Üyelik tarihi: 05 2008
Mesajlar: 1.536
| Bu Şairin Veda Busesidir...
Bu Şairin Veda Busesidir
Gece!..
Dışarıda rüzgar, içerisi sıcak, havada tek bir bulut dahi yok!... Artık yanmıyor canım, aslında hiç yanmamıştı da. Ben yanmasını istemiştim sadece, canımın yanmasını özlemişim galiba!.. Sadist miyim bilmiyorum ama insan özlüyor bazen böyle şeyleri. Ne de olsa söylemiş şair; “.. haklı kılan acılardır birazda…”
Bugün günlerden Cuma.. kim tarafından konulduğu belli olmayan bir düzende, bir haftanın son günü.. ne acayip bir haftaydı bu hafta….
Geçen gün senden yana bir seçim yaptığımı hatırlıyorum. Hayatıma girmek isteyen birine izin vermemiştim seni seçtiğim için. Oysa ben burada seni seçerken, sen orada beni çıkartıyormuşsun hayatından..
Herkes kendi kararlarını kendi verir hayatta!.. Üzgün olmamalı insan verilen kararlar karşısında, aldığı kararları sorgulamamalı çünkü kolay iş değiş karar almak, hayatını yönlendirmek kolay değil. Bir de kurulan cümlelere dikkat etmeli insan, söylenen sözlere… Her ne kadar “ söz uçar yazı kalır” denilse de, unutulmuyor hiçbir söz, kullanılan hiçbir kelime….
Şimdi ise, tam burada, yazının bu kısmında, kullanılan cümleleri, kelimeleri düşünmek lazım biraz da. Hiçbir sözün geri dönüşü yok, kullanılan hiçbir harf geriye alınamaz bu hayatta. Affetmiyor çünkü hayat, atılan adımları!... İşte o yüzden, sırf o yüzden düşünmeli insan, kullandığı bütün cümleleri…
Gece!...
Ay bütün ışığını saçarken geceye, içimde bir huzur, kalbim mutlulukla dolu artık.. “üzülmedim diyemem/ üzüldüm/ ama yanıp yıkılmadım” demiş şair. Doğru üzüldüm ama sanmayın ki bir ayrılığın hüznüdür bu. Söylenen sözlerin yıkıcılığı üzdü sadece beni…
Saat sabaha doğru evriliyor, ben elimde kalem yazı yazıyorum. Dışarı da köpek havlaması fare seslerine karışıyor. İki kişi geçiyor sokaktan ya da üç ya da daha fazla ama sadece iki farklı ses duyuyorum dışarıdan. Camdan bakmak içimden gelmiyor. Çokta umursamıyorum kaç kişi olduklarını…
Gece!...
Aslında gündüze evriliyor sokaklar, ay usulca söndürürken ışığını, güneş gösteriyor kendini doruklardan. Zaman nasılda geçiyor, nasılda büyüyoruz aslında… Uzaklardan bir yerlerden ezan sesi geliyor kulağıma, sabahı müjdeliyor imam, inananlara…
Gece bitti!...
Kimseye ait değil bu yazı, kimse adına, ya da herhangi bir olaydan dolayı yazılmadı.. isteyen istediği yöne çekebilir sözcükleri, isteyen istediği anlamı verebilir..
Bir hikaye… Şair, bir gün İstanbul’a gelir. Bir konakta konaklar ve konakta bulunan Gülendam adlı bir kıza aşık olur. Gülendam’da bunu sevmektedir. Bir gün şairin gideceğini duyar Gülendam. Boynundan hiç çıkartmadığı kolyesini çıkartır, bir zarfa bir yazı ile koyup şaire gönderir. Yazı’da “bu Gülendam’ın gülümsemesidir” yazar. Şair gider ama geri dönmek için çok çabalar, çok uğraşır fakat geri dönmesi yılları bulur. Ama Gülendam şairin kendisini unuttuğunu sanarak evlenir. Şair şehre gelir, Gülendam’ın izini bulur. Evlendiğini öğrenir ve evini bulup, onun yanına gelir. Ama Gülendam’ın çocuğunun yaş gününü kutladığını öğrenince, boynunda duran kolyeyi çıkartıp aynı zarfa koyar ve aynı kağıda yazı yazarak gönderir. Gülendam zarfı alır, açar ve kağıdı okur. “ bu da şairin veda busesidir.”
Ben o şair değilim, olamam da. Ama bilirim ki, beklemek en büyük erdemlerden biri ise, beklemeye cesaret etmekte o kadar büyük bir erdemdir. Beklemek gerek aslında, bazen bir şeyler için beklemeyi göze almak gerek. Gülendam, beklemeye takati kalmadığından, beklemeyi beceremediğinden almıştır bu veda busesini…
“sevmek gibi geliyordu her şey / sevmek gibi gidiyordu kadın” der şair. İşte Gülendam, sevmek gibi gitmiştir hayatından şairin. İşte bu yüzden, veda etmek zorunda kalmıştır şair. Sonra o şaire ne oldu bilinmez. Yollara düşmüştür belki, belki de başka biri ile evlenmiştir. Ama Gülendam; o beklemeyi bilmeyen, o tahammülsüz Gülendam, bekleyemediğinden almıştır sevdiğinin veda busesini…
Şimdi bu hayatın farklı yollarında, farklı çevrelerinde duruyoruz. Kim bilir ne zaman buluşur yollarımız, ne zaman aynı yolda yürürüz. Ya da yürür müyüz bir daha?!... senden sonrası da olacak bu hayatın, senden öncesi olduğu gibi… Gülendam değilsin sen, bende şair değilim ama işte çıktıysa ağızdan bir veda busesi, gerisi boş bir hayaldir şimdi… Öyle kolay olmuyor işte ayrılıklar, ki çıkmış artık dudaklardan ayrılık sözü, durmak yok eder sevgiyi bu saatten sonra…
Şimdi burada, sözün son anarlında, söylemek lazım birkaç cümle daha!...
Adı kutsal kız!..
Senin yapamadığını yapan biri var bu hayatta.. Senin için bekleyen biri var bu hayatta.. Sen bilirsin yine ama, o hak ediyor mutlu olmayı.. Tahammülsüzlüklerini bir kenara at artık çünkü aşk, bütün imkansızlıkları buluşturandır, tahammülsüz olanı yok edendir. Bu ana kadar sana veda busesi göndermeyene gülümsemeni gönder…
Dedim ya; kimseye ait değil bu yazı, kimse içinde yazılmadı zaten. İsteyen istediği yeri alabilir, istediğini silebilir yazı da…. Şimdi/ sana söylenecek tek söz/ bende/ sana yetecek kadar ben kalmadı..”
renkli yazılar alıntıdır....
__________________ site ve msnden silme çalışmalarımız yeniden başlamıştır. listemde olmadığınızı görürseniz şaşırmayın, bana da soru sormayın. silmek isteyenlerde silsin beni.... |