'Erke dönergeci'nin nasıl bir tasarım olduğunu bilmiyoruz, o yüzden bazı varsayımlarla hareket edeceğiz.
Birinci varsayımda, Erke 'soğuk füzyon'u bulmuş olabilir. Yani, aletinizin bir tarafına deniz suyunu (aslında döteryum ya neyse) koyarsınız, karşılığında 'sonsuz' diye tanımlanabilecek temiz enerji elde edersiniz.
Füzyon, atom çekirdeklerinin birleşmesi anlamında kullanılıyor. Zaten Türkçesi 'kaynaşma.' Bu yöntem, çekirdek bölünmesine (fizyon) dayalı mevcut nükleer enerji teknolojisinin tam tersi.
Güneşimiz tam da bu yöntemle, yani atom çekirdeklerinin birleşip bir üst atomu yaratmasıyla enerji üretiyor. Ama bu olay güneşte (veya hidrojen bombasında) aşırı yüksek sıcaklıklarda gerçekleşebiliyor.
Bilim dünyasının rüyası, bu işlemi daha 'normal' ısılarda yapabilmek, çünkü ancak o zaman açığa çıkan enerjiyi kullanmanın bir yolu bulunabilir.
'Soğuk füzyon'a teorik itirazlar da var ama hep esas güçlüğün mühendislik tasarımdan kaynaklandığına inanıldı. Eminim dünyanın bir yerinde birileri şu saatte bile soğuk füzyon düşünüyor, çalışıyor.
Erke'nin soğuk füzyonu bulma olasılığına sıfırdır diyemem ama vereceğim ihtimal sıfırdan ancak azıcık yüksek olabilir.
Umarım yanılıyorumdur.
***
Erke ile ilgili ikinci varsayımım, Hürriyet gazetesinin ilk gün manşetinde kullandığı 'Con Ahmet'in Devridaim Makinesi' yani bilimdeki Latince adıyla 'perpetuum mobile' (kalıcı, ebedi, sürekli, aralıksız,
bitmez tükenmez hareket) olabilir.
Bu da bilim dünyasının bin yıla yakın zamandır devam eden 'rüya'sı. Yalnız bu çeşit makineler için çok temel bir engel var: Termodinamiğin birinci ve ikinci yasaları.
Çeşitli kaynaklara baktım, bu çeşit makineler de aslında iki ana dalda ele alınıyor. Ve her iki dal da, bu iki yasadan en az birini ihlal ediyor.
Termodinamiğin birinci yasası, kabaca bizim 'enerjinin sakınımı' dediğimiz kuralı getiriyor. Yani, evrende enerji kaybolmuyor ama bir formdan diğerine değişiyor. İşte enerji bir formdan diğerine geçerken bizim gündelik hayattaki tabirimizle bir miktarı kullanılamaz hale geliyor. Otomobilimizi düşünelim, o temelde bir 'ısı makinesi.' Benzini yakıyoruz, açığa çıkan ısı pistonu itecek kuvveti oluşturuyor, piston krankl milini itiyor, diğer dişliler mildeki hareketi tekerleklere aktarıyor ve otomobil yürüyor. Ama bu arada benzinin ürettiği ısı motoru da ısıtıyor, oradan ısı soğuk yönlere doğru transfer oluyor, yani bizim efektif enerjimiz bir yerde havayı da ısıtarak bizim için 'kayboluyor.'
Buradan geliyoruz ikinci yasaya. Bu yasa da, açığa çıkan enerjinin evrende karmaşayı (entropi) artırdığını söylüyor. Yine otomobilimize dönecek olursak, benzin oksijenle birleşip yanıyor ve ortaya başka bir molekül, karbonmonoksit çıkıyor. (Yanı sıra bazı artık materyaller de var ama onlar şu an bize lazım değil.) Ayrıca motor kapağındaki ısınma yakın çevredeki atomları hareketlendiriyor vs. Yani daha önce görece daha düzenli olan evren biz gaza basınca yine görece düzensizleşiyor.
-alıntı- |