Bazı olayları bilimle ifade etmek güçtür örneğin DUA. Bilim herzaman elle tutulur somut bir gerçek arar lakin bilimli ortaya çıkaran insandır. Ateist bir bilim adamının dua ya bakış açısı ile müslüman,hristiyan,musevi veya budist inancına bağlı bilim adamının aynı konuda dahi olsa farklılıklar gösterir. Size yardımcı olabileceğini düşündüğüm Jeanie Davis in Medical News de yayımlanan makalesini örnek vermek isterim.
Daha iyi Olmak İçin Dua eden İnsanlar
Son yapılan araştırmalardan birinde, bir grup yabancı insanın kendileri için dua ettikleri aşı ile döllenme yapılan kadınların daha yüksek oranda hamile kaldıkları görülmüştür.
Diğer bir araştırmada ise kalp ameliyatı geçirme riski altında bulunan insanların dua gruplarına katıldıktan sonra daha az komplikasyon yaşadığı görülmüştür.
Dölleme çalışmaları Seul/Korede bir hastanede toplanmış ve dua edilen kadınlarda hamilelik oranının iki katına ulaştığı tesbit edilmiştir. Bu çalışmanın başında ise New York da Kolombiya Üniversitesi Doğum ve jinekoloji Kürsüsü başkanı Rogerio A. Loho bulunmuştur.
Bunun hayli önemli bir buluş olduğunu söylemiştir Bay Lobo.
Buna rağmen ilk söylediği şey, daha bunun ne anlama geldiğini bilememiş olmalarıdır.
1998 ve 1999 yılları süresince Seul/Korede ki hastahanede aşı ile dölleme tedavilerindebulunan 199 kadın üzerinde rastgele çalışmalar yapılmıştır.
Tüm kadınlar aynı yaş grubu ve aynı dölleme faktörleri baz alınarak çalışmalar için şeçilmiştir.
Kadınların yarısı Kanada da ve Avusturalya da onlar için dua eden bir kaç Hristiyan dua gruplarına tesadüfü bir şekilde yönlendirilmişlerdir. Her bir hastanın bir fotoğrafı HASTANIN YÖNLENDİRİLDİĞİ gruba verilmiştir: ilk dua grubu direk olarak kadına dua ederken; ikinci grup birinci dua grubu için ayrıca dua etmekte bir üçüncü grup ise bir ve ikinci grupların her ikisine birden dua etmişlerdir.
Ne kadınların ne de onlara tıbbi destek veren personelin bu araştırmadan haberi olmadığı gibi kendileri için dua edildiklerinden de haberleri yoktu.
“Bunu belli etmeme titizliğini kontrol etmede oldukça dikkatliydik� diyor Bay Lobo.
“Kasten, tarafsız bir yöntemle gerçekleştirdik� Hiç bir hasta kendi için dua edildiğine dair enfermasyon almadı bu yüzden kadınların sonucu etkilenmedi.Hastaların kendi başlarına dua edip etmediklerini veya başka birilerinin onlar için dua edip etmediklerini bilmiyoruz diyor bay Lobo.
Kendisi için dua edilen grupta bulunan kadın diğer normal hastalara göre iki kez hamile kaldığını söylüyor.
Pozitif bir sonuç alacağımızı ummuyorduk diyor Lobo. Araştırmacılar bilgileri bir kaç defa tekrar tekrar anliz ettiler herhangi bir uyumsuzluk veya çelişki olup olmadığını bulmak için.
fakat herhangi bir şey bulamadılar diyor Bay Lobo.
Lobo henüz dua edilen kadınlar üzerindeki yüksek başarı oranının nedeni için keşfedememiş oldukları bazı “biyoljiksel değişkenler� olabileceğini itiraf ediyor ve bunların dua edilen kadınlar arasında yüksek başarı oranına neden olduğunu itiraf ediyor ve arkadaşlarıyla aşı ile üreme üzerinde devamı olan bir çalışma daha planladıklarını belirtiyor.
İkinci araştırma çok ciddi kalp problemleri olan 150 hastayı içermekteydi. Bunlar için yapılması gerekenin anjiyoplasti olduğuna işaret ediyordu tüm raporlar. Anjiyoplasti Doktorların tıkalı kalp damarını açmak vücuda soktukları özel kablo içine yerleştirilmiş olan ve açmayı destekleyen küçü bir cihazla gerçekleştiren işleme verilen isimdi.
Operasyon boyunca kendileri için dua edilen hastaların daha az komplikasyon geçirdikleri bu çalışmanın öncülerinden yazar ve Duke Üniversitesi Tıp Merkezi yöneticisi Mitchell W. Krucoff’a rapor edildi.
Onun bu çalışması Amerikan Kalp Gazetesinde baş makale olarak yayınlandı.
Krucoff, güç bir işleme maruz kalacak yüz elli hastayı kaydetti ve onları tesadüfi bir seçimle tamamlayıcı beş terapiden birini almaya yönlendirdi bu terapiler sitres atma, şifalı eller, güzel sözler rehberliği, başkaları için dua edenler ile korumak veya hiç bir tamamlayıcı terapiyi almamaktı.
Tüm tamamlayıcı terapiler bunlardan biri -başkaları için dua edenler- hariç, performans verdi kalp hastalıkları işlemi için başlanmadan en az bir saat önce hastanın yatağı kıyısında iken.
