05-07-2007, 15:18
|
#1 |
Üyelik tarihi: 07 2007
Mesajlar: 34
Karma gücü: 5   | Mevlananın mezar odasının sır dolu hikayesi(gerçek)
Mevlana'nın kabrinin altındaki 'mezar odası'na 700 yılda sadece bir kişi girebildi. O da 7 yaşındaki bir kız çocuğuydu. Çocuğun dili tutuldu ve bir daha konuşamadı. O küçük çocuğun ne gördüğü bir sır olarak kaldı. Ondan sonra girmeyi düşünenleri bile korkunç felaketler bekliyordu. İşte, Mevlana'nın esrarengiz sırrı...
MEZAR ODASININ SIRRI
O müzenin kapısından içeri girerken, karşıma 'Da Vinci şifresi' gibi esrarengiz bir hikáyenin çıkacağını bilmiyordum.
Bu, bir sanduka ve onun altındaki mezarın hikáyesi.
Ama öyle basit bir hikáye değil.
Hikáye 13'üncü yüzyılda başlıyor ve 1930'da esrarengiz bir aile trajedisine kadar uzanıyor.
Hikáye beni çok etkiledi.
Sizi de etkileyeceğini tahmin ediyorum.
SAF TUTMUŞ SANDUKALAR ARASINDA
Geçen salı günüydü.
Hayatımda ilk defa Konya'ya gitmiştim.
Konya'da Mevlana Müzesi'nin kapısından ilk adımımı attığımda, belki de sadece benim hissettiğim mistik bir rüzgár esti ve beni içine alıp götürdü.
Hayatımda hiçbir mekán daha ilk anda beni bu kadar etkilememişti.
İçerden çok hafif bir ney müziği geliyordu.
Sağ tarafta, sanki saf tutmuş sandukaları görüyordum.
Yanımda Mevlana Müzesi Müdür Yardımcısı Dr. Naci Bakırcı vardı.
Mevlana'nın sandukasının önüne gelinceye kadar, mistik bir turistten farklı değildim.
Ancak o sandukanın önünde Dr. Bakırcı'nın anlattığı o müthiş hikáye başladı.
Daha doğrusu, o sandukanın altındaki 'mezar odasının sırrı'...
500 METREYİ SEKİZ SAATTE ALAN CENAZE
Nefesimi kestim ve onu dinledim.
İşte ondan dinlediklerim.
Anlatıldığına göre her şey 1273'te Konya'da kaldırılan bir cenazeden sonra başladı.
Mevlana Celaleddin-i Rumi, 17 Aralık 1273 günü vefat ediyor.
Cenazesine yüzbinlerce insan katılmış. Naaşı, İplikçi Camii'nden, 500 metre ilerdeki bu türbeye 8 saatte getirilebilmiş.
Müslümanlar Mevlana'nın naaşını defnedebilmek için gayrimüslimlerin cenaze cemaatinden çıkmasını istemiş. Ancak onlar, 'Bize İsa'yı da Musa'yı da Mevlana öğretti' diyerek bunu reddetmişler.
Mevlana'nın kabrinin altına bir 'mezar odası' bulunuyor.
MEZAR ODASINA 700 YILDA 1 KİŞİ İNDİ
Eski Türklerde mezarların altına Farsça 'zir-i zemin' yani 'zeminin altı' denilen bir mezar odası yapılırmış.
Mevlana'nın naaşı da böyle 4 metrelik bir mezar odasına konmuş.
Ancak o tarihten bu yana mezar odasına kimse inmemiş.
Sadece bir kişi hariç.
Rivayete göre Sultan Dördüncü Murad, Mevlana'nın türbesini ziyarete geldiğinde, mezar odasının içinde ne olduğunu çok merak etmiş ve bu odaya girmek istemiş.
Ancak dönemin Mevlevi büyükleri, buna kesinlikle karşı çıkmış ve girmesini engellemişler.
Bunun üzerine Sultan, elindeki tespihi, ağzı açık odanın içine atmış.
Veya düşürmüş.
Bu tespihi almak üzere 7 yaşında bir kız çocuğu mezar odasına indirilmiş.
Bilinen tek şey, odanın iki tarafından aşağı doğru merdivenlerin indiğiymiş.
Kız çocuğu mezara inip çıktıktan sonra dili tutulmuş.
Dr. Naci Bakırcı, 'Çocuğun dilinin neden tutulduğu hálá bilinmiyor' diyor.
KÜÇÜK KIZ MEZAR ODASINDA NE GÖRMÜŞTÜ
İşte bu olaydan sonra 'mezar odasının sırrı' iyice merak edilmeye başlanmış.
Acaba kız çocuğu orada ne görmüştü de dili tutulmuştu?
