JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > Parapsikoloji & Spiritüalizm > Paranormal Fenomenler > Paranormal Varlıklar

Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 12-02-2007, 06:34   #1
-YASAKLI-
 
Urumhamatahayil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12 2006
Nerden: ankara
Mesajlar: 1.307
Karma gücü: 0 Urumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud of
Vampirler





İlk insan, Adem ve Havva evlendi ve 3 tane oğulları oldu. Caine, Abel ve Seth. İlk doğan Caine, bitkileri yetiştirdi. Onları suladı ve büyüttü, hayat verdi. İkinci doğan Abel hayvanlara baktı. Onlari besledi ve büyüttü.
Bir gün Adem iki oğluna şöyle dedi. ''Caine, Abel, [Yukardaki] için bir kurban vermelisiniz. Öyle bir kurban ki hayatta en çok sevdiğiniz şeylerden biri olacak.. Caine, [Yukardaki] için en tatlı meyvalarını, en olgun bitkilerini getirdi. Abel, [Yukardaki] için en genç, en güçlü hayvanını kurban etti.
İki kardeş de kurbanlarını Adem'in Altar'ına koydular ve ateşe verdiler. Duman onları yavaşça yukarı doğru götürdü. Abel'in kurbanı tatlı bir koku yaydı ve kabul edildi. Caine'in ki ise kabul edilmedi ve Caine sert bir sekilde azarlandı.
İlk doğan ağlamaya başladı, gece gündüz [Yukardaki]'ne dua etti.
Adem kurban vaktinin yeniden geldiğini söyledi. Abel yine en güçlü ve genç hayvanlarından birini öldürdü. Caine ise eli boş geldi, çünkü kurbanının istenmeyeceğini biliyordu.
Abel şöyle dedi; ''Caine, neden bir kurban getirmedin?''. İlk doğan gözleri yaşlı bir şekilde kardeşinin kalbine mızrak saplayarak onu kurban etti.. Hayatta en çok sevdiği şeyi..!
[Yukardaki] onu cennetten attı, ve Nod denilen bir yere sürgün etti.
Caine karanlıkta yanlız kalmıştı. Açtı, üşüyordu ve ağlıyordu.. Karanlığın içinden tatlı bir ses geldi. Siyahlar içinde bir kadın Caine'e doğru yaklaştı.



''Hikaye'ni biliyorum, Nod'lu Caine. Açsın, bende yemek var. Üşüyorsun, bende kıyafet var. Üzgünsün, bende rahatlık var''
''Benim gibi lanetli birini niye rahatlatasın? Neden giydiresin? Neden besleyesin?''
''Ben senin babanın ilk karısıyım. [Yukardaki]'ne karşı geldim ve özgürlüğü karanlıklarda buldum. Ben Lilith'im. Bir zamanlar bende üşüyordum. Benim için sıcaklık yoktu. Bir zamanlar bende açtım, benim için yemek yoktu. Bir zamanlar bende üzgündüm, benim için rahatlık yoktu.''
Lilith, Caine'i ağırladı ve onu besledi, rahatlattı. Caine onun evinde bir süre kaldı, ve birgün ona sordu:
''Sadece karanlıktan, bu evi nasıl yaptın? Nasıl kıyafetler yarattın? Nasıl yiyeceklerini yetiştirdin?''
Lilith gülümsedi ve cevap verdi: ''Ben uyandım. Bu sayede istedigim gücü yaratıyorum''
''Beni de uyandır Lilith, benim de güce ihtiyacım var. Bende kendi evimi, giysilerimi, yiyeceklerimi yaratmalıyım.''
''Uyanmanın sana ne yapacağını bilmiyorum. Sen baban tarafından lanetlendin. Ölebilirsin, sonsuza kadar değişebilirsin.''
''Güç olmayan bir yaşamın ne önemi var? Sen olmadan ben ölürüm, ama senin kölen olarak yaşayamam.''
Lilith Caine'i seviyordu. Bunun olmasını istemese de Caine'in istediğini yapti ve Caine'i "uyandırdı". Bileğinden gelen kanı bir kaba koydu ve Caine'e içirdi. Caine Abyss'e düştü, o kadar uzun süre düştü ki bu ona sonsuzluk gibi geldi. Gözlerini açtığında karanlık bir yerdeydi.
Karanlığın içinde Caine parlak bir ışık gördü. Gecede parlayan ateş, Michael, Kutsal Ateş'in koruyucusu ona gelmişti, ve şöyle dedi. ''Adem ve Havva'nın oğlu, suçun büyük ama babamın bağışlayıcılığı da çok büyük. O seni affetti.''
'' Caine cevap verdi; ''[Yukardaki]'nin acımasıyla değil ancak kendi vicdanımla gurur içinde yaşayabilirim.'' ve reddetti.
Ve Michael ona ilk lanetini verdi: ''Bu diyarlarda gezdiğin sürece, sen ve senin çocukların ateşten korkacak. Ateşim sizin derinizi yakacak ve sizi mahvedecek.''

