2012 yılı, mayaların takvimlerinin bitiş anı olarak kaydedilmiştir. Takvim incelendiğinde ise doğrudur.
Bazıları mayaların çok gelişmiş bir uygarlık olduğundan bahseder.
sanırım maya takvimi diye bahsettiğiniz şeyi kaç kişi araştırıpta baktı?
işte bahsedilen takvim:

Ki maya takviminin sonsuza kadar gitmesi gerekmiyor dimi? yoksa o yuvarlak taşa sığmazdı yıl çizergesi. Sonsuzluğuda taşa işleyecek değiller, biryerde bitmesi lazım.
maya takviminin başlangıç noktası M.Ö. 11 Ağustos 3114
Peki mısır takvimi? M.Ö. 4242
yaklaşık 1000 yıl önce mısırlılar baya düzgün bir yıl/gün oranında tarih akışını bulmuşlardı. Ozaman mayalar daha geç bulmuş ve gelişmiş oluyor mısırlılardan dimi?
Mayalar ileri medeniyet olsalardı eğer kendi sonlarını getiren salgın hastalığa çare bulurlardı, bazı toplulukları rüşvet ile ispanyolların tarafına geçmezlerdi, kendi düzenledikleri futbol turnuvalarında kaybedenleri tanrıya kurban etmezlerdi,aztek veya diğer köylerdeki insanları kaçırıp kurban etmez o çok övünülen 365 basamaklı merdivenden kurbanların kellelerini yuvarlamazlardı, İleri medeniyet olsalardı kurbanlarının kafataslarını koymak için bu duvarı örmezlerdi.
Herhangi bir maya arkeoloğuna sorun aynı cevabı verecektir. Çünkü maya tapınaklarında neler yapıldığına dair çok güzel vazolar yapmışlardır. Her vazo bir kurban törenini temsil eder. Düşünün eğer milyonlarca bu vazolardan bulunduysa( ki bulunamayanlar da var) kaç tane kurban verilmiştir?
mayaların astronomik bilgilerine bakınca aslında astrolojik olduğunu görürüz. Mesela
venüsün güneşten daha önemli olduğunu düşünüyorlardı. Mayalar, venüsün onlar üzerinde psikolojik etkisi olduğuna inanıyorlardı. Savaşlarını bile venüs ile jüpiter'e göre ayarlıyorlardı. Bu bildiğiniz falcılıktır. Bir fala veya jüpiterin konumuna göre savaşlarını düzenleyen bir toplumun düzgün düşünebilme veya geleceği tahmin etme seviyesi şüphelidir.
Ki ispanyollarla yaptıkları savaşta baya iyi kanıtlanmıştır gerçekliği.
Sanırım bu bahsettiğimden değişik bir tür olan insan kemiğinden yapılmış vazolardan biri. Kendisi nadirdir.
http://news.nationalgeographic.com/n...maya-vase.html
İleri medeniyet tabi
Bazıları mayaların matematik konusunda inanılmaz iyi olduğundan bahseder.
sıfırı onlar bulmuşlardır gibi bir hipotez ortaya atmışlardır.
sıfırı ilk bulanlar babilonlardı. Sexagesimal bir tabanda sayılarını yazarken negatif değerler ile pozitif değerlerin birleştiği yerin arasına boşlık veya nokta koyarlardı. Sıfırı böyle dile getirmişlerdir.
http://en.wikipedia.org/wiki/Sexagesimal
Mayalar konusunu bitirdiğimize göre sanırım şu ünlü Marduk olayına bakalım isterseniz.
Bir astronom arkadaşımdan alıntı yaparak yazıyorum
Güneş Sistemi'nde periyodu (yani Güneş'in çevresindeki dönüş süresi) çok uzun bir gezegenin olduğundan ve bunun dünyaya çok yakınlaşacağından bahsediliyor. Güneş Sistemi'nde böyle bir gök cismi şimdiye kadar mutlaka hem ulusal gözlemevleri hem de amatör astronomlar tarafından mutlaka keşfedilirdi, bu marduk'a inananların; Marduk'un bir sahtekarlık olduğuna dair cevap veremediği ve asla veremeyeceği en kuvvetli dayanaktır
Amatör astronominin bu kadar gelişmiş olduğu günümüzde devletler böyle bir gök cisminin varlığını keşfetmiş olsalar dahi bunu uzun süre gizleyemezler, dünyaya varmasına 4 sene kalmış gezegen boyutunda bir gök cisminin gökyüzünde nasıl gözükeceğine dair en ufak bir fikir sahibi olmayanlar o gezegenin hala Güneş Sistemi'nde köşe kapmaca oynadığını düşünebilirler, ama bu da kendilerini kandırmaktan ileri gitmez.
