07-08-2007, 20:22
|
#1 | | Guest | Önce Onlar Bulmuştu!!!(mutlaka okunmalı)
Dünyanın üzerine bir güneş gibi doğan İslâmiyet, ilim öğrenmeyi teşvik
ederek Müslümanların her bakımdan örnek alınabilecek bir medeniyet
kurmalarını sağlamıştır. Kur’ân-ı Kerîm’in ve Peygamber Efendimiz’in
(sas) teşvikleriyle, M.S. 800–1500 yılları arasında İslâm dünyasında,
her konuda olduğu gibi, ilmî çalışmalarda da önemli ilerlemeler olmuş;
birçok Batılı araştırmacı, İslâm dünyasının önemli ilim merkezlerine
gelerek Müslüman âlimlerden ilim öğrenmiştir. Müslüman ilim
adamlarının eserlerinden yaptıkları çevirilerle, kendi ülkelerinde mucit
olarak meşhur olmuş çok sayıda Batılı araştırmacı vardır. Batı’nın
meseleye taraflı yaklaşması, ülkemizde de bazı kesimlerin bu gerçeği
kasıtlı olarak örtmeye çalışması neticesi maalesef Müslüman ilim
adamları tarafından yapılan keşif ve ortaya konan icatlar Batılılara mal
edilmiştir. Bütün bunlardan sonra da, “İslâm terakkiye mânidir.” gibi
yaftalarla Müslümanlar tesir altına alınmak istenmiştir. Aşağıdaki
misâllerden de anlaşılacağı gibi birçok icat ve keşfin temelinde
Müslüman ilim adamları vardır. Uçak
İnsanoğlunun kuşlar gibi uçma hayalinin, ilk olarak 1903 yılında Wright
Kardeşler tarafından gerçekleştirildiği bilinir. Hâlbuki ilk uçuş denemeleri
880 yılında, Endülüslü Müslüman âlim İbn-i Firnas tarafından
geçekleştirilmiştir. Plânörlere benzeyen bir âletin üzerine kuş tüyleri ve
kumaş geçiren İbn-i Firnas, bununla bir müddet havada kalmayı
başarmıştır. İbn-i Firnas’ın bu faaliyeti, Batılı tarihçilerden Prof. Dr. Philip
Hitti ve Dr. Sigrid Hunke tarafından ilk uçuş denemesi, kullandığı âlet de
ilk uçak modeli olarak kabul edilir.1,2 Buharlı otomatik sistemler
Çeşitli kaynaklarda, buharlı otomatik sistemlerin ilk örneklerinin 1780
yılında İskoçyalı mühendis James Watt (1736–1819) tarafından icat
edildiği belirtilir. Hâlbuki James Watt’tan 600 yıl öne yaşamış olan
El-Cezeri’nin bir eserinde, buharlı otomatik sisteme benzer bir
regülâtörden bahsedilmekte ve bu regülâtörün detaylı resmi yer
almaktadır. El-Cezeri bu sistemde, buhar veya petrolle çalışan motorlu
taşıtların vazgeçilmez elemanı olan supap tekniğini de ilk olarak
kullanmıştır.3,6 İlk denizaltı
Su altında ilerleyebilen bir vasıta yapma fikri, ilk olarak Leonardo da
Vinci (1412–1519) tarafından ortaya atılmıştır. 1620’de Hollandalı
fizikçi Drebbel’in ve 1653’te Fransız fizikçi François de Son’un bu
konuda yaptıkları çalışmalardan bir netice alınamamıştır. Günümüzde
ilk denizaltının 1776 yılında Amerikalı bilim adamı David Bushnell
tarafından yapıldığı bilinmektedir. Hâlbuki İbrahim Efendi, 1719 yılında
şehzadelerin sünnet düğününde eğlence maksatlı kullanılmak üzere,
insan taşıyabilen ve bir saatten fazla su altında kalabilen, çelikten bir
denizaltı yapmıştır.4 Dünyanın yuvarlaklığı ve kendi etrafında dönmesi
Kâinat kitabını, Kur’ân-ı Kerim’in ışığında okuyan El-Biruni (973–1048),
Dünya’nın yuvarlak oluşuna ve kendi etrafında döndüğüne dâir ilmî
hesaplamalarını Kopernik’ten 500 yıl önce bilim dünyasına sunmuştur.
