15-08-2008, 14:08
|
#1 |
Üyelik tarihi: 06 2008
Mesajlar: 420
| De ki İşte ; Oruç Aruoba
ÖLÜM(de)
Ama ölümden ürkerek kendini çoraklaşma karşısında saf haliyle koruyan yaşam değil, ölüme katlanarak kendini onun içinde elde eden yaşamdır, tinin yaşamı. Tin, kendini mutlak kopmuşlukta bulmakla kazanır ancak, kendi hakikatini. (Hegel)
YAŞAM(ki)
Deniz yolculuğunda, tekne demir atınca; sen de su taşımak için karaya çıkınca, yolda giderken başka birşey de yapabilir, diyelim, midye toplayabilir ya da kalamar yakalayabilirsin; ama, gözünü sürekli geminin üstünde tutmalı, hep dönüp dönüp bakmalısın, acaba dümenci seni çağırıyor mu diye. Çağırınca da, başka herşeyi hemen olduğu gibi bırakıp koşmalaısın, ki tekneye, koyunlar gibi, ayakların bağlı atılmayasın.
Yaşamda da böyledir.
FELSEFE(işte)Kendimi aradım.
Herakleitos
Felsefe yapmak, kişinin, gelmeyeceğini bildiği birisini beklemesine benzetilebilir.
Yaşamın sana açıkça söyleyebileceği tek şey ölümdür.
Öyleyse, yaşamın tek açık anlamı, ölümdür.
Yaşamın tek anlamı ölümse, yaşamın anlamı -- yoktur...
Ölüm, yaşamın anlam içeriği ise, yaşamın anlamı -- boştur...
Ölüm yaşamın belirginleşmiş yanıysa,yaşam, bilinçlendirilmiştir.
Yaşamın tek belirgin yanı ölümse, yaşam her yanıyla -- özgürdür...
***
Yaşmın, seni ulaşman gereken düzeyin altında tutmaya çalışan eğilimlerle (bu arada kendininkilerle de) savaşmakla geçecek. --Bu yüzden de, ulaşman gereken düzeye ulaşamayacaksın; yani, başarılı olacak o eğilimler, sonunda. Zaten, belki, istedikleri de budur: Senin, onlarla savaşmak yüzünden, ulaşman gereken düzeyin altında kalman...
Ama savacaksın, gene de: sonuç her iki durumda da aynı olmayacak mı zaten -- sen, zaten, ulaşman gereken düzeyin altında kalmayacak mısın ki? --- Ama, savaşırsan, en azından (nereye gelebilirsen) geldiğin düzeye savaşarak gelmiş olacaksın -- bu da boşuna olmayacak.
***
Yaşamın, çatışma olacak --- kendinle ve bütün ötekilerle çatışmalar yaşaman...
Yaşam, kendiyle çatışmadır -- çarpışma, savaşma: ki, sonunda da tabii, kaybetmektir -- savaşı da, kendini de...
***
Yaşamın, kendi kendine ağırlık haline getirdiğin şeylerin altında ezilmenin süreci olacak.
Yaşamı 'hafifçe' yaşayabilseydin, yaşamın olayları da uçup giderler, sana yük olazlardı -- ama o zaman da, uçucu, boş olurdu yaşamın. Bu yüzden, yaşadığın her olayı 'ağır'laştıracaksın; ki uçup gitmesin, omuzuna çöksün; sen de onun yükünü taşıyasın.
Yaşaman, yaşamın yükünü yüklenmen olacak.
Yaşam, yükleneceğin yüktür.
Yaşamın, yükündür.
***
Yaşamın ne denli yük olduğunu biliyorsun; bileceksin --- bu yükü omuzlarından atmadığına, atamadığına, ya da atmak istemediğine, isteyemediğine göre de, onu taşımalısın, taşımak zorundasın, taşıyacaksın -- ki, zaten, işte taşıyorsun...
***
Yaşamın öyle noktalara gelecek ki, eski çerçevesinden çıkıp dört bir yana açılan yol ağızlarında duruyor olacak; ama, göreceksin ki, bu yollar hiç de yeni yerlere ulaşmıyor -- hatta hiçbir yere ulşmıyor: 'çıkmaz sokak', hepsi...
Yaşamın 'çıkmaz sokak'lara çıkmakla geçecek
---hem de, bunlardan değil çıkmak, giremeyeceksin bile onlara!
Yaşamın çıkılamazlıklara girememekle geçecek.
