JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > Parapsikoloji & Spiritüalizm > Paranormal Fenomenler > Paranormal Varlıklar

Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 20-01-2007, 17:33   #1
 
MurKy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 476
Karma gücü: 7 MurKy dikkatleri üzerinde toplamaya başlamışMurKy dikkatleri üzerinde toplamaya başlamışMurKy dikkatleri üzerinde toplamaya başlamış
Vampir mistisizmi





Vampir.. Merak edilen, ölümsüz, karizma değil-natural gizem, ruhani üstünlük, lanetli fakat kutsal, tutku(sadece iki insan arasında ki duygu bağı olarak algılanmamalı), asillik, karanlık, yalnızlık, soğuk, ay, mezarlık, şato.. gibi kavramlar gelir ilk olarak akla.Günümüzün Frp kitapları ve korku hikayelerinde vampirlerden bahseden yazarlar, bu şekilde aksettirir onları okuyucuya.

Bu gizemli, daha gizeminin %10 u bile çözülememiş bu evrende, bu dünyada, Hergün milyonlarca yenişey duyduğun, hayatına etki edecek hatta yön verecek şeylerin olduğu bu gezegendeki kara parçalarına ayak bastılar mı hiç ?Mantıklı ve genel açıdan düşünürsek, insan ırkının da varolması pek bi mantık içermiyor benceya da hayvanların,ağaçların..basit görevleri değildir kastım.

Tarihin başlangıcından bu yana bilinmeyeni araştıran ve merakı ve ulaşamama duygusu ile masturbasyon yapan insanoğlu, zamanında Onlarıda hedefleri arasına aldı.Emeğin doğallığından ziyade insanları ipuçlarına g*türen “ipuçları” oldu hep.Gücü kesilen, yorumunu yaptı ve çekildi sahneden.Hazıra alışkın insanoğlu da her önüne geleni kabul etme ve doğrulama arzusuyla benimsedi.Çünkü, bilinmeyene bir ek yapmak inanılmaz değerli kılıyordu.Şimdi de, ek yapılmış-yapılmamış kaynakları inceleyeceğiz.

Vampir efsanesi ilk uygarlıklardan olan Asur ve Babillilere kadar dayanmaktadır.Tarihi tam olarak bilinmesede vampir hikayesinin kanıtı Mezopotamya’daki Tigris (Dicle) ve Euphrates (Fırat) nehirlerinin yakınındaki Kildani’de, kil yada taş tabletlerin üzerine yazılmış Asur yazıtlarında bulunmuş olabilir. Kildaniler diyarına, İncil’de geçen Abraham’ın asıl evi olan “Ur of the Chaldeans” da deniliyor.

Günümüzde ise adı çok duyulan Lilith; “ilk” olarak geçer.İbranilerin kutsal kitabında ve Babillerin Demonolojisinde tasvir edilir.İnanışlara göre;
“Lilith, ilk insan Adem’in, Havva’dan önceki karısıydı.Fakat Adem itaat etmeyi kabul etmedi.Kötü olarak yaratılmıştı ve doğal olmayan tutkuları vardı.Daha sonaları ise Adem ve Havva’nın çocuklarına(insanoğluna) saldıran bir yaratığa(vampire) dönüştü.”

İnanışlar, kıtadan kıtaya farklılık göstermiştir.Akdeniz’deki Mısır, Eski Yunan ve Roma uygarlıkları, eski Çin, Peru, Hindistan, Asyalılar, Malezyalılar, Afrikalılar, İspanyollar, Meksikalılar, farklılık gösteren inanışların etkisindeydiler.Eski Roma ve Yunanlılar, çocuklarını öldüren Lamiae’ye inanırlardı.Mitolojide; Lamiae, Zeus’un aşığı olarak geçer.Zeus’un karısı Hera onunla savaşmıştır.Lamiae, daha sonra delirmiş ve kendi çocuklarını öldürmüştür.Bundan sonra, geceleri diğer insanların çocuklarını kaçıran ve öldüren bir avcıya dönüşecektir.

Vampir hikayeleri canavarların “kiang shi” diye adlandırıldığı eski Çin’de de yer almaktadır. Aynı şekilde eski Hindistan ve Nepal’de de vampirlerin yaşadığı öne sürülmektedir.Eski çağdan kalma mağara duvarlarında, bir takım yaratıkların kan içtiği resmedilmiştir.Nepal’in “Ölüm Efendisi”, elinde kan dolu bir kadehle tahtunda oturuyor ve yine kan dolu bir havuzun önünde duruyor halde betimlenmiştir ki bu resimlerin M.Ö.3000 yıla kadar uzanan bir tarihe sahip olduklarına inanılmaktadır.Yine Eski Kutsal Hint yazılarında geçen ve M.Ö.1500 lere kadar dayanan Rakshaslar; “yokedici” yani vampir olarak betimlenmiştir.Eski Hindistan’da inanılan bir başka canavar ise bir ağaçtan başaşağı asılmış, kendi kanından yoksun ve yarasaya benzeyen bir canavar.Bu canavarın adı ise “Baital” dı.

