JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > Kültür - Sanat > Edebiyat > Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 20-01-2008, 23:58   #1
 
serenadaschizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.570
Karma gücü: 158 serenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond repute
Turgut Uyar Şiirleri





Denge

Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük âmenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Bütün ağaçlarla uyumuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
--------------------
Kankentleri

Kan akıyor penceresi karanlık evlerden
Ölü kadınların üstüne tuğlaların üstüne
Denizse aydınlık ve incili mavili taşrada
Kana doğru ürkek en güzel yaban balıklar
Bu kandır akıttığımız sıkıntılı pazarlarda
Üst üste yergökyüzüne içki şişelerine

Kan içinde elleri ve obur parmakları
Boşnak değil çocuklar dondurmacılarda
Mezarlı eyüplerde ve deniz kenarlarında
Sarışın kafaları ama analı babalı
Kan akıyor ahşap yapılardan sokaklara sokaklara
Mavi ülkeleri tatsız kısa pantolonlarda Kan akıyor oluklardan öyle kan
Boyanır batmış gemiler perşembesi
Bir tesbih bir zımba bir yazı makinesi
Çektikçe böyle katil kıralları


Çokluk Senindir
özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir
özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir
suya giden adam meselâ omuzunu eğri tutsa
güneş su ve adamın omzundaki eğrilik senindir
ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın
kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir
kararan dünya, yeni bir güle bir ateş parçasıdır
bir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindir
bir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadın
ben bilirim sen de bil ilk aydınlık senindir
çünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyi
her yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindir
senindir ey sonsuz veren ne varsa hayat gibi
tutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindir ey en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanın
aşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindir
--------------------
Acının Coğrafyası

kente kapandık kaldık tutanaklarla belli
sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden
yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar
ve her köşe bir tuzaktır
birer darağacıdır her meydan saati
öğle vaktini kesinlikle gösteren
oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır

çığlığım uzun uzun kalır içimde
yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde
rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde
ve gece duruşmasından yeni çıkmışken
sabahın terazisi eksik tartar gölgemi
artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır
tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde
örneğin çukurova ve mekong köylerinde
acıdır ağacın gölgesini yapan
bunu herkes bilir
kutsal acı beslegen acı sütünü emiyoruz
yatıyoruz seninle terli döşeklerde
saati seninle kuruyoruz bir çalar saati
sen donatıyorsun kalbimizi
kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek
kendi çoğunluğunu kendi üreterek
kente kapandık kaldık iki cadde iki alan bir saat
mutsuzluk acıya varana kadar
artık yeminimiz bir tatar gölgesi gibi
öyle bir gölge ki belki çok dardır
kısa vakitlerinde aceleci akşamın
artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
acıya hep yer vardır aramızda
dört cepli yeleğim aynı kolaylıkla taşır her şeyi
bozuk paraları da umutsuzluğu da
aynı kolaylıkla tutmuş gibi olurum
güneşin yedi renk ayasını biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır
şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum
ya da üst üste silah atsan
kent tepinir belki bütün kuşlar uçar
belki değil mutlaka
ama
bir tanesi mutlaka kalır.
__________________



Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın
Hepiniz mezarısınız kendinizin...




Konu serenadaschizophrana tarafından (20-01-2008 Saat 23:58 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
serenadaschizophrana isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 26-01-2008, 21:51   #2
 
semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 265
Karma gücü: 21 semuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant future


