Üyelik tarihi: 11 2006 Nerden: Gnoxis
Mesajlar: 1.450
| Karl Marx
Karl Marx, 5 Mayıs 1818'de Almanya'nın Rhine Eyaleti'nin Trier kasabasında doğdu. Orta öğretimini Trier'de tamamladı. Bonn ve Berlin üniversitelerinde hukuk öğrenimi görürken tarih ve felsefeyle ilgilendi, Hegelci E. Gans'ın derslerini izledi. 1841'de "Demokritos'un ve Epikuros'un Doğa Felsefelerinin Farklılıkları" adlı doktora tezinde, dinin maddecilik açısından eleştirisini yaptı.
Sol Hegelcilere katılarak Bauer kardeşlerle dostluk kurarken, bir yandan da Feuerbach'ın etkisinde kalıp 1842'de, muhalefetteki radikal burjuvalar tarafından kurulan Rheinische Zeitung gazetesinin yazı işleri yöneticiliğini yaptı.
Saint-Simon, Fourier, Proudhon gibi yazarları okuyarak Fransız sosyalizmini tanımaya çalıştı. 1843'te çocukluk arkadaşı Jenny von Westphalen ile evlendi. Rheinische Zeitung gazetesi 1843'te kapatıldıktan sonra Paris'e yerleşti. Fransız-Alman Yıllıkları'nı yayımladı (1844). Derginin bu ilk ve tek sayısında, Yahudi Sorunu adlı yazısıyla siyasal savaşım konusundaki görüşlerini ilk kez açıkladı. Aynı yıl Engels'le dostluk kuran Marx okurken tuttuğu notlardan oluşan 1844 El Yazmaları'nda, ana temasını yabancılaşmanın oluşturduğu hümanist bir felsefe geliştirdi.
Engels'le ortak ilk metninde (Kutsal Aile, 1845) tarih felsefesini maddeci görüş açısından eleştirdi. 1845'te Vorwarts gazetesi yazıkurulu üyeleriyle birlikte sürülünce Brüksele yerleşti. Birkaç ay sonra Engels'in de Brüksel'e gitmesiyle ortak eserlerinin ikincisini (Feuerbach Üzerine Savlar, 1845) ve üçüncüsünü (Alman İdeolojisi, 1845-1846) yayımladı. Kuramsal çalışmalarının yanısıra, sosyalist işçilerle ve Alman göçmenlerle ilişkilerini sıklaştırdı. Brüksel Alman İşçileri Derneği'ni kurdu ve Engels'le birlikte bir komünist yazışma ağı oluşturdu. Komünistler Birliği'nin isteği üzerine Komünist Manifesto'yu yazdıkları bu yıllar, ikisi için de geçmişteki felsefi bilinçleriyle hesaplaşma ve tarihsel maddeciliği geliştirme yılları oldu: Bu yüzden, geçmişten kopuşları hem siyasal hem de kuramsal nitelikteydi.
1848 İhtilali patlak verince, Belçika'dan sınır dışı edilen Marx, Köln'e yerleşerek, Neue Rheinische Zeitung gazetesini çıkarmaya başladı. Bu gazetede işçilere yönelik makaleler yayımladı (Ücretli Emek ve Sermaye, 1849).
Almanya'dan, hemen sonra da yeniden Fransa'dan sınırdışı edilince, 1849'da, ömrünün sonuna kadar kalacağı Londra'ya yerleşti. Yoksulluk içinde yaşadığı bu dönemde iktisat incelemelerine ağırlık verdi. Temel eseri olan Kapital'i hazırlamaya başladı. 1851-1861 yıllarında New York Daily Tribune gazetesinin Avrupa muhabirliğini yaptı.
1864'te Uluslararası İşçiler Derneği'nin kurucuları arasında yeraldı. 1. Enternasyonal'in açılış konuşmasını ve tüzüğünü yazdıktan sonra, Kapital'in birinci cildini Almanya'da yayımlattı (1867). Kızını görmek için gittiği Paris'te Paris Komünü'ne tanık oldu. İngiltere'ye dönünce Fransa'da İç Savaş (1871) adlı eserinde bu devrim denemesini değerlendirdi. Kapital'in yazımını sürdürürken, bir yandan da işçi partililerinin programlarının oluşturulmasına etkili biçimde katıldı. Dühring'e karşı kalem tartışmasında Engels'i destekledi. Anti-Dühring'in (1878) bir bölümünün yazımında Engels'le çalıştıktan sonra hastalanarak çalışmalarını büyük ölçüde yavaşlatmak zorunda kaldı. 14 Mart 1883'te Londra'da öldü.
MARKSİST DÜNYA GÖRÜŞÜNDE SERMAYE KURAMININ ROLÜ
Marks ve Engels, "ütopyacı" olarak adlandırdıkları diğer sosyalizm taraftarlarının aksine, sosyalizmlerini "bilimsel" olarak adlandırdılar. Marks ve Engels'e göre, ütopyacı sosyalistler ideal toplum görüşlerini kapitalizmin içsel dinamiklerinden bağımsız olarak üretmişlerdi. Bunun da ötesinde, bu tip toplumlar kurmayı denediklerinde, bunları toplumsal ana akımın [hakim görüşün] mümkün olduğunca dışında küçük koloniler olarak oluşturmuşlardı. Bu anlamda aralarında Robert Owen, Henri Saint-Simon ve Louis Fourier'in bulunduğu bu reformistler, Thomas More'un geleneğini temsil ederler. More'un 1516'da yazdığı Ütopya adlı kitabı, okyanusun ortasındaki bir adada kurulmuş olan ideal bir toplumu tasvir eder. "Ütopyacı sosyalistler" terimi bu nedenle ortaya çıkmıştır. ("Ütopya", tesadüfen Yunanca'da "hiçbir yer" anlamına gelir.)
Ütopyacılar, toplumu reforme etme stratejisine sahip oldukları ölçüde; bu ya (1) yönetici sınıfları ütopyacı modelleri uygulamaya ikna ederek, süreç içinde iktidarlarından ve toplumsal konumlarından vazgeçirilmeleri [umudunu], veya (2) geleneksel toplumsal yapılardan bir nebze de olsa uzakta olan yerlerde bu tip toplumlar kurup, ardında da dünya nüfusunun büyük bir kısmının en sonunda bu örnekleri takip edeceği umudunu içerir.
Marks ve Engels, bu gibi planların başarısız olmaya mahkum olduğuna inanıyorlardı. Bunun yerine, sosyalizmin hem neye benzeyeceğine hem de nasıl kurulabileceğine yönelik fikirlerini, kapitalizmin içsel dinamikleri üzerinde temellendirmeyi amaçladılar. Onlara göre sosyalizm, suni bir şekilde tarihsel sürecin dışında düşünülen ve uygulanan bir şey olmaktan ziyade; ancak toplumsal gelişmenin bir sonucu olarak ortaya çıkarsa gerçekleşebilir.
Bilimsel bir tarih kuramının yanısıra, sosyalizmi kapitalizmin içsel dinamikleri üzerine yerleştirmeye gösterdikleri bu ilgi; bu kuramın özel bir kısmı olarak, Marks ve Engels'in tarihsel gelişmenin en son aşaması olarak gördükleri kapitalist toplumu analiz etmesini gerektirir. 1848'de yayınlanan, Marksizmin en ünlü programatik ifadesi olan Komünist Manifesto, sosyalizmin kapitalizmin ve hatta tüm tarihin içsel mantığının zorunlu bir sonucu olduğunu göstermeye yönelik girişimlerin ilk ifadesidir.
Marks bir arkadaşına 1852'de yazdığı mektupta genel konumunu şöyle ifade ediyordu:
"Bana gelince, modern toplumdaki sınıfların veya onlar arasındaki mücadelenin varlığını keşfetme bana ait değil. Burjuva tarihçileri benden çok önce bu sınıf mücadelesinin tarihsel gelişimini, ve burjuva ekonomistleri ise sınıfların ekonomik anatomisini tasvir etmişlerdi. Benim yeni olarak yaptığım şeyse şunları kanıtlamak oldu: 1) sınıfların varlığının, yanlızca üretimin gelişiminin belirli bir tarihsel aşamasına özgü olduğu, 2) sınıf mücadelesinin zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne yol açacağı, 3) bu diktatörlüğün ise, tüm sınıfların yok olmasına ve sınıfsız bir topluma geçiş demek olduğu." (Marks'tan J. Weydemeyer'e, 5 Mart 1852, The Eighteenth Brumaire of Louis Bonaparte, International Publishers, New York, 1963, s. 139, altı çizili yerler aslında vurgulu
-alıntı-
__________________ Çam da Bizim Kozalak ta... |