04-01-2008, 23:43
|
#1 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.576
| 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı
2 temmuz 1993 cuma günü, cuma namazını kıldıktan sonra Sivas'ta organize bir şekilde toplanarak içinde insanların olduğunu bile bile Madımak Oteli' ni ateşe verildi. O sırada içerde olan Aziz Nesin itfaiye ekiplerince bir çanta gibi muamele görerek kurtarıldı (!)
Muhibe Akarsu - 37 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi
Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı
Gülender Aka - 25 yaşında
Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar
Ahmet Alan - 22 yaşında
Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci
Sehergül Ateş - 30 yaşında
Behçet Aysan - 44 yaşında, şair
Erdal Ayrancı - 37 yaşında
Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar
Belkıs Çakır- 18 yaşında
Serpil Canik - 19 yaşında
Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör
Nesimi Çimen - 67 yaşında, şair, sanatçı üç telli curanın son ustası
Carina Cuanna - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
Serkan Doğan - 19 yaşında
Hasret Gültekin - 22 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi
Ozan Türkyılmaz -20 yaşında,araştırmacı tarihci ve düşünür (Hasret Gültekin'in öğrencisi)
Murat Güneş Murat Gündüz - 22 yaşında
Gülsüm Karababa - yaşında
Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair
Asaf Koçak - 37 yaşında, karikatürist
Koray Kaya - 12 yaşında
Menekşe Kaya - 17 yaşında
Handan Metin - 20 yaşında
Sait Metin - 23 yaşında
Huriye Özkan - 22 yaşında
Yeşim Özkan - 20 yaşında
Ahmet Öztürk - 21 yaşında
Ahmet Özyurt - 21 yaşında
Nurcan Şahin - 18 yaşında
Özlem Şahin - 17 yaşında
Asuman Sivri - 16 yaşında
Yasemin Sivri - 19 yaşında
Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı
inci Türk - 22 yaşında
Kenan Yılmaz - 21 yaşında unutamıyorum. dile kolay 37 can 37 ruh. alevler içinde yanan 37 güzel yüz ve onlara yas tutan 37 aile. toplumca şuurumuz yitirdmiğimiz bu günlerde ne zaman aklıma düşse içimi yakar bu olay. peki ne değişti o günlerden bu günlere ? ödeyebildik mi o 37 güzel insanın kefaretini geçen senelerde ? hiç sanmıyorum. her zaman masumları harcamak daha kolay olmuştur. Madımak Oteli anısına saygı duyularak bir müze bile yapılmadı , yazıklar olsun kelimesi bile az kalıyor dilimde...O kebabp kokuları karışack mı diri diri yanan 37 bedenin küllerine !
__________________ Bütün yalnızlıklarınızın ilenci Korusun çoğulluklarınızı Cinnet koyun erdemin adını Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın Hepiniz mezarısınız kendinizin... |
| |
04-01-2008, 23:49
|
#2 |
Üyelik tarihi: 04 2007 Nerden: 26-45 dogu meridyeni, 36-42 kuzey paraleli
Mesajlar: 4.129
|
ahh hasret gültekinim.. ne güzeldir sesin.. ne güzeldir şarkıların.. Roni hasret Gültekin le yaşatıyorum senide... teşekkürler..
__________________ Dinleyen her zerreye bir hitabım var benim
Kâinat isminde hiçten bir kitabım var benim.
Ya hitabımdan okusun ya kitabımdan beni,
Yazdığım efsânede on alti bâbım var benim! |
| |
05-01-2008, 00:19
|
#3 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.576
|
nerelisin diye soranlara Sivaslıyım diyenlerin yüzünde buruk bir gülümseme olarak kalacak aşıklar diyarı olarak anılırken alevlerce yutulmuş Sivas...
__________________ Bütün yalnızlıklarınızın ilenci Korusun çoğulluklarınızı Cinnet koyun erdemin adını Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın Hepiniz mezarısınız kendinizin... |
| |
05-01-2008, 00:30
|
#4 |
Üyelik tarihi: 04 2007 Nerden: 26-45 dogu meridyeni, 36-42 kuzey paraleli
Mesajlar: 4.129
|
güneşin ozanlarını kaybettik biz maalesef bizim ülkemizin kirli bi günüydü..