Ölümlü Yaşamaya Hergünkü Çağrı



Halbuki birçok şey söylenebilirdi.Yadsınırdı örneğin.Ben vurmadım denirdi.Yalvarırıdı, kaçadrdı hiçdeğilse insan.Türkü bile çağırabilirdi.Herif sokağın ortasında yatıyordu.Kan içimde yatıyordu.Tıpkı ölmüş gibi.Öldüyse eğer sinemalara gidemeyecekti.Sıkıldı mı oturup ağlayamıyacaktı.Saçları kandan yapış yapıştı.Hem geceydi hem karanlıktı.Bir direkte bir lamba yanıyordu.Bildiğimiz lambalardan.Bir de bulut.Halbuki birçok şey söylenebilirdi.Polis dirseğimi sıktı.Ama hiç acımadı.Artık rahattım.Ayaklarım yerdeydi.Eller tutulurdu yaşadığım.Bir korkuyordum, bir korkuyordum. Titremek geliyordu içimden.Üstelik korkmaktan hoşlanıyordum.Birşeyler özlüyordum korktuğum zaman.Muz gibi, tüylü tüylü şeftali gibi, sıcacık kadın gibi.Ama değildi, bunlar değildi. Neydi bilmiyorum.En iyisi bir duvara yaslanıp sigara içmekti.Polis dirseğimi sıktı.Birçok şey söylenebilirdi.Denilebilirdi ki, herifin parası vardı benim yoktu, karıma sulanıyordu namussuz, anama avradıma sövdü durup dururken, senin geçmişini...dedi.Ama ben tutum ne dedim oysa.

İnce Zincir
Herif düpedüz beni aldattı
Beni mi ya hepimizi
Ense traşı uzamaıştı inandım
Günlerden cumartesiydi iyi buldum
Bir ben yoktum başka herşey vardı.
Dedim ki kendime hatırlar arada bir
Bir selam versem bütün ışıkları yanar gözbebeklerinin
Kopmuş gemilerin birer birer rıhtıma bağlar
Merhaba dedim yüzüme baktı
Çektim herifi vurdum.

Halbuki sarhoş olmasaydım vurmazdım
Adamakıllı ağlasaydım yahut
Mavi tulumbalar gibi
Bir ışık boydan boya yolu donattı
Ortada ben yoktum şaşırdım
Paltosu eskiydi sevindim
Merhaba dedim yüzüme baktı
Cebinde gazeteleri vardı.
Çektim herifi bir daha vurdum.

Adamın kanı aktı şaşırdım
Dünya öyle güzel ki
Sevişmek var ölmek var
İç çekmeleri var şaraplarla
Bir kadının oh demesi var içinden
Koptuğu yerden başlamak
Yaşamak için herşey
Merhaba dedim yüzüme baktı
Çektim herifi vurdum.

Aslında bir ben vardım sokakta birde polis.Beni yeni olmuştum.Önce yoktum elbet.Bir de sokak lambası ile o bulut.Bir de vurduğum o adam vardı.Tamam birde ağustos gecesi.Elbette geceydi ne sandınız.Gündüz adam vurmak için sebep yok zaten.Polis benim savunmamı yeter buldu belki.Ama ille tanık gerekiyordu.Öyle dedi polis.Tanık olmadan olmaz dedi.Doğruydu ya.Tanık olmadan olmaz.Tanık kimse ne yaşar ne ölebilir, ne sarhoş olabilir, ne aşık olabilir, ne yankesici olabilir.Bakındım.Sokak lambasını gördüm, gösterdim, bulutu gördüm gösterdim.Hem başka kimseciklere inanamazdım.Zaten kimse de yoktu.O sokak lambasının dedikleri bir bir hatırımda.Işığı da.Gidip birgün hatırını soracağım nokta.

Işığın Boğulduğu
Bu adamın(benim yani) aklında dumanı tüten çorbalar vardır
Üç beş kişi hatırlıyodu biri kendisi
Kendi elini üç defa öptü başına götürdü
Saçlarını düzeltti kravatının düğümünü çekti
Sislerin kötümser kokusunu ben bile duyuyordum.
Sokaklar meydanlar tüm boş tüm zehir kalabalıkta
Gümüş bukağılar vurulmuş bir beygir ikide bir uykusunu bölüyor
Bir bağırsa sesi bütün sokaklara yeter biliyorum.
Beni bu işe katmayın
Ben durur şuracıkta gelen geçeni aydınlatırım
Gece böceklerini gönenirim
Bu işi sevgiyle öptüm başıma koydum

Bunları bırak dedi, polis.İşin içyüzünü anlat biliyorsan.
Sokak lambası tıkandı baktım.Dokunsalar ağlayacaktı.Benim dedi, tıpkı böyle dedi, kendimden konuşturulmayan yerlerde sözüm yok.Bütün diyeceğim bu kadar.Ama yok yok bir türküm daha var onu da söylemek isityorum.Sen bırakmasanda söyleyeceğim zaten.

Rahat Ayrılıklar İçin Giriş.
.

