusuysa , konuyu örtbas etmekten sorumlu olan kişilerin , Brezilya gibi bir ülkenin en yoğun nüfuslu bölgelerinden birinde bir hayli ter dökmüş olmaları gerek.
Pacaccini aynı zamanda bazıları telefonla yapılan bir çok tehdide maruz kaldığını ve bu hadiselerde kurşun geçirmez yelek giymeye mecbur kaldığını açıkladı . Ordudaki biri onun isminden çokça bahsettiğinde on günlük men cezası aldığı genel olarak bilinmektedir. Gerçekte, son raporlara göre , sıkı tedbirler alınmaya başlanmıştır. General Coelho Lima’nın ordu mensuplarının herhangi bir Brezilyalı UFO araştırmacısıyla konuşmaması konusunda emir verdiği rapor edilmiştir. Bununla birlikte , bu durum , araştırmacıların olayla ilgili olarak yeni ve özel bilgi sızdırmasını engellememiştir. Onlar artık şunları doğrulayabiliyorlar:
İlk yaratığın bir askeri kamyona yüklendiği 20 Ocak sabahında Amerikalı bir sivil de vardı.
20 Ocak günü, Uluslar arası Sao Paulo Havaalanında bir AC-5 veya c-17 USAF nakliye uçağı görülmüştü.
Aynı uçak 22 Ocak günü Campinas Havaalanında görüldü.
Pacaccini bir çeşit kaza olduğuna inanmıştı ama nasıl emin olabilirdi ki? Bu, zihinleri en çok meşgul eden soruydu. Bunun doğrulanması istendiğinde , Pacaccini güldü, sonra Varginha bölgesinden dışarı taşınan enkazı gören görgü tanıkları olduğunu söyledi. Daha fazla görgü tanığının ortaya çıkacağını ve bunların arasında bir veya iki eski hatıra avcısının da bulunabileceği ümidi var.
Aynı zamanda Humanitus Hastanesindeki bir doktorun Varginha’nın çevresindeki şehirlerden ve kasabalardan ikinci yaratığın otopsisine katılmaları için uzmanlar çağırdığını keşfettik. Bunların bazılarına DNA uzmanları deniliyordu. Kayıp Arkadaşları mı Arıyoruz ?
Varginha vakası esas olarak 20-23 Ocak 1996’da meydana gelen hadiselere dayanmaktadır. Ancak hemen hemen üç ay sonra , 21 Nisan günü meydana gelen olayları bir düşünün. 67 yaşındaki bayan Terezinha Callo Clepf , Varginha’daki hayvanat bahçesindeki restoranda bir akşam yemeğinin tadını çıkarıyordu.
Yaklaşık olarak 21.00 da masasını bir sigara içmek için terk etti. Daha önceden rapor edile yaratığın aynısıyla yüz yüze geldiğinde , neredeyse kalp krizi geçiriyordu. Onun tarifleri, önceden anlatılanlara uyuyordu ve bütün ülkeye şok dalgaları göndermişti.
Bayan Clepf , dünyada hayali bir hikaye uyduracak olan en son kişidir ve kendisi yoğun kamuoyu ve medya ilgisine maruz kalmıştır. Anlaşılır bir şekilde , Brezilyalı araştırıcıların zihninde ani sorular ortaya çıktı:
Orada , 20 Ocak vakasından sonra hala kayıp olan bir varlık mı vardı? Yoksa arkadaşları , onları aramak için geri mi dönmüştü?
Sadece üç hafta sonra, bir motorcu, ön farları 50 metre uzaklıktaki benzer bir yaratığı gösterdiğinde kamyonunu bir virajda sürüyordu. Şoke olan sürücü aniden frene bastığında, yaratığın kan kırmızısı gözlerini korumak için ellerini kaldırdığını ve gecenin içine kaçtığını görmüştü. Onun da her elinde üç veya dört parmağı vardı.
