30-06-2007, 03:04
|
#1 |
Üyelik tarihi: 06 2007
Mesajlar: 50
Karma gücü: 4  | Vampirler
arkadaşlar vampirlerle ilgili olarak bildiğiniz herşeyi burda paylaşırmısınız lütfen bnm başıma vampirlerle ilgili baya bi olay geldi bana yada burdaki başka arkadaşlara yardımı dokuna bilir öncelikle burda olurya vampir olan varmı sitede çünkü birden fazla formları olduğunu biliorum...pek bi bilgim yoq diyemem ama yeterince olmadığını düşünüorum aydınlatırsanız sevinirim her türlü fikir ve düşünceyi yazın  saolun şimdiden
__________________ bir oku hadefi vurmak için ve içinden geldiği için atarsan vurursun ama ödülü kazanmak için atarsan... |
| |
30-06-2007, 03:26
|
#2 | | Guest |
bizim soyumuz draculaya kadar dayanıyor hocam dalga geçmek gibi olmasında vampirden kasıt politikacılar felanmı | |
| |
30-06-2007, 03:42
|
#3 |
Üyelik tarihi: 06 2007
Mesajlar: 50
Karma gücü: 4  |
 politikacıların vampir olduğunu duymamıştım 
__________________ bir oku hadefi vurmak için ve içinden geldiği için atarsan vurursun ama ödülü kazanmak için atarsan... |
| |
30-06-2007, 13:52
|
#4 | | Guest |
sen ne diyosun onlardan iyi kan emicimi olur | |
| |
30-06-2007, 14:45
|
#5 | | Guest |
ya vampir kardeşim bırak bu saplantıyı allah aşkına ya .forumda vampir olduğunu zannetmiyorum  hatta dünyadada  nerde görüyon sen bunları bizede göster yada söylede banada musallat olsunlar bak ben sana nasıl yardımcı olacam.somut bişeyler gösterde yardım edelim | |
| |
30-06-2007, 22:35
|
#6 |
Üyelik tarihi: 08 2006 Nerden: dünyadan
Mesajlar: 4.137
|
eveet arkadaşlar vampirlerle ilgili yeni bilgiler buldum Vampirler var mı?
Webster Sözlüğü´nü açtığınızda Vampir sözcüğünün karşısında şu yazar;" Ölü bir insanın canlanmasına veya geceleri mezardan çıkmasına inanmak; vampirler uyuyan insanların kanlarını emerler." Vampirolog Rosemary Guiley, sondaki uyuyan insanların kanlarının emilmesi bölümünün saçma olduğunu söylüyor ve ekliyor; "Aslında tümü saçma, herkes vampir tanımını aynen yapamaz, genelde filmlerden ve kitaplardan etkilenilir. Ortada hep ölümsüz, fiziksel ve seksüel yönden çok güçlü, yapmacık, geceleri yaşayan ve doğaüstü güçlere sahip bir yaratığın olduğu sanılır. Bu saçma inançlara göre bir vampir, kötülük doludur çünkü yaşayan insanların kanlarını emerek yaşamını sürdürür, oysa bu doğaüstülük ve ölümsüzlük için işe yaramaz. Sonuç olarak bütün bunlar vampir folklöründen kaynaklanırlar ve gerçekten uzaktırlar."
Gerçekten de vampir inancı Slav Folklörü´nden doğmuştur; mezardan çıkan ölüler, kötü ruhlar, şeytani yaratıklar, kan içen doğaüstü güce sahip insanlar, kurt adamlar veya cadılar veya hayvani şekillere dönüşmeler; daha ne ararsanız arayın; tümünü Slav folklöründe bulabilirsiniz. Ama Guiley, böyle standart özelliklere sahip iddia edilen biçimde bir vampirin olmadığını söylüyor. Aksine vampirler doğal ortama kendilerini uydurmaya muktedirdirler ve gelişimleri sürekli aldatıcı görünüşler halindedir; amaç kollektif insan bilincini yanıltmaktır. Bu tanım, aslında Vampir Realitesi´nin arzuladığı tanımlamanın doğrultusundadır ve bilinçlidir. Vampirimsi vampirler! Vampir araştırmacısı Guiley, yıllarca süren araştırması sırasında, ne Bram Stoker´ın Dracula´sına, ne de Anne Rice´in Lestat´ına veya Armand´ına raslamadığını belirtiyor. Bunlar gerçekten birer kurgu-fantazi, bu tür tiplemeler aslında arzulanan istenen vampir tiplemeleri yani toplumun bilinçaltı atamaları; güncel sinemada bu daha belirgindir; artık vampirler Klaus Kinski, Christopher Lee veya Bela Lugosi gibi çirkin değil, Gary Oldman, Antonio Banderas veya Tom Cruise gibi yakışıklı ve seksidirler, seyirci onların kazanmasını açık açık ister ve taraflarını tutar. Guiley´in ideal vampirin elbette doğaüstü olacağını ama bunun alternatif realite gereği anlamına geldiğini söylüyor; asıl gizem eğer dikkat edilirse buradadır ve vampirin doğaüstülüğü buradadır yani alternatif olmasında... Gerçek vampirler herşeyden evvel, genelde kan fetişisti değiller. Bireysel olarak bazıları insan veya hayvan kanını şiddetle arzu ediyorlar. Bu arzu kan tadını sevmek veya biraz seksüel ya da