Neden mi?
1) Gezegen dediğiniz cisim Güneş Sistemi'nin dışından öyle beş dakikada gelemez. Bu en başta fizik kurallarına aykırıdır, kavramakta güçlük çekiyorsanız, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jupiter'in yörüngesinde yaptığı hızı söyleyeyim, saniyede 13 kilometre. Bu hıza rağmen Jupiter bir turunu 11 yılda tamamlamaktadır, yani bir Jupiter yılı 11 dünya yılına eşittir. Bu Marduk denilen gezegenin Jupiter'den üç kat daha büyük olduğu söylendiğine göre hızını da üçle çarpalım (şimdi neden üçle çarptık bunu da bilmiyorsunuz tabi, kütle diyorum sadece) ve 3600 senelik periyoduna oranlayalım: Yaklaşık 4.541.184.000.000km ediyor, yörüngesinin eliptik olduğunu bir an göz ardı edip çevresi bu kadar olan bir çemberin çapını hesaplayalım, yaklaşık olarak 723.118.471.337km. Yani Neptün'ün yaklaşık yörünge çapının 70 katı. Güneş Sistemi'nin yaklaşık çapının 37.500.000.000.000km olduğunu düşünürsek şimdiye kadar mutlaka keşfedilmesi gereken bir gök cismi, zira bilmem biliyor musunuz ama kendisinden trilyonlarca kez uzakta bulunan yıldızların yörüngelerindeki gezegenler keşfedilmişken Güneş Sistemi'ndeki bir gezegenin hala keşfedilememiş olması sadece komik.
2) Gezegen dediğiniz cismin belirli bir yörüngesi vardır ve o yörüngeyi izlemek zorundadır, en temel fizik kuralları bunu gerektirir, gezegenlerin kafasına göre hareket etmesi halinde dünyada yaşam olabileceğine ihtimal veriyor musunuz? Marduk da öyle kafasına göre hareket edip başka gök cisimlerinin arkasına saklanarak kendisini gizleyemez, haydi gizledi diyelim, kütle çekim etkisini ortadan kaldıramaz, bugün göremediğimiz cisimlerin (kara delikler örneğin) çevrelerine yaptıkları kütle çekim etkisi nedeniyle var olduklarını bulabilecek teknolojiye ve birikime sahibiz.
Yani sözün kısası Marduk diye inandığınız şey bir balon, aslı astarı olmayan bir yalan. Aklımdaki bilgileri hesap makinesi yardımıyla aktarıyorum sadece, o kadar.
dünyayı değiştirecek dediğiniz foton'u incelediğimizde:
http://en.wikipedia.org/wiki/Photon
Foton, bütün dalga boylarında elektromanyetik radyasyon taşır, ayrıca Gamma ışıması X-ışını, Ultraviole ışık, görünen ışık, infrared ışık, mikrodalgalar ve radyo dalgaları barındırır. Üstelik ışık hızında hareket eder.
Genel formülü:
şeklindedir.
Bu foton'u biz yaratabiliyoruz. E ozamn nasıl hala etkilemedik? uzaydaki foton farklı bir fotonmudur?
Yoksa aynı foton fakat başka inanışlarmıdır?
5. boyut nedir?
istediğimiz zaman zamanın bi yerinden alternatif bir zamana geçebilmedir. fakat böyle birşey için paralel evren teorisinin gerçekçiiği ve ayrıca 4. boyutuda atlamamız gerek daha tam kavrayamıyorken hemde.
Buarada Alber Einstein'in bir lafı vardı, bir canlı bir boyuttan diğerine geçtiğinde o artık yaşamıyordur. Çünkü hiçbir düzen bu dönüşümü kaldıramaz.
Nasıl 2. boyutta gezinemiyorsak.
2 den atlanıyor 12 ye. peki neden DNA 2 sarmallıdır?
ve neden başka sarmallara ihtiyaç duymaz?
DNA kendisini en hızlı şekilde kopyalayabilmesi için çift sarmala ihtiyacı vardır. Böylece ortadan ayrıldığında, kalan boş tarafa enzimler yardımıyla kodun diğer tarafı yerleştirerek ayrılan sarmal oluşturulur. Ve bu eklemelerdeki hatalar mutasyona sebebiyet verir.
12 sarmal olması gereksizdir nedenmi? kod sayısını uzatır ve çok sarmallı olması kırılan zincirdeki genetik tetiklemeleri olanaksız kılar.
Geri kalan bilgiler ve bulan denilen bilimadamları için buraya bakabilirsiniz.
İnsanlığın Büyük Değişimi (kehanet değil)
Umarım açıklayıcı ve tatmin edici olmuştur