Ne yazık ki, gençliğimize Kopernik anlatılmasına rağmen, El-Biruni’den
hiç bahsedilmemektedir.3,4,7 Kan dolaşımı
16. yüzyılda yaşamış olan Micheal Servitus’ün kan dolaşımını ilk
keşfeden kişi olduğu kanaati günümüzde yaygındır. Hâlbuki ondan 300
yıl önce yaşamış Müslüman tıp âlimi İbnü’n-Nefis (1208–1288),
eserinde damar sistemini ve kalbin bölümlerini detaylı olarak çizmekte;
büyük ve küçük kan dolaşımını ayrı ayrı anlatmaktadır. 8-9 İlk anestezi
İlk olarak 1850 yılında Junken tarafından yapıldığı zannedilen anestezi,
Müslüman ilim adamı Sâbit bin Kurra (835–902) tarafından keşfedilmiş
ve kullanılmıştır. Harran’da doğan Sâbit Bin Kurra, Bağdat’ta, tıpla
birlikte matematik, astronomi ve mekanik sahalarında da önemli
çalışmalar yapmıştır. 9,10 Atom
Günümüz dünyasında, atomla alâkalı ilk çalışmaların İngiliz fizikçi John
Dalton (1766–1844) tarafından yapıldığı, uranyumun çekirdeğinin
parçalanabileceği fikrinin de Alman fizikçi Otto Hahn (1779–1868)
tarafından ortaya atıldığı fikri yaygındır. Hâlbuki onlardan 1000 yıl önce
yaşamış ve dönemin en büyük ilim merkezlerinden Harran
Üniversitesi’nde rektörlük yapmış olan Müslüman kimyacı Câbir Bin
Hayyan’ın (721–815) aşağıdaki sözleri asrımızın ilim adamlarını dahi
hayrete düşürecek mahiyettedir: “Maddenin en küçük parçası olan
‘cüz-ü la yetecezza’da (atom) yoğun bir enerji vardır. Yunan
bilginlerinin iddia ettiği gibi onun parçalanamayacağı söylenemez.
Aksine parçalanabilir ve parçalanınca da öylesine bir güç ortaya çıkar
ki, bu güç Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allah’ın bir kudret
nişanıdır.” 11 Verem ve tedavisi
50 yıl öncesine kadar tedavisi bilinmeyen verem, nice insanın ölümüne
yol açmıştır. Veremin tedavi usullerini ve bu hastalığa yol açan mikrobu
Alman bilim adamı Dr. Robert Koch’un (1834–1910) bulduğu
belirtilmektedir. Üstelik verem konusunda yaptığı çalışmalar dolayısıyla
Dr. Koch’a 1905 yılında tıp sahasında Nobel Mükâfatı verilmiştir.
Hâlbuki Dr. Koch’dan 150 yıl önce yaşamış Osmanlı ilim adamı Abbas
Vesim bin Abdurrahman’ın (?-1761) vereme yol açan mikrop, veremin
bulaşma yolları ve tedavisi konusunda yaptığı çalışmalar Avrupa’da
büyük alâka görmüş ve yabancı ilim adamları kendisini sık sık ziyaret
etmişlerdir.11,12 Katarakt ameliyatı
İlk olarak 1846 yılında Blanchet tarafından gerçekleştirildiği bilinen
katarakt ameliyatına, Kur’ân-ı Kerîm’de, Hz. Yakup’un (as) perde inmiş
gözüne, Hz. Yusuf’un (as) gömleğini sürünce görmeye başlaması
hâdisesiyle işaret edilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’den aldığı ilhamla
katarakt tedavisinin mümkün olabileceğine inanan ve bu sahada
çalışmalar yapan Ebu’l-Kasım Ammar bin Ali Mevsili (950–1010) Irak
ve Mısır’da yaşamıştır. Ali Mevsili’nin göz hastalıklarının tedavisi
konusunda yazdığı “Kitabu’l-Müntehap” isimli eseri, Batı’da 18.
