kötülük/badness, iyiliğin/goodness eksikliidir daha çok. nefret de sevginin. korku, cesaretin. birbirine zıt anlamlar gibi görünmesine rağmen aynı kaynaktan çıkan iki filizdir. ilki + duygularımız, ikincisi ise eksi duygularımız. aslında kaynaktan çıkan şey tektir. bu karşıtlıkalrın varlığı, sadece + kaynağın azlığı yada çokluğunu belirtir. örneğin kötülük diye bir şey yoktur. kötülük, var olan iyiliğin eksikliği ya da hiç olmayışıdır. karanlık diye birşey yoktur. karanlık, ışığın eksikliği yada o alanda etki etmemesidir. günah diye de birşey yoktur. Allah ademe şu agacın meyvesinden yersen günah işlersin,s eni cezalandırırım demedi. sadece uyardı, o meyvayı yeme yoksa ölürsün. günah, insanın yaratıcıyı dinlememesiyle meydana gelen itaatsizlikti bu bakıma ve günah yeryüzüne girdi. ölüm de girdi. çünkü bütün dinlere göre günahın sonucu ölümdü. ve sevgi. insan, yaşama savaşını verirken sevgi, güven gibi olumlayıcı zaaflardan kurtulmak için bu zaaflara kabuk bağlattı. bir çeşit kendini koruma mekanizmasıydı bu. sonra aşklara da yansıdı bu. pazarlıklı aşklar yaşandı. sevdiğin kadar sana sevgi vereceim. sonra da kendi egomuzun tatminine dönüştü, kaynağını bencillikten ve kendini korumaktan alan bütün duygular. ne aşkın adı kaldı ne sevginin karşılıksızlığı, üstünlüğü... sadece senin çelişkin de değil bu. yazmışsın ya başlığa çelişkilerleyim die. sevgiye kapıalrını kaparmış bütün insanların çelişkisidir bu. çünkü ne kadar sevgisiz bir yaşam tarzını seçerlerse seçsinler, hayatın bize hazırladığı ince komedilerle (güç) bize bunu daima hatırlatacaktır. ya vicdanımız yoluyla ya da duygularımız ve şuurumuz yoluyla.... |