O gecenin sabahında, ufuktan Raphael göründü. Güneşin koruyucusu. Caine'e şöyle dedi ''Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu, kardeşin Abel cennetten senin günahlarını affetti. Tanrının bağışlamasını kabul etmeyecek misin?''

Caine cevap verdi; ''Abel'in bağışlaması bir şey ifade etmez. Ancak ben kendimi affedebilirsem gerçekten affolmuş sayılırım'' ve reddetti.
Ve Raphael ona ikinci lanetini verdi: ''Bu diyarda gezdiğin sürece sen ve senin çocukların gün doğuşundan korkacak. Güneşin ışınları sizi ateş gibi yakacak. Şimdi git ve karanlık bir yere saklan, güneşin gazabını hissetmemek için.''
Caine kaçtı ve karanlık bir mağaraya saklandı ve orada uyudu. Uyandığında ölüm meleği Uriel onu kanatlarının arasında tutuyordu. Caine'e şöyle dedi: ''Adem'in oglu, Havva'nın oglu, Tanrı senin bütün günahlarını bagışladı, kabul et ve bütün lanetlerinden kurtul.''
Caine cevap verdi; ''Tanrının bağışlamasıyla değil, kendi bağışlamamla yaşayacağım. Ben benim. Yaptıklarımı yaptım. Bu asla değişmeyecek''
Ve Tanrının kendisi, Uriel'in ağzından Caine'e son lanetini verdi. ''Sen ve senin çocukların, bu diyarda gezdiği sürece karanlığa tutunacaklar. Sadece kan içecekler. Sadece kül yiyecekler. Ölümde olacakları gibi olacaklar, ama ölmeyecekler ve hep yaşayacaklar. Son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak.''
Bu lanetle Caine acı bir çığlık attı. Gözlerinden kan geldi. Bu gelen kanı bir kabın içine doldurdu ve içti. Kafasını kaldırdığında Gabriel karşısında duruyordu, ve ona şöyle dedi: ''Adem'in oglu, Havva'nın oglu. Babamın bağışlayıcılığı bildiğinden çok daha büyük. Şimdi bile Affedilmeye bir yol açıldı. Bu yola [Golconda] diyeceksin. Çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz.''
İste ilk Vampir' in oluş hikayesi ve Vampirlerin lanetlerini nasıl aldığı..
--------------------
tarihteki ilk vampirler

Vampirlik ne zaman başladı? Diğer bir çok efsane gibi başlangıç tarihi tam olarak bilinmiyor;ama vampir hikayesinin kanıtı Mezopotamya’daki Tigris (Dicle) ve Euphrates (Fırat) nehirlerinin yakınındaki Kildani’de, kil yada taş tabletlerin üzerine yazılmış Asur yazıtlarında bulunmuş olabilir. Kildaniler diyarına, İncil’de geçen Abraham'ın asıl evi olan "Ur of the Chaldeans" da denir.

"Lilith", İbranilerin kutsal kitabında geçen muhtemel vampirlerden biridir ve kitapta tasvir edilmiştir.İsaiah'ın kitabında geçiyor olsa bile Lilith'in kökleri daha çok Babillilerin "demonolojisine" benzer.Lilith geceleri bir baykuş görüntüsüne bürünerek dolaşan bir canavardı.Avlanmak için yeni doğmuş çocukları ve hamile kadınları arardı. Lilith, geleneğe uygun olarak Adem'in,"Adem ve Havva" olmadan önceki karısıydı, ama daha sonra şeytanın tarafına geçti çünkü Adem'e itaat etmeyi reddetti.Bir takım olağandışı tutkuları vardı ve doğal olarak kötünün gözüyle bakıyordu.Ve sonuç olarak Adem 'in ve Havva'nın çocuklarına (yani tüm insan soyundan olanlara) saldıran bir vampire dönüştü.

Vampirlerle ilgili söylenceler Akdeniz’deki Mısır, Eski Yunan ve Roma uygarlıkları boyunca süregelmiştir. Eski Yunanlılar, çocuklarını yiyen ve kanlarını içen strigae veya lamiae'ya inanırlardı. Lamia mitolojide Zeus'un aşığı olarak geçer, fakat Zeus'un karısı Hera ona karşı savaşmıştır. Lamia delirmiş ve kendi dölünü öldürmüştür. Daha sonra da geceleri diğer insanların çocuklarını da aynı şekilde öldürmek için avlanmıştır.

Örneğin, Yunanlılar ve Romalılar tarafından bilinen bir hikaye Mennipus adında genç bir adamın düğününden bahseder. Düğünde tanınmış bir filozof olan Tyana'li Apollonius çok güzel olduğu söylenen gelini dikkatlice inceler. Apollonius sonunda gelini vampir olmakla suçlar ve hikayeye göre (daha sonra bu hikaye MS 1. yy’da Philostratus isimli bir akademisyen tarafından anlatılmıştır) gelin "vampirizm"i kabul eder. İddiaya göre Menippus ile evlenmesinin sebebi elinin altında içecek taze kan bulundurmak içinmiş.