Bir iddiaya göre, oda çok karanlık olduğu için çocuk çok korkmuş ve geçirdiği travmadan dolayı dili tutulmuştu.
Ancak bir başka iddia daha var ki, o 'mezar odasının sırrını' daha da koyulaştırıyordu.
Selçuklu Türkleri o tarihte mumyalama tekniğini biliyorlarmış. Fatih Sultan Mehmed dahil 7 padişahın naaşı mumyalanmış.
Mevlana'nın naaşı da mumyalandığı için muhtemelen öyle duruyordu.
Kız çocuğu orada yatan Mevlana'yı görünce bu hale gelmiş olabilirdi.
Bu olay dönemin önde gelen Mevlevilerini harekete geçiriyor ve 1640 yılında mezar odasının ağzı tuğlayla örülüp üzeri kurşunla kaplanıyor.
O tarihten sonra mezar odasının ağzındaki kurşun hiçbir zaman kaldırılmadı.
Mezar odası, sırlarıyla birlikte belki de ebediyete kadar sessizliğe gömüldü.
1930'LU YILLARDA MÜZE MÜDÜRÜNÜN ODASINDA
Ancak odanın hikáyesi burada bitmiyor.
Aradan 300 yıl geçtikten sonra, Mısır'daki piramit sırlarına benzeyen bir dizi olay daha yaşanacaktı.
Bu olayın iki tanığı vardı.
Biri olayı yaşayan Yusuf Akyurt isimli biri.
Öteki de onun yaşadığını Murat Bardakçı'ya anlatan Abdülbaki Gölpınarlı Hoca.
1930'lu yılların güzel bir gününde, Mevlana Müzesi'nin Müdürü Yusuf Akyurt odasında tek başına otururken, aklına sandukanın altındaki mezar odası gelir.
İçinden 'Acaba şu odaya bir girsem de içinde ne olduğunu görsem' diye geçirir.
Ancak tepki çekeceğini düşündüğü için kararsızdır.
O AN KAPI ÇALINDI YAŞLI ADAM GİRDİ
Tam o esnada kapı çalınır ve içeri, müzenin yaşlı odacısı girer.
Bu yaşlı adam aslında, Mevlevi dedesidir. Cumhuriyetin ilanından sonra tekke ve zaviyeler kapandığı için müzeye çevrilen türbede odacı olarak çalışmayı kabul etmiştir.
Yaşlı Mevlevi dedesi saygılı bir şekilde içeri girer ve Yusuf Akyurt'un tüylerini diken diken eden şu cümleyi söyler:
'Sakın oraya inmeyi düşünmeyin...'
Ancak bu şaşkınlık, müdürü kararından vazgeçirmez. Mezara inmek üzere kurşunla kaplı kapağın önüne gelir.
Halıyı kaldırır. Tam kapağı açmak üzereyken, bir adam haykırarak içeri girer:
'Müdür bey, yetiş evin yanıyor...'
Yusuf Akyurt gelinceye kadar evi kül olmuştur.
İşte tam o sırada eline bir telgraf tutuşturulur.
Müze müdürü başka bir yere tayin edilmiştir.
KONYA-ANKARA YOLUNDAKİ KAZA
Konya-Ankara yolu o gün çok ıssızdı.
Gün batmış, alacakaranlık etrafa hákim olmaya başlamıştı.
Uzaktan gelen kamyonun farları, henüz tam karanlık hale gelmemiş ufukta cılız iki nokta gibi duruyordu.
Şoförün yanında kapıya dayanmış şekilde oturan çocuk kimbilir hangi hayallere dalmıştı.
Kamyon bir kavise girdiği sırada kapı aniden açılır ve çocuk alacakaranlığın içinde kaybolur.
Kamyon durup, içindeki iki adam kapıdan uçan çocuğa ulaştıklarında iş işten geçmiştir.
Çocuk öteki dünyaya göçmüştür.
Çocuğun başında duran ikinci adam, başı ellerinin arasında hüngür hüngür ağlamaktadır.
O adam, Konya'dan tayini çıkan Müze Müdürü Yusuf Akyurt'tur.
Kimine göre, mezar odasının sırrı, onu hálá takip etmektedir.
MEZARIN BAŞINDA SÖYLENEN SON SÖZLER
Yusuf Akyurt oğlunun cenazesini alıp Konya'ya döner. Cenaze töreninden sonra doğruca Mevlana Müzesi'ne gider ve sandukanın başında ellerini açıp haykırmaya başlar:
'Yetmedi mi? Affet artık...'
Bütün bunlar neydi? Efsane mi? Gerçek mi?
Küçük kızın dili niye tutulmuştu? Yaşlı odacı, müdürün kafasından geçen düşünceyi nasıl anlamıştı?