__________________ Dinleyen her zerreye bir hitabım var benim
Kâinat isminde hiçten bir kitabım var benim.
Ya hitabımdan okusun ya kitabımdan beni,
Yazdığım efsânede on alti bâbım var benim! |
| |
05-01-2008, 02:56
|
#5 | | -YASAKLI-
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.174
|
Yumrukluyorum duvarları,yumrukluyorum kara gecenin bedenini
Ellerim kan içinde,nehirler taşmış yanaklarımda
37 can, 37 gül çatlamış susuzluktan sivasın içinde
Nasıl uyku tutar gözlerimi
Döne döne samaha duranlar tutuştu önce
Sonra türküler sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin
yanı başına
Sivas Sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak
Yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneşten koparıp
karanlığa kurban etmek
Söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlıyı yakmak
Var mıdır kardelen akınında bir avuç inciyi ateşte tutmak
loov
Böyle garip düştüğüme bakma, böyle mahsun durduğuma
Varsın ateşim suskunlukla beslensin
Benimde yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
Senin de dağların var Sivas senin de dağların
Dağlarında Şahanların!
Gün tutuşur canım gece tutuşur
Yangınlarda tutsak canlar tutuşur
Gülüm toprak olur yele karışır
Yürür gelir canlar yollar tutuşur
Sivas ellerinde sazım tutuşur
Söz tutuşur canım türkü tutuşur
Teller bizi söyler diller yarışır
Özgürlüğü yazan kalem tutuşur
Canlar can olurda eller tutuşur
Dost evinde canım sevda tutuşur
Pir Sultanlar ölmez binler yetişir
Akar gelir canlar tarih tutuşur
sivas için yapılan ağıtların en güzeli...
grupyorum - sivas |
| |
10-01-2008, 19:38
|
#6 | | -YASAKLI-
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 264
|
bu olayı tüm Sivas halkına mal edemeyiz,,,Sivas'ta doğup büyümedim ama aslen Sivas'lıyım.ama bunu söylerken yüzümde buruk gülümseme olduğunu hiç hatırlamıorum.ewet kesinlikle bu olaydan kesinlikle utanıyorum ama Sivaslı olduğumu söylemek,utanmamı gerektiren birşey değildir..... |
| |
10-01-2008, 20:52
|
#7 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.576
|
Alıntı: MaaT´isimli üyeden Alıntı
bu olayı tüm Sivas halkına mal edemeyiz,,,Sivas'ta doğup büyümedim ama aslen Sivas'lıyım.ama bunu söylerken yüzümde buruk gülümseme olduğunu hiç hatırlamıorum.ewet kesinlikle bu olaydan kesinlikle utanıyorum ama Sivaslı olduğumu söylemek,utanmamı gerektiren birşey değildir..... | elbette değildir, utanması gereken o 37 canı diri diri ateşlere hapsedenler ve bugün o cabların hatırasını müze yapmayı red ederek ticari bir işletme gibi kullanmaya devam edenlerdir.
sanıyorum yanlış anladın yazdığım şeyi, o buruk gülümseme de aklımıza her Sivas sözcüğü düştüğünde artık çok başka şeyler hatırladığımız içindi.....
__________________ Bütün yalnızlıklarınızın ilenci Korusun çoğulluklarınızı Cinnet koyun erdemin adını Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın Hepiniz mezarısınız kendinizin... |
| |
13-01-2008, 19:52
|
#8 |
Üyelik tarihi: 12 2006 Nerden: kıbrıs ve izmir
Mesajlar: 126
|
ladyofdestruction böyle bi konu açtığın için teşekkürler.Yurdumuzda malesef bu gibi zihniyetler eskiden beri süregelmiştir.Ama hala ders alınmamıştır.Bunlar gerçekten bir ülkeyi geriye götüren utanılacak şeylerdir,hala bu ve bunun gibi olayları bir marifet gibi görenlere tek bir söz:Türkiye sizinle gurur duyuyor!
__________________ Ete Kemiğe Büründüm,
Yunus Diye Göründüm,
Bir Ben Var Benden İçeri,
Yedi Kere Dolup Boşalan Dünya Değilmisin...
(Yunus EMRE) |
| |
14-01-2008, 12:09
|
#9 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.576
|
teşekkür ederim beğendiğin için ama elimizden başka bir şey gelmemesi ne acı. madımak oteli o 37 aydının anısına bir müze bile yapılmadı , yapılmak istenmedi. böyle yazmak çizmek sadece üzüyor. yine de teşekkürler.