Vampir hikayeleri canavarların kiang shi. diye adlandırıldığı eski Çin'de de yer almaktadır. Aynı şekilde eski Hindistan ve Nepal'de de vampirlerin yaşadığı öne sürülmektedir (en azından efsanevi olarak . Mağara duvarlarındaki eski çağlara ait çizimlerde bir takım yaratıkların kan içtiği gösterilmiştir. Nepal’e ait "Ölümün Efendisi" elinde kanla dolu, kafatası şeklinde bir kadeh tutuyor ve kanla dolu bir havuzun önünde duruyor halde betimlenmiştir. Bu duvar resimlerinden bazılarının i.ö. 3000 yıllarına kadar dayanan bir geçmişi olduğuna inanılmaktadır. Rakshaslar, Vedas adı verilen eski kutsal Hindistan yazılarında tarif edilmiştir. Bu yazılarda (tahminen i.ö. 1500) Rakshaslar (yokediciler )vampirler gibi betimlenmiştir.Eski Hindistan hakkındaki bilgilere göre bir başka canavar daha vardı. Bir ağaçtan baş aşağı asılmış, yarasaya benzeyen ve kendi kanından yoksun bir canavar. Bu yaratığa 'Baital' deniliyordu.

Diğer eski Asyalılar Malezyalılar gibi "Penanggalen" adındaki bir çeşit vampire inanıyorlardı.Bu yaratık insan başına sahipti ama bütün organları dışarıdaydı. Ve diğer insanların, özellikle de küçük kurbanlarının kanını içerek yaşardı.

Tanınmış vampir yazarı Montague Summers'ın 1928'de yazılmış ve bir klasik olan "Vampir - akrabaları ve Yakınları” nda, İspanyol gezginlerin gelişinden önce vampirlerin Meksika'da yaşamış olabilecekleri söylenir. Ayrıca Arabistan'ın da vampirden haberdar olduğunu yazmıştır. Agul diye hitab edilen "Arap Geceleri Hikayeleri"nde vampir benzeri yaratıklar olduğunu yazmıştır; bu insan eti yiyen bir hortlaktır.

VAMPİRLER VE CEHALET ÇAĞI!!

Vampir efsanesi her zaman doğal bir fenomen olarak açıklanmıştır, diğer bir şekilde bu durum ilkel ve ilmi bilgiden yoksun insanlara açıklanamazdı. Belki de en hayret verici inanç Orta Çağ Avrupası’nda bir çok insanın ölümüne sebebiyet veren “Black Death”(Kara Ölüm) denilen hastalığın aslında vampirlerin işi olduğuna inanılmasıdır.

“Black Death” bildiğimiz kadarıyla pireler ve farelerden yayılan bir çeşit vebaydı ve 1300’lü yıllarda Avrupa nüfusunun neredeyse 1/3’ünün ölmesine neden olmuştu.O zamanın insanları nasıl olduysa bu ölümlerden bir çoğunu vampirlerin yaptığı fikrinde birleşiyorlardı. Belki de vebanın vampirlerden yayıldığını düşünmüş olabilirler. Bazı durumlarda ise ölen bir akrabanın geri dönüp bir kurban aldığına inanılırdı (aslında vebadan ölen bir kurban). Bir diğer şekilde ölü bir düşmanın vampire dönüşmüş halde geri dönüp birilerini öldürebileceğine de inanılırdı. Bu yüzden bir çok mezar kazılmış ve vampir olduğundan şüphelenilen insanların vücutları tekrar öldürülmek üzere çıkarılmıştır.

Vampirlerin mezarlarını belirlemek için bir takım ahmakça metotlar kullanılıyordu. Örneğin bir bakire atın üzerine çıplak yerleştirilip, mezarlığın içinden geçirildiğinde eğer at belirli bir gömüt üzerinden yürümek istemezse bu yerin bir vampirin mezarı olduğu varsayılırdı ve ölü mezardan değişik şekillerde öldürülmek üzere çıkarılırdı.

En saçma vampir inanışları vampirleri öldürmek ve vampirizmi durdurmak için kullanılan metotları kapsar. Şunu hatırlatmak önemlidir ki, bugün bize bu denli saçma gelen inançlar nasıl bir cehaletin hüküm sürdüğü bir çağda insanların umutsuz bir şekilde batıl inançların bu denli etkisi altında kalmasına neden olmuştur!

Ölüler kimi zaman yüzleri güneye bakacak şekilde gömülürlerdi. Eğer ölü bir vampire dönüşmüşse mezarın yeri ölünün kaçma girişime tedbir olarak daha derin kazılır ve dış yüzey ters olacak şekilde yerleştirilirdi. Tahta kazıklar bazen mezarın üzerine dikilirdi .Böylelikle eğer vücut mezardan kalkmaya yeltenirse kendini kazığa saplamış olurdu. Kalpten saplanması umut edilirdi.