Bunların cevabı yok.
Ben bunları anlatan insanlardan dinledim.
Bildiğimiz tek şey var. Mezar odası 731 yıldan bu yana sırrını muhafaza ediyor.
Umarım bundan sonra da muhafaza etmeye devam eder.
Çünkü bilinmezliğin yarattığı bazı mistik duygulara ebediyen ihtiyacımız olacak.
Çünkü hepimizin içinde, sadece kendimize ait sırların saklandığı küçücük odalar var. Üzerleri kurşunla kaplı
ciddi bi araştırmadır |
| |
05-07-2007, 15:25
|
#2 | | -YASAKLI-
Üyelik tarihi: 06 2007 Nerden: ankara
Mesajlar: 444
Karma gücü: 0   |
mahreme saygı |
| |
05-07-2007, 15:36
|
#3 |
Üyelik tarihi: 11 2006 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.360
|
Tamamı büyük harfle başlık açmak yasak. Birdahaki sefere dikkat et olur mu?
__________________ Bırak! Yanacaksam eğer,
O kibriti ben yakarım;
Hiç değilse kendi yangınımda yanarım.
Ne yangınlarda yandım ben
Korkma buna da dayanırım. |
| |
05-07-2007, 15:38
|
#4 |
Üyelik tarihi: 06 2007 Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.623
|
Vaaay...Bu arada konuyla alakasız ama fırsat bu fırsat anlatcam işte
Mevlana nın "Gel! Ne olursan gel!"sözünü bilirsiniz.Bu sözüne karşılık bi müslüman Mevlana ya bi mektup yazıyo.Mektupta özetle mevlana ya "Bu gavurları ne diye çağırıyosun" diye tepki gösteriyo.Mevlana mektuba karşılık olarak tek bişey söylüyo:Sende gel
__________________  |
| |
05-07-2007, 16:03
|
#5 | | Guest |
vay güzelmiş | |
| |
05-07-2007, 16:15
|
#6 |
Üyelik tarihi: 04 2007
Mesajlar: 68
Karma gücü: 4  |
paylasım icin tşkler |
| |
19-12-2007, 19:09
|
#7 |
Üyelik tarihi: 07 2007
Mesajlar: 79
|
mevlana dünyaya hoşgörü,saygı ve sevgiyi öğretebilmiş bir insan.Bu kadar güzel bir insanın ölüsü yada ruhu neden acı çektirmeye,ölüme sebep olsun??Bana mantıksız geldi
__________________ Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür ve Orman Gibi Kardeşcesine |
| |
19-12-2007, 19:39
|
#8 |
Üyelik tarihi: 06 2007 Nerden: izmir-eskişehir
Mesajlar: 1.981
|
bence kurşun birilerinin içeri girmesini engellemektense içeridekilerin dışarı çıkmasını engellemek için kaplanmış. kurşun güçlü bir maddedir. x ışınlarının bile içinden geçmediğini düşünürsek bedensizlerin de geçmesini engelleyebilir. elektro manyetik frekansı denyleri sırasında ölmüş olanlardan alınan ses kayıtlarına göre ölen her 10 kişiden 8inin bedeni terk etme sırasında yaşanan travma dolayısıyla öldükten sonra kişiliklerinde değişimler olduğu, insanları tehtid ettiği ve çok sinirli olduğu söylenir(teoriye göre tabi...daha doğrusu yapılan araştırmaların doğruluğunu kabul edersek). Mevlana spritüel açıdan güçlü birisiydi. böyle bir insanın ruhunun sinirli ve şiddet dolu bir hale dönüşmesi çok daha tehlikeli bir hal alır.belki o zamanın alimleri bu ihtimali de göz önüne alarak kurşunla kaplamışlardır. bunlar teori sonuçta tabi...bilemeyiz 
__________________ know thyself... |
| |
19-12-2007, 22:07
|
#9 |
Üyelik tarihi: 08 2006 Nerden: eskişehir
Mesajlar: 32
Karma gücü: 6  |
aramızda bu odaya girmek isteyen varmı hatta girebilmek için yollar düşünen merak ettim . acaba düşünmekte etkilermi?
__________________ sevdim dedim , sustu... yaşadım dedim yine sustu... gökyüzü yürekli yabancı , herşeyi içine atar kaybolur... |
| |
19-12-2007, 22:48
|
#10 | | -YASAKLI-
Üyelik tarihi: 12 2007
Mesajlar: 12
Karma gücü: 0  |
astralde girilir mi acaba???? |
| |
20-12-2007, 02:41
|
#11 |
Üyelik tarihi: 01 2007
Mesajlar: 353
|
paylaşım çok iyi...ve asıl araştırılması gereken mevlananın ta kenndisi...herkesi çağıran biri öldükten sonra neden kimseyi istemesin ki...