majikal bir ritüel sonucunda oluşabilir, bazıları sağlık, uzun ömür ve majikal güç sağlamak gibi nedenleri ortaya koyuyorlar. Birçok kan içici, basit ve saf insanlar, vampir inançlarıyla ya da doğaüstü güçlerle hiç ilgilenmiyorlar. En iyisi, onları "vampir gibi" diye tanımlamak çünkü gerçekten geleneksel veya kurgusal vampir gibiler; kan tüketiyorlar. Bazı kan içme olaylarının içeriğinde kurbanların kanını içme faktörü kıskançlıktan veya kinden kaynaklanıyor. Bunlar gerçek vampir değiller, sadece vahşi bir biçimde öldürüyorlar. Anemi hastalığana tutulmuş olanları hariç tutabiliriz; kan hastalıklarının kan içme tutkusuna neden olduğu görülmüştür ama biz bu olayları vampirlik saymıyoruz.  Jung ve vampirlerin kaynağı... Psikiyatrinin babası Carl Gustav Jung, Kollektif Bilinç Alanı kuramını geliştirirken tüm İnsanlığın ortak bir ruh alanında veya frekansında bir bütün olduğunu veya iletişimde olduğunu savunuyordu, bu alanda kollektif anılar ve bastırılmış materyal bulunuyordu. Kollektif Bilinçaltı zamanın başlangıcından beri, İnsanlık tarafından paylaşılmakta, bu depoda ilkel anılar ve örnek tavırlar yani Arşetipler bulunuyor. İşte bu örnekler, bizleri çeşitli biçimlerde etkiliyorlar; imajinatif olarak rüyalarda, dini inançlarda, mitlerde, sanatta ve folklörde belirginleşiyorlar. Jung´a göre, Şeytan kötülüğün arşetipi olarak tanımlanıyor, Toprak Ana inancı, doğumun, ölümün ve yeniden doğumun arşetipi ve vampirler, onlar da kollektif bilinç altında varlar. Bu yaklaşım bilimseldir ama hiç kimse tüm bilinmeyenin bireysel veya kollektif bilinçaltından kaynaklandığı kesin iddia edemez. Zıt bir teze göre ise, kayda değer olaylar vardır çünkü dışsal ve alternatif olaylar oluşmaktadırlar. Vampirizm de bu çerçevenin içinde yer alır. Gerçek ise, herhalde iki kuramın arasında bir yerdedir... İkisi de diyoruz çünkü kollektif bilinçaltı kuramı günümüzde reddedilemeyecek bir gelişme içindedir, filmler, kitaplar, reklamcılık ve pop-kültür kıtalararası boyutta büyük bir güç oluşturmaktadır. Guiley´in Vampir tiplemeleri içinde görülür ki, aynı ilgi alanı iki vampirin buluşmalarını sağlamaktadır ama bu ilgi buluşması bilinç düzeyinde nadir olur, buluşma daha çok bilinçaltında gerçekleşmektedir. Yıldırım aşkı gibi... Ve artık Kont Dracula geliyor... Yolunuz Romanya´ya düşerse ve tabii vampirlere meraklıysanız eğer, Wallachia bölgesinde yani ünlü Transilvanya´da, Arges Irmağı´nın kaynağına doğru gidin ve sorun; size tarif edilen yerde bir şato yıkıntısı bulacaksınız; işte orası Kont Dracula´nın ya da asıl adıyla Vlad Tepes´in şatosudur. 1456´da Vlad, buraya hakimdi, şatonun stratejik uygunluğu çok işine yarıyordu, sarp kayaların tepesinde ulaşılmaz bir yerdeydi. Vlad´ın amacı Boyarlar´ı kölelikten kurtarmaktı. O dönemde, Wallachia´da iki sınıf vardı; köleler ve Boyarlar yani aristokrat sınıf. Osmanlılar´ın baskısı ve etkisi nefes aldırmıyordu; Osmanlı tahtında Fatih Sultan Mehmet vardı ve Bizans´ı yok eden genç Sultan´ın gözü Balkanlar´daldı. Boyarlar´ın silahlanmasına ve ordu kurmalarına izin vermiyordu. Tepes, bazı Boyarlar´ın Türklerle iyi geçinmelerine kızıyor, gizli gizli örgütleniyordu. 1457 yılında Vlad Tepes bir darbe hazırladı, bir gece yarısı Osmanlı taraflısı Boyarlar´ın şatolarını tek tek basarak tümünü aileleriyle beraber esir aldı ve vahşet o gece başladı. Esirlerini aylar boyunca dolaştırarak birer birer öldürdü. İnanılmaz işkenceler yapıyordu, kadın çocuk dinlemiyor; anadan doğma soyuyor, uçurumlardan atıyor, derilerini yüzüyor, açlıktan öldürüyor, buzlu sularda boğduruyordu. Sonunda haberler Fatih´e ulaştı, ardından Osmanlı birlikleri bölgeye girdiler. Tepes, önce birkaç çatışmayı kazandı ve esir ettiği Türkleri feci şekilde öldürttü; çoğunun kavuklarını başlarına çivilettmiş ve sonra da kazığa oturtmuştu. Tam anlamıyla çıldırmıştı; yağ kazanları kaynatıyor, insanları içine canlı canlı atıyor, kesik başlardan kuleler yapıp karsısında oturup şarap içiyordu. işte Kazıklı Voyvoda ünvanını o zaman kazandı çünkü esirlerini canlı canlı yağlanmış kazıklara oturtuyordu. Böyle bir ölüm günlerce sürüyordu...