__________________ Bütün yalnızlıklarınızın ilenci Korusun çoğulluklarınızı Cinnet koyun erdemin adını Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın Hepiniz mezarısınız kendinizin... |
| |
18-02-2008, 13:19
|
#10 |
Üyelik tarihi: 02 2008
Mesajlar: 2
Karma gücü: 2  |
bence madımak otelini bizler müze yapıcagız arkadaslar bu ülkenin gençliği gerici yobazlara tokat gibi bir cvp verecegiz bu otelin müze olmasıyla |
| |
18-02-2008, 15:03
|
#11 |
Üyelik tarihi: 11 2006 Nerden: Gnoxis
Mesajlar: 1.446
|
Otuzyedi can Otuzyedi gül çatlamış susuzluktan sıvas’ın içinde Döne döne semaha dönenler tutuştu önce Sonra türküler Sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanıbaşına... 2 Temmuz 1993 Cuma 13:30 - Paşa Camii önünde görevli emniyet ekibi (3860 kodlu) tarafından, Paşa Camii ve Meydan Camii’nden, Cuma namazından çıkan 500-1000 kadar kişiden oluşan grubun dört koldan Hükümet Konağı’na doğru ilerlediklerini bildirir. 13:40 - Hükümet Meydanı gerisinde oluşturulan polis barikatını aşan yaklaşık 2 bin kişi, maydanda, “Vali istifa”,”zafer İslam’ın”,”Şeytan Aziz”,” İslamiyet’i ezdirmeyeceğiz” vb. sloganlar atarlar. 13:55 - Sayıları yaklaşık 3 bini bulan grup, Osmanpaşa Caddesi ve Buruciye Medresesi civarında benzer sloganları yinelerler. 14:10 - 3 bin 500 dolaylarında gösterici, Kültür Merkezi önüne gelmiş ve içerdeki karşıt grupla slogan mücadelesi başlamış, çatışma polis tarafından önlenir. 14:40 - Kültür Merkezi’nden ayrılan grubun sayısı, 4-5 bini bulmuştur. 14:45 - Grup, Buriciye Medresesi’ne gelir. 14:50 - Buriciye Medresesi önünden Hükümet Meydanı’na geçen 6 bin dolayındaki gösterici, aynı sloganları tekrarlarlar. 15:00 - Grup, Hükümet Meydanı’ndan Atatürk Caddesi’ne yönelir. 15:10 - Atatürk Caddesi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na gelinirken, sayı yaklaşık 8-9 bini bulmuştur. 15:30 - Hükümet Meydanı’ndan İstasyon Caddesi yoluyla Kültür Merkezi’ne gelen göstericiler, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etmiş; Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla taşlı sopalı çatışma, polisçe, fazla büyümeden, zor kullanılarak önlenir. 15:48 - Valilik tarafından görevlendirilen Belediye Başkanı, Kültür Merkezi önündeki topluluğu sakinleştirmek için sözde bir konuşma yapar ancak halk daha fazla galeyana gelmistir. 15:55 - Hizini alamayan yaklasik 10 bin kisilik saaldırgan ve fasist güruh ,Kültür Merkezi’nden İstasyon Caddesi yoluyla yeniden Hükümet Meydanı’na ve Madımak Oteli civarına gelir ve slogan atmaya devam eder. 18:00 - Madımak Oteli önünde toplanan yaklaşık 15 bin göstericiye, Valilik’ten gelen istek üzerine, Belediye Başkanı ve Büyük Birlik Partisi İlçe Başkanı birer konuşma yapmışlardır. 18:30 - Belediye İtfaiye araçları, Hükümet Meydanı’na gelmiştir. 19:14 - Kültür Merkezi önündeki heykel, belediye garajına konulmak amacıyla Meydan’dan geçirilirken, topluluk tarafından Madımak Oteli önüne getirilmiştir. 19:50 - Madımak Oteli önündeki araçlar ve heykel ateşe verilmiştir. 20:00 - Otele yaklaşmak isteyen itfaiye araçlarına, göstericiler yere yatarak engel olmuşlardır. 20:05 - İtfaiye, otele güçlükle yaklaşabilmiştir. 20:10 - Yangın Otele de sıçramıştır. 20:20 - Afyon Sokak’tan (arka taraftan) gelen itfaiye, yangını söndürmeye başlamıştır. 