Asyalılar ve Malezyalılar, “Penanggalen” adındaki kan içiciye inanıyorlardı.İnsan başına sahipti fakat tüm organları dışarıdaydı.Ayrıca Arabistanda, “Agul” diye hitab edilen Arap Geceleri Hikayelerinde, vampir benzeri yaratıklar olduğunu yazılmıştır; bu insan eti yiyen bir hortlaktır.

Temeli ruhlara dayalı olan Afrika inançlarında da vampir efsanesine dair işaretler vardır. Caffre kabilesi bir ölünün tekrar geri dönebileceğine ve bir canlının kanıyla yaşayabileceği inancını benimsemiştir.Eski Peru’dada ,genç birinin kanının içilerek şeytanın müritlerinden biri olunacağına inanılırdı.

Belirtildiği gibi betimlenen yaratıklar, birbirinden farklıdır.Bu da çağlara göre, insanlarda olduğu gibi Vampirlerde de gerçekleşen evrimi gösterir.

Orta Çağ Avrupasının karanlık ve cehalet dolu yıllarında bir çok insanın ölümüne sebebiyet veren “Black Death”(Kara Ölüm) denilen hastalığın aslında vampirlerin işi olduğuna inanılırdı.

“Black Death” bildiğimiz kadarıyla pireler ve farelerden yayılan bir çeşit vebaydı ve 1300′lü yıllarda Avrupa nüfusunun neredeyse 1/3′ünün ölmesine neden olmuştu.O zamanın insanları nasıl olduysa bu ölümlerden bir çoğunu vampirlerin yaptığı fikrinde birleşiyorlardı. Belki de vebanın vampirlerden yayıldığını düşünmüş olabilirler. Bazı durumlarda ise ölen bir akrabanın geri dönüp bir kurban aldığına inanılırdı. Bir diğer şekilde ölü bir düşmanın vampire dönüşmüş halde geri dönüp birilerini öldürebileceğine de inanılırdı. Bu yüzden bir çok mezar kazılmış ve vampir olduğundan şüphelenilen insanların vücutları tekrar öldürülmek üzere çıkarılmıştır.

Vampirlerin mezarlarını belirlemek için bir takım cahilce metotlar kullanılıyordu.Örneğin; bir bakire, atın üzerine çıplak yerleştirilip, mezarlığın içinden geçirildiğinde eğer at belirli bir gömüt üzerinden yürümek istemezse bu yerin bir vampirin mezarı olduğu varsayılırdı ve ölü mezardan değişik şekillerde öldürülmek üzere çıkarılırdı.

En saçma vampir inanışları vampirleri öldürmek ve vampirizmi durdurmak için kullanılan metotları kapsar. Şunu hatırlatmak önemlidir ki, bugün bize bu denli saçma gelen inançlar nasıl bir cehaletin hüküm sürdüğü bir çağda insanların umutsuz bir şekilde batıl inançların bu denli etkisi altında kalmasına neden olmuştur

Ölüler kimi zaman yüzleri güneye bakacak şekilde gömülürlerdi. Eğer ölü bir vampire dönüşmüşse mezarın yeri ölünün kaçma girişime tedbir olarak daha derin kazılır ve dış yüzey ters olacak şekilde yerleştirilirdi. Tahta kazıklar bazen mezarın üzerine dikilirdi. Böylelikle eğer vücut mezardan kalkmaya yeltenirse kendini kazığa saplamış olurdu. Kalpten saplanması umut edilirdi.

Cesetler bazen ölümden geri dönüşlerini zorlaştırmak için halıyla yada bir takım kumaşlarla sarmalanırdı bazen de kolları ya da bacakları halatla bağlanırdı. Ölünün dönüşünü önlemek için genellikle mezarın üzerine büyük kayalar yerleştirilirdi.