Sonunda Osmanlı ordusu, Tepes´i şatosunda sıkıştırdı ama şatoyu almak çok zordu; beş kulesi vardı, konumları ve sarp kayalar top ateşini engelliyor, Türkler sürekli çapraz ateş altında kalıyorlardı. Efsaneye göre, şatoda uzaklara açılan gizli geçitler vardı, Osmanlı askerleri canla başla savaşırlarken, çevreden Tepes´in başka yerde olduğu haberlerini alıyorlar ve moralleri bozuluyordu ve sonunda Voyvoda´nın orada olmadığından emin olarak geri çekildiler ama savaş bitmemişti. Sürekli Türklerle savaşan Tepes,1462´de kaça kaça gerilediği Poenari´de kuşatıldı, karısı kuleden ırmağa atlayarak intihar etti. Ama Tepes yine kaçmayı başararak yeniden örgütlenmeye başlamıştı ki, öldürüldü, söylentilere göre bir suikaste uğramıştı. Efsaneye göre, başı kesilerek, bedeni kayalardan aşağı atıldı, cesedi toplayan rahipler bir Snagov Manastırı´nın gizli bir mahzenine gömdüler. Ama 1931´de yapılan kazılarda birşey bulunamadı. Türkler sonunda şatoyu da ele geçirerek yakıp, yıktılar, öç alınmıştı. Kalıntılar 1940´daki bir depremde sonra iyice kayboldu. 1960´a kadar şatonun yeri bilinmiyordu; Raymond T.McNally ve Radu R.Florescu şatoyu bulduklarını iddia ettiler. Şato restore edildi ve Romanya için önemli bir gelir kaynağı oldu. Bu iki araştırmacı aynı zamanda da, efsanevi Kont Dracula´nın tarihi tiplemesini de yaratmış oldular; Florescu bulduğu bir belgede, Tepes´in kurbanlarının kanını içtiğini ve ölümsüzlük peşinde olduğunun yazılı olduğunu açıkladı. Bram Stoker´ın Dracula´sı da aynı çizgide olduğu için, artık Dracula efsanesi tamamlanarak sağlam temellere oturtulmuştu. Öte yandan bugün Romanya´da bir tarihçiye göre Tapes´in şatosu bulunan şato değildir. Yani öylesine bir şatodur ama işlevini yerine getiriyor. İşlev ne mi? Elbette ki turizm...
Stoker´in Dracula´sı 1897´de yazıldı; ortada kesin kanıtlar olmasa da, Stoker´ın Vlad Tepes´le ilgili tarihi kaynakları bir şekilde ele geçirdiği sanılıyor. Tepes, Stoker´ın Dracula´sının prototipiydi. Dracula "Şeytanın Oğlu" veya "Ejderhanın Oğlu" anlamındadır; Tepes´i daha prensken babası "Dracul" adıyla çağırıyordu; vampir ve şeytan tanımları sonradan eşleştirildi; Dracula´nın vampirlerle bağlantısı ise Stoker´ın kitabıyla başladı. Stoker, bir vampir romanı yazmak istemişti, o dönemde bu tür romanlar yazmak biraz da modaydı. Shelley de, "Frankestein"ı o dönemde yazmıştı. Mekan olarak Transilvanya´yı tercih etti; kütüphanelerde yaptığı uzun çalışmalarda Vlad´ın ve Dracula Şatosu´nun tarihini bulmuş ve oradan yola çıkmış olmalı ama Transilvanya´ya hiç gitmemişti ve işin garibi bir sinema ve korku edebiyatı mitosu yaratacağı aklına gelmemişti...
bu yazıda geçen tepes(vlad tepes) kızıl prens yani kazıklı voyvoda dır |
| |
01-07-2007, 16:29
|
#7 |
Üyelik tarihi: 06 2007
Mesajlar: 50
Karma gücü: 4  |
dediklerin doğru onlar böle yarasa olan uçan zıplayan şeyler değil üstelik her ısırdığı vampir olmuyor ok...bn size şunu sölemek istiorum bnde artık şüpeye düşüorum ama bana neden böle bişi yapma gereği duydular bu kadar geniş kapsamlı bi şaka yada kekleme olması çok zor.... bilmiorum ya .... of of
__________________ bir oku hadefi vurmak için ve içinden geldiği için atarsan vurursun ama ödülü kazanmak için atarsan... |
| |
28-04-2008, 19:50
|
#8 |
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 41
Karma gücü: 2  |
vampirler psi, psy, elemental, empath ve aura emiciler olarak ayrılır.
psi olanlar chi reiki gibi yaşam enerjileriyle beslenirler
psy olanlar sadece astral düzlemde avlanır ve saldırır
elemental ateş, su gibi elementlerin yanında doğa olaylarının enerjisinden beslenir
empath, insanların duygularının yoğunluğundan beslenirler hatta ileri seviyeleri istedikleri duyguları başkalarına yükleyebilirler
aura emiciler auralardan beslenirler ...
umarım faydalı olur   |
| |
28-04-2008, 20:00
|
#9 |
Üyelik tarihi: 04 2007 Nerden: bodrum.vietnam
Mesajlar: 560
|
güzel anlatmışsın death ,mantıklı. |
| |
28-04-2008, 21:20
|
#10 |
Üyelik tarihi: 02 2008
Mesajlar: 1.268
|
bana vampirler saçma geliyo....(neden bilmiyorum) |
| |
29-04-2008, 00:04
|
#11 | | -YASAKLI-
Üyelik tarihi: 12 2007
Mesajlar: 223
|
Aslında bu konuda anlatılan bilgilerin çok da gerçekliğinin olduğunu sanmıyorum.Farklı formlara girebililirler ama mutlaka bir açık verirler bazı konularda.Sonuçta normal biri gibi davranamazlar.Güneş ışığı ,sarmısak vb...şeyler zaten safsata .Bir nevi evrimsel sürece dahil oluş da denilebilir.Tabii bu kortukları hiçbir şey yoktur anlamına gelmiyor.Kutsal olan şeylerden uzak dururlar örneğin insan eli değmemiş,kirletilmemiş bir nehirden alınan su vaftiz suyundan daha etkilidir.Senin o şüphelendiğin kişilerde neler anormaldi???