Cesetler bazen ölümden geri dönüşlerini zorlaştırmak için halıyla yada bir takım kumaşlarla sarmalanırdı bazen de kolları ya da bacakları halatla bağlanırdı. Ölünün dönüşünü önlemek için genellikle mezarın üzerine büyük kayalar yerleştirilirdi (Bu belki de mezar taşı yapımcılığının başlangıcı olabilir mi?!) ve şunu eklemek gerekir ki bir takım insanlar vampirlerin ölümden sonra da yaşayan bir çeşit hayalet olduklarını düşünüyorlardı. O zaman bir hayaleti mezarında tutmak için taşa mühürlemekten daha iyi bir yol olabilir miydi?!

Ölümden sonraki doğal bedensel çürüme süreci insanları aslında ölülerin gerçekten de vampirlere dönüştüklerine inandırmıştır. Saçın ve tırnakların uzamaya devam etmesi, yaşamın da devam ettiğinin, ölünün bedeninde gazdan dolayı meydana gelen normalden fazla şişkinlik, hala beslendiğinin göstergesi sayılıyordu. Kan bazen bedensel bozulmanın bir sonucu olarak ağza yakın bir yerde bulunuyordu bu da ölünün kan içtiğinin belirtisi olarak algılanıyordu ve genellikle cesedin soluk teni ve garip görünüşü,vampirin kana ihtiyacı olduğunun bir göstergesiydi.

Cahil insanlar vampir saldırılarının önüne geçmek ve bunları engellemek için de yine aynı şekilde batıl inançları izlediler. Bunlardan çoğunlukla en çok bilinen iki tanesi vampirleri korkutup kaçırmak için kullanılan bitkiler, “wolfsbane” (kurtboğan) ve tabii ki sarımsaktı. Ortaçağ boyunca insanlar, ölünün korkunç kokusunun – özellikle veba salgını süresince – ölüm nedeniyle bağlantılı olduğu teorisine inanıyorlardı. Ve bu ölümler bir şekilde vampirlerle ilişkilendiriliyordu. Muhtemelen ölüm kokusuna karşı, etkisini gidermek için sarımsağın güçlü kokusu kullanılıyordu. Bunun dışında sarımsak eski Romalılarda dahil olmak üzere çağlar boyu ilaç tedavisinde kullanılan bir bitki olmuştur. Çok ciddi olmasa da modern bilim bile sarımsağın bazı durumlarda insan sağlığında önemli yeri olduğuna inanmaktadır.

İnsanlar vampirlere dair inançlarını meraklı bir şekilde geliştirmişlerdir. Bazıları siyah bir kedi ya da köpeğin herhangi bir cesedin üzerinden atlamasını, ölünün vampire dönüşebileceği şeklinde yorumlarlardı. Bukovinian bilgilerine göre kül ağacından yapılmış bir kazık intihar ederek ölenlerin göğsünün arasından çakılmalıdır çünkü intihar etmenin vampirizmin nedenlerinden biri olduğu varsayılırdı. Eski İngiltere’yi de kapsayan bazı kültürlerde intihar edenlerin vampire dönüşmelerine engel olmak için, dört yolun kesiştiği yerlere (yolların haç işaretini oluşturması nedeniyle) gömülürlerdi.

Bir çok insanın vampirleri yok etmek için kendilerine has değişik metotları vardı. Bazı İslav milletleri, kül ağacından yapılmış bir kazığın vampirin göğsünden saplandığında onu öldürebileceğine inanırdı.Bu bir çoğunun gözde metodudur, kalpten çakılan bir kazık. Her nasılsa bir çok farklı yerde kazıkların yapılacağı belirli ağaçlar seçilmiştir. Örneğin Silezya’da meşe ağacı bu işi görürdü, Sırbistan‘da ise alıç ağacı gerekli görülürdü.

Bunun dışında vampir olduğundan şüphelenilen ölülerin kafaları, balta ile kesilirdi. Bazen de cesetler su göletlerine atılmış yada yakılmıştır.

Bu inançların temelinde halkın genel cehaleti yatıyordu ama vampir efsanesinin en büyük trajedisi vampir söylencesine olan inancın, iyi yada kötü din kuruluşunu etkilemesiyle gerçekleşmiştir.

Orta çağ Avrupası’nda kilise, vampirlerin varlığını onaylamış ve bir inanca bağlı olmayan mitlerden alıp vampir kavramını şeytanın yaratıklarından biri olduğu yönünde değiştirmiştir. Vampir açıkça kötülüğün ve dinsizliğin bir parçası olsa bile, ölümden sonra hayat, bedenin dirilişi, maddesel değişim (ekmekle şarabın İsa peygamberin etiyle kanına dönüşmesi) gibi Hıristiyanlık öğretilerini destekleyen bir inanılabilirliğe sahipti. Ekmek ve şarap kavramı İsa’nın son yemeğine dair genel bir kavramdır ve Hıristiyanlar arasında İsa’nın kanı ve bedeninin paylaşımının bir simgesidir. Bu inancı benimsemiş ve İsa’nın kanını içen insanlar, kendi kanlarını içen şeytanlara yani vampirlere karşı daha güçlü olurlardı.