Köylülerin vampirlerden korunma yolları gerçekten garipti. Bunlardan en çok bilinen iki tanesi vampirleri korkutup kaçırmak için kullanılan bitkiler, “wolfsbane” (kurtboğan) ve tabii ki sarımsaktı. Ortaçağ boyunca insanlar, ölünün korkunç kokusunun – özellikle veba salgını süresince – ölüm nedeniyle bağlantılı olduğu teorisine inanıyorlardı. Ve bu ölümler bir şekilde vampirlerle ilişkilendiriliyordu. Muhtemelen ölüm kokusuna karşı, etkisini gidermek için sarımsağın güçlü kokusu kullanılıyordu. Bunun dışında sarımsak eski Romalılarda dahil olmak üzere çağlar boyu ilaç tedavisinde kullanılan bir bitki olmuştur. Çok ciddi olmasa da modern bilim bile sarımsağın bazı durumlarda insan sağlığında önemli yeri olduğuna inanmaktadır.

En ünlü olanı ise vampirin kalbine ağaçtan bir kazık sapkayıp, onu sonsuzluğa göndermekti.Komiktir ki, bu metodun malzeme altaernatiflerini günümüzün modern Avrupasının geçmişteki insan bulmuşlardır.Örneğin; İslav milletleri, kazığın ancak kül ağacından yapıldığında vampirin işini bitirebileceğine inanırlardı.Silezyalılar için meşe ağacı, Sırplar için ise lıç ağacı idealdi.Avrupadaki bBütün bu yöntemler dışında, ölülerin kafasının kesilir veya cesetleri yakılırdı.

Cahil insanları yönlendirme sorumluluğundaki Orta Çağ Avrupası kliseleri, vampirlerin varlığını kabul etti ve o tarihten ikiyüzyıl sonraya kadar, onlarla savaşma görevini üstlendi.İkiyüzyıl sonra yani 1489′da ise bir dönüm noktası kabul edilen kitap; “Malleus Maleficarum” ortaya çıktı.Bu kitap kör bir ulusa yönünü gösterecek en son şey olmalıyken, Avrupa bu kitabı rehber olarak kabullendi ve birçok masum insan “cadı” ve “vampir” iddiaları yüzünden, işkence görüp yakıldı.Eylemlerden de anlaşılacağı gibi kitap; şeytanla işbirliği içinde olanları tanımak içindi.

1600′lü yılların ortalarında, geçliğinde Yunan klisesi adına çalışan Leo Allatius, On The Current Opinions Of Certain Greeks” isimli çalışmasında vampirlerin sık sık aforozun sonucu olduğu kararına vardı.Vücudun çürümemesi ve bedenin maddesel olarak dünyayı terk edemediği görüşü Yunanlılarda vampirizmin ispatıydı.Çünkü Yunanlılarda, aforoz etme yetkisi olan rahip yada piskopos, aynı şekilde günahkarın vücudunun çürümesine engel olunmak içinde izin verebilirdi. Böylelikle günahkarın ruhu cennete gitme özgürlüğünden yoksun olacak ve günahları affedilinceye kadar yeryüzünde kalacaktı.

Leo Allatius belki de, vampirlerin şeytanın hizmetinde olan ve geceleri av peşinde koşan yaratıklar olduğunu resmen ilan eden ilk bilgindir.

Kilisenin vampirler üzerindeki gücünün kanıtlarının (vampirleri korkutmak için kullanılan kutsal haç vb.) hepsi Ortaçağ İngiltere’sinde belgelenmiştir. Newburgh’lu William adı verilen yazar M.S. 12. yy’da ölen bir adamı ele almıştır. Söylendiğine göre bu adam karısına eziyet etmek için ölümden geri dönmüştür. Bu olayın yerel halk ve rahip üzerinde oluşturduğu dehşet nedeniyle bölgenin piskoposu, ölenin geçmişte işlediği tüm günahları affetmiştir. Mezar açılmış ve gerçek yazılı bağışlama, “vampir”in vücudu üzerine yerleştirilmiştir. İnsanlar cesedin vücudunun çürümeye dair hiçbir iz taşımaması ve oldukça iyi bir durumda olması nedeniyle şaşırmışlardı ama neyse ki yazılı bağışlama herkesin iyiliği için bir kez daha mezarın içine yerleştirilir, “bu şekilde vampir bir daha kimseyi ziyaret edemeyecektir.”
Bunlara bağlı ve benzer olarak aynı uygulamalar, Paris ve Almanya’da da görülmüştür ve Leo Alltius gibi cesur yazarların katkılarıyla cehalet ve pislik içindeki Avrupa aydınlanmaya doğru yol katetti.Sonuç olarak, tıp bilimi “Black Death” gibi vebaların şeytan ve metafiziksel vampirler tarafından yayılmadığını daha gerçekçi ve bilimsel açıdan ispatlamıştır.