Olanları anlatsan çok daha ilgi çekici olur böylece gerçeklik payı da olur.  |
| |
29-04-2008, 13:49
|
#12 |
Üyelik tarihi: 03 2008
Mesajlar: 417
|
vhercle'nin paylaştığı yazı gayet iyi bence =) |
| |
29-04-2008, 14:14
|
#13 |
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 41
Karma gücü: 2  |
saçma değil vampirler vücutlarında enerji üretimi eksik yada olmayan varlıklar oldukları için bu gereksinimlerini başkalarından sağlarlar -bazı istisnalar var bazıları bizim gibi olmalarına rağmen enerji çekmeyi severler  - |
| |
29-04-2008, 19:38
|
#14 |
Üyelik tarihi: 07 2007
Mesajlar: 943
|
enerji vampirleri zaten var.. hatta biz bile bilmeden az da olsa enerji vampirliği yaparız bir kişiye örnek olarak sölüyorum.. onu saatlerce kendine kapatıcak kadar ezici bir laf sarfettiğinizde siz havalara uçarsınız enerji dolarsınız özellikle nefret ediosanız..
ama o sürekli enerji kaybeder isteksizleşir.. gibi.. asıl olan kan vampirleri gerçek mi?
vampir ne anlamda neye göre var.. ? vampir emici olarak açılır yani gerçek anlamı bildiğim kadarı ile emici.. vampirler söylenti ve bildiklerim üzere aramızdalar ve insandan farklı değiller tek yanları bizden 5 kat daha iyi olmaları her konuda ve karanlıkta görmeleri güneş vs sarımsak yalan.. üstelik vampirler bir çok şekilde varlar sölendiği gibi astral düzlemde ve fiziki dünyada olduğu gibi başka boyutlardada bulunmakta .. tek sorun gerçekten kanlamı besleniyorlar (fiziki dünyada)
__________________ En büyük düşman cehallettir... M.Kemal Atatürk...
תיעוד השיחות שלי |
| |
29-04-2008, 20:51
|
#15 |
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 41
Karma gücü: 2  |
kanla beslenenler varsa bile bilemeyiz çünkü o doğru ise maskeli balo kavramıda doğrudur
maskeli balonun ilk 2 kuralı
1. gerçek yüzünü sadece kardeşlerimize göster
2.konseye danışmadan birini embrace etme ederswen sen ve çocuğunla ilgili kan avı başlatılır
tabi hepsi bizden üstün diye birşey yok... ve vampirlerle ilgili ilk yazılara asurlularda bile rastlanıyorsa sence gerçekler mi? |
| |
29-04-2008, 22:33
|
#16 |
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 25
Karma gücü: 2  |
vampirlerin var oldugunu duydum fakt bir hastalik olarak  yani gerçekten kan içmeye ihtiyaç duyan insanlar varmis  |
| |
30-04-2008, 18:10
|
#17 |
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 9
Karma gücü: 2  |
Vampir Nedir?
Genel anlamıyla vampir terimi, hayatını sürdürmek için insanların kanını emen insanımsı varlıkları tanımlamak için kullanılır.
İnsanın kanını tamamen emen bir vampir, onun ölümüne yol açabilir. Ancak, vampir kanını içtiği kimseye kendi kanından da içirecek olursa, kurbanı da bir vampire dönüşür. Bu, 1-2 haftalık bir transformasyon sürecidir ve süreç sonunda kanı kullanmayı öğrenmiş olarak kendisini seçen vampirin ait olduğu klana katılır.
Vampirleri güçleri, kanlarındadır. Bir başka vampirin kanını içen bir vampir, onun güçlerine sahip olabilir; bu yüzden, hiçbir vampir bir diğerine tamamen güvenemez.
Vampirler Nereden Gelmiştir?
Dünya tarihine bakacak olursak, vampirlere dair ilk yazılı kayıt William of Newburgh tarafından tutulmuştur. 12. yüzyılda yaşamış olan William, ölen bazı kişilerin, geceleri insanlara saldırmak üzere geri geldiklerini anlatan bir takım metinler yazmıştır. Yazmış olduğu metinlerde, bu gece yaratıkları Sanguisuga (kan emici) diye tanımlanmışlardır. Ancak vampirlerin geçmişi çok daha eskiye, ta yaradılışa dayanmaktadır.
Kutsal musevi metinlerinde, yaratılış şu şekilde tasvir edilir:
27 So God created man in his own image, in the image of God created he him; male and female created he them.
28 And God blessed them and God said unto them, Be fruitful and multiply and replenish the earth and subdue it.
(Genesis 1:27-28)
Vampir metinlerinde, ilk yaratılan kadının Eve değil, Lilith olduğu söylenir. Lilith, kendisine yüklenmiş olan üreme görevi dolayısıyla kendisini aşağılanmış hisseder ve Adam ile aynı seviyede olması gerektiğini haykırarak isyan eder. Adam onun isyanına karşı kayıtsız kalınca iyice sinirlenen Lilith, Tanrı'nın kutsal adını yüksek sesle haykırarak ortadan kaybolur. Lilith'in gidişi üzerine Tanrı Eve'yi toprak yerine Adam'ın kaburga kemiğinden yaratır; bu şekilde Eve isyankar değil sadık olur. Lilith ise, Kızıldeniz civarında bir yerde lanetlenmiş ve şeytani bir şekilde yaşamaya devam eder; kendi şeytani çocukları iyi-kötü arasındaki savaşlarda öldürülükçe o da çocuk öldürür.
Adam ile Lilith'in ilk çocukları olan Caine ise, vampirlerin ilkidir. Bir kıskançlık sonucu kendi kardeşini öldürünce, Tanrı tarafından lanetlenmiş ve cezalandırılmıştır. Caine, sonsuza dek tekrar güneş yüzü göremeyecek ve kana susamışlığın azabını çekecektir. Caine, taşıdığı sonsuz izle anne-babasının topraklarından sürülür.
10 What hast thou done? The voice of thy brother's blood crith unto me from the ground.
11 And now art thou cursed from the earth, which hath opened her mouth to receive thy brother's blood from thy hand;
12 When thou tillest the ground, it shall not henceforth yield unto thee her strength; a fugitive and a vagabond shalt thou be in the earth.