20:40 - Hükümet Meydanı’na gelen göstericiler, Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlamışlardır. 20:50 - Güvenlik kuvvetleri havaya ateş etmiş ve göstericiler dağılmaya başlamıştır. 21:00 - Kalabalık, küçük gruplar halinde şehrin çeşitli kesimlerine yayılmıştır. 21:40 - Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edilmiştir. 22:00 - İçişleri Bakanı Valiliğe gelerek, olaylarla ilgili bilgi almıştır. 23:00 - Valilikçe ilan edilen ”sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hâkimiyet sağlamışlardır. 2 Temmuz günü, Sivas’ın Madımak Oteli’nde 37 can yakılarak katledilir. 51 kişi de katliamdan, kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtulurlar. Çatıya çıkarak yardım isteyenler arasında Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli de vardır. İtfaiyenin merdivenli arabası otele yaklaşir. Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli merdivenlerden inerlerken, Sivas Belediye Meclisi Üyesi Cafer Erçakmak ile bazı belediye görevlileri tekrar saldırıya geçerler.Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli, itfaiyenin merdivenlerinden aşağıya atılirlar. Başından yaralanan Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli’yi linç edilmekten araya giren polisler kurtarır. Yaralılar Polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürülür. Devlet yetkilileri nin tutumu ve katliamin sorumlulari Polis telsizlerinden duyulan diyaloglar .. - Taş atıyorlar, saldırıyorlar, ne yapalım? - Anlaşıldı, müdahale etmeyin… (Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner) Sivas’ta eli sopalı, taşlı, zincirli onbini aşkın saldırgan, insan avındaydı. Korkunç durum, Başbakana, İçişleri Bakanı’na defalarca bildirildiği halde herhangi bir yardım gelmedi ve önlem alınmadı. 37 insan yakılarak feci şekilde katledildi. Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel; “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz” diyor, ilgilileri uyarıyordu. Cumhurbaşkanının “halk”tan kastettiği oteli kuşatan saldırgan kalabalıktı. Gerçi Süleyman Demirel, politik yaşama kazandırdığı, “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” şeklindeki veciz sözü ile tarafını çoktan açıklamıştı. Başbakan Tansu Çiller ise, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” diyebiliyordu. Daha sonra TBMM’de yaptığı bir konuşmada da Van’da yakılan bir oteli, Sivas’takiyle karıştırmış ve “Bir vatandaş, sigortadan para almak için sigortalı oteli yakmıştır” demiştir. Bir başbakan, ülke sorunlarına ve toplumsal gelişmelere bu denli duyarsız olabiliyordu. Ülkenin iç asayişinden sorumlu bir yetkilisi, İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, otele yapılan saldırıyı, “Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleri sonucunda halk galeyana gelerek tepki göstermiştir” şeklinde yorumlayarak saldırganları mazur göstermiştir. Dönemin Başbakan Yardımcısı ve SHP Genel Başkanı olan Erdal Inönü ise katlima karşı üç maymunu oynar. Dönemin Belediye Başkanı olarak saldırganların daha fazla galeyana gelmesine sebep olan açıklamaları ile katliamda 1.derecede rol oynayan Temel Karamollaoglu, daha sonra TBMM çatısı altında milletvekili olarak görev alır. Ahmet Yücetürk: Katliamı seyreden General.Sivas Tugay Komutanı.. Şevket Kazan: DYP-REFAH koalisyonunun bir dönem Adalet Bakanı..Sivas katliamini gerçekleştiren grubun avukatı.. . Devlet yetkililerinin açıkça taraf tutmaları, güvenlik güçlerinin ilk soruşturmasını da etkilemiştir. Saldırı öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterince önlem alınmadığından insanlar yakılmış, saldırgan fasist ve gerici katiller ellerini kolllarını sallayarak kent dışına çıkmış ve izlerini kaybettirmişlerdir. 