yüzyılda dahi bu konudaki en iyi tıp kitabı olarak kabul edilmiştir. Ali
Mavsili, göz hastalıklarına karşı uyguladığı çeşitli tedavi usullerinin
yanında, içi oyuk bir tüp ile katarakt ameliyatı da yapmıştır.9,11
Yukarıdaki misâllerden de anlaşılacağı gibi insanlığın ortak mirası olan
bilime 8 ile 16. yüzyıllar arasında Müslümanlar çok önemli katkılarda
bulunmuşlardır. Batı’da yetişmiş Gergo Saton gibi objektif birkaç bilim
tarihçisinin eserlerinde Müslüman ilim adamlarından detaylı
bahsedilmektedir. Bu eserlerde Sâbit Bin Kurra için Müslümanların
Euklides’i; Harezmî için cebirde Euclides’ten bin yıl ileride; Câbir bin
Hayyan için modern kimyanın, İbn-i Heysem için optik ilminin ve
modern tecrübî fiziğin kurucusu; İbn-i Sina için hekimlerin üstadı;
El-Cezeri için modern mühendisliğin ve otomatik kontrol ilminin
kurucusu; Uluğ Bey için 15. yüzyılın astronomu; Mimar Sinan için
mimarların üstadı; Piri Reis için dünyanın en büyük denizcisi; Râzi için
Avrupa’daki ders veren kimyager denmekte, diğer âlimler için de çeşitli
güzel tâbirler kullanılmaktadır.13 Ayrıca Milletlerarası Astronomi Birliği
1950’de aldığı bir karara istinaden Ay yüzeyinde bulunan kraterlere (Ay
çukuru) bilime önemli katkıları olmuş ilim adamlarının isimlerini
vermiştir. Bunlar arasında Müslüman ilim adamlarından Sâbit bin Kurra,
Ebu’l-Vefa, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Câbir Bin Hayyan, İbn-i Heysem,
Biruni, İbn-i Sina, Nasiruddin Tusi, El-Battâni, El-Fargani, Bitruci,
El-Zerkavi ve Es-Sûfi’nin isimleri de yer almaktadır.13,14
Yukarıda sadece bazılarını sayabildiğimiz icat ve keşifler,
ülkemizdeki ders kitaplarında yeterince yer almadığı gibi, Müslüman ilim
adamları tarafından yüzyıllar önce yapılan keşif ve icatlar da,
okullarımızda “Batılı ilim adamları tarafından yapılmıştır.” şeklinde
öğretilmeye devam edilmektedir. Bu durum maalesef, tarih ve
kültürümüzden bîhaber, kendine güveni olmayan bir gençliğin
yetişmesine yol açmaktadır.
Günümüzde, kendi öz değerlerimizle yetişen gençlerden bazılarının,
dünya bilim olimpiyatlarında kazandıkları başarılar, imkân verildiğinde,
bilime geçmiştekine benzer katkıların tekrar yapılabileceğinin bir
habercisidir.
Dipnotlar
1. Mitti, F., Siyasî ve Kültürel İslâm Tarihi, Çeviren Salih Tug. Boğaziçi yay., İstanbul, 1981.
2. O. Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
3. “Modern Bilimin Müslüman Öncüleri”, www.mercek.org
4. Şaban Döven, “Müslüman İlim Öncüleri”, Yani Asya neşriyat, İstanbul, 2004.
5. Fuat Sezgin, “Compendium on the Thoery and Practice of the Mechanical Arts Al-Jami bain al-ilm wa-l-amal an-nafi fi şina at al-hiyal; El-Cezeri; İstanbul, 2002, İngilizce, Ciltli.
6. El-Cezeri, “Kitab fi Ma’rifet’il Hiyali’l Hendesiye”, edited by Ahmed El Hasan, sf 394–395, Halep, 1979.
7. İslâm Dünyasının Mucitleri” Focus, Sayı:2005/01-112414 Ocak 2005.