Orta çağ boyunca kilise vampirlere olan inancın doğruluğunu kabul etti ve vampirizmi yalnız başına sona erdirmek için gereken yetiyi kazandı.Bu durum giderek güçlenecek ve 2 yüzyıl sonra 1489’da bir dönüm noktası olan “Malleus Maleficarum”adındaki kitap ortaya çıkacaktı. Bu aslında cadıların zulmünü anlatan bir kitap olarak tasarlanmış olmasına rağmen aynı şekilde kötü kalpli vampirler içinde uygulanmış olabilir. Ne yazık ki bir çok cahil insan yazılanlar nedeniyle boş yere işkence görmüş ve hiçbir iyi neden olmadan idam edilmişti. Bu kitap İngilizce’de “The Hammer Against Witches” olarak biliniyor ve sözde şeytanla işbirliği içindekileri tanımak, zulümlerinden korunmak için yol gösteriyordu.

Tanrı bilimci olan Leo Allatius’un 200 yıl sonra bulunan yazıları, kilisenin hala vampirlere karşı olan inancını sürdürdüğünün bir kanıtıdır. Allatius kilisenin öğrencisi olarak Yunanlılardaki vampir kavramı üzerinde çalıştı. 1645’te yaptığı “On The Current Opinions Of Certain Greeks” isimli çalışmasında vampirlerin sık sık aforozun sonucu olduğu kararına vardı. Vücudun çürümemesi ve bedenin maddesel olarak dünyayı terk edemediği görüşü Yunanlılarda vampirizmin ispatıydı. Şişmiş bir vücut da aynı şekilde olası vampirizmin bir kanıtıydı. Bazı vücutlar yeteri kadar hızlı bir şekilde çürümeyebiliyordu.Bu da aslında toprağın kimyasal tipiyle ya da soğuk hava derecesiyle bağlantılıydı. Bedensel şişkinlik ise tümüyle ölünün doğal olarak ürettiği gazların bir sonucuydu. Birçok insan haksız yere vampir olmakla suçlandı. Bedenin çürümemesinin bir eksiklik olarak nitelendirilmesine karşın bu durum aynı zamanda kutsallığın ve azizliğin işaretiydi. Aralarındaki fark ise vampir olarak varsayılan bedenin tam anlamıyla bozulmamış olsa da garip, soluk ve şişkin bir şekle dönüşmesiydi .Oysa azizin kutsal bedeni neredeyse mükemmel, el değmemiş ve sanki hala yaşıyor izlenimi verirdi. Ayrıca vampirler çürümenin olmadığı süre içinde bile kutsanmış bedenlerin aksine kötü kokarlardı, sarımsağında bu kokunun üstesinden gelmek için kullanıldığını hatırlatmakta fayda var.

Daha gerilere bakacak olursak il Hristiyan Yunanlılarda aforoz etme yetkisi olan rahip yada piskopos, aynı şekilde günahkarın vücudunun çürümesine engel olunmak içinde izin verebilirdi. Böylelikle günahkarın ruhu cennete gitme özgürlüğünden yoksun olacak ve günahları affedilinceye kadar yeryüzünde kalacaktı. Görünüşe göre batı kilisesi de bu inancın aynı şekilde etkisi altındaydı.

10. yy’da Bremen’in başpiskoposun St. Libertius’un da buna benzer bir yetkisi vardı. Ona göre; bazı korsanları aforoz etmek için; iddiaya göre içlerinden birinin vücudunun yıllar sonra bile hala bozulmamış olduğunun tespit edilmesi gerekmekteydi. Görünüşe göre bedenin küllere dönüşmeden önce, günahları için piskopos tarafından bir bağışlanma isteğine inanılıyordu. Bu nedenle rahip, olası vampirleri aforoz etmek ya da bu kararı bozma gücüne sahipti.

Leo Allatius belki de, vampirlerin şeytanın hizmetinde olan ve geceleri av peşinde koşan yaratıklar olduğunu resmen ilan eden ilk bilgindir.

Kilisenin vampirler üzerindeki gücünün kanıtlarının (vampirleri korkutmak için kullanılan kutsal haç vb.) hepsi en azından Ortaçağ İngiltere’sinde belgelenmiştir. Newburgh’lu William adı verilen yazar M.S. 12. yy’da ölen bir adamı ele almıştır. Söylendiğine göre bu adam karısına eziyet etmek için ölümden geri dönmüştür. Bu olayın yerel halk ve rahip üzerinde oluşturduğu dehşet nedeniyle bölgenin piskoposu, ölenin geçmişte işlediği tüm günahları affetmiştir. Mezar açılmış ve gerçek yazılı bağışlama, “vampir”in vücudu üzerine yerleştirilmiştir. İnsanlar cesedin vücudunun çürümeye dair hiçbir iz taşımaması ve oldukça iyi bir durumda olması nedeniyle şaşırmışlardı – ya da tam tersi - ama neyse ki yazılı bağışlama herkesin iyiliği için bir kez daha mezarın içine yerleştirilir, bu şekilde vampir bir daha kimseyi ziyaret edemeyecektir!