10-15 bin saldırgandan ancak 35 kişi, katliamdan bir gün sonra gözaltına alınmıştır. Artan toplumsal tepkiler sonucu, gözaltına alınanların sayısı daha sonra 190’a çıkarıldı. Gözaltına alınanlar hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalafetten dolayı soruşturma başlatılmış, fezlekeler bu doğrultuda hazırlanarak Cumhuriyet Savcılığı’na sevkedilmişlerdir. Soruşturmanın bu yetersiz çerçevede kalması sonucu, 190 kişiden 124’ü tutuklanmış, geri kalanlar serbest bırakılmışlardır. Bu olaydan sonra Emniyet Müdürü ile Vali hemen görevden alınır. Katliam soruşturması, Aziz NESİN’in tahrikleri ekseninde yürütülür. Emniyet tahkikatı bu yöndedir ve Savcılık da böyle bir yol tutturmuştur. Cumhuriyet Savcılığı soruşturmasında, katliamı planlayan ve başlatan örgütler üzerinde durmamış, saldırıyi Aziz NESİN’ın tahriklerine bağlamış ve iddianameyi, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası`na muhalefet temelinde hazırlamıştır. (Sivas Savcısının hazırladığı iddianame: Hazırlık 1993/2460, Sivas Asliye Ceza Mahkemesi)
__________________ Çam da Bizim Kozalak ta... |
| |
21-02-2008, 17:33
|
#12 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 324
|
Kendilerini Allah Sayanlar (Haşa) gördülerki ÖLDÜRMEYEN ÖLDÜRMEZ.
Din için mi Yaktın ? ____Belanı versin Allah'ım !
Metin Altıok - Soğur Cehennem Bile
Uçun Kuşlar Uçun
Burda Vefa Yok
Öyle Akar Sular
Öyle Hava Yok
Feryadıma Karşı Aksi Seda Yok
Bu Yangın Yerinde Soğuk Kül Vardır
___________ Teşekkürler Saygılar
-------------------- Sunay AKIN 2000 yılında yazmış 2 Temmuz 1993'te olanları.... yedi yıl önce sivas'taki madımak oteli'nin önünde toplanan güruh, insanlık dışı gösterisini sürdürürken, otelin merdivenlerinde kurtulmayı bekleyenlerden biri olan yazar lütfi kaleli sorar: “ bunlar ikindi namazına gitmeyecekler mi?”... yanıt karikatür sanatçısı asaf koçak'tan gelir: “ anlaşılıyor ki, bu namazı kaza ile eda edecekler.” yıllar öncesinde, yurdumuzda turizmin gelişmesi için bestelenen şarkıda şöyle bir söz vardı: “düşün antalya'da mutlu bir hollanda'lı”... hollanda'nın amsterdam havaalanı'nda bir genç kız, o gün yaşadıklarını günlüğüne yazarken heyecanlıdır: “türkiye'ye giden uçakta adım yoktu. birkaç dakika korktum: gidemeyecek miydim?” carina thuys adlı kızın korktuğu başına gelmez ve istanbul'a doğru havalanan uçağın penceresinden bulutları seyre dalar!.. annesi genç kızın ölüm haberine inanmaz ve şunları söyler: “o her zaman söylediği saatte eve gelir. döneceğini söylediği gün onu havaalanında karşılamaya gideceğim”... kadın, istanbul'dan gelen yolcuların arasında kızını arar... ve son yolcu çıktığında şunu söyler oğluna: “kızımın öldüğüne şimdi inandım!” asaf koçak'ın da aralarında bulunduğu sivas'ta yakılan 37 insandan biri olan carina thuys'un, ülkesine gönderilen eşyaları arasında günlüğü de yer alır. günlüğün son sayfası “2 temmuz 1993” tarihini taşır: “şimdi durum kritik. bir süreden beri oteldeyiz. dışarıda büyük