***
Yaşamın, sürekli gireceğin çıkmazlardan oluşacak; hep girip, hep çıkacaksın çıkmazlara, çıkmazlardan: son gireceğin çıkmaz da, hiç çıkamayacağın çıkmaz olacak--- sen en son çıkmazına girdiğinde, yaşamın da 'düze' çıkacak.
***
Yaşamının büyük bir bölümü, yaşamına yön verme çabalarınla geçecek --öyle ki, gün gelecek, bakacaksın, yaşamın,, yön bulma çabasıyla döne döne, yola hiç çıkamamış...
Yaşamın yönünü bulmaya çalışırken, yaşamın yolunu bulamayacaksın.
Yaşamın, yön bulmaya çalışırken, yolsuz kalacak ---yaşamın yönünü bulmaya çalışırken, yaşamın yolunu bulamayacaksın.
Yaşamın, yön bulmaya çalışırken, yolsuz kalacak --yaşamın yönünü bulacağım derken, yolunu yitireceksin.
--Sonunda, yaşamın yönünü bulsan --bulduğunu sansan-- bile, bakacaksın ki, yolunu yürüyecek durumda değilsin artık...
Yaşamın, yönsüz -- yönü olsa bile, yolsuz -- kalacak: Yönsüz, hem de, yolsuz yaşayacaksın.
Yaşamının yolu hiç olmayacak; belki, yönü olsa bile...
Yaşamının yolu yok.
***
Yaşamında hep 'sahici olmaya, yaşadıklarını 'sahiden' yaşamaya -- yaşamı 'sahi' yaşamaya -- çalışacaksın; ama yaşadıklarında hep bir sahtelik arkaplanı, bir yapmacıklık çizgisi, bir uydurulmuşluk havası boy gösterecek.
***
yaşamın, beklediğinin gelmemesi -- ki, işte : senin de, gelmeyeceğini bildiğini beklemen olacak.
***
Yaşamın yalnızca anlaşılamaz, bilenemez olmakla kalmayacak, yer yer, yaşanamaz hale de gelecek:--
Garip, çelişkili yönelmelerinle, kendini öyle durumlara sokacaksın ki içinden çıkılamaz bile değil, daha, içine girilemez bile olacaklar.
yaşamdan ne istediğini bilememekle de kalmayacaksın -- bakacaksın ki, ne olduğunu bilmediğin şeyler istemişsin; istediğinin ne olduğunu bilmeden de, ne olduğunu bilmediğin şeyler yapmışsın.
Çelişkili eylemlerinle hem kendini hem de ilişkide olduğun kişileri öyle durumlara sokmuş olacaksın ki, sen de onlar da, ne yapılabileceğini bilemediğiniz durumlarda kalacaksınız.
Anlaşılamaz, bilinemez, giderek, yaşanamaz bir yaşam yaşayacaksın -- bunu, üstelik, ötekilere de yaşatacaksın.
Yaşam yaşanamaz olacak-- senin için de, ötekiler için de...
Yaşamı yaşayamayacaksın--ız.
***
Yaşamında en zor işin, kendi yolunu yürümek olacak --ve, ilişkin olan, önem ve değer verdiğin kişilere, bunu anlatmak: Yaşamının, yaşadığın kadarıyla, yalnızca senin yaşamın olduğunu; aynı şeyin onlar için de geçerli olduğunu; ilişkide olmanın da, bu temel gerekliliği engellemediğini, engellememesi gerektiğini...
Ama, anlatamayacaksın ki...
---Çünkü, daha kendin bile gereğince anlamamış olacaksın bunu...
***
Yaşamında, yürüyüp yürüyüp, bir an durunca, çevrene bakıp göreceksin ki, yürüyüşüne şu ya da bu noktada katılmış, bir süre seninle birlikte yürümüş kişilerden hiçbiri yok yanında:--
Sen, bir an, 'Buradayım' demek için durunca, onlar, artık, 'orada' olacaklar-- 'buradayım artık' bile demeyeceler sana, 'orada'larından seslenerek...
'burada'nda kimse bulunmayacak ---'orada'ndan kimse seslenmeyecek sana...
Konu Borderliner tarafından (16-08-2008 Saat 16:45 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Ek
|
| |
15-08-2008, 15:06
|
#2 |
Üyelik tarihi: 06 2008
Mesajlar: 381
|
saol bordi çok güsel paylaşım ilk konun hayırlı uğurlu olsun Edit: Noktalama işaretleri , Türkçe'nin doğru kullanımı , cümleye büyük harf ile başlama gibi konularda biraz daha dikkat rica ediyoruz.
serenadaschizophrana |
| |
15-08-2008, 16:03
|
#3 |
Üyelik tarihi: 04 2008
Mesajlar: 493
|
Teşekkürler Güzeldi |
| |
15-08-2008, 16:20
|
#4 |
Üyelik tarihi: 10 2006
Mesajlar: 1.005
|
Yaşamın sana açıkça söyleyebileceği tek şey ölümdür, ölümdür.