15 And the LORD said unto him, Therefore whosoever slayeth Caine, vengeance shall be taken on him seven fold. And the LORD set a mark on Caine, lest any finding him shall kill him."
Genesis 4:10-15
Vampir metinlerine göre Caine, Lilith'i bulmak üzere Kızıldeniz'e gitmiş, Lilith de ona kanın gücünü öğretmiştir.
Caine'den, İskandinav ülkelerine ait bir efsane olan Beowulf'ta da bahsedilir:
...Till the monster stirred, that demon, that fiend,
Grendel, who haunted the moors, the wild
Marshes, and made his home in a hell
Not hell but earth. He was spawned in that slime,
Conceived by a pair of those monsters born
Of Caine, murderous creatures banished
By God, punished forever for the crime
Of Abel's death. The Almighty drove
Those demons out, and their exile was bitter,
Shut away from men; they split
Into a thousand forms of evil-- spirits
And fiends, goblins, monsters, giants,
A brood forever opposing the Lord's
Will, and again and again defeated.
(Ll. 101-114)
...Caine had killed his only
Brother, slain his father's son
With an angry sword, God drove him off,
Outlawed him to the dry and barren desert,
And branded him with a murder's mark. And he bore
A race of fiends accursed like their father...
(Ll. 1261-1266)
Kanı kullanarak mistik güçleri nasıl uyandıracağını ve insanları kendi cinsinden varlıklara nasıl dönüştüreceğini öğrenen Caine, en başta kendi gibi lanetli varlıkları dünya yüzeyine yaymanın doğru olmayacağını düşünür ve kendi kabuğuna çekilir. Ancak zaman içinde yalnızlık duygusuna yenik düşer ve 3 kişiyi kendi gibi vampire dönüştürür. Zaman içinde 3 kişi 13 kişi olur. Bu 13 vampir, dünyanın ilk insanları arasında özgürce dolaşarak umarsızca beslenmeye başlar. Olup bitenler karşısında çılgına dönen Caine, daha fazla vampir yaratılmasını kesin olarak yasaklar. Tüm vampirleri yanına alan Caine, bir şehir kurar ve bu şehirde vampirlerle insanlar barış içinde yaşar.
Ne var ki, barış çok uzun sürmez ve Caine'in çocukları tekrar insanlarla beslenmeye başlar. En sonunda şehir çöker; bu çöküşün sebebi kesin olarak bilinmez, ancak yıkıma doğal afetlerin veya Caine'nin kurallarından bıkan bir çocuğun yaptığı kara büyünün yol açtığına dair rivayetler vardır. Bu yıkımın ardından Caine onun ilk 3 çocuğu kaybolur. Bu şekilde, tarihin en güçlü vampirleri ortadan kalkmıştır.
Geriye kalan 13 vampir ise, kurallardan bağımsız bir hayat sürmeye başlar. Bu 13 vampirden Antediluvians diye bahsedilir. Antediluvians'ın yarattığı vampirler ise, her birinin özel güçlerini ve yeteneklerini (bir miktar fireyle) miras alırlar. Bu şekilde, vampir klanları yavaş yavaş oluşmaya başlar.
Vampir Klanlarının Tarihi
Vampir klanları, dünyanın dört bir yanına dağılmaya başlar. Ancak, oluşan her yeni vampir jenerasyonu, bir öncekine göre daha güçsüz olur. Zaman içinde, klanlar arasında güç rekabeti ve savaşlar başgösterir; ve günümüzde hala devam eden bir vampir cihadı başlamış olur.
Ortaçağın ilk yıllarında kendilerini iyiden iyiye açığa vuran vampirlerin nüfusu tedirgin edici boyutlara ulaşır. Halkın bu konudaki fısıltıları kiliseye kadar ulaşır. Oluşturulan gizli örgütler vampirlere karşı büyük bir savaş açar. Vampirlerin en zayıfı dahi insanların en güçlüsünden kat kat daha güçlü olmasına rağmen sayıca üstün olan ve gündüzleri de savaşabilen insanlar, birçok vampiri ortadan kaldırır.
Yaşlı vampirler tarafından "kurban edilecek koyun" gözüyle bakılan genç vampirler, büyük bir ayaklanma çıkarırlar. Doğu Almanya'da bir grup genç vampir, yaşlı vampirlerin kendilerini kontrol etmesini sağlayan büyüyü kırmanın bir yolunu keşfeder. İnsanlar ve iç çatışmalar sebebiyle darbe üzerine darbe yiyen vampir ırkının soyu tehlikeye girer.
Bunun üzerine 15. yüzyılda, tüm klanların tesilcilerinin katılacağı bir toplantı düzenlenir. 13 klanın 7'sinin katıldığı bu toplantıda, Camarilla adı verilen bir birlik kurulur. Sayısal üstünlüğe sahip olan Camarilla birliği içsel ayaklanmaları kolaylıkla bastırır. Camarilla, 6 temel kanunu kabul eder:
The First Tradition: The Masquerade Thou shall not reveal thy nature to those not of the Blood. Doing so shall renounce thy claims of Blood.
The Second Tradition: The Domain Thy domain is thine own concern. All others owe thee respect while in it. None may challenge thy word while in thy domain.
The Third Tradition: The Progeny Thou shall sire another only with the permission of thine elder. If thou createst another without thine elder's leave, both thee and thy progeny shall be slain.
The Fourth Tradition: The Accounting Those thou create are thine own childer. Until thy progeny shall be released, thou shall command them in all things. Their sins are thine to endure.
The Fifth Tradition: Hospitality Honor one another's domain. When thou comest to a foreign city, thou shall present thyself to the one who ruleth there. Without the word of acceptance, thou art nothing.
The Sixth Tradition: Destruction Thou art forbidden to destroy another of thy kind. The right of destruction belongeth only to thine elder. Only the eldest among thee shall call the blood hunt.