__________________ ... carpe diem ... |
| |
20-12-2007, 05:00
|
#12 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 324
|
önclekle etkili ve emek sarfedilmiş konu için teşekkürler....
konuya kataccağım bakışa ihtiyaç olabilir
bilirsiniz değerli hazineleri korumakla mükellef görevliler vardır..yılanlar akrepler gibi
bir benzeri değerli kabir ler için de geçerli olabilir koruyucu gücün hz mevlana nın hoşgörüsüne (kanaat çe) ters düşmesi bunla açıklanabilir belki....
Saygılar |
| |
30-01-2008, 15:37
|
#13 |
Üyelik tarihi: 11 2007
Mesajlar: 3.565
|
bir kaç kez başka kaynaklarda da bu hikayeyi okudum ve yorumlamaya çalıştım. en mantıklı yorum beyazkin arkadaşımınki geldi.
__________________ Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın Hepiniz mezarısınız kendinizin... |
| |
31-01-2008, 12:21
|
#14 |
Üyelik tarihi: 03 2007 Nerden: istanbul
Mesajlar: 229
|
bunu okuduğum iyi oldu. bu konuyu ben de araştıracağım.
benim tahminime göre, mevlana ruhani yönü çok gelişmiş biri olduğu için,
belfalas ın dediği gibi bir durum söz konusudur ya da içeri de "birşey" olsa bile,
zamanından önce çıkmaması ve görülmemesi gerekiyordur. |
| |
05-08-2008, 19:44
|
#15 |
Üyelik tarihi: 06 2008
Mesajlar: 499
|
Tuhaf ve ilginç geldi..İyide böyle önemli bir kişiden neden böyle zararlar gelsinki.İnsanlaraa zarar vermekteki amacı ne..Konya'da olsaydım, bu yazıyı okuduktan sonra direk giderdim o müzeye..İnadınada girerdim içeri..Mümkün olmasını diliyorum...
ama herşey bi yana, harbiden olaylar saçma geldi.Mevlana sen bu olamazsın |
| |
07-08-2008, 19:34
|
#16 |
Üyelik tarihi: 08 2008
Mesajlar: 66
Karma gücü: 1  |
uhh neymiş öyle |
| |
07-08-2008, 20:26
|
#17 |
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 881
|
Açıkçası bana mantıklı gelmeyen 2 nokta var:
1.si Mevlana düşünsel yapısı içerisinde ruhun bedenden çıktıktan sonra bütüne eriştiği görüşü hakimdi ve hayalet denilen kavrama son derece uzaktı.Ve bütün tek tanrılı dinler de ölen kişilerin öldükten sonra ahirete gideceğini söylüyor.Bu durumda Mevlana'nın mezar odası kurşunla kaplanıp kapatılırsa o ruhun orayı terk emetsi nasıl mümkün olacak?
2.si Oraya girmek isteyenler Mevlana'yı rahatsız etmek yada naaşına zarar vermek amacıyla değil sadece meraklarından ve belki biraz olsun Mevlana'ya daha yakın olabilmek istemelerindendir.E yaşamı boyunca bu kadar hoşgörü sahibi olmuş bir zaatın öldükten sonra bu günahsız insanlara bu kadar barbarca saldırması nedendir?
__________________ -Ona aklıma gelen sözleri söylüyorum.İsmim onun ağzından bir müzik gibi,karanlık bir tanrıya edilen bir dua gibi dökülüyor- -Ahh! İstanbul, hiç kimse kayan bir yıldıza aşık olmadı senin kadar- |
| |
07-08-2008, 20:54
|
#18 |
Üyelik tarihi: 01 2007
Mesajlar: 1.193
|
Zaten yıllar sonra kaplanmış Maverick, kurşunla.. Terk eden etmiştir çoktan
2. soru için ben de bir şey diyemeyeceğim...
__________________ Fakirliğimiz kadar mesut ve ya mesut olduğumuz kadar fakirdik... |
| |
07-08-2008, 22:26
|
#19 |
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 881
|
E tamm o zaman terk edildiyse niye kurşun kaplanmış ?
__________________ -Ona aklıma gelen sözleri söylüyorum.İsmim onun ağzından bir müzik gibi,karanlık bir tanrıya edilen bir dua gibi dökülüyor- -Ahh! İstanbul, hiç kimse kayan bir yıldıza aşık olmadı senin kadar- |
| |
08-08-2008, 00:12
|
#20 | | -YASAKLI-
Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 71
Karma gücü: 0  |
Mevlana...Ejder...  |
| |
Yetkileriniz
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML-KodlarıKapalı | | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:20 .
|