Şunu not etmek gerekir ki, vampirleri yok etme metodu – resmi kilisede belgelendiği şekilde- köylülerin mezarda bulunan vampirlere uyguladıkları olağan metotlardan (cesedi yakma, kalbini çıkarma,kafasını kesme ya da kalbine kazık çakma vb.) daha uygar ve yasalara uygundu.

1700’lü yılların başlarında Paris’teki Sorbonne Üniversitesi, toplumsal uygulamalardan biri olan, ölünün vampire dönüşmesini engellemek için bedenin biçiminin değişmesi fikrine resmi olarak karşı çıkmıştır. Bunun ardından Sarbonne Üniversitesi belirgin bir şekilde temelinde mantıksız batıl inançların yattığı bir uygulama olan, vampir olduğu varsayılan cesetlerin şeklinin değiştirilmesi fikrine karşı koyarak radikal bir pozisyon almış oldu. Bunun dışında vampirlere inanış hakkında akıllı eleştiriler de yapılmıştır. Örneğin Fransız rahip olan Dom Augustine Calmet 1746’da “A Treatise On Apparations Spirits And Vampires a.k.a The Phantom World” – Hayaletler ,Ruhlar Ve Vampirler hakkında bilimsel bir kitap – Hayali Dünya – adında vampirlerin varlığını sorgulayacak kadar cesur bir kitap yazmıştır. Calmet o günlerde kol gezen, vampirler hakkındaki tüm söylencelere meydan okuyarak bir inancı benimseyebilmesi için ilk önce kanıta ihtiyacı olduğunu belirtmiştir. Calmet özellikle vampirlerin ölümden geri dönme gibi insanüstü işler yapabilmeleri konusuna şüpheyle bakmıştır. Bunun yanı sıra Avrupa’nın her tarafında, varsayılan vampir salgınının gerçekte neye dayandığı hakkında analiz ve kritikler yapmıştır.

Sonuç olarak cehalet çağları ve buna bağlı batıl inançlar, bilimsel metotların kullanıldığı akıl ve aydınlanma çağına yol vermiştir. Tıp bilimi “Black Death” gibi vebaların şeytan ve metafiziksel vampirler tarafından yayılmadığını kanıtlamaya muktedir olmuştur.
--------------------
bu iki yazıda da kaynak budur : Ray Porter- the Drago

Konu Urumhamatahayil tarafından (12-02-2007 Saat 06:34 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
Urumhamatahayil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 12-02-2007, 08:51   #2
 
Dolunay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11 2006
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.360
Karma gücü: 19 Dolunay is a splendid one to beholdDolunay is a splendid one to beholdDolunay is a splendid one to beholdDolunay is a splendid one to beholdDolunay is a splendid one to beholdDolunay is a splendid one to beholdDolunay is a splendid one to beholdDolunay is a splendid one to behold


Aslında bunları daha önce okumuştum vardı forumda ama saol paylaşım için
__________________
Bırak! Yanacaksam eğer,
O kibriti ben yakarım;
Hiç değilse kendi yangınımda yanarım.
Ne yangınlarda yandım ben
Korkma buna da dayanırım.
Dolunay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 12-02-2007, 10:19   #3
-YASAKLI-
 
Urumhamatahayil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12 2006
Nerden: ankara
Mesajlar: 1.307
Karma gücü: 0 Urumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud of


baktım baktım ama bunu bulamadım varsa özürdilerim
Urumhamatahayil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 12-02-2007, 10:53   #4
Elit Üye
 
cancanan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 2006
Nerden: istanbul
Mesajlar: 535
Karma gücü: 8 cancanan yakında ünlü olacak gibicancanan yakında ünlü olacak gibi


bu cehalet içinde yaşamadığımıza seviniyorum, yok cadıymış diye yakılanlar ve vampirmiş diye yapılanlara bakın. bir müzede gördüm eski zamanlarda cadı diyerek yakılan bir kadının o zamanki şartlara göre yapılmış heykeli ve diğer materyaller ve ses efektleriyle tamamlamışlar. inanın korkunç bir olay, sanki o anı yaşıyor gibiydik. cehaletin bu boyutta olması insanlık adına ne büyük bir onursuzluk.
__________________
Kağıda Dokunan Kalem Bin Yangın Çıkarır
cancanan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 12-02-2007, 17:54   #5
 
