FAUST...
1749-1832 yılları arasında yaşamış olan ünlü Alman ozanı, oyun yazarı Johann Wolfgang von Goethe'nin Faust adlı şiirsel oyunu dünya klasikleri arasında önemli bir yer tutar.
"-Oyunun baş kahramanı Faust; felsefeyi, tıbbı, doğa bilimlerini, teolojiyi araştırmış, gençlik ve olgunluk çağını yeryüzünün sırlarını çözmek için tüketmiştir. -Faust'un bu arayışı Şeytan'ı (Mefistofeles) rahatsız etmektedir. Çünkü pek çok insanı felaketlerle yok etmesine, pek çok insanı dünyasal hazlarla uçuruma düşürmesine karşın, yeryüzündeki Faust adında bir doktor, akıl ve bilgi ile kendisine direnmektedir. -Tanrı'dan, Faust'u doğru yoldan çıkarmak için izin isteyen Mefistofeles, onun bunalımlar içinde olduğu bir gece karşısına çıkar ve Faust'a dünya hazlarını vaad eder ve Bir iddiaya girerler.
Faust:
zavallı şeytan, bana ne verebilirsin ki?
yükseklere göz dikmiş insan bilincini,senin gibiler kavrayabilir mi hiç?
sendeki gıda doyurmaz insanı.
elindeki kızıl altın, cıva gibi avucunun içinden akıp gider
senin kumar masalarında kimse kazanmaz.
daha sarılırken, başkalarına bakar göndereceğin kızlar.
verecegin itibarın tanrısal gururu, kuyruklu bir yıldız gibikayar gider;
bunları mi sunacaksın?
göster bana bakalım,koparılmadan çürüyen bir meyveyi,
hergün yeniden yeşillenen ağacı!
Mefistofeles :
zavallı dünyalı!
ben olmasaydım
nasıl bir yaşantın olacaktı?
imgelemin kuruntularından
seni kurtardığımı sanmıştım.
ve ben olmasaydım, şimdiye kadar,
bu dünya yuvarlağından çekip gitmiştin.
mağaralarda, kayaların çatlaklarında,
ne diye bir baykuş gibi oturuyorsun?
niçin yiyeceğini bir kurbağa gibi,
karanlık yosunların,
ıslak taşların arasında arıyorsun?
ne güzel, ne tatlı bir uğras!
doktor hala yaşıyor içinizde
...
cebrail :
hızla ve akıl almaz bir hızla
döner yeryüzünün ihtişamı kendi çevresinde;
bırakır cennetin aydınlığı
yerini derin ürpetici geceye;
kabarmakta deniz geniş ırmaklarda
kaya diplerinden yukarılara,
ve sürüklenip gider hem deniz ,hem kaya
ebedi hızdaki yörünge karşısında.
Mikail :
ve fırtınlar uğuldar sanki iddiasına
denizden karaya, karadan denize,
ve öfkeyle bir zincir oluşturur
çevresini en derinden etkileyen.
şurada alevleniyor şimşekler yakıcı biçimde
düştü patikaya yıldırım, gök gürültüsünden önce.
ama senin elçilerin, efendim, takdir ediyor
gününün yumuşak seyrini
Mikail-Cebrail :
görünüşün güç veriyor meleklere,
açıklayamadığı için kimse seni,
ve yüce eserlerinin hiçbiri
görkemli ilk günkü gibi .
Mefistofeles:
madem sen, ey tanrımız!
yaklaşmaktasın bize yeniden
ve sorarsın, nasıldır bizde hal hatırlar?
ve aslında sevdiğinden beni görmeyi başka zamanlarda,
işte görünürüm sana zaman zaman
tayfaların arasında.
affet, gelmez elimden şaşalı sözler.
şüphem yok, heyecanlı tarzım güldürürdü seni
vazgeçmeseydin gülme alışakanlığından.
yoktur sözüm güneş ve dünya ile ilgili,
gözüm yalnızca görürü insanların çektiği eziyeti.
dünyanın küçük efendisi hala hiç değişmedi
ve şaşırtıcı hala ilk günkü gibi.
Tanrı :
bu kadar mı bana söyleyeceklerin,
sadece şikayet için mi gelirsin?
yok mu yeryüzünde hiçbirşey
seni edebiyen hoşnut edecek?
Mefistofeles :
arada bir görmeyi severim ihtiyarı!
ve sakınırım onunla bozuşmaktan.
ne hoş aslında onun gibi büyük bir efendinin,
şeytan'nın ta kendisi ile gelip,
insanca konuşması!
***
arada bir görmeyi severim ihtiyarı!ve sakınırım onunla bozuşmaktan.
bu kadar mı bana söyleyeceklerin,sadece şikayet için mi gelirsin?yok mu yeryüzünde hiçbirşey seni edebiyen hoşnut edecek?arada bir görmeyi severim ihtiyarı!ve sakınırım onunla bozuşmaktan.
bu kadar mı bana söyleyeceklerin,sadece şikayet için mi gelirsin?
ve fırtınlar uğuldar sanki iddiasına denizden karaya, karadan denize,ve öfkeyle bir zincir oluştururçevresini en derinden etkileyen.şurada alevleniyor şimşekler yakıcı biçimdedüştü patikaya yıldırım, gök gürültüsünden önce.ama senin elçilerin, efendim, takdir ediyorgününün yumuşak seyrini görünüşün güç veriyor meleklere,açıklayamadığı için kimse seni,ve yüce eserlerinin hiçbirigörkemli ilk günkü gibi .bu kadar mı bana söyleyeceklerin,sadece şikayet için mi gelirsin?yok mu yeryüzünde hiçbirşey seni edebiyen hoşnut edecek?arada bir görmeyi severim ihtiyarı!ve sakınırım onunla bozuşmaktan.