29-11-2008, 01:49
|
#1 |
Üyelik tarihi: 10 2008
Mesajlar: 699
| Therion
Therion, İsveçli senfonik metal topluluğudur. İlk başta death metal tarzında eser verirlerken, sonradan yarattıkları ve günümüzde popüler bir tür olan senfonik metal türünde eserler vermeyi tercih etmişlerdir.
Kuruluşu 1990'ın da ötesinde olan Therion'un tarzı gerçekten oldukça özel... Metalin içindeki seslerden daha benzersiz ve daha özgün sesleri yaratmaya çalışan bu İsveçli grup, senfonik öğeleri, opera tadındaki vokalleri ve Orta Çağ'a özgü koroların mükemmel uyumunu kullanarak klasik metal ve gotik kavramlarını birlikte işleyerek ortaya büyüleyici bir tarz çıkarıyor.
Grubun tarihi, 1987 yılında Blitzkrieg adlı grubun kurulmasıyla başlar, sözü geçen grup Christofer Johnsson adlı vokalist, gitaris ve besteci kişilik tarafından İsveçte Stokholm kenti yakınlarında kurulmuştur. Blitzkrieg grubunun ilk kadrosunda Christofer Johnsson bas gitar, Peter Hansson gitar ve Oskar Forss davul çalıyordu.
Blitzkrieg grubunun yaptığı müziğe değinmek gerekirse;genellikle Motörhead, Venom, Slayer ve Metallica gibi Heavy Metal ve Black Metal öncü gruplarının etkisinde kaldığını söyleyebiliriz.
Blitzkrieg grubu tüm bu kadrosuna rağmen sadece iki kere konser verebilmiş ve hiç demo kayıt yapamamıştır. Zaten 1988 yılında; grup üyeleri dağılma kararı almış, ve grup tarihten silinmiştir.
Blitzkrieg'in dağılmasından bir kaç ay sonra, Chris gitara geçmiş ve Peter Hansson ile birlikte yeniden çalışmaya başlamıştır. Kurulan bu yeni grubun adının Megatherion olmasını kararlaştırdıktan sonra, Gothic Metal öncülerinden sayılan Celtic Frost grubunun müziğinden ilham alarak müzik yapmaya başladılar. Aradan biraz zaman geçtiğinde ise Oskar tekrar gruba döndü ve eski Blitzkrieg kadrosu tamamlanmış oldu. Fakat şimdi tek eksik bir bas gitaristti, bu eksiği de Dismember adlı İsveçli Death Metal grubunda çalan Erik Gustafsson adlı basçıyla giderdiler. Tüm bunlar olduktan sonra grubun ismi Therion olarak değiştirildi ve grup müzik hayatına başladı.
15 yıldır art arda çıkan albümlerdeki klasik etkiler ve korolar, Johnsson'un karizmatik vokallerinden sonra yeni bir ticari marka haline geldi. Grup, ilk başlarda daha çok black ve death metale yönelik albümler çıkardı. 1990'da "Time Shall Tell", 1991'de "Of Darkness", 1992'de "Beyond Sonctorum" ve 1993'te "Symphony Masses : Ho Drakon Ho Megas", bu tarzla raflardaki yerini almıştı. 1994'de kısa bir molanın ardından tekrar iş başına dönen grup, bir yıl sonra iki albümle hayranlarının karşısına çıktı. "Beauty In Black" ve "Lepaca Kliffoth"... 1996'da çıkan albüm ise "Siren of the Woods" adını taşıyordu. Peşpeşe kaydedilen etkileyici çalışmalarla müzik piyasasında önemli bir yer edinen topluluk, aralıksız çalışmaya devam ederek 1996'nın ortalarında bir albümü daha diskografisine ekledi: "Theli"... Bu albümde grup, klasik müzikle metali birleştirdi. Bu özgün çalışmanın ardından Christofer ve grubu, aynı tarzı sürdürme konusuna odaklantı. Bundan sonraki albümler daha senfonik olacaktı.
1997'de "A'arab Zaraq Lucid Dreaming" piyasaya sürüldü. Grup bu albümden "Bizim 10. yıldönümü albümümüz" diye söz etti. Kendilerini senfonik öğelere o kadar kaptırmışlardı ki bundan sonraki albümler tamamıyla senfonik black ve gotik metal türünde olucaktı...
1998'in sonlarına doğru "Vovin" çıktı. Bu albümde kullanılan soprano vokaller, Orta Çağ'ın klasik müziği ve operasını eşsiz bir çekicilikle simgeliyordu. Öne çıkan parçalar arasında "The Rise Of Sodom And Gomorrah", "Eye Of Shiva" ve "Clavicula Nox" sayılabilir.