Firdevs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 2006
Nerden: Hüzün Cenneti
Mesajlar: 2.810
Karma gücü: 33 Firdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond reputeFirdevs has a reputation beyond repute


ya hayır cadı olsa ne farkeder zaten cadılıkta benim bildiğim kadarıyla cadı olduğunu kendisinden başka kimsenin bilmesi onların inancına göre yasak ve insanlar nerden cadı oldukları kanısına varıyoda kandınları vs insanları yakıyo... bence cehaletten başka bişey değil bu cancanan...konumuz vampirler ama olsun bunu da konuşalım
__________________


Firdevs isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 12-02-2007, 19:38   #6
arman
Guest
 
Mesajlar: n/a


hikaye güzelmiş kerim paylaşımın için teşekkür
  Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 12-02-2007, 19:49   #7
 
Üyelik tarihi: 02 2007
Mesajlar: 4
Karma gücü: 5 muustyyyyy henüz daha yolun başında


walla ben olaya geyik yaklasıcam mıllet gunduz yasayıp da kanımızın emılmesındense geceleri yaasyıp kotulerın kanını emmek daha ilgi cekıcıen azından ınsanlıgı bı ıyılık olur kotulerden arındırmak
muustyyyyy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 18-04-2007, 01:53   #8
 
Üyelik tarihi: 03 2007
Mesajlar: 22
Karma gücü: 5 aloneheart henüz daha yolun başında


burada yazılanlar tamamen palavra... bir kere Hz adem in 12 adet ikizi olmuştu..yani 24 çocuk..ama bu ikizlerin özelliği her ikizden biri kız diğeri de erkek idi..İkin cisi lillith die birşey yoktur..Çünkü Hz havva ilk yaradılan dişi insandir..Bunlar tamamiyle geçerliliğini yitirmiş dinlerin hurafeleridir..
aloneheart isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 18-04-2007, 02:05   #9
-YASAKLI-
 
Urumhamatahayil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12 2006
Nerden: ankara
Mesajlar: 1.307
Karma gücü: 0 Urumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud ofUrumhamatahayil has much to be proud of


havva hitit kemik tanrıcasıdır havva islamiyette yoktur
Urumhamatahayil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 18-04-2007, 04:05   #10
 
Lighthouse - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 2007
Nerden: Luleburgazm
Mesajlar: 1.689
Karma gücü: 96 Lighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond reputeLighthouse has a reputation beyond repute


daha önce karma verdiğim için karma veremezmişim neyse. teşekkür ederim paylaşım için.
__________________
Vi Veri Veniversum Vivus Vici
Lighthouse isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 23-04-2007, 06:19   #11
-YASAKLI-
 
caslanova - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 2007
Nerden: ankara
Mesajlar: 998
Karma gücü: 0 caslanova is a splendid one to beholdcaslanova is a splendid one to beholdcaslanova is a splendid one to beholdcaslanova is a splendid one to beholdcaslanova is a splendid one to beholdcaslanova is a splendid one to beholdcaslanova is a splendid one to behold


Bende urumun dediği gibi kitabımızda havvanın adının geçmediğini hatırlıyor gibiyim sanki. Acaba yanılıyor muyum??
caslanova isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 25-03-2008, 01:14   #12
 
GrimReaper - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 2008
Mesajlar: 3
Karma gücü: 2 GrimReaper ne işi var bunun burada


hmmm Legacy of Kain denen bilgisayar oyununun konusuyla 1e 1 örtüşüyor ilginç teşekkürler paylaşım için
GrimReaper isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Sponsor Bağlantılar
Alt 25-03-2008, 16:51   #13
 
Raistlin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 2008
Mesajlar: 79
Karma gücü: 4 Raistlin yakında ünlü olacak gibiRaistlin yakında ünlü olacak gibi


vampirlerin kötü olduğunu nerden çıkartıyosunuz?iki gün sonra amerikanın suyu bittiğinde türkiyeye saldırdığında nehirler için amerika kötümü olucak?Hayır ihtiyacı olduğu için.Vampilerde hayatta kalma iç güdüleri sonucunda kan emiyorlar.Ki zaten daha önceki Vampirlik aslında hastalıkmış gibi bir yazı vardı.oda çok açıklayıcı...
Raistlin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 18-04-2008, 07:07   #14
 
zerotolarance - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12 2007
Mesajlar: 7
Karma gücü: 3 zerotolarance ne işi var bunun burada


Urumhamatahayil.
ilk vampirin doğuşu diye yezdığın şey book of nod'un girişi. tabi bunu yazdığına göre ne olduğunu biliyorsundur. bende kitabın tamamı yok anladığım kadarıyla sende de yok çünkü kitabın giriş kısmını okumuştum ve bazı bölümleri es geçmişsin.