Turgut Uyar
--------------------
Göğe Bakma Durağı



İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalim
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarindan
Durmadan harcadigim su gözlerimi al kurtar
Su aranip duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunlari da
Göge bakalim

Falanca duraga simdi geliriz göge bakalim
Inecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlik böyle iyi afferin tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoslaniyorum
Hirsizlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalim
Nasil olsa sarhosuz nasil olsa öpüsürüz sokaklarda
Beni birak göge bakalim


Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göge bakalim
Tuttukça güçleniyorum kalabalik oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalniz gibi agaçlar gibi
Sularim isinsin diye bakiyorum isiniyor
Seni aldim bu sunturlu yere getirdim
Sayisiz penceren vardi bir bir kapattim
Bana dönesin diye bir bir kapattim
Simdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyecegimiz bir yer begen baska türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldim bana ayirdim durma kendini hatirlat
Durma kendini hatirlat
Durma göge bakalim
.

Turgut Uyar
--------------------
hazırladım hazıra durdum giydirdim gölgemi
kuş çığlığı senin bölgen sorma benim bölgemi
Aşklar telef olup gider sokak köpeği gibi
Gitsin! harcansın bazı şeyler sen dur e mi

T. UYAR
--------------------
KIYIDAKİ ELMAYA BİR SES

ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra
bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra

hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra

bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra

bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra

bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra

ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına

ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra

elmanın topraktan süzdüğü gemilerin denizlerde gezdiği
bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura

neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara

ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra

bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra

yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
ama yenilmezler artık buluştukları sıra

Konu semuel tarafından (26-01-2008 Saat 21:51 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
semuel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 26-01-2008, 21:59   #3
 
Sepia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.184
Karma gücü: 36 Sepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond reputeSepia has a reputation beyond repute


Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

tek kelimeyle super (: teşekkürler
__________________

Sepia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 28-01-2008, 22:11   #4
 
semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 265
Karma gücü: 21 semuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant future


TERLEYEN’E

Senin baktığın tez olsun, sen aşkını belirleyen
Kış ortasında her şeyden yanar gibi terleyen

Andın gizli kapaklı kaç yüzyıldır sürüyor
Gizlisin güçlüsün, kar altında bahar gibi terleyen

Aşkın derin sularda batmış bir geminin anısıdır
Uzak doğudan, kanlı sudan, çölden döner gibi terleyen

Hüseyinin hasanın ateşini bir humma gibi duyup
Bir çöl susuzluğunu ve aşkı anar gibi terleyen

Sarardın kaç yazlar geçti bütün olanların üstünden, sen
Dorukta terleyen deniz dibinde bir fener gibi terleyen

Terledin, aşkın sularla su gibi aktı ama tükenmedi
Ey ölümsüz utku, ey yaban atlara biner gibi terleyen

Kim bakar çeltiklere kim bakar küçük çocuklara, sen olmasan
Her damarından teker teker kanar gibi terleyen

Yeni insan sensin, eski kanların her şeye alışık çünkü
Kırk bir basamaklı bir merdivenden iner gibi terleyen

Turgut Uyar




SULFATA’YA

Acım sessiz bir güneş batmasıdır ölsün
Eksik ve kötü bir güneş batmasıdır ölsün

Her yerlerim bir yaşlık gibidir denizden
Bulantım yanlışlıktan bir deniz tutmasıdır ölsün

Sulfata karnımı avuçla güneşimi ver sulfata
Ham zerdaliler ve kavunlar ve bataklar ölsün

Ay çıkar dağlara vurur ey Mustafa
Bu gece Mustafa’nın sanki son yatmasıdır ölsün

Sulfata acımı dindir acını kat bana
Eksik ve kötü gemilerin gitmesidir ölsün

Ben ki çarşılara giderim armut kokarım
Kavuniçi duygular ve yataklar ölsün

Toysun adın deliye çıkar birgün bilsene
Saat beşleri düşün yalnız öbürleri ölsün

Sulfata hatırla acımı sen bir haziransın
Sulfata öbürleri bir bayram haftasıdır ölsün

Ben dağlara çıkarım dağlarda bağırırım
Bütün çalgılar bir şeyin uzatmasıdır ölsün




TOMRİS UYAR İÇİN BİR ŞİİR KURMA ÇALIŞMASI

Seni sonsuz biçiminde bulmuştum o biçimi almıştın
Sandviçlerle, kötü şehirle, terle baş başa kalmıştın

Yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
Herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi

Yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
Ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın

Perdeler uzundu, rüzgâr kısa, masalar üç bacaklı
Masalar dört bacaklı, rüzgârlar uzun, perdeleri kısalttın

Sen bir atmacanın en uzun çığlığısın her türlü gökte
Göğü büyülttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın

Yıkılan bir kedi bir süre olarak doldurur sesini
Seversin bir kanaryanın sesinden çok kendisini

Denizi ve ormanı, açlığı ve başkaldırmayı ayırmadın
Bırakılmış bir köşe başının en güzel tanıdır adın

Seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
Çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun

Gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
Ruhum, ateş yüreğim, kokum, birlikte öyle
--------------------
SADABAD’A KASİDE



Hazır bulunanların hepsi bahar mevsimini tanıdı
Lale uzun boylu nazdan, gül kendi ismini tanıdı

Su güneye yöneldi hazdan, çiçekle birlik aktılar
Hazır bulunanlar pişmanlıkla kalubelasını tanıdı

Bahar bir nisan olarak geldi, gönderi renk renk dolu
Umut öylece umutsuzluk biçiminde hasmını tanıdı

Yakınmalar bitti, elpençe durdular gelişen şeye
Aşklar aşkları, otlar otları yani ki herkes hımsını tanıdı

Kimin aklı bir bahardan daha çok olabilir sorarım
O yeşili ve pembeyi birlikte görünce resmini tanıdı

İstanbul’un öyledir baharı, çaresiz alkış tuttular
Ten uyandı, herkes kendi olan cismini tanıdı

Ne denmiş akıp giden her suyla akıp giderim
Çünkü sevdim çünkü bu yüzden güçlü bileklerim kanadı

Sahici mi elinde tuttuğun o kartal kanadı
Sen tuttun acıdan benim ellerim kanadı

Bir geceyi geçirmek için bin türlü kalp ilaçla
Dövündüm çırpındım bilsen nerelerim kanadı

Hazır bulunanlar davranıp saatlerini kurdular bahara
Ey diriliş sana kurulmuş saatlerim kanadı

Avlananlar, ağaç budayanlar sularınız bir ırmakta
Yavaşça geldim durdum beklediklerim kanadı


Ey yaz güneşine bıraktığın alnın bana gel
Alnımdan damla damla süzülen terlerim kanadı

Yüreklerimiz bir dağ serinliği taşırken birlikte
Birden boşta bırakılan bir yerim kanadı

Kanasın varsın ne varsa biraz kanamalıdır
Benim bunca yıldır günlerim gecelerim kanadı

Hazır bulunanların hepsi evet dediler el bağladılar
Benim hepsinin üstünde iliklenmeyen düğmelerim kanadı

Ey yaz gecesi gel artık gidelim suya girelim
Çünkü biliyorum sahici elindeki o kartal kanadı

Ey güzel bahar gökü seni her şeyle birleştiriyorum
Çünkü ey yaz gecesi çünkü her yerlerim kanadı

Bahar hep bir anı sanılır nerde olsa gerçektir aslında
İstanbul mesirelerinde ve Muş’ta aynıdır tadı

Konu semuel tarafından (28-01-2008 Saat 22:11 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
semuel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 01-03-2008, 13:43   #5
 
serenadaschizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.570
Karma gücü: 158 serenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond repute


Umuttur

"sen beni sevdikçe ey yar derdim artar daima”
çünkü beni sevsen de
güvenmezsin bana bilirim
ama artan her şeyle birlikte yanlışlık da artar
mesela her su gözyaşı olur
her dönem bir hazin geçiş
suya boşversem yanılsama
aya baksam bir bulut
sevgisizlikle birlikte yanlışlığın hükmü başlar

bir düşün kaç kişiyiz bildirilerde
şimdilik kaç paralığız hele akşam olunca
bunca sütsüzün kahrını çektik düşün ki
gene de soluğumuz
bir orman yangını sanılır oralarda buralarda
ezildik gerçi ama horlanamadık bunu hatırlarsın
mutlaka hatırlarsın bunu
tut ki enver bırakır tehdidini
ethem başlar