Öyleyse, yaşamın tek açık anlamı, ölümdür.
Yaşamın tek anlamı ölümse, yaşamın anlamı -- yoktur...
Ölüm, yaşamın anlam içeriği ise, yaşamın anlamı -- boştur...
Ölüm yaşamın belirginleşmiş yanıysa,yaşam, bilinçlendirilmiştir.
Yaşamın tek belirgin yanı ölümse, yaşam her yanıyla -- özgürdür...
okuduğum bir kitapta geçen bir cümleyi anımsattı bana yazının bu kısmı...
bütün ailesini kaybetmiş bir adamın dilinden şu sözler dökülüyor...
-hayatta tüm sevdiklerimi kaybettiğim zaman gerçekten özgür olduğumu hissettim ve özgürlük sanıldığının aksine o kadar da güzel değilmiş...
Bu arada başlık güzel olmuş border* eline sağlık 
__________________ "Dikkatli ol Francis! Homo sapien'i sakın küçümseme...." |
| |
15-08-2008, 20:17
|
#5 |
Üyelik tarihi: 01 2008
Mesajlar: 1.812
|
FELSEFE(işte)Kendimi aradım.
Herakleitos
Felsefe yapmak, kişinin, gelmeyeceğini bildiği birisini beklemesine benzetilebilir.
Yaşamın sana açıkça söyleyebileceği tek şey ölümdür.
Öyleyse, yaşamın tek açık anlamı, ölümdür.
Yaşamın tek anlamı ölümse, yaşamın anlamı -- yoktur...
Ölüm, yaşamın anlam içeriği ise, yaşamın anlamı -- boştur...
Ölüm yaşamın belirginleşmiş yanıysa,yaşam, bilinçlendirilmiştir.
Yaşamın tek belirgin yanı ölümse, yaşam her yanıyla -- özgürdür..
***
Yaşamın, çatışma olacak --- kendinle ve bütün ötekilerle çatışmalar yaşaman...
Yaşam, kendiyle çatışmadır -- çarpışma, savaşma: ki, sonunda da tabii, kaybetmektir -- savaşı da, kendini de...
***
Yaşamın, kendi kendine ağırlık haline getirdiğin şeylerin altında ezilmenin süreci olacak.
Yaşamı 'hafifçe' yaşayabilseydin, yaşamın olayları da uçup giderler, sana yük olazlardı -- ama o zaman da, uçucu, boş olurdu yaşamın. Bu yüzden, yaşadığın her olayı 'ağır'laştıracaksın; ki uçup gitmesin, omuzuna çöksün; sen de onun yükünü taşıyasın.
Yaşaman, yaşamın yükünü yüklenmen olacak.
Yaşam, yükleneceğin yüktür.
Yaşamın, yükündür. Yazı olduğu gibi süper, bu kısımlarsa en hoşuma gidenler..
Çok teşekkürler Borderliner, kesinlikle paylaşımlarının devamını bekliyorum..
__________________
Biliyorum, haylaz bir çocuktur kalbim, laf dinlemez…Özlüyorum desem… Neyi_???? Özlemiyorum desem…Yalan…
Ben, ben olmayı beceremedim… |
| |
16-08-2008, 14:05
|
#7 |
Üyelik tarihi: 06 2008
Mesajlar: 826
|
çok güzel gerçekten harika ve mantıklı ... emeğine sağlık sana karma geliyooo  |
| |
12-09-2008, 17:27
|
#8 |
Üyelik tarihi: 06 2008
Mesajlar: 420
|
Biliyormusun Nereden Geliyorum
Oradan:
senin gidecegin yerden-
en dibinden
acilarin
en içinden
sevinçlerin:
ikimizin gidecegi yerden.
Oradan:
ikimizin oldugu yerden-
çevremizden gelen
etkilerden siyrilip,
kendiligimizden
olustugumuz yerden.
Oradan:
bizim yerimizden-
ikimizin de geldigi yerden:
yenilgiden
üzüntüden
yesillikten
mavilikten.
Biliyor musun
nereden?
Yasamin en dibinden.
Içtenligin en içinden.