Gerçek yüzlerini saklayarak insanlar arasında yaşama kararı alan Camarilla, insanların birkaç kuşak sonrasında vampirlerin sadece efsane olduklarına inanmalarını ummaktaydı. Camarilla'ya katılmayan vampir klanları ise yeraltına sürülmüştür (bu klanlar, daha sonra Sabbath adındaki bir diğer birliği oluşturacaktır).
Alınan kararlardan sonra cihad devam etmiş, ancak mücadeleler meydan savaşı olmaktan çıkıp gece baskınlarına dönüşmüştür. Bu ölümcül cihad, zaman değiştikçe form ve method değişikliklerine uğramış olmakla birlikte, günümüzde hala sürmektedir.
Vampirler arasında anlatılan efsaneler, Gehenna adındaki bir geceden bahseder. Bu gecede, Antediluvians adıyla anılan ve Caine'in ilk torunları olan ve inanılmaz derecede büyük cüçlere sahip 13 vampir gizli barınaklarından dışarı çıkacak ve kendilerinden daha genç olan bütün vampirleri ortadan kaldıracaktır. Bu gece, aynı zamanda bilinen dünyanın sonu olacaktır. Gehenna'yı durdurmaya çalışan vampirler olduğu gibi, onu fanatik derecede destekleyen vampirler de mevcuttur. Vampir Birlikleri ve Klanları Camarilla Birliği
Camarilla, Caine'in ilkelerini sürdürmeyi ve vampirleri insan saldırılarından korumayı amaçlayan bir birliktir. İnsanlar arasında yaşar ve belli sınırlar çerçevesinde kalarak büyük bir dikkatle beslenirler. Camarilla, 7 klandan oluşur: Brujah: Brujah klanı, genel olarak asi ruhlu vampirlerden oluşur. Brujahlar, sosyal değişime kolaylıkla ayak uydururlar ve içlerinde Camarilla birliğine ait en güçlü vampirlerden bazıları yer alır. Birçok diğer vampir, Brujah'lardan "Punk'çı kanun kaçakları" diye bahseder. Gangrel: Tüm vampirler arasında, içgüdülerine ve doğalarına en bağlı klandır. Doğa içinde yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederler. Nasıl ve neden olduğu bilinmese de, Gangrel klanına kurtadamlar ve kurtlar dokunmamaktadır. Şekil değiştirme konusunda özel yeteneklere sahip olan klanın üyeleri, yarasa veya kurda kolayca dönüşebilirler. Klan, son zamanlarda başlarına gelen (ve ne olduğu tam oalrak bilinemeyen) kötü bir olay yüzünden, Camarilla'dan uzaklaşmıştır. Malkavian: Diğer vampirlere dahi korku salan bir klandır. Malkavian'ların hemen hepsi "deli" diye tanımlanabilecek derecede davranış bozukluğu sergiler. Ne zaman ne yapacakları belli olmadığı ve davranışlarının & tepkilerinin ne anlama geldiği asla tam olarak anlaşılamadığı için diğer vampirler Malkavian'lara dikkatle yaklaşır. Nosferatu: Dış görünüşlerinin çirkinlikleriyle ün salmış bir klandır. Köpek dişleri yerine ön iki dişinin uzun olmasıyla ve kel kafalarıyla tanınırlar. Nosferatu'lar görünüşleri sebebiyle gizlenme ihtiyacı içindedirler. Diğer vampirler, mecbur kalmadıkça Nosferatu'larla iletişim kurmazlar. Toreador: "Sanatçı vampirler" diye tanımlanırlar. Son derece kibar ve naziktirler. Oldukça zeki olan Toreador klanı üyelerinin her hareketinde tutku gizlidir. Tremere: Büyü konusunda uzmanlaşmış olan klandır. Ritüeller ve büyüler aracılığıyla kanın diğer vampirlerce çok az bilinen birçok gücünü ortaya çıkarabilirler. Tremere klanının neler yapabileceğini bilenler, onlardan uzak durmaya özen gösterir. Ventrue: Ventrue klanı, onurlu ve kibar olmasıyla ün yapmıştır. En eski zamanlardan beri liderlik duygularıyla hareket eden klan, vampirlerin geleceğini şekillendirebilmek için çalışır. Eski zamanlarda Ventrue üyeleri soylular ve prensler gibi güçlü kişiler arasından seçilirdi. Günümüzde soylu bir servete sahip olan klan, Camarilla'nın düzenini ve devamlılığını sağlayan anahtar güçtür. Sabbat Birliği
Camarilla'ya isyan eden ve yeraltına sürülen vampir klanlarının oluşturduğu birliktir. Amacı, tüm vampirleri Camarilla'nın sınırlandırmalarından çıkarıp dünya üzerinde tamamen özgür olmalarını sağlamaktır. Sabbat metinleri vampirlerin beslenme zincirinin en üstünde yer aldığını, bu yüzden insanlardan saklanmak yerine onları yönetmeleri gerektiğini söyler. Sabbat, bağımsız birçok sempatizanı olmasına karşın, 2 klandan oluşur: Lasombra: Sabbat'ın kalbi diye nitelenen Lasombra klanı, zevk düşkünlüğüyle tanınır. İnsanlara tamamen sırt çevirmek yerine, onların ölümlülük ve zayıflıklarını kendi zevkleri için kullanırlar. Ölümsüz olmanın tadını sonuna kadar yaşamayı amaçlayan bir hayat tarzları vardır. Klan, karanlık güçler üzerinde hakimiyet sahibidir. Tzimisce: Sabbat'ın ruhu diye nitelenen Tzimisce klanı, vahşetiyle tanınır. "Discipline of Vicissitude" adlı doktrinlerine bağlı olarak, insan ve vampir bedenleri üzerinde birçok korkunç deney yaparlar. Bünyesinde birçok büyücü barındıran klan, et ve kemik üzerinde hakimiyet sahibidir. 13 Antediluvian arasında yer alan yaratıcılarının yakında uyanacağına dair söylentiler vardır.
