JUKEBOX | CHAT | GNOXIS MESSENGER



Geri git   Gnoxis.com > Müzik > Classic > Biyografiler

Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 18-01-2008, 09:44   #1
 
boogee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 3.869
Karma gücü: 149 boogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond reputeboogee has a reputation beyond repute
Thumbs down Franz Shubert







(31 Ocak 1797 yılında Viyana yakınındaki Lichtenhal’de doğmuş, 19 Kasım 1828 yılında Viyana’da ölümüştür).

Roman ve operet kabilinden birtakım uydurmalar –filmden hiç söz etmeyelim- Franz Schubert’i hissi bir hayalperest seviyesine indirmiştir. Bir öğretmenin oğlu ve Beethoven’in çağdaşı olarak klasizm devrinden sonraki Viyana’da mütevazi bir hayat geçiren Schubert, hikayecilerin kurbanı olmuştur.

Gerçekte Schubert hakkındaki bilgimiz pek azdır. Çünkü genel olarak bilinen hususlar şahsiyetini ve eserlerini bir bütün halinde değil, ancak kısmen ortaya koymaktadır. Meçhul kalan eserlerini meydana çıkarmak mümkün değilse de, yaşadığı devri ve tarih yönünden önemini belirtecek birçok hususları Schubert’te bugün de ortaya koymak mümkündür.

Onun Nüfus alanı hoşa giden güzel danslarında, hatta liedlerinde bile tayin edilmiş değildir. gerçi şiirin tarifsiz bir şekilde işlendiği bu liedlerin edebi ilgisi cüsati Homeros’tan Goethe’ye ve o zamanki modernlere (Müller, Rückert, Grillparzer ve Heine) kadar uzanır. Fakat onun asıl ve henüz anlaşılmayan büyük tarihi önemi, tahmin edildiği gibi bu danslar ve liedlerde değil, bilakis sayısız enstrümantal eserlerinde, senfonilerinde, oda müziği ve piyano eserlerindedir. Lied konusundaki önemi çoktandır bilinmektedir. Şimdiye kadar sadece sezebildiğimiz hususların bitmez tükenmez oluşundan dolayı Schubert’i keşfetmek hala daha mümkündür.

Schubert’in sanatkarlığı klasik ve romantik hayat duygusunun ağırlık noktası teşkil eder. Yeni bir form anlayışı ararken, lirik minyatürler denilen lied ve piyano parçalarından, sonat, oda müziği ve senfonişerin İLAHİ UZUNLUĞUNA (Schumann’ın ifadesiyle) vardı. Bu yolda Schubert’in ifade tarzı, ananevi veya sonradan doğan hükümlere takdir edilmeyen bir özellik kazanmıştır. Fakat bizi her zaman muamma ve mucize karşısında bırakan keyfiyet sadece form ve şekil değil, bütün eserlerine nüfuz eden ve onlara iddia edilenden daha gerçek bir büyüklük veren özel bir karakterdir. Bu karakter hissi ve trajik mahiyette değildir; daha ziyade kederli ve ümitsizdir. Neşeli müzisyenliği hafifçe kaplayan yaralı bir ruh halidir. Onun ürpertici büyüklüğü buradadır. Schubert’te Viyana’yı andıran özellikler ona çevreden geçmiştir. Ruhunda anne ve babasının memeleketleri olan Moravya ve Silezya’nın tesirleri görülmektedir. Viyana’nın kenar bir mahallesindeki öğretmen evi genç kemancının ilk öğrenim yeri oldu. Viyana çocuk korosunun yatılı okulunda meşhur Salieri ve Ruczizka’dan besteciliğin temel kurallarını öğrendi. (İhtiyar Ruczizka, “herşeyi kendiliğinden bilen çocuğa fazladan birşey gösteremeyeceğim’’, diye ona ders vermekten vazgeçti.) Daha çocuk korosun üyesi iken “Gretchen Çıkrık Başında’’ ve “Erlkönig’’ gibi eserleri yazdı. Sonradan babasının yanında öğretmen yardımcısı olarak çalıştı. Kont Esterhazy’nin kızlarının piyano öğretmeni olarak iki defa Macaristan’a, dostu büyük muganni Vogl ile konser vermek üzere Linz, Graz ve Salzburg’a gitti. Bunun dışında kendini sadece yaratıcılığa hasreden, çekingen, fakat ciddiyetle yolunu arıyan bir insanın hayatını yaşadı. Beethoven ve Goethe’ye, ayrıca Michael Hayd’a sonsuz hayranlık besleyen Schubert’in çalışkanlığı hudutsuzdu. Vakitsiz ölümünden kısa zaman önce Simon Secter’in kontrpuan derslerine devam etmeyi düşünmüştü. Bu niyetini tahakkuk ettirmedi. Ancak bu hususlar ve etrafındaki dostları onu münzevi hayatından çekip dünyaya bağlıyordu.
Beethoven’in ölümü onu çok sarstı. Yaşayışına derin bir hüzün çöktü. Bedbin ruhlu şair Wilhelm Müller’in WİNTERREİSE /kış yolculuğu) adlı şiiri üzerine yazılan liedlerde ve do majör tonunda olan iki büyük eserde (do majör senfonisi ve daha sonraki Bruckner stiline yönelen do majör kentedinde) bu son olgunlaşmanın havası esmektedir.

Filhakika, Schubert’in liedlerinde, senfoni, oda müziği ve piyano eserlerinde, kilise müziğinde, hatta operalarında keşfedilecek daha pek çok şey vardır.
__________________
**BooGee**
...Tepemde Cellat Zaman...
...:::A Divinis:::....

** TJOBD **
boogee isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Bağlantılar
Cevapla

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:25 .


Gnoxis.com ©2000 - 2008
Powered by vBulletin Version 3.7.2
Ad Management by RedTyger

***NoRa iS WaTcHinG YoU***



*** Gnoxis.com ***

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143