bir güruh bağırıyor. bu otelde, özgür düşünür, laik yazar aziz nesin kalıyor. o, şeytan ayetleri'ni yayınlamayı düşünüyor. durum hiç de hoş değil. kendimi gergin hissediyorum. çünkü ne olacağını hiç bilmiyorum. bu durum aşırı dincilerin bir oyunudur. slogan atıyor ve tahribat yapıyorlar. oldukça polis var. ama ben ne yapabilirim ki? bağırılıyor, çağırılıyor ama ben anlamıyorum!” yeryüzünde, en yüksek noktasına yazı araç ve gereçlerinin konulduğu bir tapınak var mıdır?.. yani bir kilise düşünün ki, en tepesine simge olarak haç değil de kalem konsun. ya da, bir havranın en üst noktasına bakanlar davudi yıldızı yerine bir daktilo görsünler!.. istanbul'un eyüp semtinde bulunan defterdar camii 1541 yılında, hattat nazlı mahmut çelebi tarafından yaptırılır. mahmut çelebi yazı ustası olduğundan minarenin tepesine hilal yerine bir hokka ve kalem koydurtur. bu uygulamanın günümüzde karşılığı “bilgisayar ekranı, klavye ve maus”dur. şairler, yazarlar çalışırken bu yazı araçlarını kullanıyorlar. yeni yapılmakta olan caminin minaresine bunları koymaya kalkışsak başımıza neler gelir?.. ama ne gariptir ki, 450 yıl önce bunu gerçekleştirebilmişiz! haliç'in kıyısındaki defterdar camii'ni ziyaret edenler, minareye baktıklarında ne hokkayı nede kalemi görebilirler. fırtınalı bir havada rüzgar alır götürür kalemi. hokka uzun süre ayrı kalır yoldaşından. sonra oda yere düşer ve kırılır. geriye sadece aras neftçi'in 1990 yılında çektiği fotoğraflar kalır. bu fotoğrafa dikkatli bakıldığında minarenin tepesindeki hokka görülebilir. günümüzde minareye baklanlar ise iki hoparlör ve birkaç florasan lambadan başka bir şey göremezler. eyüp halkı, nazlı mahmur çelebi'nin rüşvetle suçlandığını, elindeki hokka ve kalemi sırtı camiiye dönük şekilde fırlatacağını, yazı takımının minarenin tepesine konmazsa suçlamayı kabul edeceğini içeren bir öykü anlatır. hokka ve kalem minarenin tepesinde durunca herkes mahmut çelebi'nin suçsuz olduğuna inanır. gazetelerdeki yazarların yerini giderek yazarkasaların (!) aldığı günümüzde, böyle bir şeyi denemeye kim cesaret edebilir?.. şüphesiz ki nazlı mahmut çelebi'nin yaptırdığı caminin tepesine yazı araç ve gereçlerinin konmasının nedeni halk arasında anlatılan “atmasyon” öyküsü değildir. bir rastlantıyı içeren bu öykü, yazara gösterilen saygı, sevgi ve hoşgörünün geleneğimizde ne denli yoğun olduğu gerçeğinden bizleri uzaklaştırır. yazı ustasının minarenin tepesine yazı araç ve gereçlerini koyması rastlantı değildir. tıpkı, 2 temmuz gününde binlerce insanın, yazarların kaldığı madımak oteli'nin önünde buluşmasının rastlantı olmadığı gibi!.. solingen ve sivas!.. insanların yakıldığı iki kent... bu iki kentin baş harflerini yan yana getirirsek, neyle karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır: ss!.. sivas katliamı sonrasında yazdığım şu dizeler sanırım tüm gerçeği gözler önüne seriyor: yedi kova su yeterliydi sivas'taki ateşi söndürmek için oysa her biri devlet dairesindeki kovaların üstünde yazılı altı harfli bir sözcüktü yangın g harfi boştur kovaların ki okununca dolu olanları ortaya çıkar madımak oteli'nin merdivenlerinde kurtulmayı bekleyenler için verilen karar: yan ın dostları, sivas'ta yakılan ankaralı şair behçet aysan'ın kapısında unutulmuş bir not bulurlar: “yarım saat içinde geliyorum. bekleyin.”
