İYİ VE KÖTÜ
Hep düşünmüşümdür, kimine göre acımasız, kimine göre müşfik bir hayat...
Kuzularını kurda kaptırmış bir anne koyunun gözünde acımasızdır kurt...
Kendi yavruları gözünde ise bir kahraman...
Müşfik bir anne...
Nereden baktığınızla ilgili gördükleriniz ve görüp de anlamlandırdığınız şeyler.
O zaman kötülük ve iyilik göreceli kavramlar mı?
İyiliğin ve kötülüğün anlamı hep yormuştur insanların zihinlerini...
İnsan... Hiçbir şey bilmez bir konumda yeryüzüne gönderilmiş bir garip varlık... Bilip öğrendikleri hep birilerinin ona öğrettikleriyle sınırlı. Ya da gözlemlediklerinden çıkardığı sonuçlar onu yönlendiren şeyler. Şehrin varoşlarında günübirlik hayat süren, geçimini hırsızlık ile tombala çektirerek ya da esrar satarak sağlayan insancıklar... Ya da onların elinde yetişip büyüyen mini mini yavrular... Bir gün büyüyüp babası gibi yapacağı soygunları hayal eden mini miniler... Ya da daha küçük yaşta göbek dansının en ince ayrıntılarını öğrenen, ve bir gün büyüyüp de bir masada arzı endam etmenin hayalini kuran tazeler... Ve bütün bunları iğrenç birer davranış olarak kabul eden, ve o mahalle yakınlarından geçerken burunlarını tıkayan diğerleri... Bir tarafta beş para etmez bir mahallenin meskunu olduğu için işverenlerce güvenilir kabul edilmeyen ve işsiz dolaşmak zorunda kalan birileri... Diğer tarafta emeğinin ürünü villalarda hayat süren, ve sürekli balkon kapısını kapatmak zorunda kalan diğerleri...
Kötülük iyilikle temizlenir. Yoksa kötülük iyiliği yok eder. Kötülükten kaçarak, uzak durarak iyi kalamayız. Birilerinin o insanların elinden tutması, ve iyiliğin ne, iyilerin kimler olduğunu öğretmesi gerek. Rabbim insan fıtratını doğruya meyledecek kabiliyette var etmiş. Fıtrat doğruyu gördüğünde özüne uygun olanı görür ve tanır. Kitabı artık raflardan insanların yüreğine indirme zamanı geldi.
Haydi dostlar, gelen her yeni bebeye doğrunun en doğrunun ne olduğunu öğretmeye. Yoksa kötüler dünyası bizi de kötülerin arasına çekip boğacak...