hatırladığım kadarıyla bu kısımlar çok kısaca şöyleydi:

adem ve lilith topraktan yaratılırlar ve birbirlerine eş olurlar. ilşkiye girerlerken lilith üste çıkmak ister ancak adem erkek olduğu için üstün olduğunu idda eder. lilith "ikimizde topraktan yaratıldık ikimizde eşitiz" diye karşı çıkar. ve bu kavgaya dönüşür (tabi bu lilith in fantezi sevdası değil eşitlik inancındandır. bu yüzden lilith tarihteki ilk feminist olarak geçer) lilith bu yüzden çok sevdiği ademi kendisini üstün gördüğü için tek olana ve ademe isyan eder ve bilinmeyen topraklara sülür. bunun üzerine ademin etinden havva yaratılır.(buraya sonra dönücem)
lilith burada insan kılığına bürünmüş olan şeytanla karşılaşır. ancak halen kuyruğu vardır. şeytan lilith i kandırır vs. ve lilith şeytanın kuyruğuyla ilişkiye girer. lilith bir anda yüzlerce yada binlerce (hangisiydi hatılamıyorum) çocuk doğurur. bunu gören tek olan çok sinirlenir ve lilith in tüm çocuklarını öldürür. lilith bu üzüntüyle kan ağlamya başlar tek olan tatafından yaratılan yani adem tarafından doğacak tüm çoculkarı öldüreceğine yemin eder.

ademin havvadan olan ilk çocuğu (yada ikizlerden erkek olanı tam hatırlamıom o kısmı) kabil ve kardeşi habilin olayında bi belisizlik vardı.
kabil sunağa en kötü sebzelerini (bazı kaynaklarda en güzel ve olgunlar diye yazar) habil ise en iyi hayvanlarını koyar ve yakar. habilin sunağından çok güzel kokular yayılırken kabilin sunağından çok kötü ve pis bir koku yayılır. kabil cezalandırılır. affedilmesi için hayatta en çok sevdiği şeyi sunağa koyup yakması gerekmektedir. ve kabilin hayatt en çok seviği şey kardeşidir. habili öldürür ve sunakta yakar. sunktan çok güzel bir koku yayılır ancak kabil lanetlenir ve cennetten sürülür...

sonrası senin anlattığın gibi. birde kitapta lilith in kabili nasıl uyandırdığı ve cebrail in kabilin çocoklarının kurtulası için izlemesi gerektiğiyolun ne olduğu ayrıntılı bir şekilde antalıyordu.

ayrıca lilith sadece bu hikayede değil tevratta da geçer. sitedeki lilith kimdir diye bir forum var orada anlatılıyor.

NOT: eğer book of nodun tamamı elinde olan varsa ya da bilidğiniz biyerde varsa bi link atarsanız sevinirim. çok önemli!
--------------------
grim reaper senin legacy of kain dediğin tubal kain olarak geçer. yani ikinci kain. o çok farklı bi olay oradaki kain kötüdür ve ilk, gerçek kinin kalbini (heart of darkness) ele geçirmek ister. oradaki kain kötüdür ama bizim anlattığımız kain affedilmeye çalıştığı için iyi sayılır!

Konu zerotolarance tarafından (18-04-2008 Saat 07:07 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
zerotolarance isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 18-04-2008, 11:05   #15
 
CleanSaw - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 423
Karma gücü: 5 CleanSaw kısacası herkes için çok değerliCleanSaw kısacası herkes için çok değerliCleanSaw kısacası herkes için çok değerliCleanSaw kısacası herkes için çok değerli


senin soyeldigin lilithin hikayesi sitede zaten mevcut oldugundan arkadasimiz onu es gecmis
__________________
ZiFiRi KaRanLiK NeDeN SiZe KaRaNLiK GeLDi Ki?
RuHuNuZ DaHa Mi AyDiNLiK SaNki?
CleanSaw isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links

Alt 19-04-2008, 12:47   #16
 
zerotolarance - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12 2007
Mesajlar: 7
Karma gücü: 3 zerotolarance ne işi var bunun burada


haklısın CleanSaw ama orda geçen lilith hikayesini okuduysan book of nod da geçtiği gibi anlatılmıyor. bu yüzden burada anlattım
zerotolarance isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 19-04-2008, 19:22   #17
 
Death - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 41
Karma gücü: 2 Death henüz daha yolun başında




yalnız bu Caine in hikayesinde vampir olma bölmü kurgu arkadaşlar-yada vampirlerin maskeli balosu yüzünden biz öle sanıyoruz- ama lilith gerçekten pekçok kaynakta kan içici bir yaratık olarak tanımlanır
--------------------
sizin bahsettiğiniz caine affedilmeyi beklemez onun için tanrının veya kardeşinin hatta babasının onu affetmesi önemli değildir. onun için kendini affetmesi önemlidir zaten 3 büyük laneti bu yüzden almıştır kendini affetmeden diğerlerinin affını kabul etmediği için... caine 7 büyük günahtan en büyüğüne gurura sahiptir yani yenilmesi üstünden gelinmesi en zor olan günaha....

Konu Death tarafından (19-04-2008 Saat 19:22 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
Death isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored links