Ben “kayıp ruh” olmak istemiyorum. Evet ben hakikaten kayıp ruh olmak istemiyorum. Sanal alemin büyüsüne kapılıp, başka diyarlarda boş boş yaşamak bana göre olmasa gerek.
Şimdi kime sorsam ya da bu yazıyı okuyanlar hemen itiraz edecekler; “Hayır! Ben netten istediğim an koparım” diye. Aslında apaçık bilirler ki bu illetten kurtulamazlar.
Oradaki yaşantı ve ilişkiler içlerine bir virüs girmişçesine kendilerini ele geçirmiştir. Günlerce, saatlerce netin başından ayrılamazlar.Topluluk içinde huzur bulamazlar. Nereye giderlerse gitsinler sanal ortam onları çağırır. Ne kadar gerçek hayatta sevilen sayılan, aranılan kişi de olsalar net kanlarına girmiştir. Bir şekilde mutlaka o ortamda olmak isterler. Dışarısının güzel ve canlı hayatı onlara batar. Kimi can sıkıntısından, kimi karşı cinsten biri veya birileri ile tanışmak, bir şeyler elde etmek için girer. Ya da dertlerini paylaşacak birilerini ararlar. Kimi sohbet (Chat) odalarındadır, kimi de daha hareketli olan oyun odalarında. Orada sadece oyun oynanmaz orada gerçek hayatta yaşanılan her şey vardır. Aşk, sevgi, entrika, ihanet aradığın neyse her şey orda vardır. Orda bir yaşam vardır. Kayıp ruhların yaşadığı, sevgiye, ilgiye normalden çok ihtiyaç duyanların cenneti. Hepimiz bu cennetin birer parçası oluruz zamanla. Kimi kuşkucu kimi de aşırı korumacı olur. Kimileri ise netin en çok kaybeden ruhlarıdır. Ki onlar sevgilerini birkaç kişiyle paylaşanlardır. Kimi zaman hiçbiri birbirinden haberli değildir. Herkes için farklı kullanıcı adları (nickleri) vardır. Kimi de ortalıkta serseri mayın gibi dolanır. Kime çarparlarsa ya yakarlar ya da yanarlar.
Bir de oyun delileri vardır. Deli gibi oynarlar. İçlerindeki kazanma hırsı onları yok edercesine oynarlar. Ve bir gün bakarlar ki aslında ellerindeki koca bir hiçtir. Kaybettikleri sadece, zaman ve paradır. Nete önce oyunla başlarlar sonra yavaş bu dünyanın inceliklerini öğrenirler. Bu da deneme ve yanılma yoluyla olur genelde. Duyuları gelişir. Kime güveneceklerini kime güvenmeyeceklerini hisleriyle bulurlar. Bazı kullanıcı adlarından (nicklerden) hiç sebep yokken nefret ederler. Ve işin garip tarafı da nedense ne kadar kullanıcı adı değiştirirsen değiştir o kullanıcı adları gelir seni bulurlar ya da sen gider onları bulursun. Garip bir çekim gücüdür bu da.
Kimi evlidir ama nedense evde onu seven, onu bekleyen birine sevgi ve ilgilerini göstermektense, nette hiç tanımadığı bir insana sevgilerini vermek, ilgilerini göstermek onlar için zor olmaz. Öyle bir alışkanlıktır ki bu, normalde sevdiği kişilere bu kadar iyi asla davranmazlar. Kimi zaman birbirlerini suçlarlar kimi zaman da bir kelime hep yanlış anlaşılır. Büyür büyür kocaman bir mesele olur. Aslında hiçbir şey yoktur .Kimi farkına varır. Kurtulmak için çabalar, kimi farkına varmaz ve der ki:
-“Ben istediğim zaman girerim.”