8. Ibnü’n-Nefis, Serhül Kanun Sam, s. 108, 1934.
9. Prof. Dr. Mehmet Bayraktar, “İslam’da Bilim ve Teknoloji Tarihi”, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlar, Ankara, 2000.
10. Wood, C.A.. Memorandum, “Book ot a tenth Century oculist for the use of modern offtalmatologist of medicine”, s. 264-265, 1973.
11. Şaban Döven, “Müslüman İlim Adamları”, Yani Asya neşriyat, İstanbul, 2004.
12. İbrahim Paşa, İslâmların ve Bilhassa Türk Milleti Necibesinin Tababete Ettikleri Hizmetler, İkdam Gazetesi, sayı 4040.
13. Lütfi Göker, “Bilim ve Teknolojinin Gelişimi ile Türk İslâm Bilim Adamlarının Yeri” Düşünce Eserleri Dizisi, M.E.B., İstanbul, 1996.
15. M. Bayraktar, Kindi ve Einstein’e Göre Rölativite ve Benzerlikleri. Bilim ve Teknik, C.XIII. sayı 153.1980.
16. Ebu Rida, M., Kindi ve Falsafatü’l-Ula, Kahire 1950, c.l, s.119.
Kenan Göçoğlu'dan alıntıdır.. | |
| |
07-08-2007, 20:27
|
#2 |
Üyelik tarihi: 07 2007
Mesajlar: 1.628
|
bkz. piri reis
__________________ ex machina. |
| |
07-08-2007, 20:34
|
#3 |
Üyelik tarihi: 06 2007 Nerden: İSTANBUL
Mesajlar: 4.666
|
eline saglık cok güzel bir paylasım ibni sina yı da unutmayalım 
__________________ ________________ 
______________________ **TJOBD** |
| |
07-08-2007, 20:39
|
#4 |
Üyelik tarihi: 11 2006 Nerden: Gnoxis
Mesajlar: 1.450
|
Çok güzel paylaşımlar sağolasın bu paylaşımların devamını beklıyorum çok güzeller 
__________________ Çam da Bizim Kozalak ta... |
| |
08-08-2007, 00:37
|
#7 | | Guest |
piii eline sağlık gerçekten gzel bi çalışma,aslında atalarımızn çoğu yenilikte öncü olduunu bzden saklamaları kısa sürdü..bununla ilgili 2 cilt ktap vardı orda okuduumda şaşırmıştım dorusu,çünkü onlara atfedilio...ama bzm profesörlerimiz şu anda tüm dünyaya nam salmış yani gerçek ortaya çıkıo bu tesadüf diil bilakis bz türklerin her asırda öncü olduumuzu gösterir-misal en genç profesör türktür... | |
| |
13-08-2007, 18:06
|
#8 | | Guest | Devamı...
Ebu Bekir el Razi İskit Türklerinden olan Meşhur tabib ve kimyacı Ebu Bekir el Razi(batıda Rharez olarak bilinir) doğduğu şehir olan Rey'de felsefe, matematik, doğa bilimleri ve astronomi eğitimi yaptıktan sonra Bağdat ve başka İslam şehirlerinde öğrenimini tamamladı. Daha sonradan da Tıp öğrenimi gördü. Rey ve Bağdat hastanelerinde başhekim olarak çalışan Razi'nin eserlerinin hemen hemen hepsi Latinceye çevrilmiştir. Tıp alanında yazdığı el-Havi adlı ansiklopedi 17. yüzyıla kadar en önemli başvuru kaynağı olmuştur.