Bağımsız Klanlar
Herhangi bir gruba dahil olmayı reddeden vampirler mevcuttur. "Anarchs" diye tanınan ve pek fazla sorun çıkartmaran bir grup genç vampir vardır. "Inconnu" diye tanınan ve tarih öncesinden kalan bir grup vampir ise, güç oyunlarından uzak durup kendi içlerine dönmüş ve kendilerini potansiyellerini ortaya çıkarıp aydınlanmayı yaşamaya adamıştır.
4 klan ise, büyük cihad içerisindeki yerlerini zaman zaman değiştirirler ve "Neutral" diye tanımlanırlar. Bu klanlar;
Assamite: Kökenleri doğu çölleri olan ölümcül Assamite klanı, katillik hünerlerini doğru fiyatı ödeyebilen herhangi biri için sergileyebilir.
Setite: En güvenilmez klan olma özelliğini taşır. Karanlık bir takım güçlere sahiptirler ve Caine'in kurmuş olduğu ilk şehri kendilerinin yıkmış olduğunu söylerler.
Giovanni: Saygı duyulan ve güvenilen bir klandır. Kökleri Rönesans öncesi tüccar prenslere dayanır. Hala Venice bölgesinde yaşar ve sırlarını çok iyi saklarlar.
Ravnos: Kara mizahın vampirler arasındaki temsilcileri diye nitelendirilirler. Kökenleri çingenelere ve hırsızlara dayanır. Bir süre önce 13 Antediluvian arasında yer alan yaratıcıları uyanmış (veya uyandırılmış) ve kan ihtiyacı içinde birçok Ravnos'u kanlarını içerek ortadan kaldırmıştır. Geriye kalanlar Camarilla'ya katılmayı düşünmektedir; Camarilla, Gangrel'in yerini alabilmeleri açısından olaya sıcak bakmaktadır. Vampirlerin Hiyerarşik Yapısı
Vampirler, hiyerarşiye çok önem veren varlıklardır. Camarilla birliği, bu konuda kendi içinde son derece gelişmiş bir sistem kurmuştur.
Prince
Vampirlerin yaşadığı bölgeler, çeşitli sınırlarla bölünmüştür. Her bölüm, bir prince tarafından yönetilir; bir prince ise, en yaşlı vampirler tarafından seçilir. Bir prince tarafından yönetilen her bölüme "Domain" adı verilmektedir. Yabancı bir Domain'de izinsiz avlanırken yakalanan bir vampir, prince tarafından cezalandırılabilir.
Domain prensleri, genellikle Ventrue veya Toreador klanı üyelerinden seçilir. Ancak, yer yer Brujah, Nosferatu, hatta Malkavian prenslerine dahi rastlanmıştır.
Bir prince, kendi Domain'i çerçevesinde tam yetkiye sahiptir. Av sınırlarını çizebilir, belli bölgeleri kanın yasak olduğu nötr alanlar ilan edebilir. Camarilla'nın 6 ilkesini ihlal eden vampirleri kendi bölgesinde avlayabilir.
Prince hakimiyet alanlarının sınırları genelde şehirlerle çizilmiştir. Mesela; Paris'in, Chicago'nun, Atlanta'nın ayrı ayrı prince'leri vardır. Bir prince söz konusu bölgede asırlardır yaşamış vampirlerden seçilmiş olduğundan, bölgesinde neler olup bittiğini herkesten daha iyi bilir.
Primogen
Her "Domain"de, prince'e yardım etmek amacıyla kurulmuş bir de primogen grubu vardır. Bu grup, çeşitli ırkların yaşlılarından oluşan bir meclistir. Bir Domain'de prince'in sözü emir sayılsa da, başarısız prince'lerin Primogen'i tarafından yok edildiği tarihte görülmüştür.
Elder
300 yıldan daha uzun süredir yaşayan vampirlere verilen addır. Bir elder, yaşadığı süre zarfında birçok güç kazanmıştır ve son derece ölümcül ve tehlikelidir.
Ancillae
Elder'ların bir alt sınıfıdır. Genellikle 100-300 yıldır yaşayan vampirlerdir; ancak büyük başarılar gösteren daha genç vampirlere de bu sıfat verilebilir. Genellikle Elder'larına hizmet etmekle uğraşırlar. Kendi aralarında güç savaşları olsa da, bu savaşlar Elder'lar arasındaki savaşlardan çok daha zayıftır.
Neonate
Vampir ırkının tabanını oluşturan sınıftır. Bir asırdan daha kısa süredir yaşayan vampirlerdir.
Vampirlerin Zayıf Yönleri
Son derece güçlü varlıklar olan vampirlerin zayıf yönleri de vardır. Jenerasyonlar boyunca gittikçe incelen kan sebebiyle, zayıflıklarda da artış görülmüştür.
Gün Işığı: Caine'den beri süren lanet sebebiyle, vampirler gün ışığına çıkamaz.
Ateş: Yeterince uzun süre yanan bir vampir ölür. (Güneş ışığı, çok daha çabuk olmakla birlikte, vampirler üzerinde aynı etkiyi yapmaktadır.)
Sarımsak: Koku ve tad alma duyuları son derece hassa olan vampirler, sarımsaktan nefret ederler.
Gümüş: Kurtadamlar gibi, vampirler de gümüş madenine karşı alerjileri vardır. Gümüş ile karıştırılmış titanyumun da aynı etkiyi yarattığı söylenir; daha hafif ve sağlam bir madde olan titanyum, bu amaç için tercih edilebilir.
Kazık: Kalbe saplanacak gümüş veya ahşap bir kazık, bir vampir için son derece tehlikeli olabilir.