Budistler, Katolikler, Moravyanlar, Yahudiler, Kökten Hristiyanlar, Baptistler gibi tüm Dünyadan yedi çeşitli Mezhepin dua grupları Kardiyolojik operasyonlar esnasında bu özel hastalara dua ettiler.
Her bir dua grubuna kendileri için dua edecekleri özel hastaların adları, yaşları ve rafhatsızlıkları bildirildi. Hastlaradan hiç biri, hastaların ailelerinden kimse ve hastalarla ilgilenen görevlilerden hiç biri dua edildiğini bilmiyordu.
“Bu çok büyük bir titizlikle kontrol edilen bir çalışmaydı, biz tedavi amaçlı yeni ve güçlü bir kardivaskılar ilaç baktığımızdan ve hastaların tedavi dönemlerinde sonuçlarını görmek için�
diyor Bay Krucoff.
Hedef daha büyük denemelerde çalışmak için hangi terapininin daha garantili olduğuna karar vermekti.
Böylece kendileri için dua edilen grup diğer tamamlayıcı terapileri alan hastalardan daha az komplikasyon geçirdiğini söyledi Krucoff ve “bu istatiksel bir ispat olmamasına, kesinlik kazanmamasına rağmen açık saçık olan denemenin ikinci aşamasına başlama noktasında olmamızdır� demekte.
Denemenin İkinci aşamasındaki çalışma için şimdiden 300 kişiyi kaytılarına geçirmişti.
“Niçin duanın en iyi tedaviyi-sonucu ürettiğine dair herhangi bir tatmin edici mekanik bir açıklama olamadığını belirtiyor. Buna rağmen hastaların iyileşmeleri ölçüldüğünde en iyi yöntemin bu olduğunu söylüyor. Niçin olduğunu anlamasak bile hastaların nasıl olduğunu en azından ölçümlemekteyiz diyor�
Ön deneme olan ve iyi kontrol edilen her iki çalışma bir şeyler olğuna dair daha fazla kanıt sağlıyor diyor, Teksas Üniversitesi psikoloji ve psikobiyolojist profosörü olan Blar Justice.
Dua araştırmalarına bir kaç ON YIL dır devam eden Justice bizim röportajımız için raporları tekrar gözden geçirdi.
Justice bize,dua araştırmalarının gazetelerde ağırlık kazanmasıyla oluşan yansımadan çok daha önce devam etmekte olduğunu söylüyor ve “1980’lerden beri hayal ürünü olmayan iyi kontrol edilmiş beklenilen sonucu veren çalışmalar oldu.� diye ekliyor.
İnsana ait olmayan enzim hücreleri, bakteriler, bitkiler ve hayvanlar gibi inanca/dine dayalı olarak güçlendirici faktörlerden etkilenmeyen organizmalar üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar Avrupa’da toplandı. Gruplar onların büyümesi için dua edilmeye kanalize edildi. Daha sonra dua edenlerin arkası bu organizmaların büyümelerine karşı olarak dua eden insanlara döndürüldü. Her defasında bitkiler duaların şiddetlerine göre cevap verdiler.
“Onlara birşeyler oluyormuş gibiydi� diyor, Justice.
Şimdiki teknoloji duanın ardındaki mekanizmanın nasıl işlediğinin anlaşılmasının araştırılmasına izin vermiyorken, önceki kültürlerde yerçekimi ve diğer doğal fenomenler gizemli güçler olarak ciddiye alınmaktaydı.
“Keppler deli olmakla suçlandı, Ayın çekim kuvvetinin gelgiti oluşturduğunu söylediğinde, Galile bile bunu deli saçması olarak değerlendirdi ta ki Marconi bu teoriyi ispatlayana değin� diyor Justice.
“Diğer şeylerde olduğu gibi , sizler duanın bir etkisi olduğuna inanmak zorunda değilsiniz� diyor Justice.
Medically Reviewed
By
Charlotte Grayson
© 2001 WebMD Corporation. All rights reserved
Burada okuduğumuz bilimsel bir makaledir ve yazanların inançları tartışılabilir.
Gizzem hanımın sorusuna gelince;
İNANÇ:
Allah cc. insanları yaratırken bu duyguyu bizlerin genlerine işlemiştir, Ateistler doğrudan Allah' a inanmadıklarını söyleseler bile evreni en azından bir gücün yarattığını kabul ederler örnek vermek gerekirse yıllar önce benden yaşça büyük bir tanıdığım vardı kendisi ateist olduğunu ifade ederdi lakin konuşmaları arasında "inşallah,Allah'a şükür vs.." derdi bende sorardım ".... Bey hem inanmadığınızı söylüyorsunuz hemde bunları söylüyorsunuz biraz tezat değilmi" derdim O' da "Ağız alışkanlığı der geçiştirirdi".
Birde şu açıdan değerlendirin hiçbir şeye inanmadığınızı düşünün yaşamızın neredeyse %70 yok olur sıkıştığınızda dua etmeyin! ne kadar direnebilirsiniz? bu sizi psikolojik bir boşluğa ve bunalıma itecektir.
Şahsi görüşüme gelince; "Dua'nın gücü tartışılmaz" derim elbette.
Saygılar
--------------------
Forumdaki herkesin yeni yılını kutlar 2008 de başarı, mutluluk, aşk ve huzur dilerim