çünkü beni sevsen de bana güvenmezsin iyi bilirim
apoletim sırmasız hatta hiç yok
su içsem ağzımın kenarlarından dökerim
neyi hatırlatır benim sana uzak bir bakışım
bilirim
aslında mutsuz yaşayıp gidiyoruz
ölüme direnerek şimdilik
şimdilik alımlı bir başka mutluluklara özenerek
aşkımız ve mutfak rafları ve uçaklar üstüne korkumuz
bir yudum gelecek ve mutlu saatler üstüne korkumuz
ama birlikte biliyoruz: eğilecek bugünkü başlar

sev beni, alış bana
kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu
sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev
şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını
bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi
zorlayarak her bir yanı
çünkü biraz sonra umut başlar her günkü, başlar

aslında bir alıştırmadır umut
öbürlerinin azıcık nefes diye bağışladığı
-baharı beklemeye benzer-
hain ve olmayanadır çünkü
umutsuzluğu taşır yanında
oysa nasıl olsa gelecektir bahar denen tarih
önüne durulmaz mantığıyla doğanın
yeşilden olma birim
sudan gelme itmeyle

umut yoktur
kimse yoktur umut etmemeyi önleyecek
çünkü umut kaçınılmaz gelecektir
bütün gümbürtüsüyle
umut kaçınılmaz gerçektir çünkü
biri Asya’da biterken sözgelişi, Şili’de öbürkü başlar .
__________________



Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın
Hepiniz mezarısınız kendinizin...



serenadaschizophrana isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 02-03-2008, 02:10   #6
 
semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 265
Karma gücü: 21 semuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant future


MÜNACAT

Birden hatırladık seninle buluşamadığımız günleri
Gel ey büyük bakış yüce suskunluk gel artık beri

Kentleri ve kasabaları ve köyleri çevirdik senin adına
Kapıları tutmaktan artık herkesin nasır oldu elleri

Olsun daha da tutarız sen varsan düşüncelerimizde ama gel
Tutarız karaları ve denizleri ve yaşayan yürekleri

Kendin karşı koydun yaptığın saraylara zindanlara tellere
Yine kendin kullan artık kendi yaptığın tüfekleri

Bozgun bir şubat sensin, ekmek ve kan senden, ekim sensin
Nerende taşır büyütürsün nerende sonsuz gelecekleri

Hatırla, kendini hatırlat, o büyük haklılığı denize giden
Hatırla, karada ve denizde onardığın her yeri

Hatırla, karada büyük taşları üst üste kodun, hatırla
Yürüttün canalıcı denizlerde cesur gemileri

<<… senin hüznün bir yazgıdır, bir eski zamandır
Büyüksün artık büyük dirimine beni inandır

Bir değişmezlik sanırsın çoktan beri her şeyi oysa
Bir vakitler güneyde öyle kötü kullanılmış ki…>>

Gecikmiş bilgeliğin yaşamış bir eski ağacı hatırlatır
Ki sen emzirirsin her duyguyu, sen beslersin kalemleri

Sen yarattın, sendeyiz, suyumuz, toprağımız kanımız senden
Ey yüce bekleyiş, sanki bu kalın eller kimin elleri

Artık bize soluk ver, bizi besle, kendini hatırla
Ey biraz yavaş, biraz kutsal, beklerken az sevinçli

Seni bağışlamam çünkü ben büyük bir dirim taşırım
Çünkü ben ey derim ve severim ey demeyi bilenleri

Biz bir aşk nedir biliriz seninle, biz biliriz
Ey kim varsa orda o tek olanın adına çekin kürekleri



Turgut Uyar
--------------------
İYİMSER BİR SONUÇ’A

Ben bir gün giderim ki neyim kalır
Eksik bıraktığım her şeyim kalır

Yaz günü kim ister ki öldüğünü
Eksik bıraktığım her şeyim kalır

Yaşamam bir beyazlık gibi sanki
Eksik bıraktığım her şeyim kalır

Genişlerim dağılırım beyazım
Ben bir gün giderim ki neyim kalır

Ben bir gün giderim ki ey diri at
Elbette benim de bir şeyim kalır

Turgut Uyar

Konu semuel tarafından (02-03-2008 Saat 02:10 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
semuel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 11-04-2008, 17:55   #7
 
semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 265
Karma gücü: 21 semuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant future


Bir Gün Sabah Sabah

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapanca'dan bir sepet elma almışım..