Bir yıl sonra sunulan "Crowning of Atlantis" albümünde de yine önceki gibi opera görkemi kullanılmış, etkili bayan ve erkek vokaller, tarzın başarıyla sürdürülmesinde önemli rol oynamışlardı. 2000'de "Deggial" çıktı... Black metalle klasik opera öğelerinin eritmesiyle ortaya çıkan tarz, bu albümle tam etkisini gösterdi. Thelide yakalanan hava, gruba bambaşka bir özellik katmış, bu türün devamlılığı kaçınılmaz olmuştu.. Grup elemanlarından biri, bazı parçaları için "Metallica'nın gitarını, Richard Wagner'in operasını düşünün.. İşte bu bizim karışımımız!" demişti... "Sphinx's Seven Secret" ve albümle aynı adı taşıyan "Deggial"in ön planda olduğu çalışmayı 2001 çıkışlı "Secret of The Runes" izledi. Bu kez eski Kuzey Avrupa gelenekleri temel alınmıştı. Dokuz dünyayı anlatan bir ağacın temelini oluşturduğu felsefe, albümde her şarkının bir ağacı ve birdünyayı simgelemesiyle canlandırılmıştı.
Therion, bir yıl sonra "Live in Midgard" ile yeniden müzikseverlerin karşısına çıktı. En sevilen parçaların bir arada olduğu iki cdlik albüm, Therion hayranlarının arşivinde bulunması gereken önemli bir seçki.
Diskografi
* 1990 Time Shall Tell [EP]
* 1991 Of Darkness
* 1992 Beyond Sanctorum
* 1993 Ho Drakon Ho Megas
* 1995 Beauty In Black [EP]
* 1995 Lepaca Kliffoth
* 1996 Theli
* 1997 A'arab Zaraq Lucid Dreaming
* 1998 Vovin
* 1999 Crowning Of Atlantis
* 2000 Deggial
* 2001 Secret Of The Runes
* 2002 Live In Midgard [Live]
* 2004 Sirius B
* 2004 Lemuria
* 2006 Celebrators Of Becoming [DVD]
* 2007 Gothic Kabbalah
resmi siteleri: http://www.megatherion.com/
lemuria,the rise of sodom and gomorrah,gothic kabbalah şarkılarını kesinlikle dinlemenizi öneririm  
__________________ Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim
Varsın hainleri gizlesinler soğuk bir taş altında
Dürüstçe yaşadım ben, karşılığında
Yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim. // Jose Marti // |
| |
29-11-2008, 01:57
|
#2 |
Üyelik tarihi: 09 2008
Mesajlar: 182
|
dinlenesi bi grup kesinlikle paylaşım için teşekkürler 
__________________ Gidiyorum kırık hayallerimi alıp
Nereye bilemeden
Neyi takip etmem gerektini unutarak
Yaralı kanatlarımı topluyorum kanlı ellerime ve gidiyorum |
| |
29-11-2008, 01:58
|
#3 |
Üyelik tarihi: 03 2008
Mesajlar: 517
|
Şarkı ayırt etmeksizin dinlenecek bir gruptur.
__________________ Veritas & Aequitas |
| |
29-11-2008, 02:01
|
#4 |
Üyelik tarihi: 10 2007
Mesajlar: 363
|
Lemuria albümleri zaten başlı başına güzel ve tabii şarkısı da... Konserlerinden birini Dvd de seyretmiştim. Loş bir ortamda mum ışığında izledim ve kendimi orada hissettim. Harikaydı... Bu arada yanılmıyorsam 2005 de İstanbulda konserleri oldu kıl payı gidemedim... Ship of Luna,Son of the Sun,The Blood of Kingu, Veeeee DarkVenus Persephone yani nickimin ilham kaynağı... Dinleyin...
__________________ Bildiğini bilenin arkasından Gidiniz, bildiğini bilmeyeni Uyarınız. Bilmediğini bilene Öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden Kaçınız |
| |
29-11-2008, 02:02
|
#5 |
Üyelik tarihi: 11 2008
Mesajlar: 99
|
bambaşka bir aşkla sevdiğim 5-6 gruptan biri olmayı başarmış harika gruptur.
adamların melodileri ciddi ciddi melodi. riffler beynimin içinde yankılanıyor. alıp başka diyarlara, ne bileyim böyle finlandiyalara, iskandinavyalara falan alıp götürüyor. bazen rock-opera, bazen katıksız death, bazen doom, bazen su katılmamış saf metal... bu adamların bir de senfonik dönüşümden sonraki hallerini dinleyince daha da bir aşık oluyorsunuz. ama eskilerinin de tadı apayrıdır. işte bu yüzden seviyorum sanırım. her albümü farklı ve konsepti olan grupları seviyorum. o yüzden; metallica, dark tranquillity, orphaned land, rotting christ ve tiamat ile beraber bu adamlara tapıyorum. muhteşemler. tek kelimeyle müzikal şölen...
teşekkürler paylaşımın için  |
| |
Yetkileriniz
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML-KodlarıKapalı | | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:49 .
|