Aslında kanlarına giren birisi olduğu anda her şey bitmiştir. Kurtuluş kesinlikle uzak çok uzak topraklardır. Hele bir de aşık olduysan yandın. Hem de ne yandın. Net aşkı seni kavurur. Kavurur ki hem de ne kavurma. Net aşkı daha acı ve daha güçlüdür. Kimse bunu inkâr edemez. Öyle bir güçle yaşarlar ki tüm benlikleriyle hissederler. Ve öyle büyük emek harcarlar ki normalde bu emeği, bu sevgiyi asla yaşayamazsın. Belki karşılığında alacağın sadece bir ihanettir. Bunu da kimse bilemez. Nette karşındaki insanın fiziksel özellikleri bir hiçtir. Onun ruhunu seversin. Belki yalancı belki asildir ama yine de onun ruhunu seversin. Ona dokunamazsın, ona sarılamazsın ama ruhunu bir kitap gibi okursun. Bazıları da gerçek hayata taşırlar tanışıklıklarını. Ancak; bu net aşkları hep kötü biter. Yanlış bir söz, yanlış bir hareket bitirir. Kimi kendini o kadar kaptırmıştır ki gerçek hayatta ki işlerini bile kaybederler. Hayatta ki ilk kayıpları böyle başlar. Sonra, netteki yaşadıkları ruhlarından bir şeyler alıp götürür. Karşılarındaki insanlar doğru da söyleseler onların gözünde artık bir yalancıdırlar.
Kimi ise sadece özel sohbetlerle yetinmez, sürekli kanala yazarak kendisini göstermek için uğraşır durur. Bu da nette kaybolmuş başka türde insanlardır. Kanala yazarlar "Bakın ben buradayım, beni de görün” derler.
Kimi nete girmek için milyonlarca para döker, sonra da altından kalkamazlar. Burada en şanslılar iş yerinde giren beleşçilerdir. Onlar için bir şuur vardır. 8.15 ile 17.00 arası. İnternet kahve sahipleri ve evden girenler ya da kendi iş yerlerinden girenler ise yanmışlardır. Sürekli netin çekim gücündedirler. Kimi saldırgan kimi yalancı kim de ciddidir. Ama içlerinde bir ikisi de köle ruhludur. Hem de ne köle.....Köle olanları tanımak için onlarla bir kere konuşmak yeterlidir. Köleler asla inkâr etmezler köle olduklarını ve netin en aşağılık kesimidir onlar. Ne söylersen söyle kabul ederler. Sahip diye söylenirler. “Emret sahip!!!” “Söyle sahip!” Yüz verirsen asla kurtulamazsın, hem de asla. Köle ruhlarını doyurmak için de sen ne dersen yapmaya razıdırlar. Bunu yaparken de aslında seni farkında olmadan ele geçirmeye başlamışlardır. Çabuk uyanırsan ne âlâ ama uyanamazsan işin bitmiştir. Bazısı onları asla anlamaz "ne kibar insan" derler. Aslında “söyle sahip” diyorsa bilmek lazım ki bir kölenin karşısındasınızdır. Ya kaçacaksınız ya da o sizin köleniz olurken siz de onun kölesi olacaksınız..
Bir de nete sırf kendi cinsel duygularını tatmin etmek için girenler vardır. Bunlarda işte netin en aşağılıktan da aşağılıklarıdır. Karşılarındaki insanları taciz ederler. İstediklerini alamadıkları zamanlarda kaba yollara başvururlar. Bunlara acımak gereksizdir. Gözlerinin yaşına bile bakmamak gerekir.
Bu dünyaya dalan herkes çok kolay kurtuluşu bulamaz. Bulması için de çok önemli nedenleri olması gerekir. Ya maddi açıdan bitmesi ya da onu oyalayacak bir şeylerin olması gerekir. Bağımlılık geliştirmiş insanlardır sonuçta. Ya nete ya sigaraya ya da başka bir şeye o anda ne varsa ona aşırı düşkünlük göstereceklerdir. Sonuçta kurtulmaları, kendi istekleri ile olacaktır.
Ben dediğim gibi “kayıp ruh” olmak istemiyorum. Çünkü; o kadar çok hikaye dinledim ve o kadar çok olaya tanık oldum ki korktum. Yitmekten, kaybolmaktan. Belki kurtulacağım, belki de kurtulamayacağım ama şunu iyi biliyorum:
“KAYIP RUH” olmak istemiyorum. Yoksa KAYIP RUHLAR CENNETİ bir eleman daha kazanacak, bizler ise kaybedeceğiz.... |