Bilgisizliğin diz boyu ve batıl inançların kutsal emir niteliği taşıdığı karanlık avrupadan Transilvanya’ya, yani; Blood Countess ve Vlad Drakula’ya geliyoruz.

ERZSÉBET BATHORY

16. yy Macar Kontesi Erzsebeth Bathory’nin yaptıkları, korku hikayelerine rakip olacak cinstendi. Bazıları O’nun şeytandan daha kötü olduğunu söyleseler de, işlediği suçlar “kötü” kavramının çok ötesindeydi.

Erzsebeth iyi eğitim görmüş,akıllı bir kadın olmasına rağmen çok acımasız ve zalim bir kişiliğe sahipti.Anlaşılan kocasının ölümünden sonra ortaya çıkan ölüm korkusuyla, uşaklarına ve kölelerine karşı sadist davranışlar içersine girmişti.Sonsuzluk ya da uzun hayat olmazsa bile en azından kan banyosu yaparak genç görünümlü bir ten elde etme çabasındaydı.Kocası bir asker olarak, savaşta esir düşmüş Türk askerlerine duygusuzca işkence ederdi ve Erzsebeth aslında, nasıl zulmedileceği hakkında bilgileri kocasından almıştı.

Söylendiğine göre Bathory, çok sayıda kadın öldürmüş ve yaptığı insanlık dışı eylemlerinde kendinden mevki olarak aşağıdaki kimseler tarafından yardım görmüştür.

Bathory, kurbanlarını dövmeyi alışkanlık haline getirdiği gibi aynı zamanda onları sakat bırakırdı. Yine söylentilere bakılırsa Castle Csejthe adlı evinin yakınlarında kurbanlarından bazılarını kışın karlı ve soğuk havasında üzerlerine buzlu su dökerek dondururdu. Bunun dışında olası yamyamlık davranışları da sergilemekteydi. İddiaya göre Bathory bir defasında, yaşayan hizmetçi bir kızın vücudundan bir çok ısırık almıştır. Blood Countess ‘ın genç kalma umutları için bakire genç kızların kanıyla banyo yaptığı gibi efsanevi hikayelerde vardır. Başka bir kaynağa göre de 650 kızı öldürüp kanlarını içtiği söylenir.Yine de kesin olan tek bir şey vardır ki, o da Erzsebeth Bathory gerçekten varolmuş ve şeytanca işler yapmıştır.

Ölü sayısı arttığında Bathory’nin uşakları cesetleri şatonun dışına attılar. Kan içindeki ölü vücutları bulan köylüler doğal olarak onların vampirler tarafından öldürüldüğünü düşündüler dedikodular böylelikle yayılmaya başladı.

Bathory 1610 yılında, genç yaştaki kızları öldürme teşebbüslerinden sonra tutuklandı. Büyücülükle ilgisi olduğu iddiası tutuklama nedeni olarak gösteriliyordu. Söylentilere göre, kurbanların cesetleri kanlar içinde şatosunda bulunmuştu.1611 yılında yapılan 2 duruşmada Bathory’nin işlediği suçlar hakkında tek ve gerçek ifadesi alındı.Kendisi bizzat mahkemede ortaya çıkmadığı halde ,uşakları orda bulunuyordu. Mahkemenin ardından Kontes’in sadık uşakları yetkililer tarafından öldürüldü ve Erzsebeth, Karpatya dağlarında bulunan şatosundaki yatak odasına, ölümünden yıllar sonrasına değin hapsedildi.O’nun hakkında anlatılan efsaneler hala devam etmektedir.

DRAKULA(Şeytanın Oğlu)

Doğumundan itibaren lanetli olduğuna inanılan Vlad Drakula 15.yy’da yaşamış gerçek bir Romanya prensiydi.İseği, Romanya’ya karşı gelebilecek hiçbir ulusun varolmamasıydı.O dönemlerde Romanya, Osmanlı ile sürekli bir savaş içerisindeydi.Canilik onun yaratılışındaydı.Esir düşen Türk askerlerine inanılmaz işkenceler yaparak öldürürdü.Lakabı olan “Kazıklı Voyvoda” yı düşman askerlerine ve ülkesindeki bozgunculara yaptıklarından sonra almıştır.Bu bir orman dolusu vücut, onları seyretmekten ve kulak tırmalayıcı seslerini dinlemekten zevk alan Vlad Drakula için sergilendi.İddiaya göre Vlad bir keresinde 20.000 Türkü bu şekilde öldürüp düşmanlarını korkutup uzak tutmak için kazığa geçirilmiş tüm bedenleri bostan korkulukları gibi sıra sıra dizmişti. Vlad caniliğini sadece kurbanlarını kazığa geçirmekle sınırlandırmıyor aynı zamanda onları pişirip doğramaktan da zevk alıyordu.
Vlad, ülkesindeki bir suçluyu, düşman askerinden farklı görmezdi ve onları kazığa oturtarak öldürürdü.Kazık, kişinin anüs bölgesinden girip, boyun kısmı ile sırtının arasından çıkıyordu.Bu sayede hemen ölmüyor, acısını günlerce yaşıyordu.