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.
Fabrika düdükleri ötmededir.



Hızla Gelişecek Kalbimiz

hızla gelişecek kalbimiz
kalbimiz hızla.
Sürgünlerin umutsuzluğunda
kirik kalpler, yaralılar, onulmazlar
farksız çarpanların umutsuzluğunda
ve köprübaşlarının umutsuzluğunda
ve köprübaşlarının umudunda.
Sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara
temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda
ve eski dağlarda, eski dağlarda kış
kovalarken ülkesini
hızla gelişecek kalbimiz.
Kendi öz hüznümüzün öz tarlasında
bozkır dayanıklılığımızın tarlasında
kalbimiz
ellerimiz ayaklarımız arasında
ve kimsenin bölemediği şarkiyi
güllerin, buğdayların ve acının şarkisini
bir haziran uygulayacak sesimize.
Sütçünün sesiyle birlikte
erkenci işçilerin sesiyle birlikte
söförün sesiyle birlikte
sabah başlamış sarhoşların sesiyle birlikte
yaman sarhoşların sesiyle birlikte
ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemeyecek ve kalbimiz
hızla gelişecek.

Yıkıntılara karışan eski bir bahar
büyük olmaya elverişli bir bahar
eskiden yaşanılmış ve her şeye rağmen
insanlara göre bir bahar
suların kana kestiği yahut
suların kana kestiği bir bahar.
Hızla gelişecek kalbimiz
bir mavilik kalıbında
bir odada, en olağan bir odada
en sade, en insanca bir odada
bir kadınla bir erkeğin olduğu bir odada
bir kadın bir erkeğin
bir kadınla bir erkek olduğu
ellerin ve omuz başlarının
birbirini bulduğu.
Birden gerçekliğini algılayarak
saat çalınca ve görünce güneşi
birden vazgeçilmezliğini algılayarak
önemli ve gerekli buluşunu kendini
birden hatırlayarak
geleceğe hazırlayınca olanca göğüslerini
ve her şeye ve ölüme. Kalbimiz
hızla gelişecek
çağımıza pek uygun bir hızla
gelişecek kalbimiz
(...)kalbimiz
yerin ve göğün alt edilmez bir dirilikte olduğu
tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
Kalbimiz
kalbimiz hızla gelişecek.
--------------------
ACIYOR


Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlarda orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
öteden beri yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
sevgim acıyor

Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filanda gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar "

Konu semuel tarafından (11-04-2008 Saat 17:55 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
semuel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 19:09   #8
 
teiresias - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 2008
Mesajlar: 19
Karma gücü: 6 teiresias is just really niceteiresias is just really niceteiresias is just really niceteiresias is just really niceteiresias is just really nice


Kimbilir
I
Böyle,bu sazlı bahçe neresi?
Nasıl da içiyorum,ölürcesine.
sahnede bir bezgin kadın,
Bir gariplik vermiş sesine.
o niçin şarkı söylüyor şimdi,
Ben neye ağlıyorum?...
II
Elbet hep böyle geçmeyecek ömrüm,biliyorum
Bu çeşit yaşamak, zor.
Kimbilir tanrım,kimbilir
Hangi güzel yerde beni,
Hangi ölesiye sevda bekliyor?..

Cinayet

Gözbebeklerinde bir tutam yapıştı kaldı
Gökyüzünde eyleşen bir buluttan

Payı kalmadı uzun gecelerde
Şaraptan,kadından ve umuttan

Kanı yayıldı çimenlere
Birazı fasulyeden birazı nohuttan



Turgut UYAR
teiresias isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 15-04-2008, 22:49   #9
 
semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 265
Karma gücü: 21 semuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant futuresemuel has a brilliant future


Karışık Saatler'e

soyluluğumu anımsıyorum. Bir gece farkettim
sinemada mıydı bir şehirde mi bilmiyorum

önce her şeyi ben hazırlıyorum sonra geliyorlar
saat ikide mi, içkide mi, on birde mi bilmiyorum

karışıklık! Keçileri seviyorum tuz gibi
susuzlukta mı, şöyle akşamlarda mı bilmiyorum

her şey bozuktur bir öğle yürüyüşünde
günlerin akıttığı ırmaklardan mı bilmiyorum

ben tutunurum saatsiz bir yelkovana
saat ikide mi, kırılmada mı, on birde mi bilmiyorum

adın bir güzelliğe yakışır elbet yakışır
bir intiharda mı, bir şiirde mi bilmiyorum



Şurdan Burdan Hazırlanmaya

sanırım hazırlandık artık yeter
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter

alanlar daraltılsa ve duvarlar da
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter

benim sonsuz tirenim at başlı kedi
ağlayanlar ağlamadı gülenler gülmedi

çözdüm bir uzak bakışı güllere bakan
güller soldu o bakış kaldı ötelere akan

dövüldük nasırlandık artık yeter
örneğin her şeylere bir karanlık yeter

seni taşırım artık bir gül gibi beyazsın
oh becerikli parmakların en doğru şeyleri yazsın

bulurum bilirim en solgun anını bir gülün
suların yaptığı beyaz kanını bir gülün

su bitti gül susadı her şey bitti
bir kurt ihtiyarladı ve soğuk bölgelere gitti

sonsuz haziranı bir ormanın durma bana gel
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter

ey büyük aşk sultanı kara zeytin dönemi
yine mi hazırlanmak yine mi hazırlanmak yine mi

sanırım hazırlandık artık bu kadar yeter
şuralardan buralardan hazırlananların hepsi geldiler



Bahar Hastalığı


Şimdi katar katar trenler Anadolu'da
Bahardan bahara dolaşmaktadır.
Biri Sivas'tan kalkar, biri Malatya'ya varır
Gurbetçiler Ardahan'dan, Posof'tan
Yayan yapıldak dağları aşmaktadır.
Bilmem bu delişmen sevda içinde halim
Nereye varır.

Nereye varırsa varsın umurumda mı
Hiçbir şey tutamaz beni artık.
Ne iş ne güç, ne çoluk çocuk
Bir su ıslatır, bir sıcak kurutur
Denizlerde gemiler göklerde bulutlar
Pırıl pırıl sevdalardadır çağım
Hiçbir şey tutamaz beni artık
Bu bahar, bu ağaçlar, bu rüzgâr
Hoşça kalsın en eskisi en yenisii aşklarımın
Gitmek mi, gitmek ne demek kaçacağım.

Kalbim bu rahatsızlık içinde bir bakarsınız
En güzel türküsünü söyleyebilir.
Benim gözüm yollarda sulardadır
Yıldızlara karşı bomboş uykulardadır.
Ne iş ne güç, ne çoluk çocuk
Eylese eylese beni kararımdan -olmaz ya-
­Bir kadın eyliyebilir.
semuel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 09-09-2008, 20:07   #10
 
serenadaschizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.570
Karma gücü: 158 serenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond repute


SENFONİ

Önce sesin gelir aklıma
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

Kırk kere söyledim bir daha söylerim
Savaşta ve barışta, karada ve denizde,
Düşkünlükte ve esenlikte
Zamanımız apayrı bize göre
Yanyana olduk mu elele
Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez
Geniş meydanlarda akşam üstleri
Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar.
Sen yanımdayken ister istemez
Uzak ırmakları hatırlıyorum.

Arasıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum...

Turgut Uyar
__________________



Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın
Hepiniz mezarısınız kendinizin...



serenadaschizophrana isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 09-09-2008, 20:11   #11
 
Maverick - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 881
Karma gücü: 54 Maverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond reputeMaverick has a reputation beyond repute


Terziler Geldiler / Turgut Uyar

Terziler geldiler. Kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle
daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere
Bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle.
Kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. Sonra
sonsuz çalgısı sevinçsizliğin.
Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
Duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle...
Yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular
O çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler
Ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler
Bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi,

"Tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler
piyangocular, çiçek satın alanlar,
balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını
zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar.
Sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler."

Bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler
Patron çıkardılar, karşılaştırdılar,
Katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler
Şarkılara başladılar ölmüş bir at için
Makaslarını bırakmadılar
Bekleniyorlardı.

"Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
Ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı!
Sen açardın,
Otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen!
Tüylerin karaparlaktı. Koşumların,
-kokulu yağlarla ovulup parlatılan-
nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke.

Göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at!
Toynaklarını liflerle ovardık
Senin karaya boyanırdı koşuşun
Uyandırırdı bütün karaları ve denizleri.
Çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından
Ne güzel gözlerin vardı Kara at!
Binlerce kişi,
-çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut
darmadağın giysileriyle herkes
körler ve cüzzamlılar,
bütün kutsal kitaplar kalabalığı,
ermişler, kargışlılar ve günahlılar
gebe kadınlar, vâz edenler
ve dondurmacılar ve at cambazları ve
tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle
Tanrıtanımazlar ve tefeciler ve
yalvaçlar...-
ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş
senin mutlu ovanı doldurup
haykırırlardı.
Büyük sesler içinde sen, geçerdin..."

Terziler geldiler. Bu güneşler odaların dışındaydı artık.
Herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde
Gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik
Yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar
Parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan
Yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları
Her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler
Beğenip gülümsediler.

"Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
Senin eyerin ne güzeldi.
Dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü
Nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna
Seninle öteleri ansırdık.
Öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı
Kedinin varlığı erişilmez kişilik
Güneşli bir damda
İçimizden gemiler kaldırırdın,
Suyunu büyük şölenlerle tazelerdik
Bayramımızdın. Kuburlukların
bütün kişniş ve badem doluydu.
Şimdi dar dünya
Ölümün büyük hızı kesildi."

Terziler geldiler. Ateş ve kan getirmediler.
Hüzünleri kan ve ateşti ama. Uğultulu bir şey
Ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar
Kenti bir baştan bir başa dolaştım, tıs yok
Bütün odalara dağıldılar. Sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş
yerlerde kırpıntılar,

"oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar
vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar,
düğmeler, ilikler
iplik döjküntüleri, kumaş parçaları,
karanlık akşamüstleri ve sabahlar,
dükkân tabelâları, kartvizitler..."

kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok.
Tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda
Mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler,

"Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
Koşuşun büyütürdü dünyayı senin!
Sen nasıl da koşardın.
Biz güneyde yatardık, sen koşardın
Hangi at güzelse ondan da güzeldin
Kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi
bir karaya göğü
ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu.
Gemin güzel sesler çıkarırdı güzel
ağzında,
herkesi sevinçle haykırtan.
Başın yaraşırdı düşüncemize ve
gözlerine saygıyla bakardık..."

Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri
Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler.
Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
iğnelerine iplik geçirip beklediler;

"Ey artık ölmüş olan at! -dediler-
En güzeli oydu işte, yüzünün
savaşla ilişkisi.
Boydanboya bir karşıkoyma, denge
ve istekli bir azalma. Onu bilirdik.
O ağaç senin kanınla beslenirdi,
hepimizi besleyen.
Bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız
senin karşında,
alışveriniş, alfabenin, iplik döküntülerinin ve
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği..."
__________________
-Ona aklıma gelen sözleri söylüyorum.İsmim onun ağzından bir müzik gibi,karanlık bir tanrıya edilen bir dua gibi dökülüyor-

-Ahh! İstanbul, hiç kimse kayan bir yıldıza aşık olmadı senin kadar-
Maverick isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 09-09-2008, 20:35   #12
 
blue_abyss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 2008
Mesajlar: 39
Karma gücü: 6 blue_abyss is a glorious beacon of lightblue_abyss is a glorious beacon of lightblue_abyss is a glorious beacon of lightblue_abyss is a glorious beacon of lightblue_abyss is a glorious beacon of light


Daha başlamamıştık. bu ne hız?
Güzel şiirdi yazanın eline sağlık
__________________
Vitam Cum Morte Mutavit- 14
blue_abyss isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 07-10-2008, 00:40   #13
 
serenadaschizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.570
Karma gücü: 158 serenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond reputeserenadaschizophrana has a reputation beyond repute




Ne Söylenmişse Sevmek Üstüne

Ne söylenmişse sevmek üstüne sanki sizedir
Bütün güzel şiirlere uygun her yeriniz
Çekip götüren saçlarınızdır o saatleri bir bir
Dünyaya sizinle baktığımı bilmelisiniz.