Haç: Hıristiyan haçının vampirleri geri püskürttüğü söylenir. Burada önemli olan şey, haçın kendisinden ziyade onu elinde taşıyan kişinin inancıdır.
Kutsal Su: Kutsal suyun vampirler üzerinde ateş etkisi yarattığı söylenir. Haçta olduğu gibi, kutsal suda da önemli olan şey duayı okuyan ve suyu kullanan kişinin inancıdır.
Ölü Kanı: Vampirler, ölmüş varlıkların kanını içemezler.
Bir Vampir Nasıl Bulunur
Vampir klanları şehirlerde son derece organize bir şekilde yaşadıklarından bulunmaları oldukça zordur. Ancak, daha küçük bölgelerdeki vampirleri tespit etmenin bazı yolları vardır.
Civarda bir vampir olduğunun temel işaretleri vardır:
Civar halkın gece saldırılarından, veya gece saldırıları içeren kabuslardan şikayet etmesi
Boyunlarında veya ana damarlar civarında ısırık izi bulunan insan veya cesetler
Küçük bölgelerde saklanacak fazla yer olmadığından, vampirler gündüzleri mezarlarda saklanmayı tercih ederler. Hangi mezarın vampir içerdiğini tespit etmek için yaygın olarak uygulanan yöntem, bembeyaz tüylere sahip bakire bir kısrağı mezarlıkta dolaştırmaktır. Kısrağın önünde durduğu ve ilerlemeyi reddettiği mezar, muhtemelen bir vampir içeriyordur.
Bulunan mezarın gerçekten bir vampire ait olduğunun belirgin işaretleri vardır:
Bir mezar civarında bulunan delikler
Cesedin tamamen açık gözlere sahip olması
Cesedin hiç bozulmamış olması
Mezar ve tabutta bulunan taze kan
Cesedin gayet sağlıklı görünmesi ve taze kana sahip olması
Kayıtlara Geçmiş Bazı Vampirler
Blow Çobanı: Bir zamanlar Blow kasabasında yaşayan bir çoban, bilinmeyen bir nedenden ötürü ölür ve gömülür. Gömülmesinden birkaç gün sonra, geceleri ortaya çıkmaya ve önüne gelen herkese saldırmaya başlar; ve saldırdığı herkes 8 gün içinde ölür. Gece baskınlarının sayısı artınca, halk çobanın mezarını açar ve kalbine bir kazık saplayarak tekrar kapatırlar. O gece, çoban çok daha öfkeli ve saldırgan olarak tekrar ortaya çıkar - elinde kalbine saklanan kazıkla birlikte. Artık çok korkmuş olan halk, ertesi gün cesedi mezarından tekrar çıkarır ve ateşe verir.
Arnold Paul: 1700 yılında Medvegia'da doğmuştur. 1727 yılında genç bir asker olan Arnold Paul, Belgrad civarındaki kasabasına geri döner ve askerliği boyunca biriktirdiği parayla bir ev alıp evlenir. Arnold'un üzerinden asla atamadığı melankoninin sebebini uzun bir süre boyunca merak eden karısına Arnold en sonunda gerçeği açıklar ve askerliği sırasında uzak bir kasabada boynunu ısıran ve kanını emmeye çalışan bir vampirle mücadele etmek zorunda kaldığını söyler. Vampiri mezarına kadar takip edip onu öldürmeyi başardığını, ve bir vampire dönüşmemek için söylentilerden öğrendiği gibi vampirin mezar toprağından yediğini, kanından içtiğini ve yaralarını vampir kanıyla yıkadığını itiraf eder.
Bu itiraftan sadece birkaç gün sonra, Arnold oldukça yüksek bir saman yükünün tepesinden düşer ve 3 gün sonra can verir. Gömülmesinden bir ay sonra köy halkı, Arnold'un geceleri dolaşırken görüldüğünü söylemeye başlar. Onunla direkt temasa geçen kişilerse birkaç gün geçmeden ölürler. Birkaç gece saldırısının ardından, konu yetkililere iletilir. Arnold'un mezarı açıldığında bedeninin hiç bozulmadığı ve dudağının kenarlarında taze kan kalıntıları bulunduğu görülür. Arnold'un kalbine bir kazık saplanır ve Arnold yüksek sesle haykırır; bunun üzerine bedeni yakılır. Aynı işlem, Arnold'un saldırısı sonucu öldüğü söylenen kişilerin bedenlerine de uygulanır.
Olaydan beş sene sonra, 1731 yılında, aynı bölgede gece saldırıları tekrar başgösterir. 3 ay işçinde 17 kişi saldırıya uğrar. Yetkililer tarafından ifadeler doğrultusunda açılan bir takım mezarlarda vampirlere rastlanır. Bu yeni vampirler de yakıldıktan sonra, bölge tekrar huzura kavuşur. Bu olay hakkında aralarında askeri doktorlar ve yöneticilerin de bulunduğu tanıkların verdiği ifadeler, bir takım dosyalarda hala saklanmaktadır.
Peter Plogoyowitz: Kisolova adındaki bir Macaristan kasabasında yaşayan Peter Plogoyowitz, ölümünden 3 gün sonra geceyarısı kasaba sokaklarında yürürken görülür. Zaman içinde Peter, insanlara saldırmaya ve 24 saat içinde ölmelerine neden olmaya başlar. Bu olaylar üzerine yetkililere başvuran kasaba halkı, Peter'in cesedinin incelenmesi için gereken izni alır ve mezarı açarlar. Peter'in cesedinin bozulmamış bir halde olduğunu gören halk, kalbine bir kazık saplar ve taze kanın her yere fışkırmasını hayret ve korkuyla izler. Peter'in bedeni yakıldıktan sonra, kasabadaki kabus biter.
Çeşitli Kültürlerde Vampiric Varlıklar
Asasabonsam (Batı Afrika) Demir dişlere ve insan görüntüsüne sahip varlık. Or | |