Sen ve ben
neden
gelmissek ve gideceksek
o yere, o yerden
kendiligimizden,
gidecegiz ve gelecegiz
o yere
yeniden-
Sen ve ben
yeniden ve yeniden.
senin elin
serin elin
benim elim
derin elim
senin elin
benim elim
benim elim
senin elin
senin elim
benim elin
dingin elin
suskun elim
Gidiyorsun:
Bütün isiklarimi göndersem seninle
aydinlanir misin?
Gidiyorsun:
Bütün sevinçlerimi göndersem seninle
mutlanir misin?
Gidiyorsun:
Bütün hüzünlerimi göndersem seninle
üzülür müsün?
Gidiyorsun:
Bütün acilarimi göndersem seninle
yikilir misin?
Ben
üzüntülü ve yikik
kalirken
sen
aydinlik ve mutlu
git
isiklarimla ve sevinçlerimle:
üzülme
yikilma
aydinlan
mutlu ol.
isik ol
aydinlik ol
sevinç ol
mutluluk ol.
Birak bana
hüzünleri, üzüntüleri
acilari, yikimi-
al götür
isiklari, aydinligi
sevinçleri, mutlulugu.
Gidiyorsun:
Bütün kendimi göndersem seninle
götürür müsün?
Bak, denizdeyim
diyecektim:
bir serin ürperti
yaladi geçti dalgalari-
diyemedim.
Zaten
yoktun ki.
Kim bilir
nasil kuru, nasil tozlu
nasil gürültülü-
ama, belki
nasil da renkli, nasil canli
nasil dingin
bir yerdeydin
günboyu.
Simdi son piriltilar çekilirken
sularin üstünden
sen, belki
nasil kuru, nasil cansiz
nasil bogucu
bir yerdesin-
ama, belki de
nasilsa renkli, canli, dingin-
yerliyerindesin.
Ama
yoksun ki.
Bak, denizdeyim
diyeektim-
diyemedim.
Oraya
senin oldugun yere baktim.
Bir serin ürperti gibi
yaladi geçti dalgalari
o eski deyis:
How do I love thee?
Let me count the ways-
Gördüm seni.
Geldin gözümün önüne:
nasil da duru, nasil ari
nasil canli-
kuru, cansiz, bogucu
yerinde,
bütün bezginliginin içinde
denizde gibiydin.
Ama
yoktun ki.
Bak, denizdeyim
diyecektim:
bir islak esinti
düstü dalgalarin üstüne-
diyemedim.
Zaten
yoktun ki.
Yokum ben sensiz
yoksun sen bensiz
benimle sen
seninle ben
Var misin?
Yok musun?
Yok musun?
Var miyim?
Orada
beni düsünüyorsun
Hissettim bunu:
Bir siddetli rüzgar gibi
asarak tepeleri
geçerek bogazlari
ulasti buraya
geldi dokundu bana
düsünmen beni.
Orada
beni düsünüyorsan
hissetmelisin bunu:
Bir rengarenk isin gibi
asarak tepeleri
geçerek bogazlari
ulasmak oraya
gelip dokunmak istiyor sana
düsünmem seni.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Yerini yitiren kişi,
Yola çıkmak zorundadır.
Yola çıkan kişi, yeni bir yer arıyordur
-ama yola hep bir (eski) yerden
çıkıldığını da unutmaz: her varılan yerin de
(yeniden) bir yola çıkış yeri olabiliceğini...
Yabancılığını kalıcı kılmak isteyen kişinin,
Yerleşikliğinden rahatsız olması gerekir;
ve tersi:yerleşikliğinden rahatsızlık duyan
kişinin kalıcı bir yabancılık bulması...
........
Yola çıkan kişinin, hep,
ayağına takılır yerleşikler
-her ne kadar "yardım etmek", "yol göstermek",
gibi bir "iyi niyetleri" olsa da-:
Yerleşikler nereden bilsinler ki yolu?!
..............
Yol, iki yer arası değildir-
yer, iki yol arasıdır.
........
Yolda yürüyenin yüzü
yönüne çevrilidir
-yöneldiği yer
yüzünden okunur.
.......
Bir yaşam, bir yönün yol olup
olmayacağının deneme sürecidir.
.......
Ama bir yerden bir kez kalkıp
yönü tutturup, yükü sırtlayıp,
yola çıkan kişi, artık,
dursa, hatta yerleşse bile bir yerde,
hep hazırdır artık,
yola da, yöne de, yüke de,
......
Yolda olan kişi için,
her yerleşik yer, yüktür
-bulunduğu yer artık, hep,
yöndür...
Yönelen
yerleşemez."
Konu Borderliner tarafından (12-09-2008 Saat 18:50 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Error
|
| |
Yetkileriniz
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML-KodlarıKapalı | | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:42 .
|