Ataol BEHRAMOĞLU'da değinmeden geçmemiş: Bu Yangın Yerinde Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek Zalimin elinde tutsak Cahile kurban olarak Yalanla kirli havada Güçlükle soluk alarak Savunmak gerçeği, çoğu kez Yalnızlığını bilerek Korkağı, döneği, suskunu Görüp de öfkeyle dolarak Toplanıyor ölü arkadaşlar Her biri bir yerden gelerek Kiminin boynunda ilmeği Kimi kanını silerek Kucaklıyor beni Metin Altıok "Aldırma" diyor gülerek "Yaşamak görevdir bu yangın yerinde Yaşamak, insan kalarak" Tam 37 Türk aydını, görüşü ne olursa olsun, yakılarak öldürüldü, unutmayalım çünkü başımıza ne geldiyse unutkanlıktan geldi... Sunay Akın
Konu beyazkin tarafından (21-02-2008 Saat 17:35 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
|
| |
21-02-2008, 18:16
|
#13 |
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 660
|
bu katliam olduğunda ben daha çocuktum ve bir cemevinde 37 can için yas tutuluyordu nedenini bilmiyordum ama yeni yeni seziyorum şimdi bu canlar siyasi görüşleri nedeni ilemi yakıldı? |
| |
29-06-2008, 23:32
|
#14 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.576
|
Utancın yıldönümüne az kaldı. Bir de haber olayla alakalı ; Canlar Tiyatrosu, Sivas Katliamının 15. yıldönümünde, Madımak Oteli’nden tesadüfen kurtulan Serdar Doğan’ın kaleme aldığı belgesel oyunla, izleyenlerin karşısına çıkacak. İki yıldır Ankara’da çalışmalarına devam eden Canlar Tiyatrosu, “Unutmak, katliama ortak olmaktır" sloganıyla, Sivas Katliamını, toplumsal belleğin tekrar hatırlamasını sağlayacak. Oyunu, katliamdan kurtulan Doğan yazdı Sivas Katliamı sırasında Madımak Oteli’nden tesadüfen kurtulan Serdar Doğan’ın kaleme aldığı oyun, Simurg (Sivas Katliamı Belgeseli oyunu) adını taşıyor. Oyunun yönetmeni, tiyatro sanatçısı Cengiz Sezgin, amaçlarının vahşeti anlatmak, insanları duygusal olarak sömürmek değil, 15. yıl önceki katliamın, yeni katliamlar yaratmaması için tüm insanlara bu acı olayı bir kez daha anlatmak istediklerini söyledi. Sezgin, 15 yıl önce 33 insanın Madımak Oteli’nde yanarken, insanların bunu televizyonlarında dizi film izler gibi izlediğini belirterek, “Ne hükümet, ne devlet bu insanlara sahip çıktı. Toplum olarak çok çabuk unutuyoruz. Biz unutturmak istemiyoruz. Çünkü katliamları dizi izler gibi izlemeye devam edersek yenileri de olacaktır" dedi. Canlar Tiyatrosu’nun ne Alevi ne de Suni tiyatrosu olduğunun altını çizen Sezgin, Madımak Oteli’nin müze olması için sivil toplum kuruşlarıyla birlikte mücadele verdiklerini, söz konusu tiyatro oyunuyla da Sivas Katliamını 15. yılında anacaklarını kaydetti. Turneye de çıkacak Müziklerini ise Hasan Yükselir’in yaptığı Simurg, İzmir’de 26 Haziran’da Bornova Ayfer Feray Açıkhava Tiyatrosu’nda, 27 Haziran’da Konak Belediyesi Eşref Paşa Kültür Merkezi’nde, 29 Haziran’da Karşıyaka Açık Hava Tiyatrosu’nda, 4 Temmuz’da Narlıdere Belediyesi Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Bursa’da ise 30 Haziran’da ve 1 Temmuz’da Nilüfer Belediyesi Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde izleyenlerin karşısına çıkacak. Oyun, 15 Eylül ve 15 Ekim tarihleri arasında da Almanya, Hollanda, İsviçre, Belçika olmak üzere Avrupa turnesine çıkacak. Oyunda, Halil Esen, Cengiz Sezgin, Hasan Balıktaş, Melih Yetkin, Habib Hacımustafaoğlu, Erdem Ulusal, Çağlar Deniz, Ebru Erten, Gökçen Cavga, Hüseyin Aksuna ve Musa Arslanali rol alıyor.
radikal.com
__________________ Bütün yalnızlıklarınızın ilenci Korusun çoğulluklarınızı Cinnet koyun erdemin adını Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın Hepiniz mezarısınız kendinizin... |
| |
30-06-2008, 00:00
|
#15 |
Üyelik tarihi: 09 2007 Nerden: evde:d
Mesajlar: 543
|
Kara gün,büyük bir leke..şeriat yanlılarının,laiklik ve cumhuriyet karşıtı gericilerin oyunu..basit bir gaza gelme değil bu..Sivas Katliamı unutulmamalı..böyle güzel bir konu için teşekkürler..
__________________ | |