Buluşlarından Bazıları: *Kızamık ve çiçek hastalığını ilk defa birbirinden ayıran ve tedavi metodunu bulan odur. *Çocuk hastalıkları ile kadın doğum hastalıklarını tarif,tasnif etmiş, teşhis ve tedavi yollarını göstermiştir. *Zührevi hastalıkları incelemiş,ameliyatlarda ilk defa hayvan bağırsağını dikiş ipliği olarak kullanmıştır. *Civalı merhemleri de ilk defa bulup tedavide kullananan doktor odur. *Hafif misilleri, inmelerde şişe çekmeyi, devamlı ateşli hastalıklarda soğuk suyu ilk olarak tavsiye etmiştir. *Tecribi metodu uygulamış, bazı hayvanlar üzerinde deneyler yapmış, tıp tarihinde ilk defa KOBAY kullanmıştır. *Sesi meydana getiren sinirleri keşfetmiştir. *Mafsal romatizması, taş, mesane, böbrek ve çocuk hastalıklarıyla ilgili övülmeye değer geniş bilgisi vardır.Ayrıca O sühonet, rüzgar, rutubet ve binaların sıhhi tesisat ve banyoları hakkında enteresan incelemelerde bulundu. *Havanın temizlenmesi için kötü kokuları değiştirmeye, hasta odalarını havalanndırmaya ve hastaların temiz su içmelerine itina gösterdi. *Haçlı seferlerinden önce papazlar banyo ve beden eğitimi yapmayı son derece çirkin, bir fuhuş ve sefahat kadar kötü görürken, Razi, hastalarına cimlastik ve banyo yapmayı tavsiye ediyor, onları en sıhhi yerlere yerleştirmeye çalışıyordu. *Razi, kimyevi ilaçlara başvurmadan önce nebati ilaçlar kullanır ve yeni vazifeye başlayan doktorlara da bunu önerirdi. *Bir ilaç tertip ederken, önce onu hayvanlar üzerinde denerdi. Maymun üzerinde denediği saf civa olayı meşhurdur.Daima gözlem ve deney metoduyla çalışırdı.O, ayrıca, müslümanlara her türlü tesirden uzak araştırma yapmayıda öğretti. *Gut hastalığı ile romatizmayı birbirinden ayırdı. *Razi'ye gelinceye kadar müshil ve kusturucu olarak, ani tesirli ve genellikle çok tehlikeli bir ilaç olan Drastica kullanılırdı. Bunun yerine Maseveyh ve RAzi gibi müslüman doktorlar bugün bile beğenilen mülayim ve iç açıcı ilaç olarak Sinemaki yaprakları, demir-hindi, kuvasya, sabir ve ravend kullandılar. *O'nun harika keşiflerinden biriside böbrek ve mesanedeki taşları ilaçlarla parçalatması veya ameliyatlarla çıkarmasıdır.Bundan dolayı O, operatörlüğün ilerlemesinede çok yardımcı olmuştur. *Bazı sıvı maddelerin özgül ağırlıklarını hesapladı.
*Sülfürik asit ve saf suyun mucidi de Razi'dir!
Konu piinar tarafından (13-08-2007 Saat 21:21 ) değiştirilmiştir..
| |
| |
13-08-2007, 18:15
|
#9 | | Guest |
ellerine ve ağzıma sağlık  ya iilk hayvan bağırsağının ilk defa dikiş ipliği olarak kullanılması ve ilk kez kobay kullanılması dikkatimi çekti.
gerçekten güzel bi yazı oldu ve deeri bilinmesi gereken bi paylaşım.
teşekkürler.... | |
| |
14-08-2007, 02:03
|
#10 | | Guest |
ewt cnm tşk. ederim yardımcı olduğun için 
-------------------- bu arada istatistikciii bna o ktbı ödünç versene:P
Konu piinar tarafından (14-08-2007 Saat 02:03 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
| |
| |
14-08-2007, 02:45
|
#12 |
Üyelik tarihi: 06 2007 Nerden: İSTANBUL
Mesajlar: 4.666
|
eline saglık pınar ebu bekır el razı nın bu kadar bulusu oldgnu bılmıyordumm
__________________ ________________ 
______________________ **TJOBD** |
| |
14-08-2007, 04:07
|
#13 | | Guest |
ya açıkçası daha o kadar çok buluşu var ki ensi ama yazmaya vaktim olmadı en önemlilerini ayırdım işte..
daha çok bilginimz var kşke hepsini ayzabilecek vaktim olsa..
-------------------- ve keşke herkes bunları merak edebilse...
Konu piinar tarafından (14-08-2007 Saat 04:07 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
| |
| |
Yetkileriniz
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML-KodlarıKapalı | | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:38 .
|