Yaratıkla karşılaşan iki kızın annesi olan bayan Silva , daha sonra , 29 Nisanda saat 22.05 de 4 yabancının evine geldiğini belirtti. Silva’ya kızlarını bu yaratıkla karşılaşma konusunda yalan söylemeye ikna ederse oldukça iyi miktarda para teklif ettiler, Silva onları reddetti
Adamların hiçbiri Brezilyalı değildi. Beyaz ve krem rengi Armani imzalı giysiler giymişlerdi. Kocası Jose Lopes de Silva bir otobüs şoförüdür ve o sırada dışarıda işindeydi. Adamlar geri geleceklerini söylemişlerdi. Adamlar deniz mavisi renkli 1994 model Linkoln Continental marka bir arabayla ( Brezilya Federal Lisans Plakalı) gitmişlerdi. Özetle:
Brezilya yıllarca bir çok olağanüstü UFO olayına tanık olmuştur, fakat bunlardan hiçbiri araştırmacıları 20 Ocak 1996’da meydana gelen olay kadar derinden etkilememiştir. 20 Ocak sabahı erken saatlerde, çiftçi Eurico de Freitas ve eşi Oralina Augusta tarlalarının üzerinde asılı duran puro biçiminde bir cisim gördüler. Ertesi sabah, Varginha’nın 10km. ilerisindeki Jardim Andere köyü sakinleri, yakınlardaki ormanlık arazide garip bir varlık gördüklerini söyleyerek İtfaiyeye başvurdu. Askeri yetkililerle birlikte olay yerine gelen itfaiye görevlileri yaklaşık 1 metre boyundaki bir varlığı ağlarla yakaladılar.
Aynı gün, Liliane ve Fatima adlı iki kız kardeş ve arkadaşları Katia, bir duvarın arkasında büzüşmüş gördükleri bir yaratıkla karşılaştılar. Korkan çocuklar evlerine doğru koşarak kaçtılar. Bir kez daha yetkililere haber verildi ve yaratık yakalandı.
Bunu takip eden günlerde, Brezilyalı UFO araştırmacıları aralarında doktorlar, avukatlar ve bazı askeri yetkililerin bulunduğu düzinelerce görgü tanığını sorgulayarak olay hakkında bilgi edinmeye çalıştılar. Olayı takiben bölgeye pek çok Amerikalı yetkili gelmiş ve enkaz kaldırma çalışmalarında yer almışlardır. Şahitler Konuşuyor:
Deneyimli bir pilot olan Carlos de Souza, olay günü uçuş halindeyken bir kazaya şahit olduğunu; bunun Varginha’da ele geçirilen uzaylılarla ilgisi olabileceğini söylemiştir.
Sauza, kendisiyle yapılan röportajda şunları söylemiştir:
“Gökte gördüğüm cisim oldukça parlaktı; bir puroyu andırıyordu, sadece biraz daha genişti. Önce tökezleyen cisim daha sonra bir şeye çarpıp düşmeye başladı. Onu 20 km. kadar takip ettim. İndiği yere vardığımda orada askerlerin olduğunu gördüm. Beni durdurup geri dönmeye zorladılar.
Cismin düştüğü yerde garip şeyler oluyordu. Ordunun 2 Mercedes kamyonu ve yaklaşık 30-40 asker, ormana dalmış bir şeyler arıyor gibiydiler. Bazı parçalar toplayıp kamyona yüklüyorlardı. Bu eğilmiş metal parçalarından birini elime alıp ovduğumda birden normale döndü.
Bölgede genelde yaralıları taşımakta kullanılan oldukça büyük bir ordu helikopteri de vardı. Dikkatimi çeken diğer bir şey de helikopterin içinden yayılan keskin amonyak kokusuydu.”
Olayın ilk şahitlerinden Eureka ve Oralina Freitas çifti ise kendileriyle yapılan röportajda olay günü uçan, fakat belirgin biçimde hasar görmüş bir cisim gördüklerini belirtmiş ve şunları söylemişlerdir:
“Cisim gri renkteydi ve bir tür denizaltına benziyordu. Çayırların üstünde uçuyordu, etrafında ona saldırmaya hazırlanan kediler vardı. Ben ve eşim onu izlemeye başladık. Fakat etrafındaki dumandan dolayı onu çok iyi gözlemleyemedik.”
Olayın baş araştırmacısı Vitorio Pacaccini ise olay hakkında şöyle konuşmuştur:
“Varginha Askeri Polisi de gerçekleri inkar ediyor. Fakat askeriyenin olayda oynadığı rol daha esrarengiz bir gerçeği gözler önüne seriyor: 20 Ocak 1996 gecesi, ikinci varlığın yakalanması operasyonunda bulunan, gizli servis görevlisi asker Marco Eli Cheresi’nin ölümü.”
Olayın bir diğer baş araştırmacısı Ubirajara Rodrigues ise bu esrarengiz ölüm olayı hakkında şunları söylemektedir:
“Ölen polis memurunun annesi, eşi, kız kardeşi ve babası tarafından da onaylanan gerçek şudur: Brezilya gizli servisinde çalışan bu polis 20 Ocak gecesi yapılan yakalama operasyonunda yer almıştır.”
__________________ köpeklerin kuduz her zaman ölümcüldür.
/116.j. er eğt. a. k.liğı çanakkale / |