Vlad Drakula gerçek bir vampir olmadığı gibi yine de modern vampir hakkında en inanılabilir tanıma sahipti.Yemeklerinde kurbanlarının kanlarını çorba gibi ekmeğini batırıp içerdi.Bu söylenti 1463′te bulunan en kurallara uygun ve dürüstçe hazılanmış belgelerden biri olan “The Story of a Bloodthirsty Madman called Dracula of Wallachia”ile uygunluk göstermektedir. Yani Vlad’ın insan kanı içmekten gerçekten zevk alıyor olması oldukça mümkündü.

Tarih boyunca, insanoğu denen canlıya çeşitli şekillerde korku salan “vampir” olgusu, kuşkuları, merakı ve şüpheleri hala devam ediyor.Kafalardaki klişeler sadece birinin ya da birilerinin oluşturduğu yapay olgulardır sadece.Birşeyler öğrenilmiyor haha hayır onlar seni buluyor.Önüne geleni düşünmeden alıyor insanoğlu.Tarih tekkerrürdür.Günümüz dünyasının Ortaçağ Avrupasından ne farkı var? İyi düşünün.. Onlar ne kadar cahil olduklarını biliyorlar mıydı? Peki günümüz insanı ne kadar geliştiğini sanıyor?
Şu an bir vampirin yazısını okuyor olabilir misin ? O evet, tepkileri tahmin edebiliyorum.
Ama bunlar senin tepkin değil, bunlar kafanda ki klişelere negatif bir iddiada, yapay savunma, çarpıtma, karalama mekanizması.
Bilgelik maskesi ile fakat kör cahilliğin denizinde yüzüyor insanoğlu.

Bütün bunların sonucunda Vampirler nasıl varlıklar?
Onlar kötü mü ? Peki insanoğlu iyi mi?
MurKy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 30-08-2007, 00:18   #2
 
elfstitan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 2007
Mesajlar: 372
Karma gücü: 6 elfstitan dikkatleri üzerinde toplamaya başlamışelfstitan dikkatleri üzerinde toplamaya başlamışelfstitan dikkatleri üzerinde toplamaya başlamış


teşekkürler murky.eline sağlık çok güzel bi yaz olmuş.tamamını zevk alarak okudum.
__________________
gnothi seauton

men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu

ete kemiğe büründüm yunus diye göründüm

enel hak
elfstitan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 30-08-2007, 10:01   #3
-YASAKLI-
 
Üyelik tarihi: 08 2007
Mesajlar: 24
Karma gücü: 0 zoberyum henüz daha yolun başında


sen bu yazdıklarına inanıyormusun
zoberyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 30-08-2007, 16:21   #4
 
losteirosss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 2007
Nerden: cehennemdeki lethe ırmagında.....
Mesajlar: 3.436
Karma gücü: 78 losteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond reputelosteirosss has a reputation beyond repute


eline sağlık..hoş bir yazı.
__________________
Her heart's a bloodstained egg
We didn't handle with care
It's broken and bleeding
and we can never repair
losteirosss isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Alt 30-08-2007, 21:47   #5
 
danny - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 2007
Nerden: trakya
Mesajlar: 661
Karma gücü: 10 danny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of lightdanny is a glorious beacon of light


elıne saglık murky vampırlık hakkında pıyasada ole cok safsata kıvamın fılm ve yazılar var kı belkı bunlar kasıtlı olarak pıyasaya suruluyordur ama uzunca bır sure vampırlıgın acıklamasının kan hastalıgı olabılecegını dusundum ama sımdıler kesın bı hukumde de bulunmak ıstemıyorum
danny isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 28-04-2008, 18:44   #6
 
Death - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 40
Karma gücü: 1 Death henüz daha yolun başında




Dracula şeytanın oğlu değil Ejderhanın oğlu demek.
Death isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:01 .


Gnoxis.com ©2000 - 2008
Powered by vBulletin Version 3.7.2
Ad Management by RedTyger

***NoRa iS WaTcHinG YoU***



*** Gnoxis.com ***

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101